SÖYLEŞİLER
NAZIM'IN "LÜKÜS HAYAT"I

14 yaşından beri sahnelerde olan bir tiyatro ustası Zihni GÖKTAY ile geleneksel Türk Tiyatrosundan yeni filmi "Döngel Karhanesi"ne uzanan bir sohbet gerçekleştirdik.
ZİHNİ GÖKTAY KİMDİR?
1946 da İstanbul Fatih'te doğdu. 1960-1964 yılları arasında İ.M.T.B. Gençlik Tiyatroları ve Eminönü Halkevi tiyatro kolundaki çalışmaları ile geçti 1964-1973 yılları arasında Ankara Meydan Sahnesinde çalıştı..1973 yılından beri İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosunda oynamaktadır.
Güllaç gibi ramazanda hatırlıyorsunuz beni diyor bütün samimiyetiyle ve ekliyor aslında biz 12 ay boyunca buradayız, güllaçta sadece ramazanda yenmez ki...
40 yıllık dostu Aydın Bey ve hayat arkadaşı Sevinç Hanım'ında bulunduğu Kadıköy Haldun Taner Tiyatrosu'nun çayhanesinde Kanlı Nigar'ın matine ile suare arasındaki daracık zamanda yapıyoruz söyleşimizi...
İşte her yönüyle örnek gösterilecek, halkın içinden gelmiş müthiş alçakgönüllü, tartışılmaz doğaçlama yeteneğiyle sahnede devleşen, bizleri tiplemeleriyle kahkahalara boğan gerçek bir tiyatrocu ZİHNİ GÖKTAY.
Neşe GÜVEN : 73'ten beri Şehir Tiyatroları'ndasınız? İçinde bulunduğunuz kurumda yönetim kadrosunda bulundunuz mu? Bulunmak ister misiniz? Sanata politika müdahalesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
ZİHNİ GÖKTAY : Ben yönetim kadrosunda bulunmadım. Benim yerim sahne, yani cephe dedim karargahta olmak istemedim. Onun için ayrı bir zaman ayırmak istemedim. Herkes başrol olmak ister, bunu ayarlamak zor kimseyle kırgın olmak istemedim. O yüzden de hep sahnedeydim. Oyun da yönetmedim, rejisörlük de yapmadım. Dizilerde, filmlerde, tiyatroda oynuyorum, bir de radyoda yönetmenlik yapıyorum.
Ben esasında, devletten alınan ödenekle tiyatro yapılmasına karşıyım. Çünkü maaşını verdiği, beslediği bir sanatçının kendi aleyhinde konuşmasını hiçbir zaman istemez. Onun içinde bir takım müdahaleler oluyor. İşin içinde siyaset olunca işler değişiyor. İktidara sol parti gelirse kendi adamlarını getirir, sağ parti gelirse kendi adamlarını getirir. Neticede tiyatroya müdahale edilmemesi lazım. Milletvekilleri içinde tiyatroya gidenlerin sayısı pek azdır. Bir de yönetimde olan insanlar hepimizin tanıdığı bir zaman sonra alıştığı kimseler oluyor. Onların değişmesi biz sanatçıları tedirgin ediyor. Çok fazla değişiklikte olmuyor gerçi ama oyun programları değişebiliyor, ömrü bitmemiş oyunları kaldırıyolar. Benim yönetimimde bunlar oynanacak diyorlar. Neticede biz sahnedeyiz ne verirlerse onu oynarız.
Neşe GÜVEN : Sanıyorum ki Lüküs Hayat'ın o meşhur şarkısını bilmeyen yoktur. Türk Tiyatrosu'nun köşe taşlarından olan bu oyunda uzun yıllardır oynuyorsunuz. Sizin için ayrı bir yeri olmalı..
ZİHNİ GÖKTAY : Lüküs Hayat'ın yeri çok başkadır bende. Ayrıca Lüküs Hayat'ın şarkı sözlerini Nazım Hikmet yazmıştır. Şarkı sözlerini yetiştiremeyen Ekrem Reşit Rey Muhsin Ertuğrul'a durumu anlatmış, Muhsin Bey de Nazım Hikmet'ten yardım istemiş. Nazım Hikmet ve Ferdi Tayfur ama şimdiki Ferdi Tayfur değil. Muhsin Bey ve Nazım Bey iyi arkadaşlar. Muhsin bey rica ediyor, ilk önce Nazım Hikmet "bu senin aleyhine olur" diyerek kabul etmiyor. Ama paraya ihtiyaçları olduğu için fikrini değiştiriyor. Muhsin Bey kendi cebinden 75 lira veriyor ve şarkı sözlerini Nazım Hikmet yazıyor. Bunu saklı tutuyorlar ama sonrasında gün ışığına çıktığından ben de rahatlıkla söylüyorum.
Meslek hayatımın tam yarısını Lüküs Hayat'la geçirdim. Onun başka bir yeri var. Birçok arkadaş değişti ama ben sabitim. Kadırgalı Rıza hayatımda önemli bir yerde.. Lüküs Hayat'ta oynadığım karakterin altını sıcak tutuyorum. Oyunun yazıldığı yıllardaki esprileri günümüze uyarlıyorum.
Neşe GÜVEN : Her oyuncuya kolay kolay nasip olmayacak derecede bir doğaçlama yeteneğiniz var, bu tartışılmaz. Oyunu çok farklı yerlere taşıyabiliyosunuz .Günümüz olaylarını yıllar önce yazılmış oyunlara ustalıkla monte ediyorsunuz. Bize bunun sırrını söyler misiniz ?
ZİHNİ GÖKTAY : Ben doğma büyüme Fatihliyim. Eski tip oyunculuğu o yüzden çok iyi bilirim. Doğaçlama konusunda doğuştan yetenekli olduğumu söyleyebilirim. Karşımdaki oyuncuyu zorda bırakmayacak şekilde konuyu bağlayabiliyorum. Zaten rol arkadaşlarımda buna alışık. Güncel olayları çok iyi takip ederim. Oyuncu dediğinin kültürü çok geniş olmalı. Oynadığım dönemleri iyi bildiğim için o dönemdeki oyunları ve içinde geçen esprileri günümüze uyarlayabiliyorum.
Neşe GÜVEN : Yönetmenler bu güne kadar oyunlarında doğaçlama kullanımınızla ilgili bir eleştiri getirdiler mi?
ZİHNİ GÖKTAY : Evet Haldun Dormen buna çok karşı çıktı, çok münakaşa ettik ama belki Haldun Bey'in sözünden çıkmasaydım bugün Lüküs Hayat olmayacaktı. Ben bu işi ustalıkla yaptığımı düşünüyorum. Ve halkın içinden geldiğim için onların nabzını çok iyi tutabiliyorum. Hem bu seyircinin hoşuna gidiyor.
Neşe GÜVEN : Kültürümüze ait Geleneksel Türk Tiyatrosu öğeleri sizce bu dönemde yeterince kullanılıyor mu? Örneğin kimileri Stand-Up'ın Meddah'ın çağdaş formu olduğunu söylüyorlar. Bir usta olarak sizin görüşünüz nedir?
ZİHNİ GÖKTAY : Geleneksel Türk Tiyatrosu unutuldu çünkü biz hiçbir manevi değerimize sahip çıkmıyoruz. Bizde bir kültür erezyonu var. Komşumuz Yunanistan bile Karagöz'e sahip çıktı. 49 tane Karagöz tiyatrosu var. Bizde sadece Bursa da bir Hacivatla Karagöz derneği var o kadar..
Meddah'ın bir baston birde bezi vardır ki bezin asıl adı yağlıktır.. Bastonla kapıyı çalar, kapı gıcırtısını ağzıyla yapar. Mendilini ter bezi olarak kullabildiği gibi mesala lüküs hayatta ben direksiyon olarak kullanabiliyorum.. Meddah köşe minderine oturur herşeyi kendi yapar. Eskiden ekseri kıssalar hikayeler anlatılırdı. Stand up'tan çok farklı tabii. Bir benzetme yapacak olursak eskiden suyu çeşmeden içerdik. Şimdi kaynağın az ilerisine fabrikalar kuruldu ve şişlerden içiyoruz.. Yani meddah şişeye girdi ve stand up oldu gibi geliyor ama özünde çok çok ayrı yapıları ve kültürleri var.
Neşe GÜVEN : İsmail Dümbüllü ödülünü aldınız. Onu ve diğer ustaları tanıma şansınız oldu. Oyunculuk eğitiminizde onların size katkısı nedir?
ZİHNİ GÖKTAY : Ben disiplini Muhsin Ertuğrul'dan, Komedide zamanlamayı Muammer Karaca'dan İsmail Dümbüllü'den öğrendim. Evet İsmail Dümbüllü ile tanıştık, başımı okşadı, elini öptüm feyz aldım. Çok seyrettim ve kendisinden de orta oyunu, geleneksel Türk Tiyatrosu konusunda çok şey öğrendim. Babam beni Gülhane Parkında Şark Kıraathanesi'ne, orada özel hazırlanmış karagöz hacivat kulubesine götürürdü. Bunlara sahip çıkamadık. Günümüzde herşey fast food oldu.
Neşe GÜVEN : Eğitmen yönünüzü pek bilmiyoruz. Tecrübelerinizi herhangi bir kurumda genç oyuncularla paylaşıyor musunuz?
ZİHNİ GÖKTAY : Müjdat'ın ısrarı üzerine MSM de Geleneksel Türk Tiyatro Tarihi ve Türk Usulu Oyunculuk üzerine bir yıldır eğitim veriyorum. Bilgi faşisti değilim kesinlikle.
Neşe GÜVEN : Bir role hazırlanırken izlediğiniz yol nedir? Sitemiz yoluyla okuyuculara tecrübelerinizden yararlanma fırsatı verelim....Bir oyuncu ne tür özellikleri bünyesinde taşımalı?
ZİHNİ GÖKTAY : Malum okuma pravasından sonra bir masabaşı çalışması yapılır. Ben daha ziyade rolün tip mi karakter mi olduğuna karar veririm. Bir araştırma aşamasından geçmesi gerekir mutlaka. Yılmaz Guruda 1966 da söylediği gibi bir hayvanı izleyerek role hazırlanabilirsiniz. Mesala hinoğlu hin kurnaz birini oynayacaksanız tilkiyi izlersiniz. Sadık biri için köpeği izlersiniz. Kabadayı ise aslanı izlersiniz. Bazen yazarlar parantez içlerinde yazıyorlar ama bunları yönetmen kaldırabiliyor sonra masa başı çalışmalarında ortak bir karar veriliyor. Sonrasında da sahneye çıktıkça etlenip kemiklenmeye başlar. Bir buçuk iki ayda da ortaya çıkar. Tüm bunlarla birlikte sesi ve vücüdü çok iyi kullanmak lazım.
Oyuncunun en belirgin özelliği çok iyi gözlemci olması gerektiğidir. Hiç taklit yapmayı bilmeyen oyuncularımız var. Bu bir kusur değildir ama bir oyuncu taklit yapabiliyorsa bu onun büyük bir artısıdır. Yahudi de konuşur Ermeni de konuşur orta anadolulu konuşur egeli konuşur trakyalıyı konuşur ..vs.
Neşe GÜVEN : Şehir tiyatrosu repertuarında son yıllarda sanki yerli oyunlar ağırlıktaymış gibi... Repertuar aşamasında nasıl bir yol izlendiğini biliyor musunuz? Sizin ağırlıklı olarak oynanması gerekliliğine inandığınız bir tür var mı?
Ya da yerli - yabancı oyun ayırımınız?
ZİHNİ GÖKTAY : Yerli ve yabancı oyun oranını yarı yarıya korumaya çalışıyoruz. Oyunlar dramaturglar tarafından okunur. Şehir tiyatrosuna teklif edilen her oyun 3-4 nüsha kabul edilir dramaturglar tarafından okunur ve bu oyunlar için raporlar yazılır "repertuara alınması uygundur ya da değildir diye. Uygunluk raporu verilse bile mutlaka oynanacaktır anlamı taşımaz. Repertuara girip de oynanmayan yüzlerce oyun vardır. Yazarlarına da resmen cevap verilme zorunluluğu vardır.
Neşe GÜVEN : Gençlerin tiyatroya ilgisini nasıl buluyorsunuz? Genç oyuncu adaylarının çabasını yeterli buluyor musunuz? Sizce yeterince inatçı ve tutkulu davranıyorlar mı?
ZİHNİ GÖKTAY : Gençlerin şimdi daha çok ilgisi var. Eskiden anne babalar çocukları tiyatrocu olacak diye korkarlardı. Tiyatroculuğu meslekten görmezlerdi. Cumhuriyete kadar şahitliğide kabul edilmezdi. Ama şimdi genç oyuncular tiyatroya çok hevesliler. Konservatuarlar 13-15 kişi arasında alıyorlar. Ama mezun olan insanlar nerde oynayacak?Yeni bina inşa etmiyorlar. Kadro tıkanması var. Her yıl 100 tane kadroyu çok görüyorlar.
Neşe GÜVEN : Amatör tiyatroları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayla Algan, bir önceki söyleşimizde, bu grupların farklı türden oyunlar oynamaktan korkmamaları, araştırmacı bir yapıya sahip olmaları gerektiği tavsiyesinde bulunmuştu. Bu gruplara tavsiyeleriniz neler olabilir?
ZİHNİ GÖKTAY : Amatör grupların her türlü oyunları oynalamalarında yarar görüyorum. Çünkü ilerde hangi oyunu oynayacakları belli olmaz.. Mesala köy seyirlik oyunu da klasik oyunuda orta oyunuda oynamalılar. Bir amatör oyuncunun komple yetişmesi için hepsini yapması lazım. Ama neticede türküz biz.. Bize "İbsen" oyunu oynamak yada "Baba"yı oynamak zor gelebilir. Klasikleşmiş bir oyunu türk gibi oynarız ama yine de güzel oynarız.
Bir tiyatrocunun genel kültürünün çok iyi olması lazım. Bütün sosyal olaylardan güncel olaylardan haberdar olması gerekir. Çok okuyup çok gözlemlemesi gerekir.
Neşe GÜVEN : Kanlı Nigar'ın kaçıncı yılı? Karakteriniz hakkında neler söylemek istersiniz?
ZİHNİ GÖKTAY : Kanlı Nigar 80.oyunum. Bunu yaklaşık 450 kez oynadık. Kanlı Nigar aslında bir karagöz oyunu. Sonradan orta oyunu olmuş. Aslında15 dakka. Sadık Abi(Sadık Şendil), bunu eviriyor çeviriyor günümüze uyarlıyor. Biz de bu oyunu 2005'e uyarlayıp post modern hale getiriyoruz. Engin Gumen bana bıraktı sen bunu günümüze uyarlarsın diye.
Neşe GÜVEN : Sizi hep komedi oyunlarında izliyoruz. Daha önceki yıllarda farklı tarzlarda rol aldığınız oyunlar oldu mu?
ZİHNİ GÖKTAY : Aslında Artur Miler'in "Satıcı'nın Ölümü"nde oynadım "Broklyn Köprüsü "nde oynadım. Polisiye oyununda, "12 Öfkeli Adam"da juri üyesi olarak oynadım, 7-8 tanede dramda oynadım polisiye, gerilim oyunlarındada oynadım."Pembe Konağın Gelinleri"nde komedi gibi görünsede aslında dramdır. Ama insanlarda genelde aynı izlenim var. Bir de olduğumdan hep yaşça büyük adamları oynamak zorunda kalmışımdır. Bizimkilerde mesala Halit Akçatepe benden büyük ama ben onun babası rolündeydim.
Tiyatro sanatçılarının dizilerde oynaması mecburiyetten. Mesela eşimin benim yüzümü 10 gün göremediği oluyor. Devletin belirlediği yoksulluk sınırının altında maaş alıyorum. Devlet ekmek parası veriyor ama içinin kıyması için dizilere koşmam gerekiyor. O kadar koşturuyorum ama 11 metrelik bir teknem ya da villalarım yok ama çok mutlu bir ailem var. İki çocuğum ve hanımımla mutlu huzurlu yaşıyorum.
Neşe GÜVEN : Şu an yeni bir oyun çalışması ya da farklı bir alanda yeni bir proje var mı?
ZİHNİ GÖKTAY : Cennet Mahhallesi devam ediyor. 28 ekimde "Döngel Karhanesi" diye bir film vizyona girecek. Ve "Hababam Sınıfı 3,5" u çekiyoruz. Yılbaşından sonrada belki Lüküs hayat var. Projeler arasında birkaç oyun var ama biraz dinlenmek istiyorum..
Neşe GÜVEN : Teşekkür ederiz.Alkışınız dinmesin.
ZİHNİ GÖKTAY : Ben teşekkür ederim. Açıkça Tiyatro Topluluğuna ve diğer gruplara başarılar dilerim.
Söyleşi : Neşe GÜVEN
31.10.2005

Yorumlarınız
| |
| Engin Kahya |
21.08.2007 |
Lüküs Hayatı ilk seyrettiğimde 10 yaşındaydım ve bendeki
söylenilen yeteneği ortaya çıkarabilmem için o bana yön olmuştu ancak
şimdi konservatuar okumanın zor olduğu zamanda amatör olarak elimden
tutmanızı istiyorum iyi ki varsınız.önemli bir hocasınız saygılar.
|
| Fatih Koç |
19.04.2007 |
| Gerçekten işinizde ustasınız... |
| Asena Çelik |
31.01.2006 |
sizi seviyorum! |
| Ceza |
20.04.2006 |
Seni seviyorum.Çok iyi tiyatrocusun hergün cennet mahallesini izliyorum. |
| Gözde Ertunç |
13.06.2006 |
biz bu yıl lüküs hayat operetini amatörce sergilemeye calıştık.sizin oynadıgınız oyunu cok merak ediyoruz.acaba oyununuzu nereden izleyebilecegimiz konusunda yardımcı olabilirmisiniz?başarılar.. |
| Mert Özdemir |
06.08.2006 |
ben ve arkadaşlarım bu sene lüküs hayatı oynadık ve ben rıza beydim ama sizin rolünüzü çok sevdim yani kısacası bu rolü yapmak için çok yetenekli biri gerek ve bunu anladım ki siz çok iyi bir tiyotrocusunuz sizi çok seviyorum |
| Ufuk Cıngay Dümbüllü |
12.08.2006 |
Allah uzun ömür versin Zihni abi...Her sene aksatmadan 5 kasımda ustası İsmail Dümbüllü'yü anmaya gelen tek sanatçı |
Siz de yorum yazın... |
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: sls03