KOCAELİ ŞEHİR TİYATROLARI “IRK BİTİG” ile İSTANBUL ULUSLAR ARASI TİYATRO FESTİVALİNDE…

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu bu özel projeyle seslerden, sözlerden, kehaneti öngörenle/ kehanetle ilişkilenen arasındaki ilişkiden yolar çıkarak bir ses tiyatrosu/bir performatif gösteri tanımları arasında dolaşan bir eser çıkarıyor.
Kurumsal alanda Türk tiyatrosuna yeni dinamikler kazandırmayı, örnek oluşturmayı öncelikli hedeflerden biri olarak gören Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, bu geleneğine ve de kuruluş yapısına uygun bir öneriyle katılıyor, bu yılki festivale. Uluslar arası İstanbul Tiyatro Festivali’nin yapısına ve programına uygun bir seçim fikriyle oluşturulan ve aynı zamanda programı destekleyeceğini ve zenginleştireceğini düşündüğümüz bir prodüksiyon,
“IRK BİTİG”. Bir ses tiyatrosu örneği olarak kurgulanan oyunumuz, öncelikli olarak ses üzerinden seyirciyle birlikte “iyi bir gelecek sorgulanması” gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
Bu projeye başlama fikrini oluşturan “Irk Bitig” metni ise, bir kehanet metni. Eski Türklerin, gerçek dünyayla ruhlar dünyasını, iyi ve kötüyü, yazgıyı algılama biçimini çok basit bir dille anlatan dokuzuncu yüzyıl başlarından kalma, runik yazılı en eski metin olan “Irk Bitig”, geleceği yeniden /birlikte öngörebilme, sorgulama fikrine temel oluşturması için sahneye taşındı.
Orta Asya’da yeni bir yurt aramak için Batı’ya yürüyüşe hazırlanan on binlerin kendi kaderleriyle birlikte eski dünyanın da kaderini değiştireceği büyük göçün başlangıcında yazıya geçirilmiş olan “Irk Bitig”, bozkırın savaşçı ve avcı toplulukların doğa, hayvanlar ve birbirleriyle olan ilişkilerini özetleyen bir metin.
65 pragraftan oluşan ve her pragrafın sonunda “bu iyidir” ya da “bu kötüdür” diye biten, kendini sürekli tekrar eden yapısıyla bu kehanet metni, geleceğin vaat ettiklerini karşılamaya hazırlıklı olmayı gerektiriyor. Bu anlamda, soru sorma gücünü ve cesaretini, seyirci ve oyuncu arasında yorumun varlığını, yoruma olan inancı, bu metin üzerinden hazırlanmış oyun metnine taşıyor.
Metnin kendi tonalitesi içinde, seslerden, sözlerden, kehanette bulunanla / bulunduran arasındaki ilişkiden bir ses tiyatrosu örneği çıkıyor karşımıza… Seyircinin de katılımını- geleceğe dair soru sormasını gerektiren bu sahneleme, tiyatro sahnesinde yeni bir estetik öneri sunuyor izleyenlere…
Geleneği, tarihi, kültürü oluşturan değerlerden yola çıkarak, tüm değerleri yeniden okuma önerisi sunan bir oyun kurgulandı. Geçmişe bakarak geleceği yeniden ve birlikte okumak istedik. Gelenekselin özünü kavrayarak çağdaş disiplinler üretmek isteği de bu çalışmanın sanatsal açılımı.
Bir çok sanatsal disiplin bir arada ortak sanatsal bir estetik ve söylem oluşturmayı hedefliyoruz. Ama öncelikle ses. Neden ses? Çünkü içselleştirdiğimiz her türlü geçmişi beden bilgisi üzerinden yansıtabilmek için. Bizce beden, tarihi belleği içeriyor. Beden; hem kişisel tarihi, hem de toplumsal tarihi belki de en yorumsuz biçimde seyredebilmemiz için sahnede.
Sahnedeki sorularımız somut olacak. Dillenme biçimimiz soyut. Çünkü daha kendi sesimizi duymadık. Önce onu duyacağız. Sonra dile dökeceğiz. Biz sesimizi arıyoruz. Bu bir deneysel tiyatro örneğidir. Kendi çıplak sesimizi duymaya, onu sevmeye ve sonra herkes için anlamlandırmaya yöneleceğiz.
Tek sorularımız somut olacak. Dillenme biçimimiz soyut. Çünkü daha kendi sesimizi duymadık. Önce onu duyacağız. Sonra dile dökeceğiz. Biz sesimizi arıyoruz. Bu bir deneysel tiyatro örneğidir. Kendi çıplak sesimizi bulmaya, onu sevmeye ve sonra herkes için anlamlandırmaya yöneleceğiz.
KÜNYE
Konsept- Yönetmen : Emre KOYUNCUOĞLU
Müzik : Çiğdem BORUCU
Mekansal Düzenleme – Danışman : Nurullah TUNCER
Kostüm Tasarımı : Ümit ÜNAL
Animasyon-Görsel Tasarımı : Aksel ZEYDAN GÖZ
Vokal Düzenleme : Savaş Çağman ÇOŞKUN
Işık Tasarımı : Cafer YİĞİTER
Işık ve Animasyon Dijital Düzenleme Tasarımı : Cem YILMAZER
Dramaturgi : Evren Barin EGRİK
Oyuncular :Engin BENLİ, Eylem TANRIVER VARLI, Şebnem KÖSTEM
Koro :İrem KAHYAOĞLU,Zeynep ÖZAN ,Burcu GÜNER,Senem AKMAN,Fatma YILMAZ
13.05.2008 |