Yeni işimde ilk günüm. Mesaim bitmiş...Levent'ten Kadıköy'e yetişir miyim acaba derken oyuna yarım saat kala Barış Manço Kültür Merkezi' nde alıyorum soluğu... Açım, yorgunum, üstelik yüksek ökçeli ayakkabılarım canımı burnuma getirmiş durumda ama umrumda değil...
Barış Cafe'ye girdiğimde oyunun oyuncularından ve aynı zamanda Tiyatro Bahane' nin kurucularından Bülent Çatar ile karşılaşıyoruz...İki kelamdan sonra ona başarılar diliyor ve salona doğru yol alıyorum..
Durun bir dakika..durun..Yoksa bu sahnede ilk defa mı bir oyun izleyeceğim.. Aman Allah'ım şimdi daha çok heyecanlandım işte... Yani oynadığım sahnede ilk defa izleyiciyim öyle mi?
DİKKAT DİKKAT!! Olur da bir gün denizde Ostragos adında bir balığa çarparsanız sakın sakın Katakullik Airlines ile seyahate çıkmayın, her an bir kuş uçağınızın motoruna kaçabilir...Olmaz olmaz demeyin olabilir...Ben neler mi yazıyorum böyle?!!
Salona girer girmez sizi karşılayan dekor bile bu oyunun farklı olduğunu haykırıyor size... Sahnede 3 sandalye, 3-5 tane duvara asılı can simidi , ufak bir bar köşesi ve sonradan anlatılacak olan hikayelerin resmediLdiğini anlayacağınız 4 büyük, ayaklıklı tablo...Merak uyandırıyor oyuna ait...Orası bir bekleme salonu mu, bir cafe mi, yoksa psikiyatri merkezi mi? Mekan ne olabilir ? Siz bunları düşünürken çok güzel müzikler eşlik ediyor size....

Ve derken 2 oyuncu seyircilerin arasından bir jet ski üstünde giriyorlar sahneye..O an anlıyosunuz ki bu oyun bildiğiniz klasik oyunlardan olmayacak... Bir gösteri, bir show, hatta kabare tarzı farklı bir şey izleyeceğinizin sinyalleri geliyor o an...
OSTRAGOS' UN LANETİ...
Hep filmlerde mi olur absürd olaylar... Aman gelip de beni bulmaz demeyin... Bu oyunda hepsine tanık oluyorsunuz... Birbirinden bağımsız skeçlerden oluşan keyifli kabare tarzını hatırlatan, oyuncuların performanslarının süper olduğu bir oyun bu....Tarzı için Bülent Bey'in dediği çok doğru..Yani bu öyle bildiğiniz klasik komedi değil...Komedinin bir türü....Absürd komedi mantığında günümüzün kahkasını yakalama çabasıyla yazılmış bir oyun...
Farklı hikayeler var oyunda..Mesela bir grup genç denizde ostragos adlı bir balığa çarparsa ve lanetlenirlerse neler olabilir?...Tüm aksilikler onları nasıl bulabilir?...Ya da bir zamanlar çok ünlü kokoş bir sanatçının kedisinin satılığa çıkarması durumu nelere yol açabilir ?...Ya da bir Azrail düşünün ki can almaya kıyamayacak kadar naif...Peki ya sizce bir at bir kadının sol memesini mi ısırır yoksa bir adamın erkeklik organını mı ?
Ve daha birçok absürd durum bu oyunda...
OYUNCULARA DAİR...
Zaten bir çoğu dizilerden özellikle 7 Numara dan tanıdığımız simalar...Ve oldukça başarılılar...Sahnede hepsinin ayrı bir enerjisi ve dinamiği var.. Bu işi çok sevdikleri yüzlerinden, gözlerinden, hallerinden sahnede duruşlarından belli. Her şeyden önce sahnede çok eğleniyorlar, hatta bazen koptuklarını bile söyleyebilirim..Ama oyun buna o kadar müsait ki...O tekstte kopmamak pek mümkün değil..
Onur Atilla özellikle balıkçı olduğu sahnede kayığını denizde parketmesiyle kazındı aklıma...Çok başarılıydı tiplemeleri..Bülent Çatar'ın bu oyuncu için dediği doğru galiba...Geleceğin Metin Akpınar' ına iyi bakın. Çağlar Çorumlu; çok renkli bir oyuncu. Girdiği birçok karakterle tek kalem oyuncu olmadığını gösteriyor. Hele o müthiş dans showu asla kaçmaz!! Sanırım ben de ondan ders almalıydım...Gülden Güney ne kadar bıcır bıcır.. Allahım hele o gülme stili... Bayıldım.Tuba Erdem yalın, doğal ve asla aşırı olmayan bir oyunculuğu var. .Kayhan Teker ise çok yakında iyi bir dizide ya da sinema fliminde jön olarak görebileceğimiz bir arkadaşımız...
Sakin Olamıyoruz'a gidin, pişman olmayacaksınız...
