GÜNCEL BAKIŞ

İstanbul, 27 Mart 2006
Tam 27 yaşındaydım. Günlerden 27 Mart'tı. "Dünya Tiyatrolar Günü" nü bir bayram sevinciymiş gibi yaşamak istiyordum. Nedense hiç o-la-ma-dı,olmadı. Sevincim hep içimdeki duvarlara çarparak yerlere çakıldı.
Çok iyi hatırlıyorum bütün gazeteleri almıştım. Acaba "bizim" için ne yazdılar??Tiyatrocular için ne yazdılar?Kısa kısa bir iki cümle...Hayal kırıklığına uğradım. Daha fazlasını bekliyordum hep,umutsuzca ama yılmamacasına. Mutlaka,mutlaka herkes farkedecek bir gün!Neden bu kadar didindiğimi, neden bu denli sevdiğimi, vazgeçemediğimi, çalıştığımı...
Bazen kendi kendime düşünürdüm. Başkalarının ilgisine ve kabulüne neden ihtiyaç duyduğumu geceler boyu düşünürdüm. Tiyatroyu kendim için yapamazdım ki sadece. Orda, o ışıltılı sahnede ben hep başkalarının yaşamlarını deşifre ediyordum. Kendimi değil...Diğer insanların gölgelerini takip edip onları buluşturuyordum "kendileriyle"...Neden ilgilenmesinler ki, bu imkansız.
Tam 27 yaşındaydım. Günlerden 27 Mart'tı. Oyuncu olduğumuzu hatırladım.
Sahnedeyken diğer oyuncu arkadaşlarımı gözlemlerdim. Hep gözlerini , yüreklerini yakalamaya çalışırdım. Başka türlü olmazdı. Ben sahnedeyken tüm arkadaşlarımı çok severdim, kimseyle küs kalamazdım. İçimden beni sevmeyenlerle bile kucaklaşmak gelirdi. Ordayken çoğu şey öyle anlamsız gelirdi ki, boş ve anlamsız. Yarın ne yapacağımı asla düşünemezdim. Orada o an vardı sadece o an! Hiç bitmemesini dilediğim , her oyun bittikten sonra sudan çıkmış balığa dönüp hep hatırlamaya çalıştığım anlar...Bazen korkardım gerçekten oyuncu arkadaşlarımdan. Öyle gerçek olurlardı ki, yanlarına iki-üç saniye yaklaşamazdım. Oyun bittikten sonra tebrikler,çiçekler,aferinler...Neden söylenildiğini o an asla algılayamadığım neredeyse bir saniye ben kendisini çağırayım deyip de insanların yanından kaçmak istediğim anlar. Sahne dışındaki halimle,duruşumla, bakışımla sahnedeki halime ihanet etmeyi hiç istemezdim. Anlamsız gülüşmeler ve çalışılsa kısa bir oyun çıkacak olan "teşekkürler" kısmı. Teşekkürler, sağolun, çok teşekkürler. Biliyorum bunları söylememem lazım, diğer ben bana çok kızıyor. Ama kendimi tutamıyorum. Aslında ne muhteşem bir şey beğenilmek. Sanırım zor olan bunun ağırlığını kaldırabilmek...
Tam 27 yaşındaydım. Günlerden 27 Mart'tı. Nelerden vazgeçtiğimi şöyle bir düşündüm...Nice dostlar, arkadaşlar,belki de bir sevgili...Çok sevdiğim tiyatroyu aşkla,şevkle paylaştığım zaman karşımdaki insanın bakışlarındaki donukluk, ya da anlamsız kısa cümleleri beni öyle yıpratırdı ki. Hemen kaçmak isterdim konudan ya da oradan. Boğazımda düğüm düğüm olurdu sevincim. Neden anlatıyorum ki diye kendi kendime kızardım. Beklediğim sadece ilgi dolu bir söz, bir soru belki bir cevap. Öylece donar kalırdım. Biz senin için tiyatro yapıyoruz, sizin için bizim için hepimiz için. Ama sadece "kendim için yapıyorum" duygusunun esiri olmaktan kurtulamazdım.
Bugün 27 Mart'mış. Yüzyıllardır süren tiyatro; bugün şefkate susamış. Aslında tek istediği iki elin çarpışmasıymış...
HASSAS OYUNCU
27.03.2006


Yorumlarınız