SÖYLEŞİLER


SÖYLEŞİ : SİNAN DÜLGER

Sinan Dülger kimdir... 

Tiyatro adına, Tiyatrocu olmak isteyenlere çok şey öğretmiş olan bu sanat adamını benim kadar sizlerde yakından tanıyın ve anlayın istedim.

Marjinal kimliği ve anında etkisi altına girdiğiniz üslubu ile bence yaptığı işin en iyilerinden.

Atölyesinde gerçekleştirdiğim kısa söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum.

Bu yıl BAĞ BOZUMU adlı oyunu sahneleyen AVAM TİYATRO 'nun genel sanat yönetmeni SİNAN DÜLGER ile, geçen yıl ki sarsıcı oyunu SORGU 'yu da konuştuk... 

 

Z: BUGÜNE KADAR PEK ÇOK OYUN YÖNETTİNİZ ÇOK AMA EN BÜYÜK ETKİYİ FRANSIZ YAZAR HENRI ALLEG IN "SORGU" İSİMLİ OYUNU YARATTI. OYNANDIĞI DÖNEMLERDE GAZETE VE DERGİLERİN SANAT KÖŞELERİNDE ÇOK ELEŞTİRİ ALDI....

Doğru. SORGU, olanı göstermekti ve konusu çok enteresandı. Esasında bu bir tiyatro oyunu değil. Kitabı okuduğumda 'evet bundan bir oyun çıkar' diye düşündüm. Hepsi bu ve oyun çıktı. Çok sert bir oyundu ve bu ülkede yapılan muhtemelen dünyada yapılan  en sert oyunlardan bir tanesi oldu. Çünkü gerçekçilik dozu ve düzeyi ister istemez  yüksekti. Ben tiyatro da daha doğrusu sanatta bir tek şeyi esas yasa  kabul ederim ve ona iman ederim, ötesi yoktur. Ben "etkiye" inanırım. Etkinin ötesinde hiçbir şey beni sarsmaz. Mesela bir  resim sergisine gittiğimde net olarak etkilenmeyi isterim. Bu resimlerin bana net olarak bir şey söylemesi gerekir. Tiyatro oyunu izlediğimde veya sinema filmi seyrettiğimde de, şiirde aynı şeyi beklerim. Etkiye çok açık biriyim ve etkiyi üretebildiğini zanneden biriyim.Yaptığım işin insanlar üzerinde bir etkisi olmak zorunda. Yani amaç seyirciyi rahatsız etmekse, ederim. Oyun sırasında seyircinin bazı hakları olduğuna inanıyorum. Seyircinin  lüks, konfor ya da rahat olma hakkı gibi, rahatsız olma hakkı da var.  Sahnede bir avuç insanın bir şeyler yapıp, seyircinin de sakin sakin  dokunmadan çekip gittiği tiyatro işini pek fazla sevmiyorum. İçeriği böyle olan yani düz, sade seyre yönelik işler de yaptım ama onun  bile bir yönünün en azından temanın insanların üzerinde olabildiğince sarsıcı etkileri olmalı diye düşünüyorum.

Z: BENCE SORGU OYUNUNDA  BU ETKİ DORUK NOKTADAYDI. SEYREDERKEN ALDIĞIM YANIK KOKUSU GERÇEKTEN ACI VERİCİYDİ. İŞKENCEYE UĞRAYAN OYUNCU İÇİN, SEYİRCİ YOĞUN BİR ÜZÜNTÜ DUYMUŞTU.

OYUN SIRASINDA İHTİMAL VERMEMİŞTİM AMA SONRA OYUNCULARLA KONUŞTUĞUMDA ANLADIM Kİ, İŞKENCE SAHNELERİNDE GERÇEK ELEKTRİK KULLANMIŞSINIZ.

Son derece düşük dozda elektrik verildiği doğrudur. Oyundan önce çok basit bir düzenek yaptırdık.

Normalde, eğer ciddi anlamda mazoşist değilsek,  elektriğe çıplak el ile dokunma eğilimimiz yoktur. Bu küçük basit düzenek yapıldığında, yapan arkadaşımızın parmak uçları nasırlı olduğundan, düzenekten çıkan elektriğe rahatça dokunabildi. Bir ara bana dokunmamı ve bir şey olmayacağını söyledi, o an dokunup dokunmama konusunda kısa süreli bir duraksama yaşadım. Ancak biz bu elektriği sahnede ve bir oyuncu arkadaşımız üzerinde kullanacaktık ve ben asla elimi sürmeyeceğim  bir şeyi sahne üzerinde kullanmam. Her zaman şunu düşünürüm "O rolü ben de oynayabilirdim". Bu nedenle yaşadığım kısa süreli tereddütten korkunç utanç duyarak, düzenekten çıkan elektriğe dokundum.

Z: OYUNCULUK YÖNÜNÜZDE VAR YANİ...

S :Elbette. Aksi halde bu işi yapmak çok zordur.

Z:  KONSERVATUAR GEÇMİŞİNİZ VAR MI?

S: Hayır. Tam tabiri ile ben alaylıyım. Şiirde de tiyatroda da . Resimde bir parça akademi görmüşlüğüm var ama hepsi bu.

Z: KONSERVATUAR GEÇMİŞİ OLANLAR DAHA BAŞARILIDIR DİYEBİLİYOR MUSUNUZ?

S: Başarılı olup olmadıklarını bilemem ancak zaman zaman daha doğru işler yaptıklarını söyleyebilirim. Sanatta herşey bence, eğitimli olun veya olmayın kişisel yaratıcılıkla ve sanatsal içgüdü ile ilgilidir. İnsanlar üzerinde sanatsal etki bırakma konusunda başarılı olamamış bir sürü konservatuar mezunu sanat adamı var. Tabi tersi olanlar ve hatta konservatuarı bırakan ancak sonrasında çok başarılı olmuş insanlar da var.

Yanlış anlaşılmasın. Eğitimin önemini asla red etmiyorum. Ama şahsen çok fazla eğitilebilecek ve belli kalıplara sokulabilecek bir kişilik değilim.  Sanattın daha çok içgüdüsel esaslara dayalı olduğunu düşünüyorum. Bir şey yaparken özgür olduğunu hissetmek çok önemli. Elbetteki kurallar da önemli. Kurala bir yerde sahip olmalısın ki, sahne üzerinde diğer kuralı yani antitezi geliştirebilesin. Bu sadece tiyatroda değil hayatta da böyledir.

Teknik açıdan benden daha donanımlı, akademik geçmişleri olan kişilerin, ortaya koyduğu işlere bakarsak, bunların insanlar üzerindeki etkilerinden söz etmek hayal gibi bir şey.

Z: OYUNLARI SERGİLEMEK İÇİN GENEL OLARAK Barış Manço Kültür Merkezini  KULLANIYORSUN. YÖNETİM DEĞİŞİKLİKLERİ SİZİ ETKİLİYOR MU?

S: Belirgin değişiklikler olmuyor ancak tabiatı ile küçük çaplı değişiklikler yaşanıyor. Sonuçta dalgalar aşılıyor ama gemi sularda. Rahatsız olduğumuz şeyler oluyor olmamasını istesek dahi. Ama bunlar benim için bir engel teşkil edemez.

Z: DEVLET TİYATROLARINDA SON DÖNEMDE YAŞANAN OLAYLARI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ.

S: Bence sevimsiz şeyler. Ben otoritenin Sanat üzerinde baskı kurmasından haz etmiyorum.  Dolayısı ile benim buradaki tavrım belli. Her ne kadar taraflar haklı olduğu şeylere sahipseler ve gerçekten  haklar çatısması varsa bile sanat mümkün mertebe azade yaşatılmalı ve otoritenin gölgesi, sanatın üzerinde olmamalıdır. Bunu soylu bulmuyorum ve insanlarında böyle düşünmesini istiyorum.

Z: DEVLETİN TİYATROLARA YAPTIĞI YARDIMI RED EDİYORSUNUZ, NEDEN?

S: Red etmek değil. Red etmek için talep etmeliyiz. Ancak biz yardım talep etmiyoruz, etmeyiz. İstemiyoruz bu parayı.

Z: TALEP ETTİĞİNİZDE MADDİ DESTEK ALABİLECEĞİNİZE İNANIYOR MUSUNUZ

S: Elbette. Uygun kağıtlar tomarını temin edip gerekli yerlere sunduğunuzda, mutlaka belli bir miktar para alırsınız.

Böyle bir şeyin etik olarak doğru olduğu konusunda ciddi kaygılarım var. Tiyatro adına yapılan bu maddi yardımın tiyatroya döndüğüne inanmıyorum. Dönse bile bu yöntemin yanlış olduğunu düşünen bir grubuz. Klasik anlamda bir örnek verilirse, insanlara balık avında, olta vermelisiniz, balığın kendisini değil.  İnsanlar alan almalılar. Bu tarzda paralar verileceğine, daha özele indirgeyip, insanlara alanlar açılabilir. Devlet bence, 50-80-120 kişilik salonlar ile cep tiyatroları, oda tiyatroları açarak, evden bozma atolyelerde, etraflarda, mahalle aralarında yaşatılmaya çalışılan sanat kültürünün halk tarafından  rahat ulaşılabilir olmasını sağlamalı ve buna para harcamalıdır. Bu paralar bu tip kültür ceplerine kaynak teşkil edebilir.

Devletin bizlere direk olarak para vermesi, insanları uyuşturan bir olgudur ve kesinlikle etik olarak doğru değildir. Devlet bize maddi destek vermek istiyor ise afişlerimizi basabilir ya da vergi almayabilir. İnsanlar bu düşüncelerimden dolayı beni aptal olarak nitelendirebilir. Ama ben aptal değilim. Paranın önemini biliyorum. Ve yaptığımız işler için ciddi paralar akıttığımızın farkındayım. Sponsorluk tekliflerine de hep açık oldum. Ama ahlaki açıdan bu paraların halka ulaşabilmesi gerekli.

Mesela, toplumumuzla sayıları hızla artan ve tinerci çocuklar ya da sokak çoçukları olarak tanımladığımız bir kesit var. Esasında ifade problemi çeken her toplumda bu tür yan ürünler şiddetle artacaktır ve bunlar bizim hayatımız için yarı tehdittir. Düşünürsek, bu insanların sanat ve spor alternatifleri bol miktarda olsaydı, halen daha hayatımız için bir tehdit olmaya devam ederler miydi? Bence hayır. Bu açıdan bakarsak bu paraların verilmesi etik midir değil midir ?

Z: TİYATROCULAR, TİYATRONUN HAKETTİĞİ SEYİRCİYİ BULAMADIĞINDAN ŞİKAYETÇİ PEKİ YA SEN?

S: Evet. Elbette. Bu konuda mütabıkız. Durum bizde de çok farklı değil.

Z: PEKİ AZ ÖNCE, SANAT ETKİNLİKLERİNİN SERGİLENECEĞİ YERLERİN SAYISININ ARTIRILMASI GEREKLİLİĞİNİ KONUŞTUK. TİYATROYA MEVCUT İZLEYİCİ KİTLESİ İLE İLGİ BU KADAR AZ İKEN, YENİ SAHNELERİN AÇILMASI DOĞRU MUDUR ?

S: Kesinlikle doğrudur. Bu tam bir neden sonuç ilişkisidir. Siz insanlara mekan ve ulaşım kolaylığı sağlayıp, istedikleri şeyleri yakınlarına taşırsanız ilgi göreceği muhakkaktır.

Söyleşimizi yaklaşan oyun hazırlıkları bölüyor. Daha geniş bir söyleşi için randevulaşıyoruz. Sinan Bey kulise oyuncuların yanına geçiyor, ben de BAĞ BOZUMU' nu izlemek için salona...

Zehra BÜTÜN
22.11.2005

Yorumlarınız


Onur Kaya

06.05.2008

Hayatta en çok önemi tiyatroya ve kitaplara veririm. lüttttttfen yardım ediin oyuncu olmak istiyorummmm...
 
FERHAT MUTLU

15.05.2007

Anladım ki tiyatrodan başka bir mesleği yapamayacağım.Aldığım eğitim beni tiyatro kadar asla tatmin etmeyecek.Bana lütfen yardımcı olun. Bir kişiyi daha sanat kazansın ve milyonlara kazandırsın!
 
Cansu Yıldırım

19.02.2006

ben çok beğendim sizin gibi başarılı bir tiyatrocu olmak istiyorum ben hep tiyatrocu olmayı hayal ediyorum inşallah olacak ve bunun için eğitim almak istiyorum bana yardımcı olabilir misiniz teşekkür ederim başarılarınızın
devam etmesi dileğiyle saygılar.

Aşkım Palamut

08.03.2006

eski yönetmenim enteresan bir gruptuk onları özlüyorum. umarım barış m. kültür merkezi bu grubu zora sokmaz

Mustafa Arpacıoğlu

25.03.2006

bu söyleşiye yorum yazmak yerine ben tüm içtenliğimle şapka çıkarmak gerekir diyorum. bu söyleşinin başından sonuna her cümlesine hatta her kelimesine katılıyorum.yalın ve çok dogru tesbitler için teşekkürler sevgili meslektaşım. yolun açık olsun ve sahnen hep ışıklı.

Siz de yorum yazın...

 

 

 


Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: sls04

 
   
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.
anasayfa - hakkımızda - kadromuz - eğitimlerimiz - oyunlarımız - haberler - tiyatro grupları - seyirci köşesi- güncel bakış - tiyatro okulu - söyleşiler - kaynak - çocuklar için - foto galeri - medyada açıkça - oyun eleştirileri - iletişim