Tanıtımlarına geçmeden önce; seyirciler ve eleştirmenlerin bu grubu çok iyi bir yere konumlandıkları Türk Çocuk Tiyatrosu tarihine kısaca bir göz atmakta yarar olacağına inanıyoruz:
Türkiye'de Çocuk Tiyatrosu:
Dünya çapındaki büyük tiyatro adamımız Muhsin Ertuğrul'un çabaları ile, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda perde açan "Çocuklara İlk Tiyatro Dersi" adlı oyunun, 1 Ekim 1935 günkü ilk temsili ile: Sovyetler Birliği, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra; dünyanın 4. çocuk tiyatrosu kurulmuş oluyordu.
Türk Çocuk Tiyatrosu adına ikinci büyük çalışma, yine Muhsin Ertuğrul tarafından, 1947'de Ankara'daki Devlet Tiyatrosunda başlatılmıştır. Her
iki girişimin de temel ilkesi: "Geleceğin tiyatro seyircilerini oluşturmak" olarak belirlenmişti. Gerçekten de, yapılan anketlerde, tiyatronun sadık seyircileri: "Tiyatro seyretme alışkanlığımızı, biz çocuk temsillerinden kazandık" demişlerdir...
Türkiye'de, bu ödenekli kurumların dışındaki ilk çocuk tiyatrolarını, bazı bankalarımız "geleceğin müşterilerini oluşturmak" amacıyla kurmuşlardır. Bağımsız çocuk tiyatrosu girişimleri çok azdır ve ne yazık ki; gişenin ev geçindirmeye yetmemesi nedeniyle uzun ömürlü olamamışlardır.
Türkiye'nin ilk ve tek, uzun ömürlü bağımsız çocuk tiyatrosu, AÇOK'tur.
Tiyatro Eleştirmenlerimiz, Türk Çocuk Tiyatrosu için tarihçe düşerken: "AÇOK'tan önce, AÇOK'tan sonra" değerlendirmesini yaparlar...
Bugün, Ankara'da, İzmir'de ve çoğunluğu İstanbul'da toplanan çocuk tiyatroları: Salonsuzluk, kadrosuzluk, parasızlık ve ilgisizlikle baş etmek zorundadırlar. Hatta kendileri yazamazlarsa, oyun metni bile bulamazlar! Bu sıkıntılar nedeniyle, çocuk tiyatrosu alanında Türkiye'de yaşanmakta olan boşluk, hâlâ gönüllüleri beklemektedir...
AÇOK, oyunlarının görsel niteliği nedeniyle, gösterilerini klasik tiyatro mekânlarının dışına taşıdığı için; salon sorununu hiç ciddiye almıyor... Kadrosunu, özel eğitimlerle kendisi yetiştiriyor... Yöneticilerinin, başka işlerde çalışarak, tiyatrolarını kendi bütçelerinden finanse etmeleriyle parasızlık sorununu da aşıyor... Yazardan yönetmene, dekorcudan müzisyene, dansçıdan ışıkçıya kadar, bütün tiyatro emekçilerini kendi bünyesinde topladığı için; grup dışından çok az destek alıyor.
Boğaziçi'nin, İstanbul'u "Anadolu" ve "Rumeli" olarak ikiye ayırdığını bilirsiniz... İşte, bu ilginç anakentin Anadolu yakasında yaşayan bazı gençler; düşlerindeki tiyatroyu kurdukları zaman, yeri anlaşılsın diye, adına "Anadolu" kelimesiyle başlamak istediler.
Akıl danıştıkları hocaları Muhsin Ertuğrul ve Haldun Taner, onlara "Çocuk Tiyatrosu" kurmalarını öğütlemişti. Ve o gençler, Türkiye'nin
gezginci geleneksel tiyatrolarına "Oyun Kolu" dendiğini de biliyorlardı. Böylece "Anadolu Çocuk Oyunları Kolu" oldular. Kısaca, AÇOK...
İlk gösterisini, 26 Aralık 1973'te Üsküdar'daki "3. Selim İlkokulu"nda yapan AÇOK; Muhsin ve Haldun Hocalarının arzusuyla: "Geleceğin tiyatro seyircisini oluşturmayı" ilk amaç olarak seçmiştir kendisine.
Buna ek olarak AÇOK:
Çocuk ruhunu, umut ve sevinçle besler. Yarının büyüklerine, yarını kurmanın tadını taşır. Onlara, kaderci ve savaşçı olmayan özlerle yaklaşır. Seçtiği özleri, heyecanla izlenen serüvenlerle aktarmayı hedefler. Öz ve serüven bütünleşmesini, karşılıklı konuşmalardan arındırılmış, görsel oyunculuk biçimleri aracılığı ile sunar. Sahneyi: Sözsüz oyun, dans, şarkı, müzik, ses ve görüntü yaratıcılıklarıyla destekler. İnsan sever, barış sever, ilerici, çevreci ve çalışkan yeni kuşakların yetişmesine adamıştır kendisini. Bu kuşakların gerisine düşmeyecek bir sanat üretiminin içindedir. Yarının büyüklerine: "Geçmişten, bugünden ve gelecekten masallar" hazırlar. Fantezi
ve düş yoğunluklu çalışmalar yapar. AÇOK oyunlarını anlamak için, Türkçe dilini bilmeye gerek yoktur!
AÇOK, Türk Tiyatrosunda post modern bir soluktur
AÇOK kurucuları, seçtikleri bu isimle; Geleneksel Türk Tiyatrosuna tepki olarak hayata geçen Modern Türk Tiyatrosuna "alternatif" oluşturduklarını çok sonra fark ettiler. Çünkü "Anadolu Çocuk Oyunları Kolu" adının kısa söylenişi olan AÇOK; Türk Geleneksel Tiyatrosunda "Oyun Kolu" adlı gezginci truplara öykünüyordu.
AÇOK'u kuran Üsküdarlı gençler, Türk Tiyatrosunda "Post modern" bir eylemi başlattıklarının bilincinde değillerdi elbette. Bir önseziydi bu. Yeni eğilimleri önceden duyumsamaktı. Dünyanın geleceğini algılayabilmekti.
Duyarlılığını oyunlarına da yansıtan AÇOK, "yerel" ve de "geleneksel"
olan öğeleri; yeni görsel biçimlerle sahneye taşıdı.
AÇOK'un ödül alan ilk iki projesi, bizce "Post modern Türk Tiyatrosu" müjdecisi olarak tarihe geçecektir. Çocuk oyunu "Keloğlan" ve yetişkin oyunu "Ferhad ile Şirin"...
Provalar
AÇOK provalarında önemli olan, özgür yaratma ortamının sağlanmasıdır. Provalar, mutlaka özel beden ve ses eğitimleri ile başlar. Tiyatro yapacak insan bedeni ve sesinin, egzersizle ısıtılıp açılması; dış dünya sorunları ve sevinçlerinin sahneden uzaklaştırılmasına yardım edecektir...
Beden ve ses egzersizleri sonrası müzik gelir. O birleştirici, kaynaştırıcı ve bağışlayıcı müzik... AÇOK oyuncuları arasındaki müzisyenler, bu yeni aşamada varılan coşkun atmosfere, çalgıları ile destek verirler.
Oyun metnine en son aşamada geçilir. Metni belirleyen bir tek şey vardır, o da, Türkiye'nin "Şair Baba"sının mısralarıdır: "Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz..."
Çünkü AÇOK'lular, her dönemde mutlaka umut veren oyunlar seçerler ve "Çocuk-Genç-Yetişkin" bütün seyircilerine "yaşama sevinci" taşımak
isterler. Çünkü onlar, Stanislavsky'nin ünlü sanat öğretisindeki gibi:
"Sanatta kendilerini değil, kendilerinde sanatı sevmeyi" seçtiler.
AÇOK yazarlarının oyun metinleri, genellikle 15 sayfayı aşmaz. Sadece durum ve aksiyonların yazıldığı, karşılıklı konuşmalardan arındırılmış bu metinler: Oyuncuların doğaçlamaları ile biçimlenirler.
Yönetmenin bir "Resim Seçici" gibi davrandığı provaların sonuna kadar, tüm doğaçlamalar yazar tarafından kayda geçirilir. Gereken diyaloglar, şarkı sözleri, aksesuar-kukla-mask benzeri gereçler, ışık, efekt ve dans gibi ayrıntılar; titizlikle tutulan doğaçlama notlarından seçilip benimsenir.
AÇOK yönetmeni: "İlk Seyirci" der kendisine. İlk Seyircinin, diğer bütün seyircilerin göreceği son sahne biçimi için karar vermesine; AÇOK'taki
Dansçı, Müzikçi, Dekorcu, Kostümcü, Kuklacı ve Işıkçı yardım edecektir. Yaratıcı olmak, yeni olmak, özgün olmak, beraber sağlanacaktır. Çünkü AÇOK, tiyatroda tam bir "Kolektif Yaratıcılık" büyüsüne inanır.
(AÇOK'lular, sahne için özel olarak geliştirilmiş egzersizlerini; "Actor's Studio" mezunu Beklan ve Ayla Algan'dan öğrendiler. Algan'lar dünya tiyatrosunda yakından izledikleri yenilikleri kendilerine aktarmayı bugün de sürdürüyorlar. Üstelik şimdi, Nişantaşı'ndaki Ekol Drama'da, Algan Hocalar ile Öğrencileri, bilgilerini yeni gençlerle paylaşıyorlar. Çünkü AÇOK'un Dramaturg, Yazar ve Yönetmeni olan, Turgut Denizer ile Ümit Denizer; 20. kuruluş yıldönümünde, "Oyun Yazarlığı ve Yönetmenlik" dersleri başlatmışlardı. Türkiye'de ilk kez, Çocuk Tiyatrosu Oyunculuğu ile birlikte, Yönetmen ve Yazar da yetiştirmeye yönelmişlerdi. Bilgilerin paylaşılması geleneği, taa o günlerden geliyor.)
NOT: AÇOK dosyasının ikinci bölümünü kısa bir süre sonra yayımlayacağız. Bu dosya AÇOK oyunlarının tanıtımını, 35 yılın değerlendirmesini, "kolektif yaratıcılık" içindeki sanatçıların üsluplarına dair ip uçlarını içeriyor.
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.