oyun eleŞtİrİlerİ
MARY STUART
Ortaçağ...
Hücresinde kaderine razı Mary yalnızca içinde bulunduğu acınası durumla değil, geçmişiyle de boğuşmaktadır. Kraliçe Elizabeth ise yüzeysel bir deyişle iktidar hırsının ağına takılalı hayli zaman olmuştur...
Şehir Tiyatroları, bu yıl Dacia Marini' nin Mary Stuart isimli oyununu Neşe Kıldacı' nın çevirisiyle Özkan Schulze' nin rejisiyle sahneliyor. Oyun tarihsel bir fonu ardına alarak , iki kadının mücadelesi ekseninde ilerliyor.
Krallığın bu kadınlardan beklediği, kendileri için beklentilerinden kat be kat fazladır. Onlar, soyları gereği kendilerini bu mücadelenin içinde bulmuşlar, kilisenin ve çıkar gruplarının baskılarıyla erk üretmek zorunda kalmışlar. Sonrası ise insana dair bir durum; Bu duygudan hoşlanan hayata kalmıştır. O da Kraliçe Elizbeth' tir...
Oyun, günümüzde sıkça bahsi geçen 'medeniyetler çatışması' mazisinin ne denli eski olduğunu anımsamak için oldukça iyi bir fırsat. Katolik ve Protestan kilisenin mücadelelerinin aktarılması, dönem itibariyle oldukça dikkat çekici. Kostümdeki Osmanlı çağrışımları acaba bir başka anımsatmayı dile getirmek için mi kullanılmış... Sorunların evrenselliğini hatırlatmak, tiyatronun en etkili ifade aracı olduğunun göstergesi olarak da, oldukça yerinde.
Kostümler Canan Göknil tarafından başarıyla tasarlanmış...Ayrıca sahnedeki kostüm eklenmeleri, Elizabeth 'in içinde bulunduğu soylu duruma da katkıda bulunarak, iki farklı mekan-atmosferi birbirinden ayırarak işlevselliğini arttırmış.
Ayhan Doğan' ın dekoru oldukça işlevli bir tasarım olmuş. Mary Stuart' ın bulunduğu hapishane ve kraliçe Elizabeth' in sarayı birbirinden oldukça net ayrılıvermiş. Dekordaki hoş ayrıntılara dikkat...
Murat Selçuk' un ışıkla uyumlu dansı etkileyici. Yalnızca Ada' nın içinde bulunduğu çalkantılı durumu kırmızı ışıklarla salona vermesi sanki çok 'bire bir' bir anlatım tercihiydi.
Yönetmen Özkan Schulze, gerek parçalı anlatımıyla gerek farklı oyunculuk anlayışlarıyla iki kesimi birbirinden ayırmaya çalışmış ama...

OYUNCULUKLAR ÜZERİNE...
Ayça Telırmak Kraliçe rolüyle çok iyi bütünleşmiş. Performansıyla sahnedeki diğer oyunculardan hemen ayrılıyor...Gözlerindeki ve duruşundaki asalet oyun boyunca yerini asla sıradanlığa bırakmıyor. Rolündeki devamlılığa yardımcısı rolündeki Selin İşcan uymaya çalışsa da Ayça Telırmak' dan öğrenilecek çok şey var.
Yine de bu ikili Mary Stuart cephesinden daha tutarlı görünüyor...
Filiz Kutlar ise -sanırım yönetmenin seçimiyle - daha doğal bir tavırla sahnede...Fakat kullanılan bu teknikle, role girememiş oyuncu görüntüsü çiziyor. Beş kişilik bir oyuncu topluluğu içinde, bu 'oldukça doğal oyunculuk yaklaşımı' seyirciyi biraz yadırgatıyor doğrusu. Burada yönetmene söz vermek, Stuart karakterinin bu türlü yorumlanışının oyunda neye hizmet ettiğini öğrenmek gerekli...Metnin verdiği mazlum duruş, oyuncu seçimiyle desteklenmek istenmiş olabilir. Alev Oraloğlu 'nun oyunculuğu ise oldukça duru ve 'tam karar' doğrusu.
İzlediğimiz oyunda her oyuncunun karşılaştığı replik hataları, takılmalar oldu. Fakat oyun boyunca kostümlerin dekorun çeşitli yerlerine takılması yeterince prova yapılmadığı izlenimini yarattı.
Şunu teslim etmek gerekli ki Özkan Schulze ve oyuncular, iktidara hakim gibi gözüken ama onun esiri olmuş iki kraliçenin kadın yönlerini oldukça sıcak bir biçimde aktarmayı başarmışlar...Temposunun düşüklüğüne karşın ele aldığı konular itibariyle izlenmesi gereken bir oyun Mary Stuart! Kehanetlere konu olan İskoç Kraliçesi'nin hayatı, iktidar , kadının halleri ve ortaçağda din temalarını izlemek , üzerinde düşünmek isteyenler için isteyenler için ideal.
İyi seyirler...
Sertaç AYVAZ
24.11.2005

Seyirci Yorumları
| Ececik |
24.12.2005 |
Öncelikle herkes mükemmeldi. kraliçenin ses tonu hiç güzel degildi. Alev Oraloğlu bitişte mükemmeldi.
Çok sağolun bize bunları bize sundunuz için |
Sizde yorum yazın... |
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: elş10