GÜNCEL BAKIŞ


KONSERVATUAR YOLCULUĞU

Konservatuara girmek her gencin hayalini süsler. Hele de okul yıllarında tiyatroya ucundan kösesinden bulaşmışsa bir genç, mutlaka girecektir konservatuara. Keyif aldığı, mutlu olduğu mesleği yapmak en büyük hayalidir. Engeller çıkar önüne hep. Ailesi karsıdır, dostları , arkadaşları istemezler bu meslek olarak bile görülmeyen tiyatroyu. Sürekli kötü, korkutucu sözler sarf ederler bu meslek üstüne. Ama genç kararlıdır.

Önceleri çeşitli büyük tiyatrolarda çalışmakla yetinir. Usta - çırak ilişkisiyle kendini tatmin etmeye çalışır. Birçok oyunda sahneye çıkar, Türkiye'nin dört bir yanına turnelere gider. Binlerce insan ayakta alkışlar ustasıyla beraber sahneledikleri oyunları. Bir yandan sahnede oynarken, bir yandan ustası hiç bırakmaz onu eğitmeyi. Sahnede öğrendiklerinin yani sıra, ustasının söylediklerini dinler, okur, inceler, düşünür. Yaşıtlarının baba parasıyla keyif çattıkları zamanda o, hep öğrenmek hevesiyle yanıp tutuşmaktadır. İçindeki tiyatro ateşi, her kitapla, her oyunla daha da alevlenir. Daha yirmili yaslarına gelmeden, mesleğin neredeyse bütün detaylarını öğrenir. Üstelik bununla da kalmaz, turnelerle tüm Türkiye'yi dolaşırken değişik hayatları, insanları ve en önemlisi hayati tanır.

Ufkuna bir Lego gibi ekler hayatin birçok parçasını. Bir gün bunlar da yetmez olur. Ustası alır karsısına ve der ki : "Benden öğrenebileceğin her şeyi aldın. Artik bu aldıklarını eğitimle tamamlama zamanı." Akli karışır gencin. Daha öğrenmesi gereken ne vardır ki, öğrenilmedik. "Çok şey var. Simdi Konservatuara gideceksin. Akademik eğitim alarak, öğrendiklerini akademik bilgilerle tamamlayacaksın." Genç karar verir. Bir süredir icra ettiği bu mesleğin eğitimini alıp, daha güçlü çıkacaktır meydanlara. Artik zamanı gelmiştir. Ama nereden başlayacağını bilemez. Önünde birçok soru ve sorun onu beklemektedir. Bir zaman ne yapacağını bilmez halde sağa sola bakınır. Derken ailesi bir Sart getirir gence.

"Sana tam bir yıl fırsat veriyoruz. Bu zaman içinde bir üniversiteye giremezsen, bizim istediğimiz yolda ilerleyeceksin." Hayatla ilgili bunca şeyi öğrenen genç, hemen bir plan yapar ve bunu uygulamaya koyar. Önce girmek istediği okulu seçecektir. Bunu yaparken kendisi için en önemli olan alacağı eğitimin kalitesidir. Bunun için sınavına girmek istediği okulun derslerini, hocalarını inceler. Sadece bir okulun dersleri içinde bulunan rejisörlük eğitimi dikkatini çeker ve buna da hevesi olan gencimiz okulunu bulduğunu anlar. Hemen okulun sınav tarihlerini ve sınav başvurusu için gerekenleri öğrenir. Okulun sınavlarına girebilmek için öncelikle üniversite sınavından taban puanı almak gerekmektedir.

Bunun dışında bürokratik işlemler vardır. Ama en önemlisi sınav jürisi, bir komedi, bir dram tirada ve şiir istemektedir. Bunları çalışıp yetenek sınavına girecektir. Genç o ana kadar aslında isin en kolay kısımlarını hallettiğini, bundan sonrasının ise en zor bölüm olduğunu anlar. Kendine uygun tiradları bulmak için neredeyse bütün eserleri okur, inceler, düşünür. Öncelikle okuduğu eserlerde dikkat ettiği şey kendini en sade şekilde ifade edecek tiradı bulmaktır. Çünkü sınav jürisinin dikkat ettiği bir eseri nasıl oynadığı değil, bir oyuncu adayı olarak, duygusunu ve düşüncelerini bu eser üzerinden nasıl ifade ettiğidir.

Zor ve karmaşık tiradların içinden çıkmak şimdilik hiç de kolay değildir onun için. Sonrasında fiziksel ve düşünce olarak kendine uygun bulduğu tirajlara bakar. Uzun bir eleme sonucunda elde ettiği birkaç tiradı ustasına götürür. Ustasının da yardımıyla eserlere karar verirler. Ama gencin kafası hala karışıktır. Bu tirajlara çalışırken nelere dikkat edecektir? nasıl bir çalışma yolu izlemesi gerekmektedir? Bu soruları düşünürken, aklına bu eğitim yolunu geçmiş olan ustası gelir. Ondan yardim alırsa, daha doğru bir çalışma yapacağına inanır.

Hemen ustasına gider ve ondan yardim ister. ustası ona sadece çalışma prensiplerini öğretebileceğini, bunun dışındaki yardımların onu bir kuklaya çevireceğini söyler. Çalışmalarında kimseyi taklit etmemesini, taklide yönelenlerden uzak durmasını öğütler. Ustasının söylediklerini can kulağıyla dinleyen genç, çalışmalarına hız verir. Önünde epey zaman olmasına rağmen, genç bilir ki zaman bu tür çalışmalar için çok önemlidir. Ustasının da yardımıyla, fazla abartılı olmayan,sade bir oyunculuğa çalışır. Bu arada sadece tiradlarına değil, ayni zamanda sınav jürisinin eser ve yazar ile ilgili soracağı sorulara hazırlıklı olmak adına bol bol kitap okur, kendini geliştirir. sınav zamanı yaklaşmıştır artik. Genç büyük bir heyecanla sınavın yapılacağı şehre gitmek için hazırlanır. Uzun maratonun sonundaki kısa koşu artik başlamak üzeredir. Ailesinin ve sevdiklerinin dualarıyla uğurlanır.

sınav için geldiği şehirde yalnız olduğunu düşünse de, kendi gibi sınava gelen birçok arkadaşıyla tanışır. Onlarla bol bol sohbet eder ve fark eder ki kendi gibi yüzlerce genç bu sınavlar için hazırlanmıştır. Üstelik gelenlerin büyük çoğunluğu birkaç okulun sınavına birden giren, birkaç yıldır deneyip bir türlü kazanamayanlardır. Her birinin gözlerinde tıpkı kendindeki gibi tiyatro ateşini görür ve anlar ki bu sınavı kazanamasa da sonraki sınavlarda bu sansını deneyecektir. Bu mesleğe gönül veren biri olarak vazgeçmek kelimesini lügatinden çıkarması gerekmektedir. Genç sınav günü karsısına çıkacağı jüriye saygısını göstermek için üstüne bir kumaş pantolon ve bir gömlek giyer. Üstündeki takılarını çıkartır.

Ne de olsa karsısındaki jüri bu sanata ömrünü vermiş, saygın sanatçılardır. Görmek istedikleri sade bir oyuncu adayıdır. Ustasının her zaman dediği gibi bir oyuncu sahnede dimdik durabilmeli, bir şeylerin arkasına saklanmamalıdır. sınav iki aşamalıdır. Birinci gün tüm adaylar, san, ritim, kulak sınavına tabii tutulur. Sonrasında jüri şiirini dinleyerek sınavı tamamlamaktadır. Genç sıranın kendisine geldiğini öğrenir. Kapıdan içeri girerken heyecandan bayılmak üzeredir. Sahneye, jürinin karsısına çıkana kadar binlerce düşünce geçer aklından. Ama sahneye geldiği anda tüm heyecanı kapıda kalmıştır. Önce piyano basında müzik sınavını tamamlar. Sonra şiirini okur. Jüri bütün bunlardan sonra sorular sormaya baslar.

Genç bütün sorulara kısa ve öz, saygıyla cevap verir. Ama onu en çok etkileyen sorulardan bir tanesidir: "Seni bir oyunda sahnede izledim. Oldukça yeteneklisin. Neden konservatuar?" İste bu en hazırlıksız yakalandığı sorulardan biridir. Buna ustasının söylediklerinden bir cevap verir. Jüri teşekkür eder, genç dışarı çıkarken büyük bir umutsuzluğa kapılır. Hemen okuldan uzaklaşmak ister. Ama sonucu beklemek zorundadır. Bindir düşünce içindeyken, sınav sona erer ve sonuç listesi cama asılır. Gencin o listeye bakmaya bile cesareti yoktur. Tam arkasını dönmüş gidecekken arkadaşlarından biri seslenir: "Kazanmışsın!" Genç duyduğuna inanmaz ve hemen listenin basına gider. Evet iste adi tam da o elli kişilik listenin içindedir. İçi içine sığmaz, artik mutluluk heyecanı kaplamıştır içini. Hemen ailesini ve ustasını arar. Sevincini onlarla paylaşır.

O gece uyku girmez gözüne. Bir sonraki gün yapılacak son sınavı düşünür, tiradlarını gözden geçirir. Sabah yaklaştıkça içindeki mutluluk yerini tekrar korkuya bırakır. "Ya kazanamazsam?" Genç, hiçbir şeyi düşünmeden tekrar sınavın yapılacağı yere gider. Artik daha az bir kalabalık vardır. Okulun bahçesinde herkes birbirine temkinli yaklaşmakta, ayrı köselerde tiradlarına çalışmaktadır. Gencin birkaç günde arkadaş olduğu kişiler bile hemen gelmezler yanına. sınavın başladığı andan itibaren yine heyecan kaplamıştır içini. Adi okunduğunda, yine dönüp gitme duygusunu içini kaplar, midesine kramplar girer. Ama buna bir son vermelidir. Ne olacaksa olsun diye düşünerek sınava girer.

Jüri bugün sanki daha ciddidir. Genci çok dikkatle incelemektedirler. Jüri başkanı tirajlara başlamasını söyler gence. Genç tiradlarını sırayla oynar. Jüri hiçbirini kesmez ve dikkatle seyreder. Ama genç bilir ki jüri onu durduracak olsa da bu olumlu ya da olumsuz bir durum değildir. Jürinin nasıl bir düşünce içinde olduğunu tahmin etmek mümkün değildir. Tiradların bitiminde jüri, yazar ve eserle ilgili sorular sorar. Gencin diksiyon değil ama dişlerinde problem olduğunu düşündüklerinden ona çeşitli temrinler verirler. Genç oldukça yorulmuştur. Kondisyonunun iyi olduğuna inansa da içeride bulunduğu süre 45 dakikaya vardığından ve sınavın kötü gittiğine inandığından kaygı duymaktadır.

Sonunda jüri teşekkür ederek dışarı gönderir. Genç dışarı çıktığı anda, bahçede çimenlerin üstüne yığılır kalır. Elini bile oynatacak hali yoktur. Yeterince efor sarf etmesi dışında, sınavın psikolojik yükü de onu yormuştur. Çevresindekiler ona sürekli sınavla ilgili sorular sorarlar. Neden bu kadar içeride tutulduğunu herkes merak etmektedir. En çok da kendisi.

Bundan sonra heyecan ve korkuyla, sınavın bitmesini ve sonucun açıklanmasını beklemekten başka çaresi yoktur. sınav bitip sonuçlar açıklanırken genç yine kazanamadığı hissiyle uzaklaşmak ister. Ama bu sefer korkusunu yenerek listenin asıldığı kapıya gider. Korkunun ecele faydası yoktur. Kazanamamış olsa bile bunu kendi göğüsleyebilmelidir. Evet iste 10 kişilik liste. Hemen kendi adına bakar ve listede adini gördüğü andan itibaren, basarmış olmanın verdiği tüm duyguları bir an içinde yasadıktan sonra, çevresinde kazanamayanları da düşünerek sessizliğe gömülür ve evine bu müjdeli haberi götürmek için yola çıkar.

 

18.01.2007
CÜNEYT İNGiZ

Yorumlarınız


Dilara 13.08.2008

Hocam tesekür ederiz ama bnm sormak istediğim birşey var bnm tiyatrolugum harika tiyatroda yaptım orta 2 ye gectim ilerde tiyatrocu olmak istiyorum ama bunun için puan lazım mı hangi üniversiteye gidilir bi söyleyebilirmisin veya bilen arkadaşlarım simdiden tskr ederim hepinize


Mehmet Aziz Gökkan 07.08.2008

Kafam çok karışıktı ama saygı değer cüneyt ingiz hocama ve kocaeli üniversitesi tiyatro kulübüne teşekkür ederim bu yaptığınız çalışma ile bir genci daha tiyatroya kazandırmak üzeresiniz teşekkür ederim.


Burcu Akalın 20.07.2008

Ben 15 yaşındayım liseye yeni başlayacam ama aklım çok karışık babam konservatuar oku diyor annem hayır geleceğin ii olmaz dior çok kararsızım tek merak ettiğim ilerisi yeteneğim tam daha şimdiden herkez gitar çaldırıp şarkı söylemem için yalvarıor


Tolga Şenel 20.06.2008

ben dokuz eylül üniversitesinde Devlet konservatuvarı sahne sanatları oyunculuk ana sanat dalı okumak istiyorum.yetenek sınavına hazırlanıyorum fakat hiç bir eğitimim olmadı bu yaz kendi çabamla bişeyler yapmaya çalışıcam sizce yetenek sınavı öncesi eğitim şartmı :(


Cenk 18.04.2008

sevgili Nejat Korel Kahraman. ne iş yaptığını ve o işe nasıl girdiğini merak ediyorum...


Nejat Korel Karahan 16.04.2008

türkiye de binlerce tiyaro sanatçısı olduğunu düşünürsek ve bunların çocuklarının kuzenlerinin aile dostlarının çocuklarının bu sınavlara gireceğini varsayarsak yiyatro emekçisi gençlerin az önce saydığım torpillilerin arasından sıyrılıp 10-15 kişilik kontenjanlara yerleşmeleri çok zor amacım moral bozmak değil ama realist olalım bu ülkenin üniversitelerinde 400 kadar tiyatro kontenjanı varsa emin olun bir okadar da tiyatrocu yakını torpillileri vardır kökten birdevrim şart


Duygu 27.02.2007

Ben İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet konservatuvarı
sahne sanatları oyunculuk ana sanat dalı okumak istiyorum.Okulun istediği puanı alabilirim yetenek synavlarına da hazırlanıyorum.AISKHYLOS 'un ya da
Gogol'un oyunlarından birini seçim çalışmalarına başladım (:

NURSEL 15.02.2008

Ben Trabzon Gençlik Merkezi Tiyatro Grubundayım.Biz burda çok güzel oyunlar çıkartıyoruz.Artı çok mutluyuz.Ama işi daha profesyonelliğe dökmek için konservatuvar okumak istiyorum ve bu meslekle hayatımı kazanmak istiyorum. Tüm çabalarımı harcıyorum.Bu yolda çok yalnızım,Allah yardımcımız olsun.

Sibel Özkaynak 10.09.2007

Ben uzun süredir gitar çaıyorum,sesim çok güzel.Gitar bilgim tam olmasa da bir şeyler biliyorum.Kendi çapımda konservatuvar sınavlarına girmeyi çok istedim.Tiyatro,dans,müzik hiç farketmezdi benim için,hepsini başarabilecek yapıdayım.Tabii m?zik dha a??r bas?yor,ama sizin de belirttiğiniz gibi hep çevremdeki insanlar ban
a baskı yaptı.Tamam belki çok çok iyi bir gelecek hazırlamayacak bu bana ama neticede hayalimde olan bir şey.Birkaç arkdaş gibi ben de nereden başlayacağımı bilmediğim için çevremdeki insanları dinlemek zorunda kaldım.Açıkçası ben de yardım istiyorum,en azından benim gibi düşünen birilerinden destek istiyorum.Teşekkürler...

Sabile bilgin 30.07.2007
Ben ondokuz yaşında senelerden beri tiyatro üzerine
bişeyler yapmak isteyen ama nerden başlayacağını bilmeyen bir
insanım.Güzel sanatlara girebilmek için gerekli olan puanım var
istediğim üniversiteyi de araştırdım ama yetenek sınavı için ne
yapacağımı bilmiyorum.Hangi eser olmalı nasıll oynamalıyım..çok acele yardıma ihtiyacım var beni bilgilendirirseniz çok sevinirim.şimdiden teşekkür ederim.
Elif Şahin 30.07.2007
Ben bir tiyatro hastasıyım şimdiye kadar tatillerde
animasyon gösterilerinde yer aldım kendimi o sahnede çok mutlu ve huzurlu hissediyorum bu yüzden konservatuar eğitimi almak istiyorum tiyatroya girebilmek için bir müzik aleti çalmak gerekiyor mu. Ailem konservatuar okumamı istemeseler de ben yine de okuyacağım,engel tanımayacağım
sonuçta bu benim hayatım ve benim kararım biraz da benim görüşlerime saygı duysunlar...
Barlas Biçimli 17.07.2007
Ben bu sene (2007) Mimar Sinan Ünv. tiyatro bölümü sınavına
girmek için hazırlanan 17 yaşında bir gencim.. Sadece 12 kişi alınması beni geriyor.. Bana diyorlar ki sadece Mimar Sinan Ünv yok!Diğerlerine de girersin ama hayır Mimar Sinan diğerlerinden çok farklı.Hepsi iyidir ama Mimar Sinan'da aldığım eğitimin çok daha farklı
olacağına inanıyorum.Herkesin gönlünden geçen yeri kazanması dileğiyle.
Herkese BAŞARILAR..!!!
Esme 02.07.2007
Ben 18 yandaym konservatuar sınavna girmek istiyorum
fakat beni müzik bölümü endişelendiriyor.şimdi benim sesim güzel değil diye ben snav kazanamayacak mıyım? Biri bana yardmcı olursa çok sevinirim
AhMeTt 27.04.2007
Marmara üniv. gittiğim halde konservatuar sınavına girmek için kaydımı dondurdum ben de..Neden? Çünkü bir turizmci olduğum zaman bana alinin topunun ayşeninkinden kaç fazlasının birbirine kaç oranı diye sormayacaklar..Ama bunu tiyatroda anlatsan herkesin hoşuna gidecek..Anlatmak istediğim beni yıllardir onla bunla uyuttular ama geç olsa da farkına vardim.Aslında en güzel yol insanlara kendi yaptığı yanlışları komedi olsun dram olsun bir şekilde göstermek..Bu yüzden tiyatroyu seçtim..Bir insan Bir seyi GERÇEKTEN isterse mutlaka kazanır..Sınavlara girmek isteyen arkadaşlara bol şanslar Allah sabır versin...
Burçin 25.04.2007

Ben 16 yaşındayım.Açıkçası daha ne olmak istediğime karar veremiyorum.Hayat zor bir meslek sahibi olayım diyorum fakat bir yandan da tiyatroyu çooook seviyorum...Konservatuar okusam mı diye düşünüyorum.Ben 2 yıldır tiyatro kursuna gidiyorum.Artık bu sene çoğu şeyi öğrendim sayılır.Şimdiye kadar bir kaç yetişkin oyununda da ve çocuk tiyatrosunda oynadım,hala daha oynuyorum.Tiyatroda gerçekten zevk alıyorum...Bugün konservatuarla ilgili araştırma yaparken bu yazıyı gördüm,okudum ve inanılmaz hoşuma gitti...Adeta kendimi buldum konservatuar bölümüne kadar.Benim de ailem illa ki bir meslek sahibi olmamı istiyor.Gerçi ben de düsünmüyor değilim fakat tiyatro daha ağır basıyor.Gerçekten bu anlatılan olayda gencin azimle çalışıp,sonunda bir çok aşamadan geçip bu sınavı kazanması çok hoş...Ben de üniversite sınavına girişte istediğim bölümü kazanamazsam konservatuara yönelsem mi diye düşünüyorum şimdi:)Yazı için teşekkür ederiz...
İsa Karslı 25.04.2007


Sevgili Ceyda tiyatroda oynamak oyunlarda rol almak kişiye özgüven verir,jüri karşısındaki heyecanını yenmeni sağlar ama bu değildir,sahne almamış biri kurslarla bu işi başaramaz!.. İyi bir eğitim ve azimle her şeyi başarırsın.Sınavlarda müzik kulağını ölçerler, ses verip senden tekrarlamanı isterler. Bunun için yapman gereken eğitim almandır.Herhangi bir müzik hocasıyla çalışabileceğin gibi çevrendeki herhangi bir okulun müzik hocasına da gitsen geri çevrilmezsin.Bizim hocamızın müzik kulağıyla ilgili bir tespitini paylaşayım.Der ki müzik kulağını 3 gruba ayırırım ben.Doğuştan yetenekli olanlar,yeteneği olup ta eğitimle başaranlar ve hiç müzik kulağı olmayanlar.

Ceyda 26.03.2007

Ben de konservatuar tiyatro bölümde okumak istiyorum.Benim de fazla birikimim yok,18 yaşındayım sahne sanatlar kursuna gidiyorum ve tiratlar seçtiğimden bugüne dek ok korku ve panik içindeyim, kazanacağıma inanıyorum ama ya kazanmazsam o zaman ne yaparım diye diyorum.şiirimi ok güzel okuyorum,diksiyon alıyorum kursta öğrendiğim kadar, snava İstanbul üniversitesi Devlet Konservatuarında girmek istiyorum mutlu mu yoksa tedirgin mi olayım bilmiyorum, araştırıyorum, okuyorum ama en ok ta kulak savından korkuyorum ne yapmalıya?Bana yardacı olmak isteyen biri olursa lütfen yazsın.Bir de bir sorum olacak.Konservatuar sınav için ille de önceden tiyatro sahnesinde bulunmak bir oyunda oynamak m gerekir.imkanı olmayan ne yapsın...

3r3n 20.03.2007

Bu yaşanılmış duyguları dile getirdiğiniz için Teşekkür ederiz Hocam. Ben de 18 yaşındayım,belediye tiyatrosunda 6 ay kadar önce kursa basladım,içimde kendime olan güven sonsuzdu,inanıyordum kendime.. Gülşen Arkadaşım,benim gittiğim kurs ücretliydi ve bir gün geldi tiyatroda yeni bir oyun oynanacakmış ve oyuncu açığı varmış. 30 kişilik kurstan,1 kişi aldılar kadrolular arasına oyunda oynaması için, o da bendim ve durumum yoktu kurs aidatını ödeyecek..Kadrolular arasına alındım durumu izah ettim onlar da gerekli anlayışı zaten gösterdiler.İlk defa yeteneğimin faydası olmuştu bana..Ve bu inanılmaz güzel bi duygu..Yani burda sana vermek istediğim mesaj "yeteneğin varsa,paran yoksa, yapman gereken 2 şey var, önce Allah'a sonra da kendine inanacaksın.Seni yıldırmaya çalışacak bir sürü güç çıkabilir karşına ailen de

dahil, ama sen kararlı ,azimli ve inançlı olursan var olan yeteniğini çalışarak ilerletirsen,açamayacağın kapı yok. Amacım kurstan kadrolular arasına girmekti..30 kişi içerisinde tek oldum ve bu %1 ihtimale eşit oluyor..Konservatuar sınavına da gelen 1500 kişiden 15 kişi alıyorlar.

Bu da aynı şekilde=%1.. Bu iş  %20 yetenekse %80 çalışmak.Şuna inan eğer ki yeteneğini kullanıp sivrilmeyi başarabiliyorsan topluluk içerisinden.. .O sınav binasına gelen 1500 kişi içinden 15 kişiye de girememen için bir neden yok..Önemli olan somut 1 adım atmak,atacağın 1

adım binlerce kilometrelik bir yolun olsa da sona 1 adım daha yaklaştığını gösterir.. Açılmayan kanatların büyüklüğü bilinmez arkadaşlar.. Allah tüm hedefi olan inananların yardımcısı olsun ..Başarılar dilerim...

Gülsen BAYAT 03.01.2007

Yazılanlar gerçekten çok hoş ama henüz 20'li yaşlarında tiyatroya gitmiş ve ne kadar muhteşem olduğunu fark etmiş.Sahnede olmak isteyen ama nereden başlayacğını bilmeyen gençler ne yapmalı?İlla ki tiyatroya kundakta mı başlamalı.Çocukken ailem beni tiyatroya  götürmediyse suç bende mi?

Bir de bu gencin maddi sıkıntıları varsa siz düşünün artık gerisini.Hayatta herkesin hocası yok ne yazık ki bazılarının bu aşk kalbinde kalmak zorunda maalesef...

Esra SAKAR 29.01.2007

Evet anlatılanlar gerçekten insanı heyecanlandırıyor ve zaman zaman başaramayacağını da düşündürüyor ama sanırım ben o yazıda anlatılan gibi bir ustaya sahibim.Sayın CÜNEYT INGIZ hocam.Tiyatroda olduğum için çok mutluyum ve gün geçtikçe tiyatroyu daha çok benimsiyorum.

Pınar GÜLER 29.01.2007
Anlatılanlar insanı heyecanlandırıyor.Ama
herkesin böyle bir ustası yok ne yazık ki...::(
İsa Karslı 19.01.2007

Kocaeli Üniversitesi Tiyatro Kulübü olarak bu yazının hazırlanmasında bize yardımcı olan Cüneyt İngiz hocama teşekkür ediyoruz..

Siz de Yorum Yazın

 

 

Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: gbkş22

 

 
   
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.
anasayfa - hakkımızda - kadromuz - eğitimlerimiz - oyunlarımız - haberler - tiyatro grupları - seyirci köşesi- güncel bakış - tiyatro okulu - söyleşiler - kaynak - çocuklar için - foto galeri - medyada açıkça - oyun eleştirileri - iletişim