oyun eleŞtİrİlerİ
MURTAZA

YAZAN: Orhan Kemal
SAHNEYE UYARLAYAN: Günay Ertekin
YÖNETMEN: Işıl Kasapoğlu / Bülent Emin Yarar
SAHNE DEKOR TASARIM: Metin Deniz
MÜZİK: Nejat Yavaşoğulları
KOSTÜM: Mualla Erkut
DRAMATURJİ: Yavuz Pekman / Günay Ertekin
IŞIK TASARIM: Sema Öztaş / Zeyno Sürek
OYUNCULAR
Bakkal/Mahalleli: Fulya Aksular
Akile Hala/Kedi: Sibel Altan
Mahalleli: Melis Şeşen
Makara, Dubara: Sarp Aydınoğlu
Murtaza: Tansu Biçer
Fen İşleri/Kahveci: Asil Büyüközçelik
Anne: Aylin Celep
Firdevs: Banu Çiçek
Komiser/Dokuma Şefi: Fatih Akdoğdu
Koca/Simitçi/Ensiz: Bülent Çukurcuma
Karı/Mahalleli/Komşu: Özlem Durmaz
Cemile: İrem Erkaya
Yassı/yarasa: Gülin Kılıçay
Bekçi/Nuh: Serkan Keskin
Adam/Ferhat/Hasan: Ahmet Kaynak
Zehra: Serap Matyaş
Mahalleli/Recep/Vezneci: Ümit Ferit
Azgın Ağa/mahalleli: Ali Savaşçı
OYUN
"Yukarıda Allah, Ankara'da devlet, burada da ben"...
Varoşlarda geçim derdiyle uğraşan insanların arasında yaşar Bekçi Murtaza... Biri kundakta üçü genç dört çocuğu, eşi ve aile büyüğü halasıyla arka mahallenin birinde otururlar.
Murtaza tam anlamıyla bir görev adamıdır. Kuşaklardır devlete hizmet eden bir aileden gelmiştir çünkü. Dayısı, zamanında Osmanlı' da kolağalığı hizmetinde bulunduğundan vazifenin herşeyden önce geldiğini, ona atalarından miras kaldığını düşünür. Karısı ve iki kızı fabrikada çalışmaktadır. Murtaza ise devlete hizmetin parayla ölçülemeyecek kadar kutsal olduğunu düşündüğü için yoksuldur.
O kurallara iyi niyetle bağlı olsa da sistem yanlısı tavırları mahalleliye diktatörce gelir. Mahallelinin uyku vaktinden yoldan geçen vatandaşı teftiş etmeye kadar geniş bir vazife edinir kendine. Mahalleli onu şikayet etmek için komisere başvurur ancak komiser onun kadar ENAYİ bir vazife düşkünü bulamayacağından Murtaza' yı destekliyordur.
Bir gün komiser ve fabrikada Fen İşlerindeki ahbabı sohbet ederlerken müdür, fabrikadaki ustabaşı ve işçilerin işten kaytarmasından dert yanar. Komiserin aklına hemen Gece Bekçisi Murtaza ve hakkındaki şikayetler gelir ve parlak bir planla komiser hem mahallelinin dırdırından kurtulacak hem de arkadaşına yardım edecektir. Murtaza' yı idealist bir nutukla fabrika gece kontrolörlüğü görevine getirirler. Sonrası Murtaza, ailesi, fabrikada dönen dolaplar ve.......
Semaver Kumpanya...

YORUM
"Gördüm kurs, aldım çok sıkı terbiye ve disiplin amirlerimden, görseydin kurs, alsaydın amirlerinden çok sıkı disiplin konuşmazdın büyle cayıl cayıl."
Semaver Kumpanya sazıyla sözüyle hengamesi cümbüşüyle Murtaza adlı oyunu konuk etti sahnesinde...
Perde, mahalleli Recep' in türküsüyle açıldı, ardından bizim Murtaza düdüğünü çalarak geldi sahneye. Beraberce mahalle kahvesine gittiler. Gelir durumu kısıtlı, kendi derdiyle uğraşan bir avuç "küçük insan"dan ibaretti kahve. Zaten canlarından bezmişler bir de üstüne bekçinin dayatmaları, her şeye karışması bir nevi cinnet hali yarattı. Kahvedeki sahne bana göre oyunun en samimi sahnelerindendi. Hemen gözümün önünde İstanbul' un köhne bir semtinde unutulmaya mahkum insanlarla dolu bir yer canlandı. Her zamanki gibi fakir ama gururluydular. Aslında Murtaza da onlardan daha zengin, daha iyi koşullarda değildi ama sinir bozacak derecede saf bir yaklaşımla karşı durması gereken bir sistemin yanında yer alıyordu. Oyunun temel kurgusu da buydu zaten. Ailesi de ona karşı duruyordu, hatta tüm bu olumsuzlukların sebebini onun bu körü körüne vazife düşkünlüğünde buluyorlardı. Oğlu ve kızlarının da onlar yaşlarındaki her genç gibi hayalleri vardı ama acı gerçek bir fabrikada köle gibi çalıştırılmaktı. Oysa tüm bunlara karşın bir masa başında insanların kaderi hakkında karar veren birilerdi vardı, hep olacaktı. İlk perde sonuna kadar Murtaza, ailesi ve çevreleriyle tanıştık sonra fabrikadaki göreve getirilmesi derken ara verildi. Tüm bu trajedinin arasında güldüren anlar da vardı tabi ki. Murtaza, rakip bekçinin deyimiyle "Murtiz" rolündeki Tansu Biçer, gerçekten övgüye değer bir performans sergiledi. Rumeli şivesiyle konuşuyordu ve şiveli konuşma her zaman olduğu gibi, kendine özgü olma, saflık, bozulmamışlık izlenimi yarattı. Çok uzun tiradları olmasına rağmen tekdüze değildi. Ayrıca simitçi ve karısının olduğu sahne çok keyifliydi. Ama daha dinamik oyunlarını seyrettiğim bu topluluk bu oyunuyla bana tam anlamıyla tatmin edici gelmedi.
İkinci perdede Murtaza' yı gece kontrolörlüğü görevinde izledik. Fabrika sahnesinde işçiler çıkardıkları bir takım sesler ve yaptıkları jestlerle adeta makinelerle makineleştiler. Ve Murtaza göreve başlamasıyla fabrikada bir deprem etkisi yarattı. Tüm bu kargaşa içinde kendi kızını dahi görev onu çağırdığında feda edebilecekti belki de Uyuyan, sigara içen, gevezelik eden personeli gördüğü anda amirine ihbar ediyor, düşmanlar ediniyordu. Bekçi ve aynı zamanda Nuh rolündeki Serkan Keskin'i daha öncede oyunculuğunu gördüğüm için yine "pes" dedirtecek kadar başarılı buldum... Oyun, vermesi gereken tüm mesajları verdi de komediyle dram arasındaki o ince çizgiyi reji sanırım yok saymış, bir kızın feryadıyla içleri titreten bir finalden sonra Murtaza' yı şıkıdım şıkıdım oynatmak önceki hissin yeterince yaşanmamasına yol açtı. Yine dekor yoktu ama grup oyuncuları fonksiyonel olduğu için yokluğunu aratmadılar. Kostümlerse uyumlu ve göz doyurucuydu. İşte yine hayal ve gerçek bir arada...
Semaver Kumpanya'da...
Merve ATEŞ
12.04.2006

Seyirci Yorumları
| |
| Berkay Peker |
14.08.2007 |
İzmir'de bu oyunu semaver kumpanya'nın izniyle oynamıstık.
Ben Sarp Aydınoğlu'nun rollerinde yer almıştım. Oyun dev bir oyun.
semaver kumpanya'nin oynadığı bir oyunu oynamak bizim için zordu. içinde
bulundugum için rahatlıkla elestirinin başarılı olduğunu belirtmek
isterim. |
| Esma Kul |
07.08.2006 |
| Çok yerinde ve besleyici bir eleştiri |
Siz de yorum yazın... |
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: elş25