OYUNCULUKTA VÜCUT II

FARKINDALIK
Oyuncunun enstrümanı bedenidir. Beden fiziksel, zihinsel, duygusal, vokal, ruhsal açılardan oyuncuya hizmet edecek, onun karakterini şekillendirmesi için ona destek olabilecek yegane araçtır. Duygu ya da düşünceyi sadece yüzde ve ellerle göstermeye çalışmak oyuncunun vücudunun yüz ve el dışındaki bölgelerini algılayamadığı ya da oyununa katamadığı anlamına gelebilir. Duygunun sadece yüzle anlatılması inandırıcılık açısından genellikle yeterli olmaz . Çünkü gerçek hayatta duygularımız ( göstersek de göstermesek de) vücudumuzdan yüzümüze yansır. Düşüncelerin, duygunun duruşa yansımasından , jestlerden, vücuttaki kasılmalardan alt beden ve üst beden ilişkisinden söylenen sözlerin esas anlamları belli olur.Vücudunu tanımak, karaktere şekil verme sürecine mantığı olduğu kadar vücudunu da dahil etmek oyuncunun hep aynı şekilde oynamasını, ya da hep aynı tip rollerde oynamasını engelleyecektir. Beden zihin bölünmesini onarmak oyuncunun sanatına bir bütün olarak kendini dahil edebilmesinin yolunu açar. Bu yola açılan kapılardan biri farkındalıktır.
Farkındalık olanı algılamak ve olanı yargılamadan ya da yorumlamadan izlemektir. Farkındalık zihinsel, fiziksel, duyusal ( görme,duyma, koku, tat,dokunma), proprioseptif ( bedeni iç gözle algılama) gibi çeşitli boyutlarda meydana gelebilir. Farkına varıldıktan sonra, deneyimlemek, kabul etmek ve seçim imkanı doğar.Bedeni farkına varmak, kişinin bedeniyle ve alanla ( çevreyle) ilişkisini yeni ya da farklı boyutlarda deneyimlemesidir. Beden dendiğinde en azından beş katmanı içinde barındıran karmaşık bir enstrümandan bahsedildiğini yeniden vurgulamak gerekir. Oyunculukta beden farkındalığı algının olanı fiziksel, duygusal, ruhsal, zihinsel ya da vokal boyutlarda yargılamadan not etmesidir.
Beden farkındalığını oyunculuğa dahil etmek bazen sanıldığı kadar çabuk olmayabilir. Fiziksel ya da duygusal travmalardan dolayı kendini korumaya almış olan vücutta zırhlar ( kasılmalar) oluşmuş olabilir.Bu zırhlar hareket imkanını kısıtlayabilirler. Aynı zamanda zihinsel zırhlar kişinin kendine farklı yönlerini keşfetmeye izin vermesini de engelleyebilir. Bu fiziksel ve zihinsel zırhların yumuşamaya başlaması için güvenli, sınırları net çizilmiş, mahremiyete saygılı bir ortama ihtiyaç vardır. Beden çok hassas ama bir o kadar da mükemmel bir enstrümandır. Bedenin asıl amacı hayatta kalmak ,gelişmek, iyileşmektir. Tehlike anında hayatta kalmak için tepki verir. Ya kendini korumaya almak için savaşır, ya da kaçar (savaşma ya da kaçma dürtüsünü izlemek mümkün değilse buz kesme-kasılma-uyuşma dürtüsü devreye girer). Beden emniyetteyse rahatlar. Ancak bazı kasılmalar tehlike anı geçtiğinde dahi gevşemeyebilir, dolayısıyla travmayı içlerinde tutarlar. Bedende neyin tutulduğu, neyin salındığını anlamak ancak hazır olmayla, farkındalıkla ve izin vermekle mümkündür. Bu yüzden bedenle ilgili yapılacak yorumlarda çok ama çok dikkatli olunması sadece oyuncular yönetmenler ya da öğretmenler için değil, herkes için hatırlanması gereken evrensel bir gerçektir. Ne kadar kilo almışsın, kambursun, çok şişmansın, çok zayıfsın, kalas gibisin gibi toplumda yerleşmiş bazen şakayla karışık yapılan yorumların karşı tarafta nasıl yaralayıcı etki yapacağı bazen tahmin bile edilemez. Vücut iletişimde çok temel bir araç olduğu için, özellikle sahne sanatlarında vücutla ilgili yaralar, kuruntular, sıkıntılar bir o kadar ayyuka çıkar.Bu sadece sahne sanatlarıyla uğraşanlarda bu yaraların ya da kuruntuların olduğu anlamına gelmez. Vücutla ilgili olumsuz düşünceler, yargılar herkeste sürekli ya da dönem dönem olabilir. Bedenle ilgili yapılan 1 adet olumsuz yorumun yaralayıcı etkilerini düzeltmek için 12 kez bir olumlu yorumu tekraralamak gerektiği bazı dans hocalarınca sıkça vurgulanır.
Oyunculukta vücut çalışmasında belki de en önemli olan öğelerden biri farkındalıktır.
Farkında olmak gelişmenin ve değişimin ilk basamağı olduğu için farkında olmayan birine uzun vadede gelişim yolunu açmanız mümkün değildir. Eğer bedeniniz doğuştan gelen, hareket etmenize imkan vermeyen yapısal zorluklar haricinde, size oyunculukta ( ve hayatta) olumlu hizmet etmeyen bir duruşa varmışsa ( örn: omuzların öne ve aşağı düştüğü duruş, ya da bel çukurunun iyice kavis yaptığı kalçanın gövdeye göre daha arkada olduğu duruş- sıklıkla bel ağrısı yapan duruş) öncelikle bu alışkanlığınızı, bu duruş biçiminizi farketmeniz gerekir ki değiştirebilesiniz. Değişimin ne yönde olacağı bilgiyle ve uygulamayla olur. Bilgiye ulaşmak merakla, bilgiyi deneyimlemek tekrarla mümkündür.
Fiziksel olarak vücudunuzda kambur bir duruş farkettiyseniz daha işlevesel, iskeletinizin sizi yorulmadan destekleyeceği bir duruşa doğru çalışma yapmak istersiniz. Buna ' doğal duruş ' diyebiliriz. Doğal , yani sizin iskelet ve kas yapınızın en rahat , en uyumlu şekilde işlediği duruş. Bu göğüs, kalça, baş üçlemesinin birbiriyle ilişkisinde bir aşırılığın olmadığı duruş olarak da tarif edilebilir. Omuzların ve kalçanın yandan bakıldığında aynı hizada olduğu, başın özellikle ense bölgesinin kırılmadan gövdeye göre ne fazla önde ne de arkada konuşlandığı duruştur. Bu ' tarafsız' duruştan karakter yoğrulmaya başlanır. Kasılmalardan, hareket imkanını engelleyen fiziksel alışkanlıklardan büyük ölçüde soyunmuş vücut bir nevi sıfır noktası olarak görülebilir. Oyuncunun kendine has fiziksel alışkanlıklarını bir karakterden diğerine taşımaması, her karakterde farklı bir beden yaratabilmesi için kendi vücudunda tarafsız duruşu mümkün olduğu kadar geliştirmesi faydalıdır. Doğal duruş üzerinde Modern dans, Pilates, Alexander Teknik, Feldenkreis Metodu gibi tekniklerle çalışmak mümkündür.
Mükemmel bir doğal duruşun olduğuna inanmak yanlış olur. Mükkemmeliği sınırları görmenin, kabul etmenin, bazı sınırları farkındalık,bilgi ve çalışmayla genişletmenin birleşmesi olarak algılamak daha gerçekçi bir yaklaşımdır. Mükemmellik sonu olmayan bir yoldur. Oyuncu hareket alanını daraltan fiziksel alışkanlıklarını farkettikçe, bunların fiziksel ve muhtemelen duygusal nedenlerini incelemesiyle bedeninde değişimler olur. Kasılı bir bölge fiziksel ve/ ya da duygusal kasılmaları saldığında bedende hem enerji boyutunda hem de fiziksel boyutta rahatlama meydana gelir. Bu rahatlamalar zamanla kişinin duruşunun değişmesine, onun daha işlevsel bir hareket etme becerisi kazanmasına yol açar. Daha sonra oyuncu kendi içinde yaptığı fiziksel duygusal araştırmaları yorumladığı karakterine aktarır. Tiyatro insan ilişkilerine şekil verir. Duyguya, düşünceye, eyleme şekil vermek ya da duyguyu, düşünceyi, eylemi bir mecradan ( örn: metin,hareket, şarkı) seyirciye ulaştırmak da oyuncunun sanatının temel taşlarındandır .Bu temeli oluşturan mazlemeden biri farkındalıktır.
Farkına varabilmek için saf bir dinleme hali gerekir. Bedeni dinlemek günlük koşuşturma ritmini yavaşlatarak mümkündür. Beden konuşmak için güvenli ve sakin bir alan ister.Bedeni dinlemenin en önemli nedeni bedenin yolladığı sinyallerin ve dürtülerin farkına varabilmektir. Her insan için kendisini farketmenin faydalı olduğu bir gerçek, ancak konumuz tiyatro oyunculuğu olduğu için özellikle oyuncu ya da fiziksel tiyatro yaratıcısının bu sinyallere ihtiyacı olduğunu vurgulamak gerekir. Çünkü bu sinyaller, yaşamın vücut içinde bıraktığı izlerin anlaşılmasına yardımcı olurlar. Oyuncunun dili, yaşamının onun içinde bıraktığı çizgilerle, hayal gücünün, empati kurma becerisinin ve ütopyasının konuşur hale gelmesidir. Yaşamın zihin ve kalpteki çizgileri tıpkı avuç içi çizgileri ya da yüz çizgileri gibi herkeste farklı olacaktır. Başka bir deyişle herkes kendi kitaplığını içinde taşır.
Otantik bir dili keşfetmenin yolu dinlemek ve farkına varmakla başlar. Nefes, ve hemen arkasından proprioseptif algılama - gözünüzü kapattığınızda dahi beynin bedenin varlığını hissediyor olması- bu yolun ilk adımıdır.Zamanla öğrenci iç gözüyle de görmeye ve dinlemeye başladıkça, dürtülere daha çabuk cevap verir hale gelecek onun hareket alanını daraltan vücudundaki fiziksel, zihinsel kasılmaların da farkına varacaktır. Bu dürtüler oyuncunun otantik dilini oluşturmadaki yoldaşlarıdır. Oyuncu vücudu üzerinde çalışacak bir zorluk bulduğunda sevinmelidir, çünkü zorlukları aşma süreci oyuncuya kendi yapısıyla ilgili duygusal ve düşünsel bilgi verecektir. Bu bilgiler oyuncunun kendine ait, özgün bilgileridir. Bu bilgilerle oyuncu yorumladığı karakteri besleyebilir. Böylelikle oyuncu sanat, ahlak anlayışına ve yaşamdaki hedefleri doğrultusuna göre kendini seçtiği yönde bir bütün olarak ortaya koyabilir.
Hazal Selçuk