TİYATRO TARİHİ
Biraz Gelir Misiniz
YAZAR:AZİZ NESİN
YAZAR BİLGİSİ:
BİYOGRAFİ:
1915 -( 20 Aralık ) İstanbul, Heybeliada'da doğdu.
1925 - İstanbul'da Süleymaniye'de "Kanuni Sultan Süleyman İptidai Mektebi" nin üçüncü sınıfına girdi.
( Sonradan okulun adı, İstanbul 7. İlkokul oldu.)
1926 - Darüşşafaka Lisesi'nin ilkokul bölümü dördüncü sınıfına girdi.
1928 - Cağaloğlu'ndaki Vefa Ortaokulu altıncı sınıfına girdi, devamsızlıktan sınıfta kaldı.
1929 - Davutpaşa Ortaokulu altıncı sınıfına girdi.
1930 - Çengelköy Askeri Ortaokulu yedinci sınıfına girdi.
1935 - Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirip Harp Okulu'na geçti.
1937 - Ankara'da Harp Okulu'nu bitirip asteğmen oldu.
1939 - İstanbul'da Maçka'daki Askeri Fen tatbikat Okulu'nda iki yıl okurken bir yandan da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Doğu Süsleme Bölümü'nde öğrenciydi. (Minyatür,tezhip,hat,çinicilik,ciltçilik dersleri aldı.)Teğmen rütbesiyle Fen Okulu'nu bitirdi.
1940 - 3. Kolordu İstihkam Taburu2. Bl.'te takım subayı olarak Muratlı'da bulundu. Evlendi.
1941 - 2. Dünya Savaşı yıllarında iki yıl Trakya'da çadırlı ordugahta görev yaptı.
1942 - Erzurum Müstahkem Mevkii İstihkam Tb. Bölük Komutanlığına atandı. Bir bomba kazasında yaralandı. Erzincan'da depremde yıkılmış olan ordu cephaneliğinin boşaltılmasıyla görevlendirildi.
1942 - Kars Müstahkem Mevkii İstihkam Taburu'na atandı. Üsteğmenliğe yükseldi. Müstahkem Mevkiide Birinci Şube Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı.
1942 - İlk çocuğu Oya dünyaya geldi.
1943 - İkinci çocuğu Ateş dünyaya geldi.
1944 - Ankara'da Harp Okulu'nda açılan ilk tank kursuna katıldı.
1944 - Safranbolu'da bulunan 23. Tümen Bağımsız İstihkam Bl. Komutanlığı'na atandı.
1944 - Zonguldak'ta uçaksavar top mevzileri yaptırmakla görevlendirildi.
1944 - Bağlı olduğu tümenle birlikte bütün birlikler yaya olarak Safranbolu'dan İstanbul'a gelip Rami kışlasına yerleşti.
1944 - Görevini kötüye kullanmak suçundan üç ay on gün hapse mahkum edilerek ordudan çıkarıldı.
1945 - Nuruosmaniye'de bakkallık yaptı.
1945 - Karagöz gazetesinde ve Yedigün dergisinde redaktörlük ve yazarlık yaptı, profesyonel olarak yazarlığa başladı.
1945 - Tan gazetesinde köşe yazarlığına başladı. ( 4 Aralık'ta tek parti iktidarı üniversite gençlerine Tan gazetesini yaktırdı.)
1945 - Yayımlanmış ilk bağımsız yapıtı " Parti Kurmak Parti Vurmak" adlı on altı sayfalık broşürü çıktı.
1945 - " Cumartesi " adlı haftalık bir magazin çıkardı.( Sekiz sayı sürdü.)
1946 - Yaşamında ilk ve son kez bir partiye girdi. Arkadaşı Esat Adil Müstecaplı'nın kurduğu Türkiye Sosyalist Partisi'nde ancak iki ay üye olarak kaldı ve istifa ederek ayrıldı.
1946 - Sabahattin Ali'yle birlikte Markopaşa ve süreği olan gülmece gazetelerini çıkardı.
1946 - 16 Aralık'taki büyük tutuklamada Emniyet Müdürlüğü'nde ( Sansaryan Han) gözaltına alınarak on yedi gün ağır sorgu altında hücrede tutuldu.
1946 - Amerikan emperyalizmi ve Türkiye'ye uygulanmaya başlanan Truman doktrinine karşı yazdığı bir broşürden dolayı sıkıyönetimce tutuklandı ve tutuklu görülen yargılanması sonunda askeri mahkeme on ay hapse mahkum etti.
1947 - Bursa'ya sürgün edilerek güvenlikçe gözaltında tutuldu.
1948 - İki çocuğunun anası olan ilk eşiyle ayrıldılar.
1948 - İkinci kitabı olan " Azizname"adlı taşlama kitabını çıkardı. Bu kitap için İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Dört ay tutuklu olarak süren yargılanma sonunda aklandı.
1949 - İngiltere prensesi Elizabeth, İran Şahı Rıza Pehlevi, Mısır Kralı Faruk, her üçü birden Ankara'daki elçilikleri aracılığıyla Türkiye Dışişleri Bakanlığına resmen başvurarak, bir yazısında kendilerini aşağıladığı savıyla aleyhine dava açtılar. Altı ay hapse mahkum edildi ve ceza infaz edildi.
1950 - " Baştan" dergisini çıkardı. Bu dergi kapatılınca " Yeni Baştan" adlı başka dergi çıkardı. Dergide Fransızca'dan çevrilmiş, Fransızca bilmediği için kendisinin çeviremediği bir yazı yüzünden mahkemeye verildi. ( T.C.K. 142.) on altı ay hapse ve on altı ay da güvenlikçe gözaltında tutulmaya mahkum edildi.
1952 - Üsküdar Paşakapısı Cezaevi'ndeyken, cezasının bitmesine kırk gün kala Nevşehir Cezaevine gönderildi. Nevşehir'den tahliye edildi.
1952 - İstanbul'da yeni kurulmaya başlanan Levent'te bir dükkan kiralayarak " Oluş Kitabevi"ni açtı. Sabahları Levent'teki evlere gazete dağıtıyordu.
1953 - İki küçük çocuğuyla birlikte Levent'teki kitabevinden geçimini sağlayamayınca, Beyoğlu'nda Bursa Sokağındaki yeni yapılmış hanın bir odasında " Paradi Fotoğraf Stüdyosu" nu kurdu, bir ortağıyla birlikte.
1954 - Fotoğrafçılıkla da geçinemeyince Yusuf Ziya Ortaç'ın önerisiyle Akbaba gülmece dergisinde yazmaya başladı. İmzasıyla yazı yazdırılmadığından, bu yıllarda iki yüzden çok takma adla gazete ve dergilerde yazılar yazdı.
1955 - 6-7 Eylül faciası olarak tarihimize geçen İstanbul'daki azınlıkların ev ve dükkanlarının korkunç yıkımına suçlu aranmaya başlanmıştı. Aziz Nesin de suçlu olarak sıkıyönetimce tutuklandı.
1955 - Harbiye Askeri Cezaevi'ndeyken Meral Çelen'le nişanlandı. Altı ay tutukluluktan sonra sorguya bile gerek görülmeden salıverildi.
1955 - Meral'le evlendi. Halil Lütfü Dördüncü'nün " Yeni Gazetesi'nde köşe yazarlığına başladı.
1956 - İtalya'da yapılan uluslar arası gülmece yarışmasında birincilik ödülü olan Altın Palmiye'yi " Kazan Töreni adlı öyküsüyle kazandı.
1956 - İkinci eşinden üçüncü çocuğu Ali dünyaya geldi.
1957 - Yine İtalya'daki aynı uluslar arası yarışmada " Fil Hamdi" adlı öyküsüyle ikinci kez birincilik ödülü olan Altın Palmiye'yi kazandı.
1957 - Dördüncü çocuğu Ahmet dünyaya geldi.
1959 - Akşam Gazetesinde köşe yazarlığına başladı.
1960 - İtalya'da kazandığı ilk Altın Palmiye'yi devlet hazinesine bağışladı.
1961 - Tanin Gazetesinde köşe yazarlığına başladı.
1961 - Tanin Gazetesindeki yazılarından ötürü ( T.C.K. 142. md.) tutuklanıp Balmumcu Cezaevine konuldu, dört ay tutuklu yargılandıktan sonra aklandı.
1961 - Zübük adlı haftalık bir gülmece dergisi çıkarmaya başladı.
1962 - Sahibi bulunduğu Düşün Yayınevi, anlaşılamayan bir nedenle bir gece yandı.
1965 - Elli yaşındayken ilk kez pasaport alabildi,yurt dışına çıktı. Çağrılı olduğu Berlin ve Weimar'daki Antifaşist Yazarlar Toplantısına katıldı. Altı ay süren bu yurtdışı gezisinde Polonya,Sovyetler Birliği,Romanya ve Bulgaristan'a gitti.
1966 - Bulgaristan'da yapılan uluslar arası gülmece yarışmasında birincilik ödülü olan Altın Kirpi'yi "Vatani Vazife" adlı öyküsüyle kazandı.
1968 - Milliyet gazetesinin açtığı Karagöz oyunu yarışmasında "Üç Karagöz" oyunuyla birincilik ödülü aldı.
1969 - Moskova'da yapılan uluslar arası gülmece yarışmasında " İnsanlar Uyanıyor" adlı öyküsüyle Krokodil birincilik ödülünü kazandı.
1970 - Türk Dil Kurumu'nun oyun ödülünü " Çiçu" adlı oyunuyla kazandı.
1972 - Kimsesiz çocukları yetiştirmek için Nesin Vakfı'nı kurdu.
1974 - Asya-Afrika Yazarlar Birliğinin Lotus ödülünü kazandı.
1975 - Lotus ödülünü almak için Filipinler'in başkenti Manila'da yapılan törene katıldı.
1976 - Bulgaristan'da Gabrovo kentinde düzenlenen gülmece kitabı uluslar arası yarışmasında birinciliği elde ederek Hitar Petar ödülünü kazandı.
1977 - Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçildi.
1978 - "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı romanıyla Madaralı roman ödülünü kazandı.
1980 - İkinci eşiyle ayrıldılar.
1982 - Vietnam'daki Asya-Afrika Yazarlar Birliği toplantısından dönüşte Moskova'da kalp hastalığından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
1983 - ABD'de Indıana Üniversitesi'nin düzenlediği uluslar arası toplantıya çağrıldı. Pasaportu geri alındığı için bu toplantıya katılamadı.
1983 - Sağ yanına inme indi. Bir ay yattığı Çapa Gureba Hastanesi Nöroloji Kliniği'nde tedavi edildi. Üç ay da hastane dışında tedavi gördü.
1984 - Aydınlar Dilekçesi girişiminde bulundu.
1985 - Ekin A.Ş. nin kurulması girişiminde bulundu.
1985 - İngiltere PEN Kulüp onur üyeliğine seçildi.
1985 - Federal Almanya PEN Kulüp onur üyeliğine seçildi.
1985 - TÜYAP'ın düzenlediği " Halkın seçtiği yılın yazarı" ödülünü kazandı.
1986 - Demokrasi Kurultayı'nın toplanmasında etkin görev aldı. Oluşturulan "Demokrasiyi İzleme Komitesi"nin iki başkanından biri.
1989 - Sovyet Çocuk Fonu'nun ilk kez verilen " Tolstoy Altın Madalyası"na değer görüldü.
1995 - 5 temmuz- Çeşme'deki imza günü sonrası, saat 01.05'te öldü.
GÜLMECE ANLAYIŞI
Benim gülmecem,
1- Geleneksel Türk Halk gülmecesinden kaynaklanır.
2- Toplumun sorunlarından esinlenir.
3- Çağdaş dünya insanının sorunlarını anlatır.
Kısacası yaptığım, halk gülmecesidir. Halk gülmecesi demek, bir işe yarayan, bir işlevi olan bir gülmecedir. İşlevi nedir? Ne işe yarar?İnsanları güldürme yoluyla düşündürmeye yarar. Demek, bana göre gülmece bir araç, düşünmek amaçtır.
Gülmecelerimle okurlarıma şunu düşündürmek istiyorum:
Yaşadığımız toplum ve bu toplumsal yapı adaletli değildir ve içinde bulunduğumuz koşullar da güzel değildir.
Adaletsizliklerden, çirkinliklerden kurtulmak için başta kendimiz olmak üzere; çevremizi , toplumumuzu,dünyamızı değiştirme özlem ve isteği yaratmak.
( 1986 )
KARA GÜLMECE
Genellikle gülmecenin her türü, duygusal olmaktan çok kurgusal bir yapımdır. Gönül değil, kafa işidir, zihinsel bir çalışma ürünüdür ve konusuna -içine girmeden- dışından, yukardan ve uzaktan bakar. Bu nedenle de kıyıcıdır, acımasızdır.
Kara gülmece ise öteki gülmece türlerinden daha zihinsel,daha kurgusal bir çalışmayı gerektirir. Bir benzetmeyle anlatmak gerekirse, insanların acıdan aldıkları tada benzer. Örneğin biber acıdır ama, kimileri çok acı biber yemekten hoşlanırlar; acıdan ağızları yandığı,yüzlerine ateş bastığı,gözlerinden yaş geldiği halde yine de acı biber yemekten ayrı bir tat alırlar.
Kara gülmeceden alınan tat da biberden alınan tat da biberden alınan tat gibi acı verir,göz yaşartır.
Kara gülmece de güldürür,ama kahkaha attırmaz,hatta yüz ve karın kaslarını bile pek kıpırdatmaz. Bütün bu nitelikleriyle öteki gülmece türlerinden ayrılır ama, onlardan üstün olduğu anlamına gelmez bu. Her gülmece türü, kendi ölçüleriyle değerlendirilmelidir.
(1982)
OYUNLARI
Bütün Oyunları 1, Bütün Oyunları 2, Bütün oyunları 3
ANILARI
Böyle Gelmiş Böyle Gitmez 1-Yol, Böyle Gelmiş Böyle Gitmez 2- Yokuşun Başı, Benim Delilerim, Bir Sürgünün Anıları, Salkım Salkım Asılacak Adamlar, Ben de Çocuktum, Poliste.
ÖYKÜLERİ
Ah Biz Eşekler, İnsanlar Uyanıyor, Yeşil Renkli Namus Gazı, İhtilali Nasıl Yaptık, Bir Koltuk Nasıl Devrilir, Mahallenin Kısmeti, Sosyalizm Geliyor Savulun, Koltuk, Bay Düdük, Toros Canavarı, Şimdiki Çocuklar Harika, Kördöğüşü, Mahmut ile Nigar, Havadan Sudan, Hangi Parti Kazanacak, Gözüne Gözlük, 100 Liraya Bir Deli, Nazik Alet, Damda Deli Var, Rıfat Bey Neden Kaşınıyor, Deliler Boşandı, Leyla ile Mecnun- Halk Öyküsü-, Ölmüş Eşek, Kalpazanlık Bile Yapılamıyor, Yetmiş Yaşım Merhaba, Vatan Sağolsun, Büyük Grev, Aferin, Hoptirinam, Maçinli Kız İçin Ev, Yedek Parça, Memleketin Birinde, Nah Kalkınırız, Kazan Töreni, İt Kuyruğu, Fil Hamdi,Geriye Kalan, Rüyalarım Ziyan Olmasın,Biz Adam Olmayız, Aşkım Dinimdir, Gıdı Gıdı,Seyahatname
ROMANLARI
Tatlı Betüş, Gol Kralı, Surname, Zübük, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Tek Yol
YAZILARI; KONUŞMALARI;SÖYLEŞİLERİ
Hayvan Deyip de Geçme,Nutuk Makinesi, İnsanlar Konuşa Konuşa, Korkudan Korkmak, Bulgaristan'da Türkler, Türkiye'de Kürtler, Sora Sora Cennet Bulunur, Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru, Bir Tutam Aydınlık, Bir Dokun Bir Dinle, Suçlanan Aklanan Yazılar, Soruşturmada, Merhaba, Az Gittik Uz Gittik, Çuvala Doldurulmuş Kediler, Ah Biz Ödlek Aydınlar
ŞİİRLERİ
Sondan Başa, Seviye On Ölüme Beş Kala, Hoşça Kalın, Bir Aşk Var Bir de Ölüm, Sivas Acısı
ÇOCUKLARA
Borçlu Olduklarımız, Bu Yurdu Bize Verenler, Anıtı Dikilen Sinek, Pırlatan Bal - Oyun- , Nasrettin Hoca Gülütleri
GEZİ YAZILARI
Dünya Kazan Ben Kepçe 1, Irak ve Mısır
TAŞLAMALARI
Hazreti Dangalak
Azizname
" Biraz gelir misiniz" de bir yenilik, bir başkalık, bir değişiklik, bir ayrılık görüyorsanız, ben bunu değişiklik, özgünlük olsun diye özentiyle böyle yapmadım. Bunu böyle yapan, bunu sağlayan, oyunun kendisi, özüdür. Bana göre bu öz, ancak böyle verilebilir ve başka hiçbir türlü verilemezdi. Bu oyunda anlatmak istediklerimi, ne herhangi bir oyun biçiminde, ne hikaye, ne de roman olarak verebilirdim.
Sanatçının kafasına bir düşün biçimiyle birlikte geliyor, birlikte gelişiyor. Badem içi gelişir de, sonradan biçimine, ölçüsüne göre üstüne kılıf, kabuk kalmaz ki... Hiçbirimiz, örneğin baklaya bakıp da " Bunun biçimi başka türlü olmalıydı" diye düşünmemişizdir. Biçiminden ayırdığımız zaman baklayı tasarlayamayız bile.
Oyunlarımdaki kişilere, örneğin Ahmet,Fatma değil de Mateh, Zani,Effer gibi adlar verdiğim için" Kolayca uluslar arası olmak istediğinden böyle isimler uydurmuş" diyenler bile oldu. Oysa bu oyunlarda seyirciyi avlayacak bütün kolaylıklardan, ucuzluklardan var gücümle kaçındım. Oyundaki kişilerin, yalnız kişiliklerinden değil, adlarından bile, herhangi bir çağrışımla seyirciye bir gerçek kişiye hatırlatmasını istemedim. Yoksa supi adında gerçekten olmayan bir müzik aleti, Mateh adındaki bir supici yerine, örneğin Eyüp'teki bir oyuncakçı karakterini alabilirdim; bu da yazar olarak bana, rejisöre, oyunculara, seyirci olarak sizlere her türlü kolaylığı sağlardı.
Bu oyundaki kişiler,aynı zamanda herkes, yine aynı zamanda hiç kimsedir, hepimiz ve hiçbirimiz, tıpkı sıfır gibi, sıfırın gerçeği gibi...İnsan zekasının en gerçeğe uygun, en doğru soyutlaması olan sıfır, nasıl hem doğada yok, hem doğadaki herşeyde var ve olanları anlamamıza yardım ediyorsa, bu oyundaki soyutlamaları, sembolleri de gerçeği özünden kavramamıza yardımcı oldun diye kullandım. Bu bakımdan gerçekçi bir oyun yazdığım kanısındayım.
Bir de " Biraz Gelir misiniz?" buğulu,kapalı,karanlık buldukları, seçkin aydınlar için yazılmış sandıkları için beğenenler var. Oysa böyle değil... Bu oyunu da bütün yazılarım gibi, halk için, anlaşılması için yazdım. Halkın bu oyunu anlayacağına inanıyorum, beni beğenip beğenmemek, sevip sevmemek ayrı...
Biz seyirci olarak bir tiyatronun kapısından girerken, diyelim" A" isek, çıkarken"A" artı "X" ( AX) olmalıyız. Son perde inerken bu oyun sizleri arttırmışsa mutluyum, arttırmamışsa beceriksizim; her iki durumda da sizlerden esinlenip, kendi kendimin en zamansız eleştirmeni olarak öğrenmeye , iyisini yapmaya çalışacağım. İçimdeki hiçbirşey yapamayacağım korkusu, bana belki yapabilirim umudunu veriyor.
AZİZ NESİN ( Ekim 1962 )
OYUNUN TÜRÜ: Komedi,Dram
SAYFA SAYISI: 78
SAHNE SAYISI: 5
KİŞİ SAYISI: 6 Erkek,3 Kadın.
KARAKTER İSİMLERİ :
Mateh Usta : Supi ustası
Zani : Mateh'in karısı
Şarey : Mateh'in oğlu ( sıska)
Cin : Mateh'in kızı
Misa : Küçük oğul
Borno : Çırak
Effe : Zengin
Pinay : Komşu erkek
Aşi : Pinay'ın karısı
ANA TEMA : Yaşam,Ölüm
ANA FİKİR : " Kendinizden hiçbirşey çalmadan. Hem de Effer'lere yenilmeden... Eskimeden, bitmeden, yitmeden, hiç tükenmeden... Beni siz sürdüreceksiniz,siz ustalar. Sizlerde yaşayacağım... " Yaşamaktan Ölmeye Giden Yolda Biz Gitmeden Bizden Gidenler,Götürülenler,Gitmesini Engelleyemediklerimiz...
YAN FİKİRLER: Hayatta gerçek olanların farkında olanlar olduğunca olmayanlar da vardır. Aslında bu da bir gerçekliktir. Ama buradaki gerçeklik; onların yalan hayatlarından gelen, gerçeği bir yandan da yadsıyan diğer gerçekliktir. Eğer tek bir bilinen gerçeklik varsa onun takipleri mutlaka olacaktır. Dün olmuştur, yarın da olacaktır. İnsanlar sadece uğrak yerine gelen, vakit gelince gidecek olan geçici yolculardır. Yola çıkıp doğru yere gitmek ve doğruluğu yaşamak vardır bir de yaşadığını zannetmek. Zannetmenin bittiği yerde bilmek başlar. Bilmek de gerçektir. Ayrıca insanı yaptığı işi severek yapmasının ne kadar önemli olduğunu, yapılan işe saygıyı nasıl arttırdığını da oyun anlatıyor. O işi yapan kişinin mutluluğu da nasıl mutsuzlarca çekilmez bulunuyor.
ÇIKIŞ EPİSODLARI: Oyunun yönünü belirleyen 3. ve 4. sahnelerdir.
OYUNUN ÖZETİ :
Mateh Usta, eşi Zani kızı Cino,Oğulları Şarey ,Misa ve çırağı Borok'la beraber yaşayan kendi atölyesinde supi yaparak evini geçindirmeye çalışan bir supi ustasıdır. Hayatını bu işe adamıştır. Artık tek hedefi ise supiye perdeyi yerleştirerek istediği sesi ondan duyabilmektir. Bunun için gece gündüz çalışır. Çırağı Borok ve oğlu Misa da ona yardım ederler. Misa, supileri satmaya gider her gün. Şarey pazılarını şişirmekten başka hiçbirşeyle ilgilenmediğinden babasının tek umudu Misa'dadır. Supi işini o devam ettirecektir. Çünkü o, supiyi sevmektedir. Cino ise aynasından ve zengin bir talipten başkasını düşünmez. Zani kocasının bu kadar yorulmasına anlam veremez, dayanamaz. Bir gün zengin bir adam,Effer gelir evlerine ve supileri çok beğendiğini, satın almak istediğini söyler. Cino Effer'i n cakasını çok beğenmiştir. Effer tüccardır ve işinin alıp satmak olduğunu söyleyince Mateh supileri satmak istemez. Mateh ikna olduğunda Effer iki yüz lira vermiştir bir supiye ama, onları alıp evinin bahçesinin duvarlarına koyacağını söyleyince Mateh supileri satmaktan vazgeçer ve onu kovar. Kambur çırak Bornok Cino'ya aşıktır ama ona bir türlü açılamaz. Cino onu küçümser. Bornok ile Misa Mateh Usta'nın yerleştiremediği perdeyi kendilerinin yerleştirebileceklerini düşünürler , onu taklit etmeye başladıkları sırada Mateh'e yakalanırlar ve onun gözüne girmeye çalışırlar. Bu sırada Mateh bir sesin çağırdığını duyar. Koşturmaya başlar. Kimse ne olduğunu anlamaz. Artık yaşamayan supi ustalarının sesidir bunlar. Mateh Usta hemen evden gitmeleri konusunda herkesi zor da olsa ikna eder ve beraberce taşınırlar. Yeni evlerinde komşuları Aşi ve Pinay çiftiyle tanışırlar. Bu çift supiden anlamaz, çıkardığı sesleri de duymaz. Mateh'e deli muamelesi yaparlar. Effer de komşuları çıkar. Mateh Usta ona supi satmamakta kararlıdır. Effer de almakta... Çağıran ses duyulur ve bir komşularının öldüğünü öğrenirler. Mateh dehşete kapılır. Çağrılsa bile perdeyi yerleştirmeden asla gitmeyecektir.Bu sırada Effer ile Mateh birbirlerinin okul arkadaşı çıkarlar. Çağıran Ses yine duyulur ve Aşi gider. Durumları kötüye gitmektedir ailenin. Supi satılmamaktadır. İhtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirler. Çağıran sesi Mateh yine duyar ,Misa ile Borok engeller ve gitmez. Misa ile Borok çağrılsa da gitmeyecekse Mateh Ustanın neden bu kadar acele ettiğini anlayamazlar. Mateh Usta ise perdenin bir kendi kendini kandırmaca olduğunu, o biterse başka bir şey bulacağını anlatır onlara. Artık çağıran ses çok kuvvetli gelmiştir. Mateh Zaniyi çağırır yanına. Konuşurlar ve Zani uyumaya gider gitmez Çağıran ses yine duyulur,Efferdir bu. Effer ondan supileri zorla da olsa almaya gelmiştir. Çünkü Mateh supinin sesini duyamamaktadır. İşini sevmemektedir. Mutlu değildir. Mateh'in çabasını ,hevesini hazmedemez. Mateh'ten gönüllü vermesini ister supileri. Mateh reddeder. Effer tabancasını ona doğrultur Mateh razı olmaz yine. Effer tabancasını düşürür pes eder. Gürültüye uyanan Zani gelir ve tabancayı Effer'e yöneltir. Çağıran ses bu kez de Zani için gelmiştir. Zani öldükten sonra Mateh Usta tüm isteğini,yaşam gücünü kaybetmiştir. Misa ile Borok onu canlandırmaya çalışsalarda başaramazlar. Mateh artık perde için uğraşmaz. Supilerini de Effer'e yok pahasına satar kimseyi dinlemeden. Bir ziyafet verirler evde Effer ve Pinay'a yemeğin ortasında çağıran ses gelir ve artık Mateh Usta da yoktur... Geride supiyi yapacak Misa ve Borok'u bırakarak gitmiştir.
YORUM:
İnsanlar yaşamlarını sürdürürken, kendilerini adadıkları yolda yürürken kendi hayatlarından çalarlar farkında olmadan. Yaşamak, tadını alarak yaşamak güzeldir ama bir de bizi biz yapan şeyler yada kişilerle yaşamak vardır. Eksik olan bir şey varsa belki o kendimizdedir. Eğer hayatımızı tamamlayamadığımızı düşünüyorsak, bu biraz da eksik olanı bilmeyişimizdendir. Ya da yanlış bildiğimizden ya da kendimizi kandırdığımızdan, belki de hepsinden dolayı. Yaşam güzeldir, güzel oluğu bilindiği sürece.
Oyun mesajını direkt olarak vermese de direkt mesajı almış hissediyorsunuz. Sonradan düşünüp de acaba ne demek istedi karmaşası yaşamıyorsunuz. Eğer oyunu olduğu gibi anladıysanız. Olan bir şey pat diye suratınıza çarpıyor, gözünüze girmeden. Anlaşılır. Etkili. Finali çabuk geldi. Yetersiz de denilebilir. Hemen toparlanıp bağlanmış gibi. Oyunun ara bölümleri finalden daha etkileyici. Güldürü demek yanlış olur bu oyuna.
1.SAHNE (Özet)
Mateh Usta Karısı Zani,kızı Cino, oğulları Şarey ve Misa ile beraber yaşayan bir supi ustasıdır. Kambur çırağı Borok ise ustasından her şeyi öğrenmeye çalışmak için var gücüyle çalışmaktadır. O da onlarla beraber yaşamaktadır. Zani, Mateh Usta ve Borok'un tüm gece supi ile uğraştıklarını görünce sinirlenir ve onları azarlar. Zani kocasının tüm vaktini supiyle geçirmesinden bıkmıştır. Şarey, pazularını kuvvetlendirmekten başka gayesi olmayan sıska bir çocuktur. Supiyle ilgilenmez. Misa ise supiyi sever, onları her gün satmaya, dışarı gider. Babası da en çok ona güvenmektedir. Cino ise sürekli ayna karşısında kendiyle ilgilenen bir genç kızdır. İleride ne yapacağına dair her gün yeni bir kararı vardır. Mateh Usta, Misa'dan sattığı supilerin parasını alırken daha önce hiç araba gelmemiş evlerine bir araba yanaşır. Gelen, Effer adında alım,satım işleriyle uğraşan zengin bir tüccardır. Mateh'in supilerine övgüler yağdırır ve onları satın almak istediğini söyler. Cin ,onun cakasından etkilenmiştir. Herkes sevinçten havaya uçar. Mateh de haklı olmanın sevincini yaşar bir an. Mateh Effer'e supileri neden satın almak istediğini sorduğunda ise evinin bahçe duvarlarına yerleştirmek için cevabını alır. Mateh, Effer'i kovar.
( Tüm karakterler hakkında biraz da olsa bilgi veriliyor. Mateh'in karakterini yoğun olarak sahne sonunda hissediyoruz. Effer şaşırtıyor.)
2. SAHNE
Bornok, Cino'ya aşıktır. Ancak Cino'nun zenginlik düşkünlüğü yüzünden, kendisi de kambur olduğundan ona bir türlü açılamaz. Bornok da Mateh'in yolunu izleyerek supici olmak istemektedir. Cino ise onu küçümser. Misa, supi satmaktan morali bozuk döner. Cino kendisiyle ilgilenmediği için Misa'ya kapris yapar. Bornok ile Misa, Mateh Usta'nın yerleştiremediği perdeyi kendilerinin yerleştirebileceğini düşünürler. Mateh Usta'yı taklit ederken ona yakalanırlar ve güzelce azarlanırlar. Sonra da ustalarının gözüne girmek için her yolu denerler. Ardından Mateh Usta, odanın bir köşesinden diğer köşesine, sesler duyduğunu söyleyerek koşmaya başlar. Daha önce hayatta olan supi ustalarının sesleridir bunlar. Mateh'ten başka kimse duymaz bunu. Misa ile Bornok korkuyla onu seyrederler. Mateh, gece yarısı evdeki herkesi uyandırarak hemen evden gitmeleri gerektiğini söyler. Zani şiddetle karşı çıkar. Mateh, zamanın kendisine yetmediğini, daha çok çalışmak için günlerin daha uzun hale gelebildiği bir yere gitmeleri gerektiğini eğer onlar gelmezse tek başına gideceğini söyler. Misa, Şarey ve Cino babalarının yanında olurlar. Zani de ikna olur ve eşyalarını toplamaya başlarlar. ( Oyunun temel mesajının ilk sesleri bu sahnede duyulur. Mateh'teki değişiklik başlar. Gerilim kendini hissttiriyor.)
3.SAHNE
Hep beraber yeni evlerine yerleşirler. Oradaki komşuları Pinay ve Aşi tanışmak için evlerine gelirler. Her ikisi de ısrarla supinin ne oluğunu, hatta nasıl söylendiğini bile anlamazlar. Mateh, supi sesini herkesin duyamayacağını, duyanların da iyi insan olduklarını söyler. Aşi anlamaz. Mateh onlara, supi sesinin ölümü düşündürdüğünü, ölümü düşünenin yaşamı sevdiğini, sevenin de çalışmaktan kötülük yapmaya zamanı kalmadığını anlatır. Ama onlar hiçbir şey anlamazlar ve Mateh'i deli zannederler. Bu arada Effer'in de komşuları olduğu ve ortak tanıdıkları olduğu anlaşılır. Effer eve gelir ve supileri almak istediğini yineler. Mateh Usta şiddetle karşı çıkar. Effer en son 500 lira verir, herkes Mateh'e baskı yapar ama işe yaramaz,satmaz. Effer hırslanır ve supileri bir gün mutlaka satın alacağını söyler. Effer, supinin sesini duyamadığı için çok sinirlenmiştir. Derken çağıran ses duyulur. Mateh dehşete kapılır, komşularından biri ölmüştür. Mateh heyecanla, kim kendisini çağırırsa çağırsın gitmeyeceğini haykırır. Perdeyi yerleştirip, istediği sesi supiden duymadan hiç biryere gitmeyecektir. Misa eve gelir ve hiç supi satamadığını söyler. Bu arada Effer ile Mateh okuldan birbirlerini hatırlarlar. Aşi, çocuğunu kucağında sallarken çağıran ses duyulur ve Aşi gider... ( Supinin ne demek olduğunu bu sahnede anlıyoruz. Effer sıkıntı vermeye başlıyor. İnsanın yakamdan düş diyesi geliyor. Aşi ile Pinay güldürüyorlar. Gerilim giderek artıyor. Kim gidecek kaygısıyla korkmaya başlıyorsunuz. En önemli sahnelerden biri. )
4.SAHNE
Bornok ile Misa çalışmaya devam ederler. Mateh'in eğer gitmeyecekse perdeyi yerleştirmek için neden bu kadar acele ettiğini anlamadıklarını konuşurlar. Mateh Usta kendisine duyurulmak istenen konuşmaları duyar ve onlara açıklar durumu. Perde bitse bile mutlaka uğraşacak başka bir şey bulacaktır. Çağıran sesin kendini çağırdığını duyar bu arada ama Bornok ile Misa onu engellerler. Eve Pinay gelir ve annesi gitti gideli çocuğun uyumadığını söyler. Effer ise supinin sesini duymak istemekte ama duyamamaktadır. Kızgın bir şekilde evden çıkar. Zani, evlerinde çay, şeker, su kalmadığından, durumlarının çok kötü olduğundan dem vurur. Hiç supi satılmamıştır. Şarey de pazısının günden güne söndüğünü söyler. Cino da artık hiç yeni kararlar alamamaktadır. Mateh, Zani'den kendisini yalnız bırakmamasını, o olmazsa hiç bir şey yapamayacağını söyler. Mateh, perdeyi o gece takmaya karar verir. Zani uyumaya gittikten sonra çağıran sesi duyar Mateh ve Zani 'i çağırır telaşla. Zani onu sakinleştirip tekrar uyumaya gittiğinde gelen çağıran sesin Effer olduğu anlaşılır. Effer supinin sesini duyamadığı için öfkelidir ve Mateh'ten tüm supileri kendisine vermesini, onları yakacağını söyleyerek ister. Mateh kabul etmez. Effer tabancasını çıkartır. Mateh tetiği çekmesini söyler. Effer silahı yere düşürür, pes eder. Zani çıkan seslere gelir ve onlar o halde görünce tabancayı Effer'e doğrultur. Mateh durdurmaya çalışır Zani'yi. Çağıran ses Zani için gelmiştir şimdi... ( Mateh ile Zani 'nin diyaloğu sahneyi belirliyor. Mateh o kadar güçlü değil, Zani de o kadar zayıf değil. Effer'in acizliği görülüyor. En yüksek sahne. Adım adım yaklaşıyor gibi.
5. SAHNE
Zani öldükten sonra Mateh Usta'nın artık amacı kalmamıştır. Perdeyi düşünmemektedir bile. Onun bu halini gören Borok ile Misa onu heveslendirmeye çalışsalar da başaramazlar. Mateh Evde bir ziyafet hazırlar. Effer ve Pinay davetlidir. Artık tüm supiler yok pahasına Boroki ile Misa'nın tüm karşı çıkmalarına rağmen Effer'e satılmaktadır. Yemek sofrasında gülüşmeler ve müzik arasında çağıran ses Mateh'i son olarak çağırır ve Borok ile Misa ustalarının gitmesini bu kez engelleyemezler. ( Final. Beklenen oluyor. 4. sahnede finali yaşamışsınız gibi hissediyorsunuz.)
Mateh Usta
Fiziksel Özellikleri: 50 yaşlarında, 1.74 boylarında,beyaz tenli, kumral. Saçlarının önü açılmış. Tombul ama şişman değil. Biraz göbekli. Giydiği belli eşyalar var.
Sosyolojik Özellikleri: Kendi evinin atölyesinde supi yapmakla uğraşan, hayatını buna adamış bir adam. Orta halli bir aileden geliyor. Malı mülkü yok evi dışında. Okulda oldukça başarılı bir öğrenciymiş. Babası bir sanatkar olabilir. Anne-babasını yitirmiş. Liseyi bitirmiş.
Psikolojik Özellikleri: İnatçı, sabırsız,kendi bildiğinde direten bir adam. Ona sevmediği hiçbir şeyi yaptıramazsınız. Kendi ilkeleri var. Bu ilkelere ters düşüldüğü zaman çok da sert olabiliyor. Karısına derin bir aşkı ve bağlılığı var. Aslında bağlı olduğu şeyler birbirine o kadar bağlı ki biri koptuğu zaman tamamı dağılıyor. Kendi ayakları üzerinde durmayı erken öğrenmiş. Çevresindeki herkesin güvendiği tek insan. Onun yaptıklarını hem onaylamıyorlar hem de sonuna kadar arkasındalar. O da bunların hepsini biliyor ve asla düşüncesinden vazgeçmiyor. Ölüm en çok korktuğu. Yarım bırakıp gitmek, anlamsız gitmek en çok korktuğu şey. Yaşamı sevmenin tek yolunun çalışmak olduğunu kabullenmiş. Kendisini bu yolda çok fazla yıpratıyor.
Zani
Fiziksel Özellikleri: 45 yaşlarında. Esmer,1.60 boylarında. Zayıfça.
Sosyolojik Özellikleri: Kalabalık bir aileden geliyor. İlkokul mezunu. Geleneksel bir yapıdan geliyor. Evi, kocası ve çocukları onun tüm hayatı. Anne,babasını erken kaybetmiş. Mateh'le bağlılıkları da belki bu yüzdendir. Kızının çeyizleri, evin ihtiyaçları onun başlıca uğraşları. Bir de Mateh'i yorulmaması için sürekli uyarmak.
Psikolojik Özellikleri: Hassas, dirayetli,çalışkan bir kadın. Çilekeş. Zorluklarla uğraşmaya alışmış. Kocasına derin bağlılığı var. Onu çok seviyor. Bazen onu sinirlendiriyor da. Çok konuşuyor, çoğunlukla her şeye karışıyor. Mateh'in ve çocuklarının hayatı onun hayatı çünkü. Tutumlu.
Bornok
Fiziksel Özellikleri: 1.70 boylarında, kambur,zayıf. 22 yaşlarında.
Sosyolojik Özellikleri: Ailesinden ayrılmış. Mateh'in yanına yerleşmiş. Onun çırağı, sağ kolu. Amacı çok iyi bir supi ustası olmak.
Psikolojik Özellikleri: İnatçı,mantıklı,çekingen. Cino'ya aşık ama kendini onun karşısında yetersiz görüyor. Tezcanlı, çalışkan,zeki.
Misa
Fiziksel Özellikleri: Çelimsiz.1.70 boylarında. 18 yaşlarında.
Sosyolojik Özellikleri: Okulu bırakmak zorunda kalmış. Çalışkan bir öğrenci. Babasının izinden gidiyor. Supi ustası olmak en büyük hayali. Babası onu sürekli azarlıyor ama o bunlara alınmıyor. Babasına derin bir saygısı ve güveni var.
Psikolojik Özellikleri: Hırslı, içine kapanık,saygılı. Zeki.
Şarey
Fiziksel Özellikleri: 1.80 boylarında,sıska,25 yaşlarında.
Sosyolojik Özellikleri: Okulu kendi bırakmış, ne istediğini, ne yaptığını bilmeyen bir karakter. Kendisiyle uğraşıyor. Pazılarıyla meşgul.
Psikolojik Özellikleri: Umarsız,alaycı, fazla akıllı değil. Oyunun süsleme karakterlerinden. Belli bir fikri yok. Kompleksli.
Cino
Fiziksel Özellikleri: 1.65 boylarında,güzel bir kız. Zayıf.
Sosyolojik Özellikleri: Yoksulluktan bıkmış,tek çareyi zengin bir talip bularak evlenmekte görüyor. Babasının ne yaptığını anlamıyor. Anlamaya çalışıyor. Ne Misa kadar ilgili ne de Şarey kadar ilgisiz. Borok'un aşkının farkında ama onunla alay ediyor.
Psikolojik Özellikleri: Şımarık, kibirli, kurnaz.
Effer
Fiziksel Özellikleri: 1.80 boylarında, yapılı, endamlı bir adam. Esmer.
Sosyolojik Özellikleri: Aileden zengin. Onların işlerini devam ettirip zengin olmuş. Para kazandıkça güçlenmiş.
Psikolojik Özellikleri: Mutsuz. Mateh'le karşılaşıncaya kadar bunun farkında bile değilmiş. Onun yaşama isteği karşısında tüm gücünü yitiriyor. En sevmediği duygu olan ezikliği yaşıyor. Parası ilk kez bir işe yaramıyor. Bu da onun yıkımı. İşini sevmiyor. Ama alışılagelmiş olan hayatıyla ömrünü kendini kandırarak geçirmiş. Hırslı, aslen ezik, güçsüz. Tutarsız hale gelince kendini kaybediyor.
Dilek Türk
Açıkça