SALON NASIL YAPILMALI
Merhaba,
Yıkılan Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi yerine inşa edilecek olan yeni sahnenin takipçisiyiz.
Bu konuyla ilgili olarak düzenlenen yarışmada yaşanan komik olayları, Hürriyet gazetesinin köşesinde okuduk.
Tiyatro salonlarının uzmanlara (tiyatro insanları,mimarlar,iç mimarlar vb.) danışılarak yapılması gerektiğini konuşuruz.Çünkü tiyatro binası inşa etmek gökdelen, alışveriş merkezi inşa etmeye benzemez.Salonun; havalandırma ısınma tertibatı, kullanışlılık,akustik,dekor kapıları,asansörler,kulisler,sahne salon ölçüleri gibi konular üzerinde dikkatle düşünmek, şıklıkla inşa etmek gerekli.Bazı salonlarda dekor giriş kapısının seyirci giriş kapısıyla aynı olması,yeterince (büyüklük,sayı)asansör bulunmaması, kulislerin sahneden farklı katta olması ya da küçük olması gibi say say bitmez pek çok sorun tiyatro oyuncularının cebelleştiği hususlar olmuştur.
Bu konuda söyleyecek sözleri başka bir yazı konusu yapalım,kültürazzinin yazdıklarına bir göz atalım.
Kültürazzi |
24 Ağustos 2008 |
|
|
Tiyatro binası yarışmasında olanlar
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Şehir Tiyatroları'nın Taksim ve çevresinde artık fazla sahnesi kalmadığından olsa gerek, geçen mart ayında Beyoğlu Sahnesi Mimari Proje Yarışması başlatmıştı. Şişhane'de 6 bin 761 metrekarelik bir alan belirlenmiş, yarışmacılardan bu alana uygun bir tiyatro kompleksi planı yapmaları istenmişti. Bu yeni tiyatro binası projesinin, yanıbaşında bulunan Beyoğlu Vergi Dairesi binasıyla da entegre olması gerekiyordu.
Projeler temmuzda teslim edildi. Herkes birinci olmayı bekliyordu, sonuçta işin ucunda 60 bin YTL para ödülü vardı. Birinci seçilen projeyi 21 Temmuz'da açıkladılar. Işıl Gökçe, Duygu Demirtürk, Mehmet Emre Tuncel, Murat Çanakçı, Mükerrem Babaoğlu ve Ahmet Hayri Dönmez'den oluşan altı kişilik genç bir ekip, Beyoğlu Sahnesi projesini kazandı.
Hepsini tebrik ediyoruz ama ne yazık ki ödülün tadını pek çıkaramadılar. Çünkü duyurunun ardından, 11 Ağustos'ta projeyle ilgili yapılan tartışma toplantısına katılanlar bambaşka fikirlere sahipti. Toplantıda jüri üyeleri, mimarlar, plancılar ve diğer profesyoneller vardı.
YETERSİZ VE HATALI DENDİ
Yarışmanın amacı, İstanbul'a çağdaş bir tiyatro binası kazandırmaktı. Söze, danışman jüri üyelerinden Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya başladı. 1935 yılında da bir tiyatro yarışmasının düzenlendiğini ama uygulanmadığını, 2008'de yapılan bu yarışmadan sonra artık bir sonuç almayı umduklarını söyledi. Sert tartışmalar yaşandı toplantıda. Jüri üyeleri de kıyasıya eleştirildi, verilen ödüller de. Mimarlar ile danışman tiyatrocular da birbirine girdi.
Kim haklıydı, kim haksızdı bilmiyorum. Sadece olanları aktarıyorum size. En büyük eleştiri şuydu: Birinci olan projeye göre tiyatro salonu yerin altına gömülüydü; bundan çok kişi hoşlanmadı. İstanbul'un en yeni tiyatro binasının daha dikkat çekici, ikon özelliklerine sahip bir yapı olması gerettiğini de öne sürdüler.
Yarışmanın birincileri ödüllerini aldılar, ama yarışma asıl amacına ulaşacak mı, orası belli değil. Ölü projeler arasına bir yenisi daha eklenmiş olabilir.
Jüride kimler vardı
Danışman jüri üyeleri: Dr. Kadir Topbaş, Ahmet Misbah Demircan, Mehmet Acarca, Orhan Alkaya, Yıldız Kenter, Kenan Işık, Ali Taygun, Nurullah Tuncer.
Asli jüri üyeleri: Prof. Dr. Sümer Gürel, Prof. Dr. Cengiz Eruzun, Prof. Dr. Özer Erenman, Oktay Ekinci, Turgut Alton, Fikret Berker, Hülya Dinç Atılgan
ACABA BENİM PROJEMİ BAŞKASININKİYLE Mİ KARIŞTIRDILAR?
Mimarlıkla ilgili birçok sitenin forumlarında tartışmalar devam ediyor. Herkes bu yarışmayla ilgili bir bilgi atıyor sanal dünyaya. İçlerinden en ilginci de, yarışmaya bir projeyle katılan Yüksek Mimar Ece Ceylan Baba'nın anlattıkları. Projesi 2. mansiyon ödülüne layık görülmüş. Ama daha sonra öyle şeyler olmuş ki, Ece Ceylan Baba, sonunda projesinin bir başkasınınkiyle karıştığına ikna olmuş. İşin tuhafı, jüri üyelerinden kimse de onun projesini hatırlamıyormuş. İşte arkitera.com'un forum sayfasında şöyle anlatıyor yaşadıklarını:
"... Büyük emekler ve özveriler sonucunda, İstanbul için tarihi önem taşıyan bu büyük projenin sonuçları açıklandığında, 2. Mansiyon ödülüne layık görülmemiz, bizler için onur kaynağı olmuştur. 4 gün sonra postayla gönderilen raporları okuduğumuzda ise büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Çünkü projemizle ilgili rapor sadece 3 satırdan oluşmakta idi: "Vergi Dairesi Binası ile önerilen binanın arasında kalan ve kuleye bağlantı yapan rampa, ana girişte baskın bulunmuştur. Mekansal dinamizmi, özgün mimari arayışı uygun bulunmakla beraber sirkülasyon şeması yeniden etüt edilmelidir, servis girişi yetersizdir, ana sahne fuayesi küçük bulunmuştur."
Raporda söz edilen "kuleye bağlantı yapan rampa" olarak tanımlanan ve en büyük eleştiri olarak yer alan ibare analiz edildiğinde, projede ne bir rampa ne bir kule olmadığı ve girişte de baskın olamayacağı görülmektedir.
Bizi kaygılandıran konu, projenin anlaşılamamış olduğu veya karıştırılmış olduğu yönünde. Kolokyumda, konuyu jüri ile paylaştığımda şaşkınlığım bir kat daha arttı, çünkü raportörler dahil hiç kimse konuyu hatırlamıyordu... Takdir edersiniz ki, toplam 8 adet ödül verdiğiniz tüm projelerin her noktası incelenir ve eminim günlerce jürinin zihnini meşgul eder.
Kolokyumda soruma cevap olarak hiçbir yanıt alamadım, sadece "çıkışta sizin projenizin önünde buluşalım ve sizi aydınlatalım" önerisi geldi. Çıkışta hiç kimse projenin önüne gelmedi ve Sayın Orhan Alkaya'nın yanına giderek kendisini davet ettim. Proje ile ilgili mimari bu problemi hatırlamadığını ve jüriye sorulmasını rica etti.
Sayın Sümer Gürel'den rica ederek projenin yanına gittik. İnanılmaz bir şekilde hatırlamadığını ama projeyi çok beğendiğini dile getirerek raportörleri çağırdı. Raportörler ile geçen bir görüşme sonucunda Sümer Gürel sadece özür dileyeceğini, bir hata oluşmuş olduğunu düşündüğünü iletti. Raportör ise jürinin sonlara doğru çok yorgun olduğunu ve bir daktilo hatası olduğunu öngördüğünü söyleyerek tebrik etti ve konuyu kapattı." |
Kaynak / Hürriyet (Kültürazzi Köşesi)
Yazarın Önceki Yazıları İçin Tıklayınız.

Sertaç Ayvaz
28 AğustosMart 2008
|