kaynak


27 MART'TA  27 BİLDİRİ  

 

Yakınmak yerine ne yapmalı sorusunun yanıtını aramalıyız...

Tiyatromuzun, bir an önce hızlanan algılara yetişmesi, çağın yarattığı yeni duygu ve kimliklere oyunlarında acilen yer vermesi, klasik sahneleme anlayışından farklı biçimler denemesi gerekli. İnsanların yaşamlarının her anında tiyatroya ihtiyaç hissetmesi için albenisini parlatması gerekli.


SERTAÇ AYVAZ
Açıkça Tiyatro Topluluğu

İlköğretim okullarında müfredata girmiş olan "yaratıcı drama" derslerinin eğitmenleri tarafından öğrencilere hakkınca aktarılarak, en azından geleceğin tiyatro seyircisini oluşturması sağlanmalıdır.

Tiyatro eğitimi veren kurumların 'çağdaş tekniklere' yaslanarak ders planlarını yenilemesi, tek tip oyun ve oyuncu modelinin yerini; gerek yazarıyla gerek yönetmeniyle, gerek oyuncusu ve eğitmeniyle yerini  'üslupta daha modern bir biçime'  bırakması gerekmektedir.
 
Genç gruplar! Acilen daha dinamik, daha bilgili ve bilinçli, dayanışma içinde, beraberce , seyircinin aradığı yeni enerjiyi onlara ulaştırmak için çalışmalı,  bunu Türk Tiyatrosu' nun geleceği adına görev edinmeliyiz.
 
Herkese tiyatro !

27 Mart
Dünya tiyatrolar günü kutlu olsun!

Kutlu olsun.
Genelde boş ve az seyircili salonlarıyla.
Hükümetlerin ve belediyelerin göstermelik ilgisiyle.

Bugün ülkede tiyatronun, artı oyun yazarlığının nerede olduğu, hangi kıstasta bulunduğu, ne gibi zorluklarla karşılaştığı ve de onca soruna rağmen ayakta durmaya çalışmasıyla kutlu olsun Dünya Tiyatrolar günü.


BEKİR TOSUN
Oyuncu ( E.S.E.K.)

17 milyonluk nüfusa sahip, kültür ve sanat şehri kabul edilen İstanbul'un bir gecede tiyatro salonlarının seyirci kapasitesini kırk binde bir, elli binde bir olarak söylemek tiyatroya emek verenler için çaresizlik ve üzüntü vermesiyle kutlu olsun.
Bütün bu gerçekleri görmeyip ve daha kötüsü yok sayan insanlarıyla kutlu olsun Tiyatrolar günü.

Sadece yıl da bir kez, bazı 27 Martlarda, bazı az gelişmiş illerden, bazı ilköğretim okullarını İstanbul'a getirtip, şov yapanlara kutlu olsun.
Ve bunun tiyatroya, sanata katkı olduğunu zannedenlere de kutlu olsun.

Her şeye rağmen her şartta ve her koşulda aklı, kalbi tiyatroyla dolu olan tiyatro adamları bütün bu zorlukları -televizyonu, ilgisizliği, az olan seyirciyi, hükümetleri, belediyeleri- zaman içinde kendisinin iç dinamiğine dönüştürerek aşacaktır.

Toplumun uygarlık seviyesinin göstergesi olarak, çağdaşlaşmaya ve evrenselleşmeye katkısıyla kendi kültürünü yaşatıp diğer kültürlerle de ilişki kurarak evrenselliğe varması "Tiyatro" ile gerçekleşeceği ve buna önayak tiyatrocular olacağı için tüm tiyatrocuların 27 Mart Dünya Tiyatrolar günü kutlu olsun.



CANAN MERTOL
Yatırım Uzmanı
( Seyirci )

"Sinema salonlarımız kadar tiyatro salonlarımız olsa ne kadar güzel olur.Tiyatro seyircisi olarak daha fazla salon açılmasını ve bununla birlikte devletin bir politika belirleyerek tiyatrolara maddi anlamda yardım etmesini umut ediyorum.

Toplum için sanat vazgeçilmezdir. Biz seyirciler önümüzdeki yıllarda daha kaliteli oyunlar görmek istiyoruz.


Gerçeklerden kaçmak mümkün mü? Yaşamsal gerçeklerden kaçmak mümkün gibi görünse de, sanatsal gerçeklikten kaçmak mümkün olamıyor. Sanat en yalın haliyle yansıttığı için gerçeği,kaçmak isteyen bireyin bırakmaz yakasını.


SABAHATTİN MUTLUER
Sarıyer Sanat Tiyatrosu

Bir bakarsın bireyin kaçışının kendisi sanatın konusu oluverir. Böylece birey yoğun ışığı yüzüne yemiş tavşan gibi kalakalır. Gerçeklerle yüzleşmek cesaret ister. Bu cesareti gösteren oyuncunun yüzüne vuran binlerce vatlık ışık bile şaşkına çevirmez oyuncuyu. Aydınlanmanın öz evlatlarını korur ışık. Gerçekleri yalınlıkla söyleyenleri aydılatırken,yüzleşmekten kaçanları korkutur. İşte bu yüzdendir ki ülkemizde tiyatro salonlarından kaçanların sayısı kaçmayanlardan daha fazla oluyor. Ey insanlık! Çanlar sizin için, üçüncü zil ise korkusuz izleyiciler için çalıyor. Tiyatro günleriniz kutlu olsun, Dionyzos'un çocukları!


Merhabalar,
Günümüzde ve ülkemizde hala bazı şehirlerimizde çok zor şartlara rağmen tiyatro yapılabiliyor olabilmesi sevindirici.
Bizim bulunduğumuz kent olan Antalya'da malesef en büyük sorunumuz tiyatro salonu eksikliği. Oyun çıkarıyoruz ancak sahnelemek için boş salon bulmak  çok zor. Çünkü yeterli sayıda tiyatro salonu yok. Ama, en azından var ve az sayıda da olsa oyun sahneleyebiliyoruz. Maalesef bütün şehir ve kasabalarımız  için bu geçerli değil. Bir çok şehir ve kasabada hiç tiyatro salonu yok. İsteğimiz şehir merkezinde onlarca büyüklü küçüklü gerçek tiyatro salonlarının olması ve bunu bütün Türkiye için istiyoruz.


ÜÇÜNCÜ ZİL
TİYATRO TOPLULUĞU
Antalya

Devletin ve yerel yönetimlerin öncelikle sahne konusuna el atması gerekli.  Özel ve amatör tiyatrolara şimdi olduğundan çok çok fazla destek verilmeli. Her ilde ve nüfusu belli bir sayıda olan her ilçede ya devlet tiyatrosu ya da belediye tiyatroları kurulmalı. İnsanlara daha çok tiyatro ulaştırılmalı.

Devlet tiyatroları daha özerk bir yapıya kavuşturulmalı. Daha üretken hale getirilmeli.
Tiyatro ne kadar çok yere ve seyirciye ulaşırsa tiyatroya olan ilgi de o oranda artar.Ülke genelinde daha çok amatör tiyatro kurulur.
Amatör tiyatroların sayısı ve niteliği arttıkça Türk Tiyatrosuna büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Devletin çok sağlam ve etkin bir kültür politikası olması gerekir. Kültüre, sanata ve tiyatroya ayrılan maddi kaynağın şimdi olduğundan çok fazla oranda arttırılması gerekir.
Tiyatro ve sanat dolu günler dileğiyle.

Günümüz tiyatrosunda beni artık en fazla korkutan kesim "tiyatro yapma tutkunları." Tiyatroya en fazla zarar verecekler de onlar! Bir kısmı tiyatroyu adeta dine, sahnede olmayı da bir dinsel ayine dönüştürmekte, diğer bir kısmı ise bunu sebebini açıklama gereği bile duymadığı, sadece bireysel fanatik bir egosal tatminle yapmayı istemekte.

Sitemize her gün, tiyatrocu olmak isteyen çok sayıda gençten mail geliyor. Neden ille de oyuncu olmak istiyorsun soruma verilen yanıtlar "Çok istiyorum"un farklı abartılarla yinelenmesinden ibaret. Sanki birisi onlara konservatuara girmenin ya da tiyatrocu olmanın yolu "ne kadar çooook istediğine" bağlı demiş gibi, çok istediklerinin ispatlama yarışına girer gibiler. Oysa çok istemek, ölümüne istemek, tutkuyla istemek "neden istediğinin" cevabı değil.


ERTUĞRUL TİMUR
Tiyatrom.Com

Sanatı kişisel ego tatmini olarak gören bir tiyatrocu modeli doğal olarak ne kimseye bir şey yansıtacak ayna olmayı beceriyor, ne de yukarıda gezinen insanlar için bir şeyler yaptığını, yapması gerektiğini düşünerek sahneye çıkıyor. Bu durumda da salonun üstündeki yoldan geçip giden insanın tiyatro, tiyatrocunun da bu insanlar umurunda olmuyor. Tiyatroculuk giderek bir spor kulübünün taraftarlığı gibi kişisel tatmini, tapınma ayini ya da gündelik yaşamdan kopup bir nevi psikoterapi aracı gibi kendi dar kabuğuna, yer altındaki salonuna sıkışıp kalıyor.

Tiyatronun bugünkü durumu toplumumuzun bugünkü durumundan çok farklı değil. Bilinçten ve toplumsallıktan kopuk, ideallerini yitirmiş, kendi suni yeni değerlerinin içinde debelenip durmakta.


Anlamlarını yitiren günlerden de olsa ya da bir anlam ifade etmeyen günler gibi algılansa da, okullarda edebiyat kollarının yüzeysel ve anlamsız kutlamalarıyla geçiştirilen bir gün de olsa aslında önemli bir gün; 27 MART DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ.


RAPTİYE TİYATROSU

Gün'ün anlamı anlaşılmasa da, önemi bilinmese de tiyatrolar, sanatçılar, tiyatro severler bu önemi biliyorlar. Tiyatrolar, ödenekli ya da özel olsun bu günde -hatta bu bir hafta- perdelerini ücretsiz açıyorlar seyircilerine, bu günde değişik organizasyonlar yapıyorlar. Bu tip şeyleri hangi sanat dalı yapıyor ya da yapar? Sinema mı? Ya da diğerleri mi? Tiyatro burada ayrışıyor işte. Tiyatronun amacı daha da belirginleşiyor. Daha insancıl yüzü ortaya çıkıyor.

Tiyatroya sırf bu yüzden bile gönül verilebilir. Emek harcanabilir. Her şeyin metalaştığı bu dünyada buna çok fazla ihtiyacımız var diye düşünüyoruz. Bu bağlamda ANADOLU gruplarına daha fazla iş düştüğünü düşünüyoruz. Anadolu gruplarının hep; birbirini desteklemesi gerektiğini, ortak organizasyonlar yapması gerektiğini, yardımlaşmalarını arzuluyoruz. Grup olarak bu uğurda çalışmalar da yapmayı düşünüyoruz önümüzdeki dönemlerde. Hep söylediğimiz gibi;

Tiyatro Hayattır. Hayat Tiyatrodur.
SEYİRCİ KALMA SEYİRCİ OL!
Bol tiyatrolu günler.


Günümüzde maalesef tiyatro 3-5 mekana tıkılı kaldı. Oyun oynamak çok güzel bir hadisedir.Körebe ile Hamlet' i oynamak aynı şey değildir ama temelinde bir fark yoktur aslında. Her ikisinde de kendi kuralları , kendi gerçekleri  içinde bir şekilde rol yapılmaktadır.



PERVASIZ TİYATRO

Bugün  tiyatro sadece entellektüel faaliyet gibi algılanıyor ama SADECE BU DEĞİLDİR. BU ŞEKİLDE BALTALANMASINA İZİN VERMEMELİYİZ.



YÜKSEL AYMAZ
Gölge Tasarımcısı

Tiyatro insanlar için her zaman eğlencenin yanı sıra umut kaynağı olmuştur. Olacak da! Sahneden haykırırcasına ama sessizce hayata dair sır verirken aslında sır değil gerçekleri de anlatmış olmuyor mu? Günümüzde de tiyatro vazgeçilmezler arasında, unuttuğumuz değerleri yeniden kazanmak için umudumuzu yitirmemeliyiz, şayet biz (Tiyatrocular) umutsuzluğa kapılırsak, insanlık kaybetmiş olacaktır. Yani sorumluluğumuz büyük! Saygılar...


"İnsan varlığını anlamlandırırken, yanında ya da karşısında hep birilerini ve birşeyleri bulur. Onurlu ve yurtsever insanın,  mücadele edeceği ve karşısında bulacağı 'birileri'ni ve 'birşeyleri'  fazla seçme şansı yok.

İnsana ve insanlığa neyin ya da kimlerin düşman olduğu belli... 


DEĞİŞİM ATÖLYESİ OYUNCULARI

Ama insan bu yolda, yanına neleri ve kimleri alabileceğini tabi ki seçebilir.

Biz hayatı üretirken ve değiştirmeye çalışırken, tiyatroyu da yanımıza almaya, onu kendimize yoldaş etmeye karar verdik...

Tiyatro insanlığın umutlarından birisi olsun, tiyatro insanın düşmanlarının karşısındaki yerini alsın diye...

Ve tüm tiyatroseverlerin ve 'Dünya Tiyatrolar Günü'nden haberi bile olamayan     'insanlarımız'ın 'Dünya Tiyatrolar Günü' nü kutluyor...."


Tiyatro çok güzel birşey.Ben tiyatroda çok eğleniyorum. En çok sessiz olunmasını seviyorum. Ama bazen büyük sınıflar konuşuyorlar.
CAN (6)

Tiyatroyu çok seviyorum.Tiyatro sürekli alarmı çalan bir saat gibi. Hani bir oyunda Edi diye bir çocuk vardı. Arkadaşıyla oynarken hep saat çalıyordu durmuyordu.
MİRAY (6)


ÇOCUK SEYİRCİLER


Bence tiyatro muthis bir sanat.
Oyuncu o anki ruh hali ne olursa olsun rolunun icinde harmanlanıp bize sahnedeki kimligi ile ulasabiliyor. Seyirci ile bire bir karsi karsiya oynayabilmek buyuk bir basari. Ben tiyatronun her kesime ulasabilmesini isterdim, Tum oyunlar izlenebilmeli, Fiyatlarin biraz daha uygun olması cok kisiyi tiyatroya cekecektir.

KERİME GÜMAN
Ev Hanımı

Gene de tiyatro görsel sanatlar icinde daha etkileyici ve daha gercek bence.


Seyircinin de tiyatrocuların da çimdiklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda seyircinin cesaret edip kendini yeniliğe daha fazla açması ve tiyatrocunun da kalıpları kıran riskli çalışmalardan korkmamasını diliyoruz.


YEŞİM ÖZSOY
Ve Diğer Şeyler
Tiyatro Topluluğu

 

Önceki sayfayı okumak için Tıklayın...

Siz de Fikrinizi Söyleyin !!!

Ferhat Arslan 03.04.2006
ÖLÜMCÜL 26 GÜNAH VE
   BUNA KARŞIT YAŞAYAN TEK BİR SİLAH
1- Tükenmesi gereken ne varsa tükeniyor.Tüketeceğimiz ne kadar şey varsa tüketiyoruz.Tiyatro sanatını buna alet etmek isteyen kim ve kimler varsa defolun salonlardan.
2-Küçük adam egosunu tatmin etmek için sahneye çıkıp büyük adam olduğunu sananlar defolun!
3-Bir yerlere gelmek için tiyatroyu araç olarak kullanan post-insanlar defolun!
4-Televizyona geçiş basamağı olarak tiyatroyu kullananlar defolun!
5-sahnedeki lümpenler defolun!
6-Sahnedeki dinazorlar defolun!
7-sahnedeki faşistler defolun!
8-Sanatı sömüren politik güçler defolun!
9-Bildiğini paylaşmayanlar defolun!
10-Teorik ve pratik anlamda merakı ve zahmeti olmayan,sırf oynuyorum diyenler defolun!
11-Kendini tiyatronun merkezi sananlar defolun!
12-Tiyatroya sahip çıktığını sanan ve tiyatrocusunu görmezden gelenler defolun!
13-Seyirci gelmiyor diyenler ve seyirciye göre oyun yapanlar defolun!
14-Seyirciyi tiyatroya küstürenler defolun!
15-Seyirciyi küçümseyenler defolun!
16-Geleceğin tiyatrosunu yaratmak adına çaba sarfetmeyenler defolun!
17-Geleceğin seyircisini oluşturmak adına mücadele etmeyenler defolun!
18-Bütün eksikliğine rağmen dergisine sahip çıkmayanlar defolun!
19-Sansürcüler defolun!
20-Taraf tutanlar defolun!
21-Tiyatroyu kendi ideolojik penceresinden görüp,dışındakileri neredeyse
tiyatro saymayanlar defolun!
22-Benci'ler defolun.
23-Yayınevine sahip çıkmayanlar defolun!
24-bize "siz bir dizide oynamıyor musunuz?","sizi
tanımıyorum","tiyatronuzda tanınmış biri var mı?" diyen izleyiciye,bunu
dedirtenler defolun!
25-Sanatımızı aşağılayanlar defolun!
26-...VE BİZİ BU HALE DÜŞÜRENLER defolun!
27-VE HERŞEYE RAĞMEN "YAŞASIN" TİYATRO DİYENLER

Doğaçlama oluşan bu yazı, ben dahil hepimizin içinde bulunduğu ve hizmet ettiği bu suç batağında üzerinde düşünmemiz gereken hassas unsurlardır... Tiyatronun gerçek emekçilerine ve ustalarına sevgi ve saygılarımı sunarım.Zaman tek yumruk olup buna karşı durma zamanıdır.Bu ateş hiç sönmesin

Ferhat ARSLAN-fatih belediyesi tiyatro topluluğu oyuncu  ve yönetmeni
NOT: Bu yazı sadece beni bağlar topluluğu temsil eden bir yazı asla
değildir.

Av. Birsen Emekçi 28.03.2006
İzmirde neler olmuş yazık.İstanbulda da tiyatrosuz bir tiyatro günü vardı. Afife Jale sahnesinde tiyatro yerine Cem İdiz ve kimin dolduruşuyla şarkı söylüyorsa Hülya Savaş'ın konseri vardı.Tiyatrocu olmayan Ülkü ERAKALIN'ın tiyatrocularla ilgili kısa film gösterisi olmasa günün anlamı bile anlaşılmayacak
Tiyatroya saygısı olmayan ve kıyafetleri bile döküülen iki oyuncu sunum yapıyor. Bülteni okuyan oyuncu (müsveddesi diyelim) daha önce metni okumadığından sürekli hatalar yapıyor ve zaten başarısızca yazılmış bülteni berbat ediyor. AKM de ise durum farklı değil. Müzik ve dans ağarlıklı gösteriler.
Nedir bu Dünya Tiyatrosuzlar Günü mü?
Aynur Diz, Timur Ölkebaş 28.03.2006
Neden ve Nasıl Tiyatro!..

Daha insanca bir yaşam uğruna
Yıllardır İnatla
Yıllardır Amatör Ruhla
Yıllardır İnadına Amatör Ruhla
Okuduğumuz şeyi oynamak değil; haybeden
İnandığımız şeyi anlatmak; sahneden...

Yaşasın Tiyatro!..

 

Arzu Karcı 27.03.2006

Tiyatro Özgürlüktür!

 

Sennur Nogaylar 27.03.2006
Seyircilerin tiyatro salonlarını doldurmaya başladığı günümüzde oyuncu olmak için çok fazla talep var. Ama bazen bunların magazinsel olduğunu ya da kendilerini tatmin etmek için bu işi seçtikleirni görüyoruz.Evet oyuncu olmak istiyorlar ama bu işin belli kuralları olduğunu unutuyorlar. Tiyatro kalitesi yok malesef.Diğer taraftan "Ben birkaç oyunda oynadım ee o  zaman oyun da yönetebilirm" diyorlar. Ortaya kötü işler çıkıyor.İnsanların tiyatroda seyrettikleri kötü olunca TV ye yönelme oluyor.Ben yemek yemekten zevk alıyorum diye bu iyi yemek yaptığım anlamına gelmiyor.Onun için çalışmak şart, kafa yormak şart, okumak, araştırmak, ne nasıl olur bunları bilmek şart.Uğraş vermek gerekiyor, tiyatro emek istiyor, yapılan işin haz duygusunun ötesinde seyredilebilir olması gerekiyor.Eğer bir lokanta kuracaksanız esnaf ahlakına sahip olmalısınız.Temizlik , hijyen sağlıklı besinler, müşteri ilişkileri, esnaf ilişkileri, müşteriyi sürekli kılma noktasında çok önemlidir.

Genel olarak tiyatro adına umutluyum.Yeni tiyatrolar toparlanıyor.Artık sadece şehir ve devlet tiyatroları yok.Çok genç ve bu işi gereçkten seven grupların olması sevindirici. Tiyatrodaki bu canlanmayla birlikte seyirci yeniden kazanılmaya ve kemikleşmeye başladı.

 

Mehmet Çelik 27.03.2006
Kirlendik her yanimiz pislik içinde sabah servis araçlarinin eksoz dumanlari,dükkanlarin daraba sesleri,dolmuslarin korna sesleri,içimize giren hormonlu meyve sebze...

Güç tutkumuz ne zaman sona erecek ,ne zaman isimizi iyi yapmaya karar verip,bir üst kademeye yükselme tutkusundan vazgeçecegiz.Ne zaman  yeni ülkeleri tanimak için onlari isgal etmekten vazgeçecegiz. Ve ne zaman bu kadar yemek bana yeter,al bunu da sen ye dostum diyecegiz.

Bos verin bütün bunlari,belki de tahammülsüzlük, tüketmek pislik,güç tutkusu insanin en dogal özelligi.Biz bunlarla variz belki..Asalet denilen o ruh sadece filmlerde var. Ve biz koskoca bir hiçiz.

Bildigim bir sey var onu size anlatmak istiyorum.Bunca pisligin içinde benim hayatimda asil,tertemiz gündüz gökyüzünde piril piril parlayan bir yildiz. BUNUN ADI TIYATRO.Yetmis milyonluk bir ülkede yalniz, topu topu üç bin insanin ugrastigi, toplam yüz bin kisinin izledigi bir asalet.

Ne zor sey , yok olmaya nerdeyse yüz tutmus bu ruhu yasatmak isteyen o üç bin insana,ve ne mutlu ki o insanlara bunca pisligin içinde temiz hem de tertemiz bir isi basarmak istedikleri için.

Bugün 27 mart dünya tiyatrolar günü ,ne mutlu tiyatro sanatini ayakta tutmaya,insana insani insanca anlatmaya çalisanlara.Ne mutlu onuruyla hiç kirlenmeden yasayanlara.

Ve ismi hiç duyulmamis,Tiyatroya hayatini adamis,o onurlu insanlara.

27 mart dünya tiyatrolar,ve tiyatrocular günü kutlu olsun.Varliginiz onurumuz...

 

M. Gökhan Bulut 27.03.2006
Karardı salon ışıkları ,aydınlandı sahne arıyor kaybettiği seyircisini oyuncu.Bir yerlerde yalnışlık yapmış olmalı iğne -çuvaldız misali. Kim kaybetti ,nerede kaybetti,hangi tarih aralığında ,toprakmı oldu yoksa paylaşımcılarımız.Bir gün daha yaşanacak bu gösteriş ki o bile anlamamızı sağlamayacak hatamızı .Ölümcül oyunlar oynamaya devam edip,sıkıcılaştıracağız sahnemizi..İzleyenlerimizi,anlayabilmemiz,samimi oyunlar oynayabilmemiz ve yürek yüreğe sıcak ortamlar oluşturabilmemiz dileğiyle..

Yönetmen -Oyuncu
SARIYER HALK EĞİTİMİ MERKEZİ

 

Özgür Başkaya 27.03.2006

27 MART DÜNYA   TİYATRO GÜNÜ

Değerli tiyatro emekçileri,tiyatro severler,basın ve medyanın (eğer var iseler ) değerli çalışanları ...

Bu gün hepimizin bildiği üzere 27 mart...Dünya Tiyatro günü...

Tiyatro sanatçısı; yaşadığı coğrafyayı, kültürel konumu, sosyal-ekonomik dengeleri tahlil etmek, kavramak ve insani boyutlara çekip olumsuz gidişatları değiştirmeye çalışmak zorundadır. Temel dert daha yaşanılası bir dünya özlemidir.. Temel dert gerçeğe ulaşmadır. Gerçeğe ulaşmadaki katmanları, gözbağcıları, dolanbaçlı yollara sürükleyenleri, tersinden göstermeye çalışanları deşifre etmek ve gerçeği gün ışığına çıkarıp onunla yaşamaktır temel dert. Bizlere değişimi, ilerlemeyi, sorgulamayı göstermeyen (hatta bizleri
bunların aksine sürükleyen) bir tiyatro dayatılmaktadır.

Tiyatro, verili ortamın sürmesine, devrimci dönüşümlere engel teşkil edecek bir konuma bilerek sürüklenmiştir. Yeniyi aramayan, öz-biçim ilişkisinin emekçi kesimlerdeki etkisini koparan, sorgulatmayan, ezilen kitlelerin uzağında (onların dili olmayan) bir tiyatroyla karşı karşıyayız. Süslü, içi boşaltılmış, koflaştırılmış...

İŞTE TAM BURADA AMATÖRLÜK DEVREYE GİRER.
Bunu söylerken bu kez, amatör-profesyonel ayrımından bahsetmiyorum.Tüm tiyatrolarda olmasına inandığımdan bahsediyorum..Ekonomik bir söylem değil bizimkisi.Acemi ve beceriksiz ile amatörü ayıramayanlara artık hiç sözümüz de yoktur..

Tüm bunların dışındadır.. Seyirciyi değiştirme çabasıdır. Ülkesini ve dünyayı sorgulatma, olanı biteni anlamaya/anlatmaya çalışma işidir. Doğal bir kaynaktır amatörlük. Halkların suyudur. İçtikçe, yaşadıkça geliştiren, gelişen... Hiçbir yere yaslanmadığı için ne kişilerin, ne kurumların, ne devletin güdümünde değildir. Olmamalıdır. Hiçbirinin sansürüne izin vermez. Bildiğini söyler. Özgürlüklerin evinde oturduğunu bilir ve ne sansürcülere ne de otosansüre izin verir. Yiğitliktir Amatörlük... Ayaklarını sağlam basar, tanıklık eder. Yaşamı değiştirip dönüştürmeye çalışır. Eşitsizliğin üstüne gider. Demokrasi kültürünün tiyatrodaki belkemiğidir.
Ayrıca amatörlük bir seçimdir. Bir basamak değildir. Kötü ve insanı ahmaklaştıran dizilerde oynamak için kendini gösterme perdesi değildir. Kısa yoldan ünlü olma, bol paraya, şöhrete kavuşmanın yolu değildir. Reklamlarda benliğini, sanatçı ahlâkını, mal satmanın bir aracı olarak kullanmak için geçilecek bir yol hiç değildir. Fark, dünyaya faydalı olmayı kendine şiar edinme işidir.. Araştırması bitmemelidir tiyatrocunun.. Sorgulaması bitmemeli. Denemesi, yine yeni denemesi... Ancak böyle ulaşılabilir halkla iç içe tiyatroya. Ancak böyle sağlamlaştırılır kültürel doku... Teatral yarınlar...

Tüm bunlar süreci iyi örgütlemeye gelip dayanmaktadır.

Örgütlenme deyince; kurgusal bir örgütlenmenin teknik önemi üzerinde durmak gereksizdir. Bu formal bir iştir. Yapılması dönem için gerekiyorsa yapılmalıdır. Şimdiye dek birçok örgütlenme çalışması başlatılmıştır. Ancak önemli olan kurulacak örgütlenmenin nitel yapısının yeni ve özyönetimsel bir devrimci kişiliğe sahip olması gerekliliğidir. Bir Bedevî tavrı içinde, bir komün örgütlenmesi gibi örgütlenmelidir amatörler. Örgüt bir tiyatro okulu gibi çalışmalıdır. Atölye çalışmaları, okuma çalışmaları, paneller, konferanslar, tartışmalar, araştırma ve sorgulamalarla birbirlerini tamamlar, değiştirir/dönüştürür olmalıdır..

Birbirleriyle etkileşim ve teknik desteğin yanısıra işlevli, demokratik birer kitle örgütü olarak çalışmalıdırlar. Sisteme ayak uydurmuş, uyduruk mesleki örgütler, dernekler, vakıflar gibi değil; halkın desteğini alan, kültürel muhalefet noktaları olmalıdırlar. Adı üstünde amatör bir ruh ve bilinçle örgütlenmelidirler. Söylendiği gibi «kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz».

Örgütlenme süreciyle yoğun uğraşılan bu günde,bizim günümüzde şen güçlü ve onurlu olmalıdır..

27 martlar tiyatroya olan heyecanımızı artırmalıdır.. Daha insani ve sanat dolu bir dünya için tiyatro yapmamız gerekiyor.var gücümüzle tiyatro yapmamız. "Yaşamınızda ölmeye değer bir şey yoksa onun anlamı nedir?" gibi bir şey söylüyor bir yazar... Tiyatro ölmeye değerdir.inanın.çünkü tiyatro gerçektir ve gerçek birdir, gerçek insandır.Yaşasın 27 mart dünya tiyatro günü..Yaşasın tiyatro..

ATÜK  adına
ÖZGÜR TİYATRO
Genel yönetmeni
Özgür Başkaya

 

Tuba D. Ceylan 27.03.2006

öyle bir şey ki dışından bakınca içine alıyor, içine girince kabına sığmıyorsun.İyi ki varsın tiyatrom ve olmalısın..Bir amatör tiyatro sevdalısıyım ben ve öğrencilerime sevdirirsem ne mutlu bana. Reis Bey'i sahnelemeye çalışıyorum. Zor ama emek güzel şey.Galiba ben bu dünyaya tiyatroyu sevmek için geldim.Seni Seviyorum.Çook.

 

Mehmet Nurkut İlhan 26.03.2006

20 Mart tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Assitej Türkiye Merkezi tarafından Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Günü olarak çeşitli etkinlikler olarak kutlanıyor.27 Mart bildiğiniz gibi Dünya Tiyatrolar Günü olarak kutlanıyor.Ülkemizde devlet politikası olmadan kaç kere Dünya Çocuk ve Gençlik ile Dünya Tiyatrolar gününü kutladık. Sivilk toplum örgütlerinin çok az proje ürettiği ülkemizde sivil toplum örgütlerini proje üretmeye, kültürleri buluşturmaya davet ediyorum. Bence en iyi kutlama bu. Herkese üretimli günler diliyorum.
Sağlıkla ve dostlukla.

 

Amatör Tiyatrolar Çevresi (ATÇ) 26.03.2006

SEYREDENLER!

Önce bir yanlışı düzeltmekte yarar var: "Sanatta memuriyet olmaz!" derler ya, bence olur. Sanatçı ödenekli bir tiyatroda çalışıyorsa, sıfatı "MEMUR" dur, o kadar. Ya özel tiyatroda çalışan bir sanatçının sıfatı? O da "İŞÇİ" değil midir? Peki "Sanatta işçilik olmaz!" diyebilir miyiz? MEMUR SANATÇI varsa, İŞÇİ SANATÇI da vardır. Tabii Özel Tiyatro patronu, o işçiyi sigortalı yaptıysa, primini düzenli yatırıyorsa. Yanlışın kaynağı SOSYAL GÜVENCE'dir, yalnızca. Ödenekli tiyatro yöneticisinin işine karışabilir misiniz? HAYIR! Özel Tiyatro patro-nunun işine karışabilir misiniz? HAYIR! O zaman sanatçının işçi yada memur olmasından başka seçeneği kalmıyor. Çünki sanat-çının "BEN O OYUNDA OYNAMAM!"  yada "BEN O OYUNU SAHNEYE KOYMAM,BEN O OYUNA DEKOR YAPMAM!"  gibi bir fantezi üretmeye hakkı yoktur. Geriye kimler kalıyor? Özel Tiyatro patronları ve Amatör Tiyatro sanatçıları. Yaman bir çelişkiler yumağı değil mi? Bu yumağı çözmek nasıl mümkün olacak? İşte ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER: Sanat Yöneticileri ne yapmakta? O koltukta oturmaya hakları var mı? Yani YETERLİ BİLGİ BİRİKİMİNE SAHİP Mİ? DÜNYA
GÖRÜŞÜ NE YANA BAKIYOR? EYYAMCI MI?Gördünüz mü? İşçi sanatçı kendiliğinden saf dışı kaldı. Patron ne derse o! Ödenekli tiyatronun patronu da o yıl kim iktidarda ise o! Yani patron SİYASAL ERK..
Memur sanatçı, diyerek sanatçıyı aşağılamaya kalkıyoruz. Oysa öfkemiz SİYASİLERE yönlenmeli.Devlet tiyatro işletmeli mi? Buna hayır diyene, ancak cahil sıfatı yakışır. Devlet tiyatro da işletir, o sektöre bilgi yüklü sanatçı da yetiştirir.
Çünki devlet halkı eğitmenin yollarını  arar ve bulur. Halkı korumanın da öyle. Adaleti sağlamak için elinden ne gelirse yapar... MEMUR ÖĞRETMEN, MEMUR POLİS, MEMUR SUBAY, MEMUR YARGIÇ, MEMUR DOKTOR, MEMUR REKTÖR...VB. diyerek bu insanları küçük mü göreceğiz? Devlete öfkelenmekte haklı mıyız? Hayır! Devleti yönetmeye talip olan siyasiler  ne güne duruyor? Somut bir örnek verelim: Ekim ihtilâlinden sonra , yeni rejimin Rusya'da ilk yaptı-ğı; baleyi yasaklamak olmuştur. Gerekçe: "BALE BİR BURJUVA SANATIDIR!" Kısa zamanda yanlışlarının farkına varıp, dünyaca ünlü BOLŞOY'u yeniden hayata döndüren, yine aynı siyasilerdir. Sonunda yanlış, gelip SEYREDENLERE yani HALK'a dayanıyor. Oy kullanıp devletin dizginlerini siyasilerin eline onlar veriyor çünki. Gerçekten de halkımız, hiçbir zaman SEYREDEN SIFATINI bu kadar hak etmemiştir.
Halkımız SEYREDİYOR :Aptal kutusundaki vıcık vıcık FANTEZİLERİ, bir eroin kaçakçısına sağlanan haktan yararlanamadığı için aylarca tutuklu yaşayan REKTÖRÜ'n encamını, ülkesinin değerlerini SATIŞA ÇIKARAN, ŞEYİNİ ŞEYETTİĞİMİN ŞEYİ, BENİ IRGALAMAZ gibi veciz(!)bir dille konuşan siyasileri, içinde yalnızca Atatürk ve Kültür sözcükleri geçtiği için ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİNİ YIKACAĞIM,diyen UYKU APNESİ hastalığından muzdarip bir KÜLTÜR BAKANINI seyrediyor. Oysa tiyatro eğik bir düzlemde kaymakta.İ.B.Şehir Tiyatrosu'nun bütçesi iptal edilmiş. Tiyatro'nun kulislerinde SIKMABAŞLAR kol geziyor.Yani İktidar gözüne kestirmiş, tiyatroyu yok etme eyleminde. Ankara'da da Devlet Tiyatrosu'nun Yeni Sahne'sini yıktırmakla başlamış işe.
ÖDENEKLİ TİYATROLAR, yok edilirse Tiyatro Sanatı'nın yok olacağı gerçeğinden yola çıkmışlar. Bugün tiyatro binası yıkan zihniyet, ilerde tiyatro yapıtlarını da meydanlara dağ gibi yığıp tutuşturabilir.İşte o alevlerin ışığında, bu mesleğe gönülden bağlanmış AMATÖRLER devreye girecektir: Her biri bir Tiyatro yazarının yapıtı olup belleklerine yazdıkları güzellikleri, kendilerinden sonraki kuşaklara aktaracaklardır.Shakespeare'in Hamlet adlı oyununda, oyundan daha fazla bilinen bir tümce vardır;bilirsiniz: TO BE OR NOT TO BE ...Sevgili Can Yücel nasıl "..Türkçe söylemiş?" BİR İHTİMAL DAHA VAR, O DA ÖLMEK Mİ DERSİN?" "..Zamanın en güzel gözlü Maarif Vekili " diye nitelediği babasının bir şarkı sözüdür bu, bilirsiniz. Ne yapacağız yani? Ölecek miyiz? HAYIR!!! Aynı şarkının ikinci kuplesini anımsayın: "VUSLATIN BAŞKA ÂLEM, SEN BİR ÖMRE BEDELSİN"  Vuslattan yani sevgiliye (tiyatro) kavuşmaktan başka çare var mı? Şöyle bir olayı gözünüzün önüne getirmeye çalışın, bire bir yaşanmıştır: Yer bir tiyatro sahnesi. Oyuncular seyircileri selâmlamak için yerlerini almışlar. Ama yüz-lerinden mutsuzluk okunuyor. Çünki oyunun finalinde kulakları tırmalayan bir CEP TELEFONU zili ve utanmadan telefonu yanıtlayanın konuşması, oyunlarını bozmuştur. Oyunculardan en yaşlı olanı kısa bir süre sonra alkışları durdurur ve şöyle der: "Sayın seyirciler tiyatro seyirciliği bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığa lâyık olmayan,cep telefonu sahibini salonu terk etmeye davet ediyorum!"  Oyuncular öncekinden daha baskın bir alkışla ödüllendirilir.
EY SEYREDENLER! ÇEKİN KULAĞINIZDAN CEP TELEFONUNU, KESİN DIRLANMAYI; WALKMANİ,iPOT'U ÇEKİN KULAĞINIZDAN: BAKIN ETRAFINIZA NELER OLUYOR!

ERSAN UYSAL

 

İhsan Ata 25.03.2006

Dünya Tiyatrolar günü..
Bugünü size vereyim,Siz bana hergünü verin diyor.Şair..

Her ne kadar seyircilerden yakınsalarda (bazı) tiyatrocular..İyi oyunlarda (Ünlü olmayanlarda da)boş koltuk bulmak imkansız nedense..İnanmadıkları şeylere başkalarının inandırmaya çalışmak..kendilerini kandırmaktır.

Kimse kalıbının dışına çıkmaya çalışmasın,Aristokrat takılmasın,Havalara girmesin(giren niye giriyorsa)(Havalı bir meslek galiba)özünü kaybetmesin,bilgilerini geçen hergün çoğaltsın,ustaların el eteklerini öpmesinden çekinmesin,Mütavazi olsun.ve en önemlisi niçin yaptığını bilsin.asıl mesele bu.Tek oyunda oynayıp,İkinci oyunda teksi koltugunun altına alarak ben yönetmenim diye gelirsen, varın siz düşünün sonunu.

Usta diyorki.Bin akıllıya galip geldim..Bir cahile maglup..

İyi ve güzel şeylerin yaşandığı(kimi öyle düşünmesede)Hayatı sahneye yansıtan bütün meslektaşlarıma ve bizi yanlız bırakmayan tüm seyircilerin,Tiyatro gününü kutlarım..

 

E. Akil Yıldırım 24.03.2006

İnsanın sahne üzerinde kurduğu yaşam , gerçek yaşamın bir yansıması gibi düşünülebilir fakat yaşam denen gerçeklik kendi aramızda oynadığımız bir oyun.

6,5 milyar oyuncunun oynadığı dünya denen sahnede oyun içinde oyunla karşılaşırız. Tabi, bazen bu oyun içindeki oyun, dünya sahnesindeki yaşamdan daha farklı, daha çılgındır; artık yaşamın bire bir yansıması değil, insan beyninin yaratım gücünün yansımasıdır.

Kültürün, yaşananların nesilden nesile aktarılmasını tiyatro ile bu beyinler sağlar. Bu nedenle tiyatroya ilgiyi arttırmanın bilinçli izleyiciler oluşturmanın önemi çok büyüktür.

Günümüzde sosyo-kültürel sorunların çoğu tiyatroya gösterilmeyen önemden ileri geliyor. Dünyada bu tür sorunlar yaşamayan ülkelerde sanat üst düzeyde öneme sahiptir. Bu sanatların önde gelen dalı tiyatrodur.

27 Mart 2006 "Dünya Tiyatro Günü" 'nde insanlarımızı, yeni başlangıç yapmaları için tiyatroya davet ediyorum.  

Yönetmen-Oyuncu E.Akil Yıldırım
Adana Şehir Tiyatrosu

 

İlhan İnan 24.03.2006

Bu güzel yayıncılık başarısından dolayı öncelikle herkesetiyatro.com'u kutluyorum. Sevgili "DOSTUM" Ebru ÇÖMLEKÇİ sanada bu güzel yazından dolayı teşekkür ediyorum. Evet iyiki varsın tiyatro! Damarlarımda dolaşan,benliğimi saran,bana hayaller kurduran,şiirler yazdıran,resim sevgisini aşılayan,hayatın doğru ve yanlışlarını gösteren en büyük aşkım tiyatro! İyiki VARSIN! Umutlarım ve hayallerim kültür ve sanata, Tiyatroya daha duyarlı gençlik içindir. Gelecek bizlerin ve bizden sonrakilerin unutmayın. Onlara saçma bir tv programı değil, her tiyatroda bir koltuk bırakalım. Onlara her oyunda bir duygu, bir bakış,bir alkış ve taşıyacakları bir umut bırakalım...

Saygılarımla
İlhan İNAN

 

Ebru Çömlekçi 24.03.2006

TİYATRO... Ne güzel şeysin sen ya!!! Ben tiyatroyu yaşadığım dünya olarak nitelendiriyorum. Güncel hayatımda çok fazla rol kimlikleriyle dolaştığımdan olsa gerek, o sahnede tüm  gerçekliğiyle ben çıkıyor ortaya. Tüm yalınlığıyla EBRU varoluyor. Bir varoluş... Bir yokoluş hikayesi tiyatro... Yaşamak ne güzel şey, tüm yalınlığıyla... Tüm gerçekliğiyle... Yaşasın Tiyatro!!! İyi ki varsın!!! Sen olmasaydın yaşamanın ne güzel bir şey olduğunu anlayamayacaktım...

 

Siz de fikrinizi söyleyin...

 

 

 
   
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.
anasayfa - hakkımızda - kadromuz - eğitimlerimiz - oyunlarımız - haberler - tiyatro grupları - seyirci köşesi- güncel bakış - tiyatro okulu - söyleşiler - kaynak - çocuklar için - foto galeri - medyada açıkça - oyun eleştirileri - iletişim