HABERLER

ÇAĞDAŞ GÖSTERİ SANATLARI GİRİŞİMİ

 

 

Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi (ÇGSG), Ocak-Haziran 2008 aylarına yayılan altı aylık bir program çerçevesinde, Bağımsız Network başlıklı bir kültür-sanat yönetimi ve kapasite geliştirme projesine liderlik ediyor.Girişim ve  projeye ilişkin detaylı bilgiye www.bagimsizbulten.blogspot.com adresinden ulaşılabilir.

Bu proje kapsamında (dans,tiyatro ve performans alanlarındaki tüm açılımlarıyla birlikte) gösteri sanatlarında eğitim,kültür yönetimi ve yayın eleştiri pratiklerine odaklanan bir çalıştaylar serisi düzenlendi.

 

 

Her biri uluslar arası katılımcılar tarafından yapılan sunuşlarla desteklenen bu çalıştayların üçüncüsü ve sonuncusu, 3-4 Mayıs 2008 tarihlerinde Beyoğlu’nda CPM(Creative Production Management) ‘de gerçekleşti. Bir dizi oturumun gerçekleştirildiği çalıştayda tartışmaya açılan konu;çağdaş gösteri sanatlarında yayın,yayıncılık ve eleştiri pratikleri oldu.

Herkesetiyatro.com’u temsilen katıldığım çalıştaya dair edindiğim izlenimlerimi ve notlarımı aktarmaya gelince:

Katılımcı profili genel olarak ele alındığında; tiyatro sanatçıları,akademisyenler, dramaturglar, tiyatro eleştirmenleri, gazetelerin kültür-sanat sayfası temsilcileri, üniversite tiyatroları kültür sanat birim temsilcileri, koreograflar olarak belirtilebilir. Ayrıca; Revista Obscena &TEAM Trans-Europan Arts Magazines Network editörü Tiago Bartolomeu Costa Portekiz’den, TkH-Center &TkH Journal Editörü Bojan Djordjev Sırbistan’dan sunumlarını gerçekleştirdiler.

 

 

Öncelikle ele alınan konu; tiyatro yayınlarına yansıyan veya yansıyamayan biçimleriyle eleştiri kültürü ve eleştiri yapabilirlik kriterleriydi. Kim tiyatro eleştirmeni olabilir?Sadece tiyatro eleştirmenliği ve dramaturji bölümünü tamamlayan ve uzunca yıllar akademik olarak çalışmalar üreten akademisyenler mi eleştiri yazıları yazmalıdır?Yoğun olarak sanal ortamda, tiyatro portallarında yazma fırsatı edinen; popüler kültürü benimsemiş, tiyatro oyunlarına magazinsel bir bakış açısıyla yaklaşan ve yorumlayan kişilere eleştirmen denir mi?Yazmalılar mı yoksa bir an evvel “KALEM” leri ellerinden alınmalı mı? Ya da bir tiyatro oyunu hakkında yazı yazacak, “yazarcılık” oynayacak kişinin birazcık olsun tiyatro bilgisi olmasına en azından çok iyi bir tiyatro seyircisi olmasına dikkat edilmeli mi?

Bunlar gibi pek çok farklı soru ve yorum vardı çalıştayın ilk gününde…Oturum “Beyin Fırtınası” başlığıyla açıldı.Tüm bu soruların ortak bir görüş çerçevesinde birleştiğini söyleyebilmek zor, çünkü oldukça “fırtınalı” bir konu, öyle ki katılımcılar görüşlerini aktarmaya başladıklarında ne kadar farklı bakış açılarının olduğunu görebildik.

 

 

Bazı akademisyenler; tiyatronun eyleyenler ile seyreyleyenlerin paylaştığı bir sanat dalı olduğunu, bu anlamda seyreyleyenlerin görüşlerinin önemli olması gerektiğini; tiyatro yazısı yazacak olan kişilerin artmasının, alanı genişletmenin tiyatro sanatına faydası dokunabileceğinden söz etti. Bazı katılımcılar ise; kapıda nasıl karşılandığına kadar yazan, popüler kültür etkilerini yazılarına sindiren, Türkçe’yi doğru kullanamayan kişilerin yazmayı derhal işin ehli olanlara bırakmaları gerektiğini savundu. Bunların yanı sıra; tiyatroda esas olanın seyirci olduğu, seyircinin gücünün görmezden gelinemeyeceğine yönelik görüşler de vardı. Önemli bir görüş de; tiyatro eleştirisinde oyunun tüm detaylarına yer vermek yerine açık kapılar bırakmak, merak unsurunu canlı tutmaya çalışmak şeklindeydi.

 

Çalıştayda katılımcı olarak yer alan tiyatro eleştirmenlerinden bazıları bir dönem ulusal gazetelerde eleştiri yazıları yazdıklarını ancak özgürce yazabilmek konusunda sorunlar yaşadıklarını belirttiler. Bazıları ise; beğenmedikleri oyun hakkında yazmak istemediklerini ilettiler.

Herkesetiyatro.com olarak konuya bakış açımızı çalıştayda diğer katılımcılarla paylaştığım  kadarıyla,sizlere de aktarmak istiyorum:Herkese Tiyatro olarak kuruluş felsefemiz itibariyle seyirci görüşlerine “hep” çok önem verdik.Tiyatro seyircisinin doğrudan bilgi sahibi olabilmesi için farklı nitelikteki yazılara kucak açtık. Çoğunlukla tiyatro oyuncularının tiyatro yazılarına web sitemizde yer veriyoruz. Fakat örnek vermek gerekirse Anadolu’dan kendiliğinden maille bize ulaşan emekli bir tiyatro seyircisinin izlediği bir oyuna dair görüşlerini de yayınlayabiliyoruz. Biz; tiyatro sanatını yayabilmek adına Türk Tiyatrosu’na borçlu olduğumuzu düşündük yolun başında.Tiyatro sanatını sevdirmeye çalışmayı görev bildik,biliyoruz. Neden mi?

Çünkü, tiyatronun buna ihtiyacı var.

 

 

Revista Obscena &TEAM Trans-Europan Arts Magazines Network editörü Tiago Bartolomeu(Portekiz):
Dört yıl süreyle bir blog yayınını koordine eden Bartolomeu, insanları yazmaya teşvik ettiklerini,genelde hakkında yazı yazılmayan gösterilerle ilgili yazılara yer verdiklerini söyledi.Sonrasında günlük bir gazetede yazmaya başladı,başka ülkelerdeki festivallere katıldı,izlenimlerini paylaştı. Obscena dergisini oluşturmaya karar verdi. Şu anda derginin 13.000 okuyucusu bulunuyor.Nisan’da Portekiz’deki festivale davet edildiler.Avrupa Kültür Politikaları üzerine bir dosya hazırladılar.Avrupa Kültürel Kimliği’nin nasıl bir şey olduğuyla ilgili araştırmalar yaptılar. Düzenledikleri organizasyona sanatçılar,politikacılar,ekonomistlerden oluşan 26 kişiyi çağırdılar. Örneğin;AIDS’in performans sanatına olan etkilerini tartıştılar.Dergiyi çok farklı bir perspektife taşıdılar.
www.team-network.eu


“Rahatsızlık duyuyorsanız siz yapın,iyi ya da kötü bir model olsun” diyen Bartolomeu; hiçbir şey yapılmadığı takdirde hiç bir şeyin değişmeyeceğini belirterek, herkesin kendi sözünü söyleyebileceği bir alan yaratmak amacını gerçekleştirmiş olduklarını iletiyor.

TkH-Center &TkH Journal Editörü Bojan Djordjev (Sırbistan):
Bojan Djordjev, performansı geniş insan kitlelerini buluşturan eleştirel ve analitik bir araç olarak gördüğünü belirterek TkH’nin farklı sayılarında işlenen konulardan bahsetti.Dramaturjide yeni trendler, digital performans, film gibi konuların yanı sıra; dokuzuncu sayıda eleştiri üzerine bir deneyleme yoluna gidildiğini belirtti. Genelde eleştiri yazılarının devlet tiyatroları ya da kurumsal tiyatrolarla ilgili yazıldığını söyleyen Bojan Djordjev, alternatif ve bağımsız yazarlara yer vermenin yanı sıra tasarımcıları,farklı kesimlerden gelen pek çok kişiyi yazım konusunda teşvik ettiklerini,amacın bir performansa ne kadar farklı açılardan yaklaşılabileceğinin gösterilmesi olduğunu aktardı. Djordjev; Sırpça’da bir tartışma dili oluşturamadıklarını, yeni bir dil-ifade yaratma gereği hissettiklerini belirterek; Belgrad’da bağımsız sanatçıların katıldığı bir platform kurduklarını, eşcinsel aktivizmi ve sanal aktivizm alanından kişilerin de oluşumda yer aldığını,bu insanların büyük kurumlarda yer almak istemedikleri için bağımsız olmayı seçtiklerini söyledi.Bu bağlamda Kültür Bakanlığı ve Valilikle de işbirliğine girdiklerini aktardı.

Not::Sabancı Üniversitesi’nden Özgül Akıncı’ya çeviri konusundaki yardımlarından dolayı teşekkür ederim.

Sadece ilk gününe katılabildiğim çalıştayın son bölümünde bir grup çalışması yapıldı.İkinci gün yapılan çalışmalarla ilgili ÇGSG Bağımsız Network Proje Koordinatörü Şafak Uysal’ın sözlerine yer verelim:

“Tek bir grup olarak tartışmayı sürdürme ve ortaya çıkan diğer fikirlerin yanı sıra ; hep birlikte bir projeye yoğunlaşma fırsatı yakaladık. “

 

Dilek Türk
06.05.2008