ALKIŞ

Bu yıl 27 Mart’ı karmaşık duygularla örülü bir ruh haliyle karşılıyoruz.

Kapanmalar, yıkımlar, kavgalar…
Oyun hevesi, tiyatro tutkusu, genç ekipler…

Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkımı, AKM, tiyatrom bir yanda…
Anadolumda tiyatro çalışan okullar, semaver, oyunbaz, altıdan sonra, galapera, samsun sanat diğer yanda…

Kavgalarla, eylemlerle, tepkilerle mi karşılamalı bu günü,
Bayram coşkusuyla kutlayarak mı…

Hem umut sunmalı tiyatro hem de doğru bildiğini söylemeli, diye öğrendik ustalardan.

Öyleyse?

Biz değil miyiz hem beğendiğimizi hem reddettiğimizi alkışlayan?
En basit anlamda ilkel bir davranışla ellerimizi birbirine çarparak
Ses çıkaran…

Dünya Tiyatro Gününü eyleyerek karşılamalı; Alkışlamalı!

Oyuna giderek, Harbiye’de toplanarak, kostümlerle yürüyerek, Lüküs Hayat’ı söyleyerek…

Mutlaka ve mutlaka eyleyerek ama…
Oyun izleyerek ya da tiyatro üreterek.

Şimdi yalnızca seyretme zamanı değil.

Katılmak, varlığımızı göstermek…
Alkışlamak hiç olmazsa.
Avuçlarımız sızlayana dek
Alkışlamak zamanı!

 

 


Sertaç Ayvaz
Tiyatro Açıkça
27 Mart 2008