GÜNCEL BAKIŞ
KOLTUK RAHATSIZLIĞI
TARTIŞILAN ATAMA
Bundan bir ay önce tiyatroyla ilgili bir haberin medyadan bu kadar ilgi göreceğini kim tahmin edebilirdi ki...Çok önemli bir oyun mu sahnelenmekteydi de izleyicinin haberi yoktu. Yoksa mankenlerimizden biri yeni iş kazasını tiyatro sahnesinde mi yaşamıştı. Öyle ya medyanın tiyatroya muhabir yollama yarışı içinde olmaları pek hayra alamet değildi...Tiyatroya sezon sürerken gösterilmeyen ilgi, yaz tatilinde gösteriliyordu.
Yaşanan ise çok basitti. Ülkemizde sıkça görülen bir "koltuk oyunu" bu sefer Devlet Tiyatrosu'nda sahneleniyordu. Tiyatro kelimesinin yalan yanlış kullanılmasına oldukça sinirlenen tiyatro camiası, şimdi kendilerini traji - komik bir oyun içerisinde "oyuncu" olarak bulmuştu.
Hala bilmeyenlere özetleyelim. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Atilla Koç, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın Lemi Bilgin'i müfettiş kurulu kararına istinaden görevden aldı,yerine Sayın Mine Acar 'ı atadı. Atilla Koç yetkileri sınırları içinde bir atama gerçekleştirmişti .Devlet Tiyatrosu çalışanları özellikle oyuncular bu karara tepki gösterdi...Tartışmalar böylece başladı.
Fakat sonrasından sökün eden tartışmalar biz hiçbir şeyden habersiz seyircilere ağır gelmeye başladı. Malum yazın sıcağında alışık değiliz böyle ağır gündemlere.
Neyse sonra ne oldu ?
Sondan başlayalım. Dün Habertürk Televizyon kanalındaki söyleşiyi sunan sunucu ,konuğunun bir cümlesi üzerine, "Tartışmalar sonucu halkımız da devlet sanatçılarının gerçek yüzünü görüyor "benzeri bir laf etti. Sayın İsen' in söylediği, bazı Devlet Sanatçısı oyuncularının yıllardır tek oyunda görev almadığı halde düzenli maaş almayı sürdürmeleriydi. 2.000 ytl civarı, ikramiye ve teşvikten oluşan bu maaşın vergilerden ödendiğini belirtelim. Bunun anormal tarafı yoktu; çünkü tiyatro zaten Devlet' indi. Biraz düşünüp de Devletin tiyatrosu olur mu diyenler, bu konuyu kendilerine dert edip de yemeden içmeden kesilmesinler, bu tartışma uzun yıllardır, bazen açıktan bazen dile getirilmeyerek sürüp gidiyor. Sanırım tüm bu olaylar nihayetinde Devlet Tiyatroları Devlet' in sırtından inecek Yorgan gidecek kavga bitecek.
Sonra da "Devlet tiyatroya neden destek vermiyor?" konulu yeni bir tartışma daha açılacak.(Hoş o tartışma bu kadar uzun sürmez. Bütçeden binde 2-3 pay alan kültür-sanatın tartışması da oranı kadar miniminnacık olur)
KONUYU TOPLUYORUZ...
Dağınık konuyu daha fazla dağıtmayalım .Sanatçıların "Bankamatik Sanatçıları" gibi bir tabirle nitelendirilmeleri öncelikle sanatçılık kavramı açısından oldukça yadırgatıcı olmakla birlikte durumun bu hale gelmesindeki sebep bu güne dek işleyen düzen değil mi?..Yani daha önceki herhangi bir yetkili "Burada ne oluyor, gidelim, inceleyelim dememiş midir?" Düzen değişikliği için şimdi bu tür bir çalkantı mı gereklidir acaba...Kimse sanatçılardan aldıkları maaşları geri vermelerini beklemiyordur herhalde. Dizlerde oynamayan azınlık için bu maaş bu ülke koşullarında az bile, değil mi?
Sanatçıların ,belki de bir süre sonra yerinde yeller esecek olan A.K. M. önündeki alkışlı, çiçekli protestosunun ardından (Bu sefer alkışlayanlar da oyuncular oldu) bakanlık, bir kurultay toplanacağını açıkladı. İşte yıllardır beklenen uzlaşmacı ve sorun çözücü tavır. Yaşasın!
Bizim gibi olayları soğukkanlı izleyen tiyatro seyircisi, var olan sorunları çözmek için bu kadar hengameye gerek var mı diye düşünmeden edemedi tabi...Öyle ya şimdi salonun orta yerinde duran halının altındaki tozları o evin ahalisi bilirdi, o bu salona ,arada bir uğrayan mesafeli misafirdi.
Sonra...Sayın bakanın yeni atamasının ardından yönetici sıfatıyla tiyatroda görev yapan pek çok ismin istifa ettiğini yazmayı unutmayalım. Sanatçılar, Dramaturg statüsündeki Mine Hanım' ın Genel Müdür olmasına karşı çıktılar. Hatta gişecilik müessesini de işin içine karıştırıverdiler. Tiyatro alanında yapılan her görev yerinin saygın olduğunu unuttular. Dramaturgluğu aşağıda gördüler. İstemeden diyeceğim ama sanatçının ne dediğini iyi tartması gerektiğini düşünüyorum. Hem gişe hem dramaturgluk rencide edildi. (Tiyatro kültürü gelişmiş ülkelerde dramaturgluk müessesinin ne denli önemli olduğunu A ya da B kadrosuna dahil etmeden ve de haddimiz olmayarak hatırlatalım .Ayrıca Muhsin Ertuğrul' un da perde açıp kapadığını , Perdeci ismiyle yazılar yazdığını da...)
BARON!...
Eski genel müdürlere açılan geniş yelpazede tartışmalar sürdü. Yeni genel müdür' ün eski genel müdürle bağlantıları da iddia edildi. İşte burada biz her bir şeyden habersiz seyircinin karşısına yeni bir terim ortaya çıktı "Kültür Baronları". "Kurtlar Vadisi" gibi bir diziden haberdar olan seyirci bu iddiadan başka anlamlar da çıkarmadı değil. Yine de bu terimle biz,tiyatrodan farklı çıkarları olan bazı kişilerin anıldığını belirtelim.
Soğukkanlı seyirci tüm bu olanlar sırasında koltuğunda bir rahatsızlık hissetti, bir değişiklik yapma ihtiyacı ortaya çıktı. Halbuki Devlet Tiyatrolarının koltukları yenileneni bayağı bir vakit geçmişti.
Bu rahatsızlık onun, uzun ve daraltıcı oyunlarda hissettiklerine pek benzemiyordu
Ve düşündü:
"Ben bu tartışmalarının neresindeyim? Bakanlık ve Sanatçılar acaba tüm bunları benim için mi tartışıyorlar?
Her sanatçı kendi fikrini ulu orta dillendirerek, giderek uslubu sertleştirerek nereye varacak acaba?
Sanatçılar Ekim ayına çok az zaman kalmışken bu tartışmalardan uzaklaşıp ne zaman rollerine girecekler de beni memnun edecekler?"
Bu düşünceler sırasında kendini fuayede buldu. Oyunun ikinci perdesine girmeye hiç mecali kalmamıştı.
Yürüdü gitti.
NOT- Bu yazı, Mine Acar'ın basın toplantısından önce yazılmıştır. Hatırlatalım da sonra neden şunlara bunlara değinilmemiş denmesin.
Sahi siz daha bu meseleden sıkılmadınız mı?
Sertaç AYVAZ
15.11.2005

Yorumlarınız
| |
|
Henüz Yorum Yapılmamıştır.. |
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: gbkş1