oyun eleŞtİrİlerİ
KANLI NİGAR

Yazan: Sadık Şendil
Yöneten: Engin Gürmen
Dekor Tasarımı: Atıl Yalkut
Özgün Müzik: Esin Engin
Müzik Yönetmeni: Selim Atakan
Koreografi: Salima Sökmen
Işık Tasarımı: Vahit Geyik
Efekt Tasarımı: Mehmet Eracar
OYUNCULAR
Abdi: Zihni Göktay
Agah: Metin Çekmez
Bedide: Şenay Saçbüker - Ç. Defne Gürmen
Nadide: Melahat Abbasova - Berna Oğuz Utku - Seda Fettahoğlu
Lebibe: Ç. Defne Gürmen - Bergen Coşkun
Narçın: Emrah Özetem - Kosta Kortidis
Bacı: Feriha Eyüboğlu
İstinyeli Eşref: Zafer Kırşan
Acem Bektaş: Ali Gökmen Altuğ
Laz Ali: Nevzat Çankara
OYUN
Mazbut bir aile babası olan Agah Efendi, konağı için dürüst, namuslu, helal süt emmiş bir kiracı aramaktadır. Mahallenin gözü kulağı ve Agah Efendinin komisyoncusu Abdi, kahvesinin karşısında yer alan bu konağı kiralayacak uygun bir aile bulması için vazifelendirilmiştir.
Ansızın falcı kılığında kadınlar mahalleye çıkagelir. Ancak bu kadınlar ne namuslu, ne köklü aileden gelme insanlardır, bunlar cümle aleme nam salmış genelev patroniçesi Kanlı Nigar, sermayeleri ve dadılarıdır. Pek çok erkeği tuzağa düşürerek dolandırıp kaçmışlardır. Abdi önce razı olmaz ama Kanlı Nigar tatlı diliyle onu ikna eder. Geriye Abdi'nin hüneriyle Agah Efendi'yi kandırma işi kalır. Agah Efendi'ye bizimkileri asil bir aileden gelme, muhafazakar bir dul kadıncağız ve kerimeleri olarak tanıtır. Sonra hayatın türlü sillesini yiyerek kötü yola düşmüş olan Nigar'ın ona ilk darbeyi atan erkekten ve düşmesinde payı olan ve olacak tüm erkeklerden intikam alma serüveni başlar. Ve dolandırılan belalılar, saf aşıklar, dolaplar, dümenler, türlü teraneler...
YORUM
"Kadının fendi, erkeği yendi"
Türk tiyatro tarihinin geleneksel oyunlarından güzel bir örnek olan Kanlı Nigar İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda.
Karagöz ve ortaoyunu esintilerine yer veren oyun, yer yer günümüze uyarlanarak başarılı bir rejiyle farklı yaşlardaki seyircilere hitap etmeyi başarıyor. Günümüz gençliğinin kültürel mirasımıza ilgi duyduğunu görmek gurur verici olsa gerek.
İlk perde mahallenin göz bebeği, alaturka kıraathane, alafranga "Cafe Abdiş"in sahibi Abdi'nin seyircilerin arasından selam vererek sahneye gelmesiyle başladı. Abdi (Zihni Göktay) anlatıcı ve aynı zamanda mahalleli rolüyle karşımızda. Seyirciye mahalleliyi tanıtan ve bunun yanında kendi hikayesini de yaşayan oyunun interaktif karakteri Abdiş akıllı, kurnaz ama iyi niyetli. Tiyatroya yıllarını vermiş büyük usta Zihni Göktay kim bilir bu rolü kaçıncı kez oynamasına rağmen heyecanını ve enerjisini hiç kaybetmeden tiyatronun bir nevi aşk olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Hicivleri ve esprileriyle tiyatro sahnesinde sanki perdenin arkasına geçti ve bizlere gölge oyununu yeniden yaşattı. Dindar ama gözünün ucuyla yiyecekmiş gibi baktığı kadınlara olan zaafını gizleyemeyen Agah Efendi ve Abdi' nin atışmaları da bu hissi destekledi. Agah rolündeki Metin Çekmez Osmanlıca-Türkçesiyle ve dozunda bir oyunculuk performansıyla sahnede daha çok kalmasını dilediğim karakterlerden oldu. Oysa tüm bu haksızlıkların faili o değil miydi?
Nigar'ın , kızlar ve Arap Bacı dadıyla birlikte türlü entrikalarıyla konağa yerleşmesini kandırılmış ve paraları araklanmış Acem Bektaş, Laz Ali, İstinyeli Eşref'in teker teker mahalleye gelip ortalığı karıştırması takip etti. İlk perde karakterlerin tanıtıldığı, esas konuya ısınma işlevi gördü.
Nigar rolündeki Ayşe Kökçü, yani esas kadının, kötü kadının işi zordu. Herkesi ağına düşürmesine rağmen Abdi'ye ve hepimize kimsenin geçmişini bilmeden hakkında yargıya varılmayacağını acı ve komik şekilde anlattı. Ancak belki kadının geçmişindeki trajik öykünün anlatıldığı sahne daha gerçekçi oynansaydı oyunun mesajı daha iyi verilebilirdi. Nigar mağdurları Laz Ali, Acem Bektaş rolleri ve özellikle İstinyeli Eşref rollerindeki oyuncular çok başarılıydı, çok renkli kültürümüzün simgeleriydi adeta. Narçın bizi divan edebiyatına, Arap Kalfa nostaljik Türk filmlerine götürdü. Nigar' ın kapısının melodik bir ritmle çalınışı ve aynı ritmle "Kimdir, kimdir, kimdir o?" diye gelen cevap oyundan sonra akılda kalıcı hoş enstantanelerdendi.
İkinci perdede mahallelinin Nigar'ın kim olduğunu öğrenmesi, Nigar'ın ağına düşürdüğü erkeklerin ondan hesap sorması ve Nigar'ın köşeye sıkışması, kızı Bedide'nin ve Agah'ın biraz fazla saf ve nezaket yüklü oğlunun aşkı, Abdi'nin Nadide'ye olan aşkı, Nigar'ın Agah'a yaptığı büyük oyun vardı. Oyunda günümüz diyaloglarına atıf belki de taşlama diyebileceğimiz esprilerle dolu. Sanki bu uyarlama daha ayrıntılı ve yoğun yapılsaydı eski ve yeni dönem kaynaştırıldığında ortaya çıkacak ironi daha iyi anlatılabilirdi. Oyun müzikal türünde ancak bana müziğin ve dansın oyundaki yeri müzikalden ziyade müzikli oyun seyrediyormuş hissi verdi. Kostüm ve dekor konusunda ise şehir tiyatroları her zaman olduğu gibi yine iddialıydı.
Son olarak Kanlı Nigar; tiyatroyla ilgilenen herkesin görmesi gereken bir geleneksel Türk tiyatrosu klasiği olarak sizleri bekliyor.
İYİ SEYİRLER
Merve ATEŞ
27.03.2006

Seyirci Yorumları
| Sadi |
30.03.2006 |
Ben oyunu hiç beğenmedim. Oyunculuklar hiç te tatmin edici değildi. Hele Nigar'ı oynayan Ayşe Kökçü'nun ruhsuz yüz ifadesinin ve rolüne inanmadan oynayışının tüm oyunu zedelediğini düşünüyorum. Şehir Tiyatroları bu geleneksel Türk Tiyatrosu klasiğini hiç te layıkıyla sahneye taşıyamamış.
|
| Aslı |
01.04.2006 |
Oyunu çok beğendim.Zihni Göktay ve Ayşe Kökcü nün performansları gayet iyiydi.Sempatiklikleri de artı bir unsur...Günümüzün gündem yaratan repliklerinin alycı bir dille kullanılması genc seyircileri tiyatroya cekme adına iyi düşünülmüş bir adım olmuş.Ben ğrencilerimle gittim bu oyuna,hepsinin de yorumları çok iyiydi.Sıkılmalarına sebep olacak herhangi bir durağanlık yoktu akışta.Kadro işini severek yapıyor.
|
| Armağan Hazırol |
19.04.2006 |
açıkçası sinirlerimi tepeme çıkaran bir oyundu. yukarıdaki, "eleştiri" adı altındaki yazı türündeki yazıları yazmayı nereden öğreniyorsunuz acaba?? bir türk tiyatro klasiği bizleri bekliyormuşşş... beklemesin, kimse gitmesin, kimse bir şey kaybetmiş olmaz bence. bir oyunu günümüze taşımak demek, sabun köpüğü yeni türkçeyi -sözde eleştirel- bir biçimde oyuna sokuşturmak demek değildir. bu ucuzluğun, popülizmin dik alası. haa kitle sanatı mı, kitlelere sanat mı yapmış olundu acaba şimdi? sanat nedir bilemem ama en azından izleyicinin kafasına soru işareti atması gerek, onu biliyorum. izleyicisi de gerçi kendine göreydi. sahnedeki her "top" (ibne, eşcinsel erkek anlamındaki) esprisine(!) katıla katıla gülen seyirci kısmı da hayretimden payını aldı. ne de güzel anlaşıyorlardı (sahne - seyirci) onlar öyle! ama gel gör ki, ne dönem ne de günümüze ilişkin elle tutulur bir yorum yoktu. suyun yüzeyinde bulanık renkler... dramaturgi yok bir kere oyunda. olsa herhalde bir kadın dramı bu kadar ucuzlayamazdı. ya da bilmiyorum. finalde de -izleyeli 2,3 ay oldu ama- yanlış anımsamıyorsam, tecavüzcüsü ile
evleniyordu Nigar. işte oyunun ezilen kadına önerisi de bu oluyor herhalde. yarabbimmm!!!
bence bu oyun yerine Gılgameş e gidilebilir. kesinlikle daha özenli ve anlamlı bir çalışma. ayrıca, konunun geçtiği dönem olan, anaerkilden ataerkile geçiş dönemi itibarıyla toplumsal cinsiyet rolleri üzerine de düşünme (irkilme) imkanı ile izleyici için zenginleştirici bir deneyim.
|
Siz de yorum yazın... |
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: elş23