DERYA GÜLÜ VE ZEYNEP ULUDÜZ'ÜN BAŞARISI

Gönülden inanıyorum ki milletçe sanatla bir yerlere geleceğiz. Edebiyatla,
tiyatroyla, mimariyle; Milli benliğimizi ancak bu şekilde bulabiliriz.
Özümüze dönerek, kültürel değerlerimizi koruyarak. Sanat dallarının
içinde tiyatronun apayrı bir yeri ve önemi vardır. Atatürk'ün dediği gibi
"Tiyatro bir milletin kültür seviyesinin aynasıdır" Bizler bu aynaya bakarak
hangi noktada olduğumuzu görecek, geçmişle bugün arasında kıyas yapma imkânı
bulacağız. Tiyatro bizi hayata bağlayacak, kendimizi bir de perdede
göreceğiz.
Tiyatro, sevdiğim sanatların başında gelir. Çünkü tiyatroda daima kendimden
ve yaşadığım çevreden bir şeyler bulurum. 14 Nisan 2008 Pazartesi günü
Trabzon Devlet Tiyatrosu Haluk Ongan Sahnesi'nde güzel bir tiyatro oyunu
seyrettik. Trabzon Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü onca işi arasında tiyatro
sanatını da unutmamış, kurum bünyesinde tiyatro kursu açmış, gençlere
tiyatroyu öğretmiş, sevdirmiş; bununla da kalmamış, bir oyun projesiyle
Trabzonlu tiyatro severlerin karşısına çıkmışlar. Yani kurs meyvelerini
vermeye başlamıştır. İşte bu kursun meyvesi olan "Derya Gülü" isimli oyun
sahnelendi tiyatro binasında. Usta yazar Necati Cumalı'nın çok sevilen ve
defalarca oynanan oyunu bir kez de amatör tiyatrocular tarafından oynandı.
Oyunu değerlendirmeye geçmeden evvel değişik zamanlarda değişik tiyatro
grupları tarafından oynanan oyunun konusuna değinelim:
"Derya Gülü, yaşlı bir kaptanın karısı ile yasak aşk ilişkisi yaşayan bir
denizci gencin öyküsü; Meryem'in yaşlı kocası Haşim Kaptan sürekli
içmektedir. Karısı ise geçimlerini temin etmek için yakınlarındaki zengin
bir evde hizmetçilik yapmaktadır. Yoksul yaşamından kurtulmak için bir yol
bulmaya çalışan Meryem, bir ara Sinan adlı bir gençle tanışır. Sinan, gün
geçtikçe çöken Haşim Kaptan'ın kendisine yardımcı olarak bulduğu bir
gençtir. Bu arada mahallede Meryem'in Sinan'la seviştiği söylentileri
çıkarılır. Sinan dedikodulardan kendini kurtarmak için evi terk etmek ister.
Meryem ise Sinan'ın gitmesine engel olmaya çalışır. Kocasını öldürmeye karar
verir. Meryem'i çok seven Sinan, böyle bir karara karşı çıkıp engeller. Ama
sonunda Haşim Kaptan geçirdiği bir kalp krizi sonucunda ölür."
Ege kıyılarında küçük bir yerleşim merkezinde, yaşlı bir balıkçının, evli
olduğu genç karısıyla aralarındaki geçimsizliğin yol açtığı dramı anlatan
oyunda insan psikolojileri ön plana çıkarılmakta, duygular oyunun çekici
akışı içinde ustaca işlenmektedir. Oyun, üç kişilik bir kadroyla sınırlı
dekor, ışık, ses, kostüm desteği altında oynanmaktadır. Oyun boyunca sade
dekor hiç değişmemektedir. Dalga ve rüzgâr sesinden başka ses efekti de
kullanılmamaktadır. Kostüm değişimi sadece bir sahnede bir oyuncu tarafından
sadece bir kere yapılmaktadır. Işık efekti gece - gündüz ayrımı dışında
yoktur. Derya Gülü her yönüyle sade ve samimi bir oyun görünümünde. Oyun,
toplum hayatından bir kesiti yansıtıyor. Aslında bizler yaşadığımız hayat
içerisinde bunları zaman zaman yaşıyor ya da gözlemliyoruz.
Trabzon Halk Eğitim Merkezi tarafından sahnelenen Derya Gülü oyununda Zeynep
Uludüz, Tarık Semerci ve Levent Çağlayan rol aldılar. Aslında üçü de amatör
ruhla bu işi yapmalarına rağmen hepsi de çok başarılıydı. Gerçi Levent
Çağlayan sekiz yıldan beri amatör tiyatro yapıyor. Tarık Semerci ise henüz
bir üniversite öğrencisi; o da Trabzon Umut Tiyatrosu'nda amatörce bu
işle uğraşıyor. Hepsi de güzel ve başarılı roller çıkardılar. Fakat benim en
çok dikkatimi çeken Trabzon Lisesi'nde İngilizce Öğretmeni olarak görev
yapan Zeynep Uludüz oldu. Zeynep tiyatroyu çok seven genç bir
öğretmen;fakat bu konuda fazlaca deneyimi yok. Sınırlı bir zamanda,
onca iş arasında bu oyuna baş koydu ve gerçekten çok başarılı bir oyun
çıkardı. Ben Zeynep Hanım'ı sahnede seyredince kırk yıllık bir tiyatrocu
gibi başarılı ve profesyonel buldum. Ses tonu, jestleri, mimikleri, olayları
yaşar gibi yansıtması, sahneyi ustaca kullanması ve amatör heyecanı her
türlü takdirin üzerindeydi. Kendisini kutluyorum. Zeynep'in bu işin peşini
bırakmaması gerekir. Onda önemli bir tiyatroculuk yeteneği var. Bu yeteneğin
zayi olması sanat adına bir kayıp olur.
Oyunu yöneten İbrahim Kavzoğlu, dramaturg Hasan Kavzoğlu ve diğer kişiler
yaptıkları işlerin hakkını fazlasıyla verdiler. Hepsini yürekten kutluyorum.
Bize iki saat boyunca güzel dakikalar yaşattılar. Bu gibi faaliyetlerin
devamını diliyorum.
M.Nihat Malkoç
mnm61mnm@hotmail.com
27 NİSAN 2008
|