oyun eleŞtİrİlerİ
FERHAD İLE ŞİRİN
Yazan:Nazım Hikmet
Yöneten: Ragıp Yavuz
Dekor Tasarımı:Barış Dinçel
Kostüm Tasarımı:Duygu Türkekul
Müzik:Mazlum Çimen
Işık Tasarımı:Ayşe Sedef Ayter
Koreografi:Yasemin Gezgin
Efekt Tasarımı:Ersin Aşar
Dramaturg:Arzu Işıtman
OYUNCULAR |
Münadi,Ebru Ustası: Tuğrul Arsever
Mehmene Banu:Sevil Akı
Vezir:Yalçın Boratap
Hekimbaşı:Ergun Üğlü
Müneccim:Ersin Sanver
Dadı:Ayşegül Devrim
Servinaz:Funda Köseoğlu
Gelen: Erol Keskin
Şirin:Duygu Erdoğan-Seda Fettahoğlu |
Ustabaşı:Şevket Avşar
Derviş:İskender Bağcılar-Oktay Sözbir
Behzad:Haldun Ergüvenç
Şerif:Ertuğrul Postoğlu
Ferhad:Ahmet Özaslan
I.Muhafız:Özge Midilli
II.Muhafız:Sanem Özcan
Elma Ağacı:Yasemin Gezgin |
Nakkaşlar-Gizli Geçit Dansçıları Arzen ve Demirdağ Korosu
Derya Çetinel-Aslı N.Altaylar-Nur Saçbüker-Reyhan Karasu-Sanem Özcan-Özge Midilli-Tuğrul Arsever-Yasemin Gezgin |

Oyunun Konusu
İran Sultanı Mehmene Banu' nun kardeşi Şirin ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. Uzaklardan gelen müneccim Şirin' i iyileştireceğini söyler fakat bunun için üç şartı vardır. Son şartı ve en önemli şartı ise;Mehmene Banu'nun tüm yüz güzelliğini vermesidir. Tüm vücut güzelliği kalacak ama yüzü bakılamayacak kadar yaşlanacaktır. Mehmene bu şartı kabul eder. Şirin iyileşir ama Mehmene' nin artık yaşlı ve çirkin bir yüzü vardır.
Ferhad babasının ustalığından etkilenerek çok iyi bir nakkaş olmuştur. Atölyedeki arkadaşı Şerif Ağa ise Ferhad' ın sanatını kıskanmaktadır. Her fırsatta onun desenlerini bozmanın bir yolunu arar. O gün Mehmene ile Şirin atölyeye nakışları görmeye gelirler. Fakat iki kardeş Ferhad'a tutulurlar. Mehmene Ferhad'ı saraya Nakkaşbaşı tayin eder. Şirin bir fırsatını yaratır ve Ferhad'a aşkını ilan eder. Ferhat da Şirin 'e ilk bakışta vurulmuştur. Bir plan yaparlar; Ferhad Dadı' yı ikna etmesi karşılığında sanatının iki sırrını Şerif Ağa' ya verecektir. Şerif Ağa'nın annesi Dadı oğlunu kırmamak için iki aşığın gizli geçitten geçmesine yardım eder. Kaçarlar.
Mehmene, uğruna güzelliğini feda ettiği kardeşi ve delicesine tutulduğu Ferhat'ın kaçmasını içine sindiremez. Peşlerine 400 atlı gönderir ve nihayetinde askerler onları bulup getirirler. Mehmene Sultan kardeşi için yaptıklarını,sevgisini sorgularken Şirin ise Ferhad'a zarar gelmemesi için ablasına yalvarır. Mehmene Sultan Ferhad'a Şirin'i ona vereceklerini ancak bir şartı olduğunu söyler. Şehirde su akmamaktadır ve salgın hastalıklardan her gün insanlar ölmektedirler. Ferhad'ın Demirdöğen Dağı'na çıkarak büyük kayaları delmesi ve suyun şehre inmesini sağlaması gerekmektedir. Ferhad onlarca yıl dağda kalması, ölmesi, Şirin'i bir daha hiç görememesi pahasına bu şartı kabul eder ve dağa çıkar.
Yıllarca bekledikten sonra Şirin ablasını ikna ederek Ferhad' ı dağda görmeye gider. Ancak Ferhad' ın aşkı, sevgisi artık öyle bir hale gelmiştir ki, suyu şehre indirmeden, onlarca yıl kalmasını gerektirecek kayaları delmeden şehre gelmeyi, Şirin' e kavuşmayı reddeder.

Oyuna dair...
Önce oyunculardan bahsetmeli... Her repliği öyle yaşayarak yansıttılar ki seyirciye, sahne bitimlerinde beynimde çınlayan replikleri tekrarlarken buldum kendimi... "Hay Allah", "Ya Rabbim nasıl da seviyorum", "Dadı, ne olur pişman değilim de!" , "Şartınız kabulümdür" ve şimdi aklıma gelmeyen niceleri...
Sevil Akı "Mehmene Sultan" ı canlandırmış. Emeğine sağlık...Vücut hakimiyeti, esnekliği, sahne duruşu, duygusu o kadar netti ki hayran olmamak elde değil doğrusu. Hükümdar olmasının verdiği sertlikle abla olmasının getirdiği naifliği çok güzel harmanlayıp karşımıza çıkarıyor. Aynı zamanda o bir dişi ve ihtirasları var. Ferhad ile Şirin' in aşkı yanında bazen insan ona da hak vermiyor değil. Kardeşi uğruna tüm güzelliğini feda eden ama sonradan kardeşinin aşık olduğu adama tutulan genç bir kadın. Güzelliğini verdiğine pişman olur mu olmaz mı insan? O sırada, onun kendini sorguladığı sırada aynı gecede maç olmasına rağmen salonu dolduran tiyatroseverlerin de bunu kendilerine sorduklarından şüphem yok. İkinci perdede, ihtişamlı kostümüyle yer aldığı sahnede tek başına kaldığında yalnızlığını ve çaresizliğini, hesaplaşmasını ayakta alkışlıyorum.
Ana dekor olarak iki büyük yelpazenin kullanıldığını görüyoruz Oldukça işlevsel tasarlanmışlar. Büyük ve kalabalık dekor parçalarının bazen ne kadar gereksiz olduğunu düşündürüyor insana...
Oyunun müzikleri gerçekten çok hoştu. Şirin' in sesinin naifliği, inceliğiyle birleşince sanki her konuşması dilinden dökülen şarkı sözleriymiş gibi algılanıyor. Nazım Hikmet 'in kalbinden çıkan bir oyun olması dolayısıyla her replik bambaşka anlamlar içeriyor. O kadar sade, o kadar net ve bir o kadar da dolu...
"Ferhad,sevgilim...öldüreceğim seni!"... "Şirin,kardeşim...Öldüreceğim seni!"
Oyunda kalabalık bir oyuncu kadrosu yer alıyor. Çeşitli koreografilerle zenginleştirilmiş danslar oyuna renk katıyor. Renk katmasının yanısıra dinamik reji anlayışını güçlendirerek sahnedeki rol kişilerini destekliyor. Halk, ölüm,aşk hatta elma ağacı(!) sembolize edilerek karşımıza çıktı. Ancak;belki biraz daha az kullanılabilir miydi demeden geçemiyorum. Bazı sahnelerde arka planda yer alan dans figürleri göz yordu,dikkat dağıttı.
İlk perdenin en sonunda Ferhad İle Şirin'in elele sahneden arka fonda beliren yıldızlara doğru yürümeleri ve karanlıkta kaybolmaları etkileyiciydi. Ahmet Özaslan(Ferhad) ve Duygu Erdoğan'ın(Şirin) coşkulu ama kontrollü oyunculukları göze çarptı.
Unutmadan oyuncuların iç seslerinin verilmesinin de çok başarılı olduğunu belirtelim. Hepsi öyle çıplak göründüler ki sahnede...
Bunlar oyunun görünen tarafları. Hissettirip düşündürdüklerini yazmak gerek aslında. Ama çok uzatmamalı, sizlerin de görüşlerine açık kapı bırakmalı. Sadece şunu söylemeli ki; aşk, sevgi, vefanın gönüllü dansını izledik boğazımızda bir düğümle. Hangisi en haklı bir türlü karar veremedik...
Oyunculuklarıyla göz dolduran,sahne kurgusuyla dikkat çeken,söylemek istediğini açıkça söyleyen bu oyunu kaçırmayın derim...
Dilek Türk
01. 12 .2005
Haldun Taner Sahnesi

Seyirci Yorumları
|
| Sonay Akyıldız |
13.08.2007 |
Ben de şu anda Mehmene Banu tiradını
hazırlıyorum..ve Sevil Akı size sesleniyorum okuyorsanız n'olur bana yazın
önerilerinize ihtiyacım var.. Adresim: jelibom_s@hotmail
|
| Görkem Tan |
16.01.2006 |
Oyun çok güzeldi. Mehmene Banu rolündeki Sevil Akı muhteşemdi. Çok güzel oynadı onu tebrik ederim |
| Sarp Yavuz |
16.01.2006 |
Heey Ferhad ile Şirin'i yöneten adamın, Ragıp Yavuz'un oğlu olmaktan gurur duyuyorum! :D Ben de özellikle o "Canım kardeşim...seni öldürmek istiyorum!" sahnesinden çok etkilenmiştim. Herkese görmelerini tavsiye ederim!
|
| Özlem |
19.01.2006 |
Funda Köseoğlu seni tebrik etmek istiyorum , umarım bu yazı eline ulaşır. Hayat azmin beni çok ama çok etkiledi umarım bir gün bir yerde tanışma fırsatı buluruz. Hayat ışığın asla eksik olmasın. özel olarak tiyatro hakkında sormak istediklerim de var aslında , mail adresim ozllem2@hotmail.com umarım bir merhaba yazarsın. Yazmazsanda canın sağolsun :))
Sevgiler
|
| Eris |
26.01.2006 |
Oyunu oldukça sıkıcı buldum.Aslında görsel olarak oldukça zengin tutulmuştu oyun fakat bu dahi oyunu kurtarmaya yetemedi.Salondaki çoğunluk izlediği oyundan memnun değildi.Beğenmedim.
|
| İlayda Sanbay |
28.01.2006 |
çok güzeldi gerçekten.mehmene banu rolüündeki sevil akı çok beğendim.acıyı bizlere inanılmaz yansıttı.ragıp yavuzu da tebrik ederim.aslında karaografi ışık ses bilemediğim her ayrıntı çok uyumlu ve özenle hazırlanmış.elinize sağlık.
|
| Ömer Kokoş |
29.01.2006 |
Bu oyuna dün akşam gittim we inanılmaz derecede memnun kaldım..Oyunu yürüten tabiki Sevil Akı..Gerçekten de çok deneyimli we işini iyi bilen bir oyuncu..Tebrik ediyorum..Daha önce de beş katlı binanın altıncı katı adlı oyuna gitmiştim..Orda da başrolde Sevil Akı wardı we her zaman olduğu gibi çok güzel bir oyun sergiledi..Ragıp Yavuz da gerçekten iyi bir yönetmen..Söyleyecek fazla birşey bulamıyorum tebrikler..
|
| Şule Ilıca |
18.03.2006 |
Başta Sevil Akı olmak üzere tüm oyuncular süperdi.Doyamadık seyretmeye.Ellerinize sağlık.
|
| Sefa Erdoğan |
19.03.2006 |
Sevgili Funda , tekrar sahnelere donmen ve sagligina kavusman beni cok mutlu etti, dunyanin obur ucundan sevgiler
|
| Eyüphan Güvercin |
31.03.2006 |
oyun muhteşemdiiii sevil ablaaa muhteşem bir oyuncuuuu oyunculuğuına dicek laf yokkkk şirinn yani duygu erdoğan şehir tiyatroları ailesıne sanırım yenı katıldıı ama oldukça başarılııı gelen yanii erol keskını yurekten kutluyorummm muhtesemmm oyunculuğuuu varrrr hayran kaldım oyunculuğunaaaa dansçılarrrr mükemmeldiiii çokkkk büyülendımmm oyuna o kadar renk katmışlarkii anlatamamm ellerim patlayana kadar alkışladım bütün ekibiiiiii mükemmelınde üstünde bi oyun olmuşşş emeğinizeee yüreğinizeeeee sağlıkkkkk alkışınız bol olsun
|
| Burcu Erdeğer |
15.04.2006 |
oyunu gerçekten çok beğendik. bu oyun kardeşimin dönem ödeviydi gerçekten çok güzel bi aşk hikayesi....oyunculuklarda çok iyi idi.... sizleri kuttluyorum başarılarınızın devamını diliyorum...
|
| Murat Şevki Scheffer |
22.04.2006 |
Oyun tek kelimeyle harikuladeydi. Nazım'ın o şiirsel ve insanın kanını donduran metni yer yer kısaltılmış, buna mütabil şairin yaşamaya dair ve rubailerinden bir parça oyuna pek güzel oturtulmuş.Ragıp Yavuz, bir dönem oyunu çıkarmaktan ziyade, metnin diğeradı da olan bir aşk masalı yaratmak istemiş sahnede adeta,ki bunu çok iyi başardığını da belirtmek gerek. Dekor,kimilerine göre zayıf kalsa da, oyunun simgesel anlatımına yenilikler ekliyor. Gelen'i son sahnede zaman olarak da görmemiz, metnin sunmadığı açılımlara gitmemizi sağlıyor. Oyuncular gayet başarılı. Ve Sevil Akı...Mehmene Banu'yu yer yer fazlaca abartarak canlandırıyor. Oysaki her nasılsa yaptığı hiçbir şey zaman zaman çok keskin pozları bile gözünüze batmıyor, aksine oyunu daha da zenginleştiriyor. Bir kuğu kadar narin, ve o kadar güzel. Hele ki, oyunun başlama anonsu yapılmadan önce bütün kalp yaralarınızı kapının dışında bırakmadıysanız, daha da bir içiniz yanıyor çıkardığı oyunla. Hakim olmakta çok güçlük çektiğiniz bir his kaplıyor tüm iliklerinizi, sahneye koşıp ona sarılmak, herşeyin iyi olacağını söylemek istiyorsunuz. Sanki onu teselli ederseniz, siz de bütün hayal kırıklıklarınızdan kurtulacaksınız. Ne var ki, bu bir oyun. Ve Sevil Akı harikulade bir oyuncu. Umarım kendini bizden esirgemez...
|
| Bilge Su Osmanoğlu |
22.04.2006 |
Yukarıdaki yorumlardan da anlaşılacağı gibi "Ferhad ile Şirin" her anlamda fevkalade bir oyundu. Perşembe akşamı Gaziosmanpaşa'da izleme şerefine nail olduğum, Nazım'ın bu eşsiz eseri, harikulade bir biçimde sahnelenmiş. Haddim olmayarak naçizane bir eleştiride bulunmak istiyorum bu oyun hususunda. Öncelikle bu benzersiz aşk masalını biz sanatseverlere sunduğu için sayın Ragıp Yavuz'a çok müteşekkirim. Oyuncular, sahne, dekor her şey adeta bir peri masalını anımsatıyordu. Ancak yapılan yorumlarla ilgili eleştiri yapma cüretinde bulunmadan duramayacağım. Eleştirimin muhatabı da sayın Murat Şevki Scheffer Beyefendi'dir. Öyle sanıyorum ki, soyadından da anlaşılacağı gibi, kendisi yurt dışında yaşamış bir beyefendidir zira eleştirisini anlamaya müşerref olamadım. Zannımca "mütabil" derken "müteakip" demek istemiş çünkü malumatlarıma dayanarak Türkçe'de böyle bir kelime olmadığını belirtmek istiyorum. Bir de şu hususa değinmek isterim ki bu çok zaruridir. Sevil Akı hanımefendi hakkında söyledikleri beni düşünmeye sevk etti. Açıkçası bu müstesna hanımefendinin oyunculuğunu beğenip beğenmediğini anlayamadım zira kurduğu cümleler bir anlam bütünü teşkil etmemektedir. Ayriyeten kendini Türkçe'yi korumaya adamış bir Türk olarak şunu da belirtmeliyim ki "ve" bağlacından önce virgül kullanılmaz, cümleye "ve" ile başlanmaz. Bu cüretimi mazur görünüz lütfen. Ancak bu yolla gençlerimize örnek olabiliriz. Nazım'ın oyununa da ithafen, lütfen Türkçemizi koruyalım, doğru kullanalım, aynı Nazım'ın yaptığı gibi. Saygılarımla...
|
| Mustafa Çalış |
25.04.2006 |
oyun çok guzeldi. izlerken çok zevk aldım. tüm oyuncuları tebrik ediyorum.özellikle Sevil Akı nı
|
Murat Şevki Scheffer |
25.04.2006 |
Cüretiniz mazur görülmüştür, şayet bu cümlenin de muhatabı da ben isem. Bozuk Türkçem, manasız cümlelerimin altında yatan tek amaç oyunu çok beğendiğimi ifade etmekti... Bu arada ünlü şairimizin adı benim bildiğim kadarıyla Nâzım, nazım değil... Dipnot olarak geçmek gerekirse, Sevil Akı'nın oyunculuğunu gerek Ben Anadolu'da, gerek Gılgamış'ta gerekse Ferhad ile Şirin'de çok beğendiğimi yinelemek isterim. Ama ağlacından sonra da virgül kullanılmıyor değil mi, ne zamandır zihnimi meşgul eden bir sorudur da. Türkçe'den, Nâzım'dan çok özür dileyerek, oyuna emeği geçenleri tekrar kutluyorum.
Nice dil bayramlarına...
|
Başak |
19.05.2006 |
Sevil Akı'yı ilk olarak "Beş Katlı Binanın Altıncı Katı " adlı oyunda izleme şansım oldu. Oyun ve oyunun konusu aslında bizim çokta uzak olmadığımız içerikteydi. Fakat bir aşk , bir ayrılık , bir yaşam , bir ölüm bu kadar mı insanı içine alarak anlatılır. O kadar etkilendim ki sonrasında iki kere daha izledim oyunu . Tekrar izleme fırsatı bulmayı dilerim açıkçası . Bu yılın ilk ayında "Ferhad ile Şirin" adlı oyunda izlerken yine büyülendim . O ses tonu... sevmek ve yoketmek aslında yokolmak arasındaki ikilem . Müthişti... Emeğine yüreğine sağlık diyorum.
|
Eda |
15.09.2006 |
Ragıp Yavuz' la yapılan söyleşide, Ferhad ile Şirin' in repetuardan kaldırıldığını okumuştum da inanmamıştım. Bugün "Tiyatro... Tiyatro..." dergisinin sitesinde de okudum. Tebrik ediyorum Şehir Tiyatroları' nı, insanların hayatını değiştiren kaliteli yapımlar gitsin, çerezlik oyunlar
gelsin... En güzeli değil mi...
|
Berna Tan |
23.09.2006 |
OYUNLARIN MUHTEŞEM HACI DİZİSİNDEKİ ROLÜNE VE OYNAYIŞINA BAYILIYORUM
|
Meriç |
17.10.2006 |
Sevil Akı' yı ve diğer değerli oyuncuları o başarısız televizyon dizisinde görmeye tahammül edemiyorum ben, ama ne yaparsınız ki bu sene sezonu ferhad ile şirin' le, sevil akı' yla açmak nasip olmadı.
|
Siz de yorum yazın... |
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: elş11