BİZ SANAT DÜŞMANI MIYIZ?
Sonunda Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi açıldı. Hepimizin yıkılma aşamasında kaygı duyması ve bunu dile getirmesi, siyasetçilerde can sıkıcı bir durum yaratmış. Bu günlerde yapılan her konuşmada, her seslenişte bu olay üzerinden, “tiyatro sanatını çok seviyoruz” diye haykırıp “biz sanat düşmanı mıyız?” diye sorulmasından belli.
Eğer salonun yıkılma aşamasında yerine yapılacak yeni salonun detayları geniş bir biçimde kamuoyu ve sanatçılarla paylaşılsaydı, kaygılar belki azalır ama hiçbir zaman yok olmazdı. Çünkü bu olaya karşı çıkılmasının temel nedeni sanatçıya güven vermeyen siyasi anlayış ile bu sahnenin var olan ruhunun yerle bir edilmesiydi. Yerine otel motel villa filan yapılmamıştı ama tiyatronun ruhunun acı çekmesi de engellenemedi. Duygusal bir yaklaşımla o tiyatrodaki hatıraları; kulislerinde hazırlanan, antresini bekleyen, selama çıkan, çay ocağında dinlenen sanatçılar daha iyi anlayabilirler. Öte yandan, bu olaylar olup biterken kurum emekçileri ne denli tepki göstermişlerdi, onu da pek net anımsamıyorum.
Ben ise bu yazıyı, yalnızca ve yalnızca Şehir Tiyatrosu’na ödediğimiz vergiler nedeniyle bir vatandaş, Türk Tiyatrosu’nda köklü bir yeri olması sebebiyle de bir tiyatrosever olarak kaleme alıyorum.
Herkesetiyatro.com yayımcı kimliğiyle, salonun yıkılmadan önceki son oyun günü çektiği fotoğraflarla ve yaptığı söyleşilerle tarihe geçecek haberi, Serpil Altın Urkan vasıtasıyla sizlerle paylaşmıştı. O gün, kimi izleyiciler yeni sahnenin yapılmasının iyi olacağını söylemişlerdi. Elbette bizler ve çeşitli yayın organları sahne yapım sürecinde takipçi olduk.
Sanatçıların yaptığı protesto ve eylemler, bence sahnenin yeniden sahne olarak inşasında etkili olmuştur. Tersi mümkün müdür? Sanatçıların ve duyarlılıkla seyircilerin etkisi olmasaydı, binanın kaygı duyulan başka bir şekle de dönüşmesi de ihtimaller arasında sayılabilirdi. O zaman bir şeyler yapabilmek için oldukça geç kalınmış olmayacak mıydı?
Öyle ya da böyle bu konuda sanatçıların tavrının doğru olduğunu düşünüyorum ancak yeterli olup olmadığı tartışılır.
Bir gerçek var o da ;
Sonunda sahne açıldı.
NEDEN “İNTİHAR….
Açılış oyunun neden “Keşanlı Ali Destanı” olmadığı sorulmalıdır. Neden “İntiharın Genel Provası” gibi olumsuz isimli bir oyunla sahneyi açılmıştır? Nurullah Tuncer’in rejisi ve oyun metni iyi olsa da sahnenin, Türk oyun yazarı Haldun Taner -ki bu kurumun sahnelerinden birine adını veren sanatçıdır- gibi dev bir ismin, yapı taşı eserlerinden biriyle açılması daha uygun düşmez miydi? Acaba bu oyunu üretenler, açılış törenindeki oyunda olmak istememişler midir?
GÖZDEN KAÇMADI
Kimi köşe yazarları, salon için köşelerinde “yıkılsın-yıkılmasın” tartışmaları yaptı, sonunda yeni sahnenin açılmasını övenler ‘ben size demiştim’ ciler olarak, zafer çığlıkları attı. Bu olayı kullanarak yalnızca siyasetçi değil, köşe yazarları da prim yapmaya çalıştı.
Hoş olmadı.
Yeni yılın hepimize sağlık, mutluluk getirmesi dileğiyle.
Yazarın Önceki Yazıları İçin Tıklayınız.
|