Hazal SELÇUK Kimdir?



Hazal SELÇUK, 1994-2005 yılları arasında Viyana, Boston ve Toronto'da müzikal, Hareket Tiyatrosu, koreografi, oyun yazarlığı, oyun yapımı ve Oyuncular için Hareket Öğretmenliği alanlarında lisans, yüksek lisans ve diploma eğitimini tamamladı.

(Boston Conservatory BFA, York University MFA ve Diploma in Teaching Movement for Actors). ''Doğu Batı ve Bir Yağmur Damlası'', ''Mağara Çiçekleri'' adlı solo oyunları Boston,Toronto ve Danimarka'da çeşitli tiyatrolarda oynadı. 1999'dan bu yana Hareket Tiyatrosu eğitmeni olarak başta Boston Ballet, Batdorf School for Movement Theater ve York University olmak üzere çeşitli okul ve sanat merkezlerinde görev yapmıştır.

2005 yılından beri Bahçeşehir Üniversitesi İleri Oyunculuk Bölümü`nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.


YETENEK NEDİR? - 1

 

Çok iyi biliyorum ki benim yeteneğim özel değil.
Beni fikirlerime götüren, merak, sabit ilgi, inatla tahammül etme ve kişisel sorgulamadır.

-Albert Einstein

Sahne (gösteri) sanatlari egitimi veren okullara giriş sınavlarında adayların test soruları cevaplayarak ya da yazarak değil, bizzat jürinin karşisina çıkarak o kurumdaki eğitim
verenlere bu işe yatkın olup olmadıklarını göstermeleri gerekiyor.Türkiye'de ve dünyada
gösteri sanatları eğitimine ilk adım atılırken uygulanan bu işlem genç adaylar için sahne
sanatları ışıklı dünyasının ardındaki gergin gerçek, bitmez tükenmez bekleyişle belki de ilk
karşılaşma. Özellikle batı dünyasında  pek çok adayın meslek yaşamlarının büyük bölümü
boyunca iş bulmak için geçmeleri gereken seçmelerden ilki.  Sahne sanatları eğitimine
başlamak için önce görülmek ve dinlenmek gerekiyor.
Yetenek sınavı diye de adlandırılabiliyor bu sınavlar. Adayların yetenekli
olup olmadıklarına o kurumdaki öğretmenler karar veriyor. Kişinin malzemesindeki
sınırlar ve olanaklar göz önünde bulundurularak adayın bu mesleği yapmasının ona ve
mesleğe bir yarar sağlayıp sağlamayacağı konusunda  belirtilen öngörü yetenek sınavlarının
sonucunu olusturuyor.

Çocuklarda  yeteneğin olup olmadığı bazı sanat dalları için daha çabuk
anlaşılır (müzik,dans,tiyatro, resim). Çocuk, doğasıyla ilgili ipuçlarını çok daha çabuk ve net verir.Doğa onu yollarken içine koyduğu hazinelerin farkedilmesi, geliştirilmesi ve daha sonra başkalarıyla paylaşılması için aile ve öğretmenlere ihtiyaç duyar.
Yetenek çocuklarda kendini daha çok o eyleme olan  ilgiyle veya çocuğun o alanda gösterdiği normalin üzerinde kavrama ve uygulamadaki  kolaylıkla belli eder. Aileye düşen, çocuğu sıkmadan ona yeteneklerini keşfedeceği alanı sağlamaktır. Bu, hem çocuğun hem de onunla ilişkide olanların uzun vadede mutluluğu için önemlidir.
Aristotales'in dediği gibi:
Yeteneğinle, dünyanın ihtiyaçlarının kesiştiği yerde senin hizmet alanın yatar.

Gençler yeteneklerini ortaya çıkarıp geliştirecekleri aile, usta-çırak veya okul ortamından gelmemişlerse üzeri örtülmüş, ürkek yetenekleriyle tekrar bağ kurmak için sınava
büyük bir korku ve güvensizlikle giriyor olabilirler.Bu yüzden sağlıksız aile şartları,
imkansızlıklar ya da baskıcı eğitim ortamında büyümüş gençlerin saklanmış yeteneklerini,
gerçek potansiyellerini okumak ve değerlendirmek çok hassas bir iştir.
Aşağıdaki yazı yeteneğin ne olduğu üzerinde düşünmek ve yetenek-sanatçı ilişkisini
kavramak üzere kaleme alınmıştır. Son bölümde ise Oyunculukta Yetenek konusu kısaca
incelenecektir.

Yetenek tam olarak nedir ve sanatçı olma yolunda nasıl bir etkendir?

 

'Herkesin bir yeteneği var. Nadir olan, yeteneği , seni götürdüğü o karanlık bilinmeyen yere kadar izleyecek cesareti bulmak'                                                     
-Erica Jong

 

Yetenek: birşeyi yapabilme yatkınlığı, kabiliyet.
Kabil (Ar.) : olabilir, olanaklı.

Yeterlik: bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi, ehliyet.
Ehil ( Ar.): bir işin eri, erbab

Yetkin: gerekli olgunluğa ve bütünlüğe erişmiş kişi 
( Türk Dil Kurumu, Resimli Türkçe Sözlük)

Talent ( Lat.): Antik Yunan, Roma ve Asurlar'da kullanılan ölçü ve para birimi
(Oxford, Advanced Dictionary of Current English)
Yeteneğin bir tanımı kişinin belli bir eyleme karşı doğasında olan  yatkınlık, o eylemi yapmaya yarayan özelliklerin işlenmeye, gelişmeye uygun olması şeklinde yapılabilir. Ancak sanatsal yeteneğin tanımı konusunda okullardan okullara fark oldugunu söylemek yanlış olmaz. Bir okulun yetenek olarak gördüğünü diğer okul sadece kolaylık olarak adlandırabilir. Yeteneğe daha çok yaratıcılık ve kişilik özelliklerine bakarak "yetenek" diyen okullarda, bir dansçının esnek ve orantılı vücudu kolaylık, dans ederek kendini ifade etmek isteyen ruhu, yaratıcılığı, kültürü, çalışkanlığı, ruhsal ve zihinsel açıklığı yetenek olarak adlandırılabilir.
O zaman yetenek sahne sanatlarında daha evrensel anlamıyla şu şekilde de tarif edilebilir:
Fiziksel, zihinsel  ve ruhsal özelliklerin söz konusu konuyu kavramak ,kendini bu  konuda geliştirmek ve ifade etmek  için uygun olmasi.
Latince kökenli yine yetenek anlamına gelen  ,talent' kelimesinin bir diğer anlamının Antik Yunan, Roma ve Asurlar'da kullanılan para birimi olduğunu düşünürsek yeteneğe şöyle bir yorum da ekleyebiliriz:
'Bu kişinin bu konuya yatkın özellikleri onun bu işle para kazanma ( karnını doyurabilme ) ihtimalini barındırır.'
Ancak dünyada ve Türkiye'de örneklere bakılacak olursa 'çok sanatsal yetenek =çok para' gibi bir denklemin her daim kurulabileceğini söylemek yanlış olur.

Yeterlik bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi ( eğitim,tecrübe) anlamına geliyor. Bir sanat dalında  fiziksel kolaylığı olan ya da olmayan kişiler eğitim, bilgi ve çalışmayla gelişir, açıklarını kapatarak olumsuzluğu menfaate çevirebilirler. Zihinsel, ruhsal ve duyusal diğer yetenekleriyle fiziksel olarak onlara verileni mümkün olan en işlevsel  hale getirebilirler. Sanatçı olmakta,  meramını anlatmak isteme dürtüsü saklıdır. Bu yüzden elindeki enstrümanın sınırları ve olanakları içinde sanatçı bunu anlatmanın eşsiz yolunu zaten keşfeder.

Yetkin ise gerekli olgunluğa ve bütünlüğe erişmiş kişiye verilen sıfat. Bu bütünlükte,  geliştirilmiş fiziksel, zihinsel özelliklerin yanında  kişinin karakter ve ruhsal özelliklerinin de bulunduğunu vurgulamak gerekir. Yetenek bir alanda yüksek derecede olabilirliğin görünen  ama henüz işlenmemiş yanıysa yetkin olmak bu olabilirliğin eğitim, tecrübe ve kişisel özelliklerle kaynaştıktan sonra  hayata geçmiş halidir. Yetenek yeterlikle birleşip yetkin olmaya doğru çiçek gibi açilan ve büyüyen temel bir olgu olarak karşımıza çıkar. Sonunda yetkin olmakla yetenek  birbirini besler durur.
Bir sanatçının yetenekli adledilmesiyle sanat eğitimine yeni başlayan birinin yeteneğinin onaylanması arasında fark olacağına inanıyorum. Yetkin kişi, doğuştan gelen
yatkınlıklarını bilgi, tecrübe, yaratıcılık ve kendi kişisel değerleriyle beslemiş ve beslemeye devam etmektedir. Ürettiklerine bunu dürüst, kendine özgü bir estetik bütünlükle yansıttığında ve izleyeni ruhsal ,duyumsal ve zihinsel olarak etkilediğinde  bir kez daha yetenekli olarak adledilir. Oysa sanat eğitimine yeni başlayan kişiye yetenekli dendiğinde
henüz gelişmemiş ama geliştirilebilecek özelliklerin varlığı kastedilmektedir.  Yani yeni başlayan kişide sürecin olabilirliği yetenek olarak değerlendirilir. Yetkin kişide ise süreçten sonra ortaya çıkan.
Sanatta yetenek, bilgi ve tecrübe, yetkinliğe doğru kademe kademe gelişen ve birbirini besleyen olgulardır. Biri olmadan sanat da sanatçı da eksik kalır.  Yani sahne sanatlarinda yetkin olmak için kişisel özelliklerle birlikte yetenek, bilgi, tecrübe ve yaratıcılık gerekir. (Bilgi ve tecrübeyi edinme yollarının çeşitliliği başka bir yazı konusu.)
Sesi opera söylemeye yatkın olmayan bir insanın bu konuda sahne üzerinde yetkin olması mümkün değildir. Aynı şekilde duyduğu sesi tekrar edemeyen, müzik cümlelerini hissetmeyen, ritim duygusu olmayan bir kişiye o alanda bir yatkınlık, şarkı söylemeye doğru  bir olabilirlik verilmemiştir. Bu o kişinin doğasında yoktur.
(Ama bu kişi yine de sevgisi, merakı, isteği doğrultusunda  ses mekanizması konusunda teorik tüm bilgileri edinebilir.)
O halde sahne sanatları sınavında yetenek var  ya da yok dendiğinde
belirli bir eyleme karşı o kişinin gösterdiği kavrama / uygulama kolayığı ve fiziksel, ruhsal malzemenin o alanda gelişime açık olup olmadığı kastedilmektedir.
Adaylar sınava çeşitli nedenlerden başvuruyor olabilir; kimi ünlü olmak için, kimi ailesi istedigi için, kimi ailesine rağmen kendi istediği için, kimi tesadüfen, kimi diploma alıp iş bulabilmek için, kimi sevdiği alanda eğitim almak için, kimi görülmek ve sevilmek için..
Adaylar , mesleğin geleceğini ve adayın bu meslekle uyumunu göz önünde bulunduran  jüri tarafından değerlendirilir. Bu, mesleğe ve adaylara saygı açısından doğru bir aşama. Çünkü red cevabı bazı kişiler için ( o an öyle hissetmeseler bile) hayatlarıyla ilgili onları daha sağlıklı bir karar vermeye yönlendirebilir.
Dans sanatının devam etmesi icin dansçilara ve koreograflara ihtiyaç var, tiyatro sanatının devam etmesi icin oyunculara, oyun yazarlarına, yönetmenlere, aynı şekilde müziğin devam etmesi için de müzisyenlere . Sanatın bütün dallarında, sanatı besleyecek ve sanatın besleyeceği insanlara ihtiyaç var. Adayların sanat dalını seçtiği kadar sanat dalı da adayları seçer.
İnanıyorum ki kişi bir eyleme yetenekli olduğunu aslında önce kendi hisseder. Çünkü yetenek onun içindedir. Çocukken de kişi, yeteneğinin bir şekilde ona varlığını fısıldadığı anları deneyimler. Deneyecek, gelişecek  alan verildiğinde çocuk kendi kendine keşfettiği yeteneğini kendi yolu yordamıyla, farkında olmadan çevresine bildirir. Yetenek, çocuk o eylemi ya da o eyleme benzer eylemleri yaparken çocuğun aldığı haz ve çevreden gelen dürüst tepkinin birleşmesiyle zaten ortaya çıkar. Yumurtadan çıkan deniz kaplumbağalarının suya koşması gibi, çocuk , ona imkan verildiği takdirde bazı yeteneklerini  hızla keşfeder ve çevresine bildirir. Ama o yeteneğe ad koyması, ona  güvenmeyi öğrenmesi, ve o yetenekle nereye kadar ne yapabileceğini bulabilmesi için destek, yönlendirme ve zaman gerekir. Yaşla kendini belli eden yeteneklerin farkedilmesi için de yine deneme-yanılma alanının bulunması önemlidir.
Dolayısıyla yetenek sınavlarında sağlıklı şartlarda yetişmiş bir genç  yeteneğini, sevgisini ve öğrenme isteğini seçtiği bir rolü oynayarak,doğaçlamayla, şarkı söyleyerek, dans ederek ya da seçtiği müzik aletini çalarak anlatır. Adayın tüm heyecan ve şüphesine rağmen sınavda verdiği mesaj aslında şudur:"Ben bu eyleme karşı içimde ilgi,sevgi ve yatkınlık keşfettim. Bu yatkınlık bu mesleği icra etmem ve bu kurumda verilecekleri almam için yeterli mi?"  ve " Siz bana istediklerimi verebilir misiniz? "
Jürinin yaptığı ise (yine sağlıklı şartlarda) daha tecrübeli bir göz olarak kişinin kendinde keşfettiği ilgi,sevgi ve ( bazen geliştirmiş olduğu ) yeteneğin işlenebilirliği, varsa yanlış alışkanlıkların düzeltilebilirliği ve adayın erişebileceği yetkinlik konusunda öngörü bildirmektir. O kurumun bu kişinin gelişimi için yeterli olup olmayacağı da göz önünde bulundurulur. Jüri kişinin kendinde keşfettiğini ya onaylar ya da onaylamaz. Bu durumda adayın yapacağı iki şey vardır:

  1. neden kabul edilmediğini öğrenmek
  2. harekete geçmek : mücadele etmek ya da yön değiştirmek
    1. hala o kurumda okumak istiyorsa eksiklerini gidermek ve yeniden denemek
    2. başka kurumlara başvurmak ya da bilgiye,tecrübeye ulaşacağı başka yolları aramak
    3. Sanat dalını, geliştireceği ve sevdiği bir uğraş olarak kabul edip , başka bir alanda eğitimi seçmek.

Ancak ünlü olmanın neredeyse bir meslek gibi görüldüğü ülkemizde, sanatçı kavramının sadece güzel görünmek, şöhret, para kazanmak üzerinden tarif edilmesiyle yeteneğin tanımının en azından günlük hayatta değiştiğinin de gözden kaçmaması gerekiyor. Yazının başında bahsettiğim iki farklı yetenek tanımlaması ve başka tanımlamalar birbirine karışabiliyor :

  1. Yetenek = her sanata yeteneği olan kişi zaten sanatçıdır

Doğuştan sanatçı olmak;  doğuştan gelen yatkınlığın mükemmel olduğu ve geliştirilmeye ihtiyacı olmadığı kanısı  ( Süreci ve bilgiyle gelen gelişme imkanını göz ardı eden görüş)

2)Yetenek = Allah vergisi özellikler, eğitim, tecrübe, çevre, kişisel gelişim ve yaratıcılıkla beslendikçe yeniden ve her daim tarif bulan  kavram. ( Sürece,  her daim olgunlaşma  imkanına açık)

3)Yetenek = Yetenek sahnede güzel görünmektir. (Güncel standartlara uyan güzelliğe sahip herkes sahneye çıkabilir diyen görüş)

  1. Yetenek = Sahneye çıkan herkeste yetenek vardır. Sahneye çıkan herkes sanatçıdır.

       ( Sanat nedir ve kimlere sanatçı denir sorularıyla bu ayrı bir yazı konusudur) "Fiziksel güzellik oyuncu olmak için şart değildir. En iyi oyuncular,erkek ya da kadın, güzelliği seyirci için yaratabilenlerdir. "
-Uta Hagen
Sanata her yeteneği olan kişi sanatçı olacak diye bir kural yoktur. Bazen bu konuda çok yetenekli kişiler sanatçı olmayı seçmeyebilirler. Ya da sanatçı olurlar ama tanınmazlar ya da yaptıklarından para kazanmazlar.Gösteri sanatlarından para kazanan ya da ünlü olan her kişi de sanatçı değildir. Sanatsal yetenek, ün ve paranın birbirleriyle doğrudan doğruya ilgisi olmadığını düşünüyorum. Ama aynı zamanda bu demek değildir ki çok yetenekli biri zengin ve ünlü olamaz.
Bazen az yeteneği olan kişiler azimleri, çalışkanlıkları sayesinde sanatsal değeri yüksek işlere imza atabilirler, üstün yetenekli kişilerden beklenen ama onların yapmadığı şekilde kaliteli çalışmalar yapabilirler. Yeteneğin nereye evrileceği kişinin yaşadığı çevreyle bağlantılı. Aynı zamanda  kişi için sanat, başarı ve mutluluğun ne anlama geldiği sorularının cevabıyla yakından ilgili . Bazısı için başarı çok para kazanmak ve ünlü olmak olabilir. O zaman sevgi ve enerjisini o doğrultuda harcayacak yeteneğini buna hizmet etmek için kullanacaktır. Kimisi için  başarı başka ölçülerdir. Kimisi sanatı kişisel gelişim yolunda bir yoldaş olarak görür. Kimi doğru eğitim ve bilgiyi arar. Kimi saklanan duygu, düşünceleri gerçeğe ihanet etmeden yaratıcılığıyla ortaya döker, sanatsal estetiğin ne olduğunu bulmaya çalışır. Bunu yaptığında da kendini başarılı hisseder. Kimi için bunu yaptıktan sonra alkışlanmak çok önemlidir, kimi için tanınmak, bazısı için sadece bilgiyi paylaşma başarıdır, kimi için bunların karışımı. Kimi çeşitli nedenlerle sanatla ilgisi olmayan bambaşka bir iş yapar. Sanatsal yeteneğini bambaşka bir alanda farklı bir şekle dönüştürür.Böyle kişiler çalıştıkları / bulundukları ortamlara sanatı getirerek ya da sanatı ve sanatsal aktiviteleri çeşitli şekillerde destekleyerek sanatsal yeteneklerini  hizmete dönüştürürler.Belki de önemli olan yeteneğin kişinin dünya görüşüne, kişiliğine ve isteklerine uygun olarak gelişebilmesi ve sonunda hizmete dönüşmesidir.  Sanatta nasıl hizmet edilmiş olduğuna karar verecek olan zaman, üretilen eserler ve bilinçli izleyicilerdir. Yine de yeteneğin ve sanatın ne olduğu , eğlence yanı ağarlıklı işlerle, kişiyi birtakım gerçeklerle yüzleştirenlerinin ayırdedilmesinin sanatsal kültürü oluşturacak bilinç açısından önemli olduğunu yeniden vurgulamak  boş olmaz.
HAZAL SELÇUK

Yazarımızın yazısının ikinci bölümünü, YETENEK NEDİR? -2-başlığıyla daha sonra yayımlayacağız. 

The Craft of Poetry/Interviews from the New York Quarterly
Packard, William (editor) 1974

Respect for Acting  s.14 , Uta Hagen w.Haskel Frankel,  McMillan Publishing Co.,Inc,NY



 
   
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.
anasayfa - hakkımızda - kadromuz - eğitimlerimiz - oyunlarımız - haberler - tiyatro grupları - seyirci köşesi- güncel bakış - tiyatro okulu - söyleşiler - kaynak - çocuklar için - foto galeri - medyada açıkça - oyun eleştirileri - iletişim