SEYİRCİ KÖŞESİ
FUL YAPRAKLARI
Geçenlerde Cevahir'de "Ful Yaprakları" adlı oyunu izledim. Oyunla ilgili olumlu olumsuz eleştirilerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Şişli Cevahir'in tiyatro salonu oldukça modern ve ferah. Türk Tiyatrosu adına böyle bir salon olduğu için sevindim.
Ful Yaprakları, bir kadın ve bir adamın internet üzerinden kurulan "arkadaşlık"larını anlatıyor. İki taraf da birbirini tanıdıktan ki tanıdıklarını sanıyorlar, işler bu ilişkiye ikinci bir kadının dahil olmasıyla farklı bir boyut alıyor.
Canova'nın oyununda internetin yaşamımıza haddinden fazla girmesi ve günümüz insanının yalnız kalışı çok güzel aktarılıyor. İnsanlar o kadar yalnız ki kendileri bile kim olduklarının farkında değiller, maske takıyorlar ve kendilerini de karşındakilere o maske üstünden tanıtıyorlar. Sonra o maskeden sıkılıp başka maske takıyorlar ve bu akış bir tenis maçı gibi iki kişi arasında sürüyor.
Musa Uzunlar'ı "Yaban"da izlemiştim ve rolünün hakkını verdiğini görmüştüm. Bu oyunda ise kendisini pek bir isteksiz, enerjisiz ve "oynayayım da gideyim bir an önce" der gibi gördüm. Özlem Türker'in girişte ve Richard'la hayali sevişmesinde gösterdiği performans çarpıcıydı. Özden Çiftçi rolünün hakkını vermiş, sesinin hakimiyetiyle öne çıktı.
Oyunun sahneye uyarlanmasında teknolojik olanaklardan yararlanılmış. Powerpoint kullanılması, sahnenin önüne, arkasına, sağına, soluna ve köşelerine kamera yerleştirilmesi ve bunun sahneye yansıtılması vs. Kimi seyirciye göre bunlar ilginç gelebilir. Gerçi ben rahatsız oldum. Çünkü oyuncuya konsantre olmuşken arkada bir görüntünün değişmesi sonra başka görüntünün gelmesi kafamı karıştırdı ve rahatsız etti; oyunu izlerken " ne zaman değişecek görüntü bir yandan da oraya bakayım" gibi bir huzursuzluk söz konusuydu. Oyunun aralarında oynayan video, dekor olarak gösterilen koltuk, kanepe görüntüsü gibi eklentilerin tiyatro sahnesinde yeri olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunlar zaten sinemada var. Oyun sonunda "akan yazı"lara ne demeli...
Çalan müzikler kimi yerlerde oldukça hafif ve dozundayken, bazı yerlerde gereğinden fazla sertleşiyor ve ara geçişlerde kulak tırmalıyor. Oyun akarken ani iniş çıkışlarda, duygusal sahnelerde yeralan müzikler seyirciyi belli bir duyguya güdüyor. Müzikler olmasaymış da seyirci duyguyu kendi yakalasaymış daha uygun olurmuş diye düşünüyorum.
Sahne kullanımında iki ayrı mekan çok iyi planlanmış. Aynı alan hem Madonna'nın hem de Richard ve Kadın'ın evi. Sahne ayrımı da dekor değişimiyle (dialar) belirtilmiş. Oyuncular da kendilerinin nerede olduklarının bilincindeler.
Konu güzel ve güncel, ancak dekor ve müzik kullanımında oyunu pek çekici bulmadım.
Düşünüyorum da sahnede teknolojiden bu kadar yararlanmayı benimsememek, muhafazakarlık mıdır?
Herkese iyi seyirler..
Tiyatrosuz kalmayın!
Can Baykan

| |
| Özlem |
25.04.2007 |
Ful Yaprakları'yla ilgili eleştirinize kesinlikle katılmıyorum.Sahnenin arkasına yerleştirilen kameralar farklı bir açıdan seyirciyi içine çekiyor,oyuncuların performansları ise muhteşemdi.
|
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: syr7