GÜNCEL BAKIŞ

Çok Hassas Oyuncu
Doktor ol demişti babam. Hayat kurtar...
Oysa çocukluğumda okul müsamerelerinin gizli kahramanıydım. Kırık dökük tahta parçalarıyla bodrum katının gölgesinde karagöz oynatırdım. Yazlık sinemalarda kim bilir kaçıncı kez izlediğim film aktörleri arkadaşlarım olmuştu. Ancak hiçbir zaman ona söyleyemedim içimde başka bir ateş yandığını, çünkü biliyordum, gözlerinin önünde kaç hayatın söndüğünü...
Sonra Tıp Fakültesi koridorlarında doktorculuk oynamaya başladım. Her hafta bir tiyatro oyununa gider, orada her şeyi unutmaya çalışırdım. Kadavraları, laboratuarları, karanlık sınıfları, anatomi atlasını, gözlüklü bilge profesörleri her şeyi .. Hatta babamı bile...
Oyun bitip de oyuncular selam verdiğinde belki mutluluktan belki de orada olamadığımdan gözyaşlarımı bir türlü tutamazdım.
Derken uzunca bir süre hayallerimi vitrinlerden seyretmiştim. Sonra bir gün ayaklarım beni kendiliğinden konservatuar sınavlarına götürüverdi, hayatta bir kez olsun içimden geleni yapacak, sadece bir kerecik olsun her şeyiyle bana ait olacak bir an yaşayacaktım. Yıllardır kendi kendime çok kereler oynadığım bir rolü oynamıştım, öylesine mutluydum ki sınava girecek diğer oyuncu adayları seyircilerim olmuştu, uzun zamandır ilk defa nefes aldığımı hissetmiştim, belki de artık doktor bile olabilirdim. Oyunumu oynadıktan sonra birden jürideki tüm hocalar beni alkışlamaya başladılar, ne olduğunu anlamamıştım, hayal mi kurdum yoksa gerçekten beğenilmiş miydim ayırt edemiyordum. "Bravo" dediler, "hiç zaman kaybetme hemen gel başla eğitimine". İşte dünyanın en mutlu insanı bendim. Artık bundan başka hiçbir şey düşünmek istemiyordum. Ben kendime inanmak istemezken bana inanmışlardı.
Oradan çıktıktan sonra birden tüm neşem gidiverdi, sokaklar boyu kim bilir kaç saat ağladım. Babamın görüntüsü gözümün önünden bir türlü gitmiyordu. Beni kucağına almıştı, "doktor ol evladım, çare bul insanlara" diyordu. Birçok akrabamız ölmüştü kanserden. Ama ben de herkes kadar acı çekiyordum, böyle olmasın istiyordum.
Keşke o sınava hiç girmeseydim, şimdi her şey daha imkansız görünüyordu gözüme. Bana göre mekanik olan o ortamda bir robot gibi yaşasam da, belki de biraz olsun alışmıştım buna. Sessiz bir kabullenişti işte. Ben duymuyordum görmüyordum ama geçiyordu işte zaman. Artık nerede olduğumu gerçekten bilemiyordum.
Birkaç gün sonra birden karar verdim.
"babacım n'olur affet beni, evet hayat kurtaramam ama insanların hayata tutunması için minicik bir bahane olabilirim"
HASSAS OYUNCU

Yorumlarınız