GÜNCEL BAKIŞ

 

 

Çınaraltı, 1994

Bazen her şeyi bırakmak istiyorum, sanki tiyatro hayatımdaki her şeyi engellemiş gibi hissediyorum. Yoruluyorum bazen gözümde her şeyin bu denli büyümesinden. Artık bitti derken birdenbire aklıma başladığım ilk gün geliyor. Kalıveriyorum gözlerimden yaşlar boşalırken.                     

Yönetmenim ve oyuncu arkadaşlarımla ilk karşılaşmam. Kendimi tanıtmam istendiğinde kafam karışıyor. Birkaç cümle geveliyorum tiyatronun benim için ne demek olduğunu sorduklarında. Aslında o kadar çok şey söylemek istiyorum ki, kafamdan geçenler toparlayamadığım bölük pörçük bir cümleye dönüşüyor.

Orda dinlediğim müzik, orda içtiğim çay, oraya giden yol. Benim için giderek hepsi çok önemli olmaya başlıyor. Her şeye kulak kabartıyorum, hiçbir şeyi kaçırmak istemiyorum. O güne kadar kendimi insanlara ifade etmek benim için hiç zor değilken sahnedeyken bunun gerçekten zor olduğunu anlıyorum. Kalkanlarınızı yavaş yavaş indirmeye başlıyor, kabullenmediğiniz tüm özelliklerinizle yüzleşmeye başlıyorsunuz. İşin tuhaf tarafı bu gittikçe zevk vermeye başlıyor. Kendinizi keşfetmeye, olmaya adım adım ilerliyorsunuz. 

Neler öğretmiyor ki insana tiyatro. En önemlisi insan denen hayattaki en karmaşık varlığı öğretiyor. Öğrendikçe mutlu oluyor, öğrendikçe hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Gözlemledikçe insanları, kendinize tuttuğunuz ayna netleşmeye başlıyor. Bütün çıplaklığınızla kendinizi görüyorsunuz. Tahammül edilmesi güç zamanlar. Genellikle görüp, gördüğünüzü reddedip içinizde bir yere sakladığınız izlenimleriniz. Eğer önünü alamazsanız gereksiz bir çok bilmişliğe kadar uzanan bir yol oluyor gittiğiniz. Bilgilerinizi denetlemeyi başarırsanız egonuza yenilmemeyi de öğreniyorsunuz. 

Tiyatro ve ego.Ego.Bu üç harfli kelime nasıl oluyor da bu kadar büyük bir esaret tehlikesini işaret ediyor oyunculara. "O sahneye çıkmalıyım" ile başlıyor egonun tiyatro güncemize yerleşmesi. Sonra hızla ilerliyor.Daha büyük bir rolde oynamalıyım, daha çok konuşulmalıyım, daha çok dikkat çekmeliyim, daha daha daha.Sonu gelmeyecek bir saplantı mutsuzlukla çerçevelenen.

Eğitim çalışmalarında ilk öğrendiğimiz şey, kendimizi her şeyden arındırmak, tüm çevresel, sosyal etkilerden. Salt insan olmak sade, düz ve net.Ancak böyle alıyoruz başka hayatları bedenimize. Yeni doğmuş bir bebek gibi nötr, duru ve temiz. Oysa sahnede oldukça, farklı rollerin nefesini soludukça değişmeye devam ediyoruz. Çoğalıyoruz. "Kendimi ancak sahnede çok mutlu hissedebiliyorum" cümlesi çok basit olmasına karşın beni hep düşündürmüştür. Neden orda, neden sahnede de günlük hayatta değil.Yoksa biz oyuncular hayatta sadece bir kişi olmayı az mı buluyoruz. Belki de. 

Egomuzla başa çıkabildiğimiz ölçüde mutlu olabileceğimizi görmek aldığımız en büyük derslerden biri oluyor. O zaman başrol oynarken yan role geçmek hiç zorlamıyor. O zaman resme toplu bakabilmeyi öğreniyoruz. Elinize oyun afişi ya da broşürü geçtiği zaman önce kendi adınızı ya da resminizi aramamayı getiriyor bunlar. O zaman benim adım neden " x sırada"  dememeye başlıyorsunuz. 

Egonuzla başa çıkabildiğiniz takdirde, kendinizi sevmeniz başkalarının belirlediği bir durum olmaktan çıkıyor. Her durumda kendinizi haklı ya da haksız olarak, başarılı ya da başarısız olarak, iyi ya da kötü olarak  ilk önce siz itham ediyorsunuz. Cezanızı siz kesiyor, en büyük ödülü kendi kendinize "siz" veriyorsunuz. Bu da galiba en güzeli, ne dersiniz? 

Nerden geldim buralara; tiyatroya ilk başladığım günden, geldiğim en son noktaya. Bazen gerçekten her şeyi bırakmak istiyorum. En çok acı veren de yaşanan ve biten güzel günleri hatırlamaya çalışmak olur diye düşünüyor vazgeçiyorum. Çok sevdiğiniz birisi bu hayattan kayıp gittiği vakit aklınızda hep birlikte geçirdiğiniz günler, konuşmalarınız kalıyor. Ama zamanla daha az hatırlamaya başlıyorsunuz. Hafızanızla savaşıyorsunuz ama nafile.Sonra da asla "tam" mutlu olamıyorsunuz asla. 

Sonra düşünüp taşınıp asla tiyatroyu bırakamayacağıma karar veriyorum ta ki o beni bırakana değin. Giden gitsin tiyatro kalsın deyip provanın yolunu tutuyorum.

HASSAS OYUNCU
27.04.2006

 


Yorumlarınız

   

Siz de Yorum Yazın

 

Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: gbkş10

 
   
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.
anasayfa - hakkımızda - kadromuz - eğitimlerimiz - oyunlarımız - haberler - tiyatro grupları - seyirci köşesi- güncel bakış - tiyatro okulu - söyleşiler - kaynak - çocuklar için - foto galeri - medyada açıkça - oyun eleştirileri - iletişim