FIRTINA
(Semaver Kumpanya)

SHAKESPEARE'IN "SON BÜYÜK ESERİ" FIRTINA
Açık havada izlenen her aktivite bence 1-0 galip başlar seyirci karşısında... Hava güzeldir, esinti vardır ve dahası insanlarda özgürlük duygusunu uyandırır.. Festival kapsamında Semaver Kumpanya' nın İstanbul prömiyerini yaptığı Fırtına adlı oyunu izledim Enka Spor Tesisleri Açık Hava Tiyatrosu'nda..
William Shakespeare'in "son büyük eseri" olarak kabul edilen "Fırtına" Yavuz Pekman tarafından güncel bir bakış açısıyla yeniden kaleme alınmış. Işıl KASAPOĞLU'nun yönetmenliğini yaptığı bu oyun; danslarıyla, müzikleriyle ve zengin kadrosuyla-yaklaşık 70 kişi- hafızlardan silinmeyecek olan ve bir tiyatroda neler yapılabileceğini gösteren bir show niteliğinde.
Tıklayınız dedim ama yazarken nereden başlayacağımı ya da ne yazacağımı oturtamıyorum kafamda. Semaver grubunu arkadaşlarımın yazdığı oyun eleştirilerinden takip ediyordum zaten.. Yani yapacakların işin iyi olacağını biliyordum, hele ki Işıl Kasapoğlu imzası varsa... Ama bu kadar da iyi olabileceğini tahmin edemezdim...
Tiyatroyu sevmeyenler!! özellikle size sesleniyorum bu oyuna gidin, tiyatroya bakış açınızın değişeceğinden eminim. İlk oyunlarını izlediğim için kendimi o akşam orada bulunan şanslı insanlardan sayıyorum.
Birşey yazmayayım sadece gidin ve görün diyeyim diyorum ama birlikte gittiğim arkadaşlarımın ısrarına dayanamıyorum ve yazıyorum. Buyrun bakalımm.
NE DEMEK İSTEMİŞ SHAKESPEARE ?
Dünyanın bilinmeyen bir ucunda, gözlerden ırak ücra bir adada, dünya tarihi bildik aktörler tarafından oynanmıştır. Artık taşlar yerli yerine oturmuş, herkesin oturacağı koltuk, gideceği yol, kazanacağı güç, ulaşacağı yazgı az çok belli olmuştur. Oyun sona ermiş, tarih bir kez daha yeniden başlamıştır.
O gün dünyaya perdelerini açan bu oyun, yaklaşık dört yüz yıldır oynanıyor. Baş aktörler yine aynı; hala eskisi kadar hırslı, açgözlü, vahşi, ancak eskisine göre daha güçlü, daha zengin. Amaç yine aynı; küresel bir iktidar hesaplaşması, evrensel bir güç kutuplaşması, tek başına hakimiyet ihtiyacı. Peki ya figüranlar? Onların yazgısı nerdeyse hiç değişmiyor. Onların payına yine sabahtan akşama çalışma, horlanma, aşağılanma, kan, ölüm, gözyaşı düşüyor. Tarih bugün, bir kez daha, yeniden oynanıyor.
Yukarıda yazılanlar Fırtına ile ilgili ulaşılabilecek bilgiler..
PEKİ SEMAVER KUMPANYA NE YAPMIŞ ? Büyü mü ?
Sanırım büyü gibi birşey yapmışlar. Shakespeare' nin gemisini sanki Fenerbahçe'de bir limana yanaştırmışlar ya da , oyunun geçtiği ıssız ada mesela bizim Kınalı.. Kısaca teksti çağımıza uyarlamışlar çok da güzel yapmışlar...İzlerken bir yandan acı gerçek beyninizi kemiriyor; " Yahu oyun yüzyıllar önce yazılmış, nasıl hala aynı şeylerin kavgasını veriyoruz, davasını görüyoruz ?" Nasıl hala bazı sorunlara çözüm bulamamışız değil mi ? Aslında bu da büyük bir başarı .İktidar uğruna verilen savaşlar, kardeşin kardeşe düşman olması, kölelik, bazılarının kendini Tanrı ilan etmesi ve dünyayı parmağında oynatması..Peki golaballeşen dünya mı tüm bu sorunların kökünü kazıyacak olan !!(?). Ne kadar acı ki köleliğe son veremedik ama çok güzel allayıp pullayıp bu sistemin bir parçası yaptık..Bravo bize!!!
İşte Semaver Kumpanya karınca kararınca tüm bu sorunlara tekrar değiniyor..Tabii anlayana.Yani oyun sadece danslardan oluşan, akrobatik hareketlerin yapıldığı müziklerin, sözlerin günümüze uyarlandığı bir show değil.Ama dedim ya anlayana..Ya da anlayacak ve bunu kaldıracak yüreği olanlara..

Altın Alkış, müziklere, sözlere, kostüm ve makyaja , Gümüş Alkış : Ariel ve perilere, Bronz Alkış ise özellikle Caliban ve sadık dosta
Oyun Shakespeare'in klasik oyunlarından biraz farklı..Öyle Sekspiryen dizeler çok yok hatta çok kararında denebilir. Sonra müzikler .İşte burada canlı müzikle geceyi daha da özel kılan ekibe altın alkışlar..Gerçekten müziklerin canlı canlı olması sizi iyice olayın içine dahil ediyor.Hepsi çok başarılıydı. Şarkıların sözleri de çok güzeldi. Yavuz Pekman'ın yazdığı özgün şarkı sözleri Alper Maral tarafından bestelenmiş. Bu arada tabii ki dansçılarımızdan bahsetmemek büyük ayıp olur..Dans düzeni Çıplak Ayaklar Kumpanyası'na ait..Semaver Kumpanya Çıplak Ayaklar Kumpanyasıyla çalışmaya devam ediyor.. Dansçılar o kadar başarılı ki yani fevkaledenin fevkinde bir çalışma ortaya çıkarmışlar....
Bu arada oyunu farklı kılan sadece müziklerin ya da dansların güzel olması değil, ışığın makyajın ve özellikle kostümlerin de büyük özenle çalışılmış olmasıdır...Kostüm tasarımı Funda Çebi'ye ait. Yani görsel bir şölen hazırlamış bize Funda Hanım.. Oldukça yaratıcı, çarpıcı.. başarılı..
BİR ARİEL BİR DE ADANIN BEKÇİSİ SADIK DOST..
Adanın tek hakimi Prospero..Büyü gücüyle yerin göğün tek sahibi o. Herşey onun istediği gibi olmak zorunda.Ama sonunda o da bırakıyor güçlerini kardeşlikten yana olduğunu haykırıyor, Duruşuyla ses tonuyla çok etkili bir tanrı olmuş Tansu Biçer. Ama son sahnede hani halka karışıyor ya işte o sahnede giydiği o ayakkabıların taban yüksekliğini görmeseydik daha iyi olmaz mıydı ? Hani "Tanrı da bizler gibi insandır o da bu tarz ayakkabılar giyebilir ya da aslında tanrı yoktur işte hepsi bizim uydurmamızdır" falan mesajı varsa onu bilmem ama " Aa tanrı ya bak cüce falan diye gülüşüldü seyirciler arasında..Yani dikkat çekiyor..Ne bileyimm uzun bir kumaş falan...
FIRTINANIN ÇOÇUKLARI
Ariel yani Serkan Keskin ...Bir oyuncunun enerjisi ancak bu kadar alıp götürebilir sizi. Sahnede ki en akıllı adamdı Ariel..Sadece özgürlüğü için çalışan Ariel enerjisiyle oyunun en temel taşlarından biriydi..Ariel ve perileri o kadar farklı bir renktiniz ki gerçekten tabrikler. Miranda, hani haftalardır insanları gözyaşlarına boğan bir dizi var ya Aliye (!) işte onun Meriç'i, yani Emel Çölgeçen. Küçük kız tiplemesinde çok başarılıydı gerçekten..Bu arada ne kadar da zayıfmış yahu.. Yani ekran gerçekten korkunç birşey bence.Halbuki küçücük bir yüzü varmış ..Ferdinand, nam-ı diğer Ferdi- Nadir Sarıbıçak. Sanırım çok yakında komedi türünde bir dizide göreceğiz onu..Her ne kadar bende Burhan Abi tiplemesini çağrıştırsa da gerçekten yetenekli..Caliban, köle Isaura' nın abisi galiba.( ),o kadar inandırdı ki bizi aşağılık, pis ahlaksız, cahil, kendi çıkarını düşünen bir köle olduğuna..Üstelik beden dilini de çok başarılı kullandığını belirtmeliyim.Ama bayıldım onun efendisine karşı çıkışlarına..Ancak cahil bir adam bu kadar deli cesaretiyle karşı koyabilir efendisine..Beden dili demişken arkadaşlar adada sürekli Caliban'la dolaşan bir sadık dost var ki.Bu arkadaş inanılmaz başarılıydı bence. Hatta oyunun en iyisiydi diyebilirim.Sadık dosttan kasıt ne mi ? Bir köpek tabii ki.Hırlaması, havlaması, koklaması, yalaması, zıplaması, koşması, patilerini kullanması falan bu ne zor bir oyunculuktur ama başarmış arkadaş. .. Bir köpeği ne kadar süre gözlemlediği merak ettim doğrusu. ( Arkadaşın adını broşürde göremediğim için yazamıyorum )
KOMEDİ Mİ DRAM MI ?
Yani yansıttığı gerçekleri düşünürsek ağır bir dram derim.Ama aynı zamanda komedi de denebilir.. Absürd olaylarda vardı diyebilir bir izleyen de..Onun dışında periler, büyüler falan yani hayal dünyasında canlandırılabilecek öğeler de vardı..Yani ben çıkamadım işin içinden ama illa da bir kelimeye takılacak değilim türü konusunda. Herşeyi içinde barındıran aşure gibi bir oyundu Fırtına
Son Söz.
Bu oyunun festival kapsamında sadece 2 gün gösterilmesi çok acı ama yeni sezonda bu oyunu kaçırmayın derim.
Gidin ve görün fırtınanın tanrısını, perilerini, fırtınanın arielini, fırtınanın ferdisini, fırtınanın müziklerini, fırtınanın şarkılarını, fırtınanın danslarını görün, gidin ve mutlaka görün...