SÖYLEŞİLER
JÜLİDE KURAL İLE YAŞASIN HAYAT!!!
Cihangir'in tarih ve sanat kokan Akarsu Sokağı'ndaki Porte Cafe'de buluştuk Julide Kural ile. İçimde nedenini bilmediğim garip bir korku vardı...Bir yandan soracağım soruları tekrar ediyorum içimden, bir yandan da çantamda "ah keşke anneciğimin okunmuş pirinç tanelerinden olsaydı" diyorum....Sanki birazdan fizik ya da kimya sınavına girecekmişim gibi garip bir karın ağrısı çekiyorum.
İçeri giriyorum ,erken geldim oturur rahatça yerleşir, heyecanımı yenerim biraz diye düşünüyorum ki o da ne ? Jülide Kural gelmiş, kırmızı kadife koltuğa yerleşmiş çorba siparişini vermiş bile.."Merhaba" deyince , yüzüne yayılan gülümsemeyle kayboluyor tüm tedirginliğim...
O çorbasını içerken ben de kahve sipariş ediyorum ve başlıyoruz söyleşimize...
Duruşuyla oturuşuyla tamamen farklı bir kadın Julide Kural...Üniversite yıllarındayken başlamış tiyatroya ve bu yirmibirinci yılı sahnelerde.. Hiçbir şey söylemese bile tiyatro aşkını çok iyi ifade ediyor ışıl ışıl kahverengi gözleriyle..
Frida ile başlayan sohbetimizde hayatta dair birçok şey bulacaksınız...
HERKESİN AYNASI OLMALI KENDİNE TUTABİLECEĞİ...
N.G : Sondan başlamak istiyorum...Şu an ünlü kadın ressam Frida Kahlo' yu konu edinen bir oyun oynuyorsunuz. Frida 'yı oynamak fikri nasıl oluştu ?
JÜLİDE KURAL :
Frida ile Yaşasın Hayat'ı iki tiyatro sezonudur oynuyoruz. İlk yıldan sonra bir ara verdim dizi çalışmam oldu. Şimdi ise oynama nedenim İstanbul'da oynamak değil, Türkiye turnesi yapıyorum. Oynamadığım yerlerde oynamak için oynuyorum şu anda. İzmir, Aydın, Konya, Adana, Antakya, Mersin, Bursa..ve daha birçok yere gittik.

Bazen insanın yaşamında bir boşluk olur ve bir başka boşlukla birleşince bu güçlü bir sese dönüşür. Kendimle başbaşa kalmak istediğim bir dönemde herşeyi bırakıp yurtdışına gitmiştim.
Ama yanlış anlaşılmasın ,bu benim bunalım dönemim falan değildi. İnsanın bazen kendi içindeki aynaya dönüp bakması gerekiyor.
Çok yoğun iş ilişkileri ya da çok yoğun dönemlerde yeteri kadar zaman ayıramıyoruz kendimize ya da şans vermiyoruz. Ben yurtdışındayken öyle bir zaman tanıdım kendime.Herşeyden uzaklaştım.Ve aynama baktım. Bu ülkede yaşayan bir birey olarak herkesin içinde olduğu gibi benim içimde cam kırıkları vardı. Ben bunu Berlin'de Frida nın "Kırık Kolon" adlı tablosuna bakarken gördüm. Yaşadıklarımın nesnel karşılığını resimsel olarak Frida'da buldum.
Özel bir andı benim için inanılmaz bir merak uyandırdı ,önce tablolarını araştırdım sonra hayatını.Okudukça heyecanlandım.Tabi ki de Frida nın yaşadığı kadar büyük acılar yaşamadım,depresif ya da bunalım bir dönemde değildim ama sonuçta bu kadar empati kurduğum ve bugün bile söylenecek sözü olan bir kadını sahneye taşımak istedim. Frida böylece çıktı.
|
N.G : Frida Kahlo'yu yazılanlardan çizilenlerden biliyoruz. Yaşama azmini, isteğini tutkularını... Julide Kural ile Frida'nın ortak özellikleri var mı?Varsa bu özelliklerle Frida'yı nasıl buluşturdunuz ?
JÜLİDE KURAL :
Gerçekten çok fazla ortak özelliğimiz var. Nedenleri ne olursa olsun, sorular karşısındaki tavır benim için her zaman çok önemli olmuştur. Aynı yanıtı vermek önemli değildir ama aynı tavrı göstermek çok önemlidir.O da düşünen , gözünü açmış,soru soran yılmayan ve bunun karşılığında da mücadeleyi savunan bir kadındı. İkimizin ortak sözü "Yaşasın Hayat".Bu onun sözüydü.Ve ben bu söze ortak oluyorum. Ama bu hayat, herkesin onurlu yaşabileceği bir hayat olsun istiyorum. Bunun içinde mücadele ediyorum bulunduğum her alanda,tiyatro yaparken de kendi özel hayatımda da her zaman böyle bir çizgi tutturmaya çalışıyorum.Frida bence bütün kadınların ortak sesi...En olmaz, en güçsüz, en karanlık zamanlarda bile umudunu yitirmeyen bir mücadeleyi her zaman önemsedim.Frida'nın hayatıma girişi işte böyle bir süreç.
N.G : Frida'nın otobiyografisini oynamıyorum diyorsunuz. Seyircinin bu oyunla en çok neyi anlamasını istiyorsunuz ? Seyircinin bu oyunla iletişimi nasıl?
JÜLİDE KURAL :
Seyirci Frida'yı merak etsin istiyorum. Frida şurada, şu yılda doğmuştur diye onu anlatmıyorum. Frida'yı seyirciye gösteriyorum. Seyirciden istediğim tek şey onda merak uyandırabilmek.Oyundan çıktıktan sonra Frida'yı araştırma isteği duysunlar istiyorum.Herkes kendi Frida'sını yaratabilir ve yollarında yürürlerken kendilerine bir soru bile sormaları benim için önemlidir.Akıllarında bir soru kalsın ve düşünsünler istiyorum. Ana cümle merak ettirmek. Frida' dan söz ediyorum , ama kendi bakış açımdan. Sonuçta ben istiyorum ki herkes kendi Fridası'nı yaratsın , ve daha çok okusun araştırsın..
N.G: Frida'nın psikolojisi sizi nasıl etkiledi? Oyun öncesi ve oyun sonrasında nasıl hazırlandınız?
JÜLİDE KURAL :
Psikolojik etkisi elbette oluyor. Birincisi tek kişilik bir oyun olduğu için gerçekten zor.Çok uzun zaman araştırmalar yaptım...Çok ağır provalarım oldu.Mutsuz bir kadının psikolojisi oyun bittikten sonra hemen terketmiyor sizi...Bir- bir buçuk saat kendimi toparlama süresi tanıyorum kendime.Ama Frida oluyorum ve Frida'dan çıkamıyorum gibi bir durum yok.Hem bedensel hem de ruhsal olarak ayrı bir yere gitmenin ve oradan reel hayata geri gelmenin içsel olarak yaşattığı bir süreç var.
KÜLTÜR POLİTİKASI ....!?!
N.G : Dizilerden kazandığınız parayla tiyatroya tekrar döndüğünüzü biliyoruz. Türkiye'de sponsor bulmak gerçekten zor bir iş. Bu konu nasıl aşılabilir ? Neler yapılmalı? Siz bununla ilgili çalışmaları kendiniz mi yürütüyorsunuz?
JÜLİDE KURAL :
Diziler bir anlamda olması gereken bir olay, çünkü dizilerden kazandığınızla işlerinizi yapabiliyorsunuz. Ben bu proje için çok borçlanmıştım, sonra diziden kazandığım parayla bir şeyler yapabildim. Ama bu döngü böyle devam edemez. Bir yerlerde tıkanır. Tiyatromda tüm masrafları ben karşılıyorum. Bu noktada devletin müdahale etmesi şart. Devletin kültür politikasından bireyler yararlanamıyor. Sponsor olabilecek firmalara çeşitli avantajlar sunulmalı. Mesela bu firmalara vergi avantajı olmalı. Sanatın daha kalabalık kitlelere ulaştırılması sağlanmalıdır. Daha somut bir örnek vereyim, yakın zamanda Bursa'ya gittim. Belediye organize etmiş, son derece sevimli bir sahne yapmışlar ,biletleri 3-5 milyondan satmışlar. Ve salon seyirciyle dolmuştu.Burada belediye, tiyatro yoluyla kamuya hizmette bulunuyor. Bunu Bursa 'da bir ilçe belediyesi yapıyorsa büyük şehirlerde daha çokları yapılabilir.
N.G : Belki de bu noktada bütün tiyatroların birleşip hareket etmesi gerekir..
JÜLİDE KURAL :
Bu da büyük bir sorun. Biz birbirimizi beslemediğimiz gibi birbirimizin ayağından aşağı doğru çekiyoruz. Sonuçta tiyatro aşağı doğru gidiyor.Sorunları belirleyebilmek için toplanmalı ve bir çizgi oluşturulmalı.Böyle bir yapı olmayınca herkes kendi küçük dünyasında bir şeyler yapıyor. Kendi aramızda bir çok şeyi yapmamız gerekiyor.Gerçekten tiyatro sorunları hakkında bir görüş belirlersek gerisi gelecek.Aslında bu biraz da özeleştiri oldu bu konuda çok eksiğiz.
N.G : Frida'yı yurtdışına çıkarmak gibi bir düşünceniz var mı?
JÜLİDE KURAL : Ben organizasyon işlerinden anlamayan biriyim. Bu konuda konuşuyoruz ama henüz kesinleşmeden bir şeyler söylemek istemiyorum. Konuşuyoruz ama net bir şey yok.

|
N.G : Dilerseniz şimdi de Ateş Tiyatrosu'ndan söz edelim Kadrosu yaklaşık 18 kişi olan yeni bir tiyatro kurduğunuzu öğrendik... Meslek hayatınızdaki kişilerden destek gördünüz mü?
JÜLİDE KURAL :
Frida için kuruldu bu kadro.Ve yaklaşık onsekiz kişiyiz.Kesinlikle destek görmediğimi söyleyebilriim.İnsanların çok da umurunda değildi. Bugün amatör tiyatrolarımız hangi zorlukları çektiyse bir bir aynılarını yaşadım ve hala da yaşıyorum. Ben yapı olarak birşey talep edebilen biri değilim.Bunun da etkisi oldu ama prensip olarak birbirimize destek verelim gibi bir olay olmadı.Ama ekip için bunu söylemiyorum kesinlikle..Çünkü ekipteki herkes gönüllü çalıştı.Ben elimden geleni yaptım ,ama önemli olan onların bu oyuna bütün gönlüyle katılmış olmalarıydı. |
FRİDA ' YI EN İYİ KADINLAR ANLAYABİLİR....
N.G : Kadın haklarının savunulması konusunda duyarlı olduğunuzu biliyoruz. O yüzden mi kadronuzun tamamı bayan ? Erkek rollerini nasıl canlandıracaksınız ?
JÜLİDE KURAL :
Kelimenin doğru manasıyla feministim diyebilirim. Bu konu benim için önemlidir.Kadromuzun tamamına yakını bayan, iki erkek arkadaşımız var.Bu noktada şunu açıklamam gerekir ki, biz Frida için toplanmış bir grubuz.Belkide Ateş Tiyatrosu' nun başka bir projesi olmayacak bunu bilemeyiz.Ya da olabilir. Ama erkekler de olacaktır. Diğer yandan Frida' yı en iyi kadınlar anlar.Seyirci profiline baktığımızda büyük bir kısmı kadındır.Oyunu kadınların anlayışı, erkeklerden farklı.Burdan hareketle kendiliğinden bayanlardan oluşan bir kadromuz oldu.Aslında bu durum benim de istediğim birşeydi.Ama ilerleyen dönemlerde oyun oynarsak eğer bu tiyatroya erkekler asla giremez diye bir durum yok tabi ki..
PROMETEUS UN ATEŞİ.......
N.G :Peki Ateş Tiyatrosu nun sanatsal görüşü ne olacak acaba?
JÜLİDE KURAL :
Benim politik bir duruşum var.Gerçi ben dünyadaki her davranışlarının politik olduğunu düşünüyorum..Yaptığım tiyatro biçimlerine ya da oyunlarıma da yansıyor.Soru sormakta ayak direyen ve bundan vazgeçmeyen muhalif bir duruşum var. Benim için tek ölçü seyirciye soru sordurup merak ettirmek..
N.G : Neden adı Ateş Tiyatrosu ? İsmi kim koydu? Oldukça iddialı bir izlenim oluşturuyor...
JÜLİDE KURAL :
İsim annesi benim. Bir çok nedeni var. Ateş yanıcı ama bir o kadar da güzel ve görkemli bir şey.Oyun başlıyor siz bir ateş yakıyorsunuz, sonrada külleniyor,ama ertesi gün tekrar bir ateş var orada..Küllenen bir şey iktidar olmaktan çıkıyor ,herkesin gittiği zaman sessizliğe bürünen bir sahne gibi..Ateş yaşamsal olduğu kadar öldürücüde olabiliyor,tehlikeli bir yanıda var, sanat da böyle bir şey küçük bir duruşla ya da bir replikle, insanlara birçok şeyleri düşündürüyor.Ateş bir düzeni her an bozabilir.Kuralları değiştiren bir yanı var.Prometeus ateşi tanrılardan çalıp insanlara getiriyor,bizim yaptığımızda bundan başka birşey değil.Seyircilere sanatı ulaştırıyoruz..Ateş, yakıcı yanıcı ama bir o kadar da yokolmaya mahkum..
N.G : Ateş Tiyatrosu olarak bundan sonra oynayacağınız oyunun türü belli mi ? Ya da oyun seçerken nelere dikkat ediyorsunuz ? Belli öncelikleriniz var mı?
JÜLİDE KURAL :
Dediğim gibi Ateş Tiyatrosu ilk etapta Frida için kuruldu.Bundan sonra oynarmıyız yoksa tek oyunluk bir olay mı olur şu an için belli değil. Sonra komedi de olabilir, kara mizahta yapabilirim, mizah da olabilir dram da,trajedi de...Ama oyun seçerken politik duruşumu sergileyen bir şeyler olacağı kesin. Kafamda birçok düşünce var ama bunlar somutlaşmadan ve yaşam kaynağını bulmadan konuşmak istemiyorum.
N.G : Oyunlarınızı sergilediğiniz belli bir mekan var mı?
JÜLİDE KURAL :
Malesef yok.Bu sorunu ciddi anlamda yaşıyoruz.Öyle ki Frida' yı ilk olarak Şişli Etfal Hastanesi'nin konferans salonunda oynadık. Bu tuhaf bir raslantıydı ,düşünün ki bir kadın hayatının 3 te 2 sini hastanede geçiriyor. Ve biz de bu oyunu hastanede oynadık.Bu yıl oyunculukta yirmibirinci yılım ve bu sorunları hala yaşıyorum.
KOÇ-ASLAN TAM BİR ATEŞ KADINI...
N.G : Sizi yıllardır tanıyoruz.Mesafeli duruşunuzu hiç bozmadınız.Gerçekten başarılı yapımlarda gördük sizi.Yani seçici olduğunuz belli...Bu hayatınızı nasıl etkiliyor? Piyasanın istediği türden bir oyuncu musunuz? Tercihlerinizin kaliteliden yana olması size ne gibi avantajlar getirdi?
JÜLİDE KURAL :
Gerçektende çok seçiciyim.Bu durum özel hayatımda da böyle.Herşeyin en iyisi olsun istiyorum.Tabi ki hatalarım da oluyor, sonuçta hatasız insan olmaz.Çok fazla mükemmeliyetçi olduğum için bu durum beni fazlasıyla yoruyor.Kaliteli işlerde yer almayı tercih ediyorum tabi ki..Birlikte oynacağım kişiler kadar senaryo ve yönetmen çok önemli.İnandığım işlerde yer almam benim çizgimi belirliyor.
Evet Julide Kural zor bir kadın.Bu özel hayatımda da böyle.Hatalar oluyor tabi ama böyle bir hata yaparsam da bunu kendime fazlasıyla ödetiyorum. Kendime rahat vermiyorum, bu zamanla çevremdekiler içinde zor bir durum oluyor. Aslında yaşamak zorunda olduğumuz hayatlarda çok zor.
DENEYİMLERİM BENİMLE ÖLMEMELİ...
N.G : Bir dizide ya da sinema filminde birlikte çalışacağınız kişileri seçmek isteseydiniz bunlar kim olurdu ?
JÜLİDE KURAL :
Birlikte çalışacağım insanların adları önüme geldiği zaman tabi ki de bakıyorum kimlerin oynadığına.Televizyon neticede ticari bir alan ,sanat değil.Ticareti yapmanında bir ahlakı olmalı.Sadece para kazanmayı hedeflememeli.Ticari olan şeylerde iyi ve güzel olabilir.Yani mankenlerle oynamam cümlesi doğru değil, senaryoda öyle bir tipe ihtiyaç duyulabilir,ya da o kişi yeteneklidir vs..Zaten seyirci sahte olan birşeyi hemen farkediyor.İllede bir isim vermek istersem oyuncu olarak Haluk Bilginer ile oynamak isterim.Sahnede olmaktan çok mutlu olan bir aktörle birlikte oynamak başka bir olay.Sinemada ise oyuncu kadrosundan çok yönetmen çok önemli benim için.
N.G. :Sanat hayatınız boyunca birlikte oynadığınız oyuncular arasından en çok kim sizi etkiledi?
JÜLİDE KURAL :
Çalıştığım her oyuncu meslektaşımdan mutlaka birşeyler öğrenmişimdir.Onlar bana birşey öğretmek için uğraşmamışlardır, ben kendiliğimden onları gözlemleyerek öğrenmişimdir.Oyunculuk paylaşılarak, yaşayarak öğrenilen birşeydir.Tiyatroda ise Genco Erkal ile çok uzun yıllar çalıştım.Profesyonel yaşantım onunla başladı.Daha çok genç olduğum için gençliğin vermiş olduğu heyecanla en çok ondan öğrendim. Bir de yönetmen olarak Mehmet Ulusoy benim için çok önemlidir.
N.G : Aslında bazı sinemalardaki bilet fiyatlarıyla özel tiyatrolardaki bilet fiyatları neredeyse yakın...Ama sinema hala çok daha fazla izleniyor. Sizce neden ? Seyirciyi tiyatroya çekmek için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
JÜLİDE KURAL :
Tiyatrodaki bu kan kaybı aslında tüm dünyada var.Avrupa da aynı sorunları yaşıyor.Temel nedeni yaşam biçimlerinin değişmesi.Mesela birbirimizle artık görüşmüyoruz, internetle her işimizi görüyoruz.İletişim neredeyse sıfırlanıyor.Para ödemiyoruz kredi kartı kullanıyoruz.İnsan insana sadece yük oluyor.Arabada giderken başkasını tanımıyorsunuz ama nefret edebiliyosunuz.Büyük binalarda 1o yıl oturuyoruz ama kimse kimseyi görmüyor tanımıyor.Tiyatronun en belirgin özelliğinin insanın insanla ilişkisi olduğunu düşünürseniz bu konu çok önemli.Küreselleşmenin her biçimi bizi olumsuz etkiliyor.Bunun üzerine gelenekselleşmiş ve hala bir takım kararlarla yürüyen bit tiyatro anlayışı var.Tahammül edilmez metinleri koyan ve kimsenin hayatına dokunmayan oyunlarla hiç ilgilenmiyor seyirci.Ama dediğim gibi bu dünyanın genel sorunu.Seyirci sinemaya gittiğinde bir insanın yükünü taşımıyor, ama tiyatro bir sorumluluktur istediği zaman çıkıp gidemezsin onu dinlemek zorundasın ya da öyle görünmek zorundasın.
N.G.:Sanatın özelde tiyatronun politik tavrının yeterince görülmediği bir dönemdeyiz. Bu apolitik tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz? Tiyatronun temel işlevi olan 'hayata alternatif sunma' yükünün bir iki özel tiyatroyla üniversite tiyatroları yüklenmiş görünüyor...
JÜLİDE KURAL :
Herşeyden önce genel sorunun farkında olmak gerekiyor, böylece nasıl bir mücadele yöntemi uygulayacağımızı tesbit etmemiz kolaylaşabilir. Hayatla bağlantı kurulmadığı zaman insanların umrunda olmuyor yapılan işler. Müzelik bir yapıyı izliyorlarmış gibi geliyor.Tiyatro yapan insanlarda bu bilincin oturması gerekiyor.
N.G : Genç oyuncular için neler düşünüyorsunuz ? Destek verdiğiniz genç tiyatrolar var mı...
Öğrencileriniz, tecrübelerinizi paylaştığınız kurumlar var mı?
JÜLİDE KURAL :
Eğitmenlik konusunda şu sıralar karar alma aşamasındayım. Bana uzun yıllardır genç oyuncular geliyor, "biz sizinle çalışmak istiyoruz" vs..diye.Genç oyuncular beni hep sevdiler. Seneye Bilgi Üniversitesi'nde bir atölye çalışması yapmak gibi bir hedefim var.Bu şu anda kafamdaki bir düşünce ama somutlaştırmak istiyorum. Benim için bir eğitmenlik süresi başlasın istiyorum. Çünkü uzun yıllardır sahnelerdeyim ve bunu kendimle götürmek istemiyorum. Şimdiki gençlik beni biraz ürkütüyor. Kendilerine sunulanlarla yetiniyorlar gibi geliyor.Varolanın dışına çıkamıyorlar.Bu süreç ancak eğitimle aşılabilir.
N.G : Son olarak yeni dönem projeleriniz nelerdir ?
JÜLİDE KURAL :
Önümüzdeki eylül ayı için bir tiyatro projesi var çok iyi bir aktörle çalışmayı planlıyorum seyirciyi çok heyecanlandıran bir proje olacak ama başka birşey söylemek istemiyorum bu konuda.Bunun dışında seyirciden çok fazla talep geldiği için bir dizi projem olacak.
Ama kesinlikle bir sinema filmi istiyorum. Hatta en büyük hayallerimden biri diyebilirim. Ama henüz istediğim bir seneryo gelmedi.
Bu içten ve keyifli söyleşi için tekrar teşekkür ederiz Julide Kural.
Julide Kural Kimdir...
1965 Adana doğumlu...1984 te Odtü Felsefe bölümünde okurken Ankara sanat Tiyatrosu'nda çalışmalarına devam etti.1985 te İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne naklini yaptırdı.Aynı dönemde İstanbul Üniveristesi Tyatro Bölümü'nde Anasanat dalında eğitim görmeye devam etti.1989 da felsefe bölümünden ,1990'da ise İstanbul Üniversitesi tiyatro bölümünden mezun oldu.
İlk oyunu "Taziye" adlı oyundu.Üniversitede okurken Dostlar Tiyatrosu'nda "Asiye nasıl kurtulur?","Bay Puntilla ile Uşaği Matti",Kenter Tiyatrosu'nda "Küçük Mutluluklar" ve "Şafak Yıldızları" oyunlarinda profesyonel oyunucu olarak rol aldı. Mezun olduğu yıllarda Dostlar Tiyatrosu'nda "Buruk Ezgi" adlı oyununda rol aldı.Aynı dönemlerde "Gönül Dostları", ,"Uğurlugiller","Yalnızlar" ,1994-1995 yıllarında türk televizyonlarının sevilen dizisi "Süper Baba" da oynadığı "İpek" rolüyle,televizyon izleyicileri için tanıdık bir sima oldu.
Ödülleri :
1990-1991 döneminde Tiyatro Stüdyosu'nda "Kan Kardeşleri" müzikalinde oynadiği "Linda" rolüyle 1991 Avni Dilligil en iyi yardimci kadin oyuncu ödülünü kazandi.yönetmenliğini Fehmi Yaşar'ın yaptiği "Camdan Kalpler" filminde oynadı.1991-1992 döneminde yine Dostlar Tiyatrosu'nda " Sevda Bulutlari" adlı oyununda oynadığı "Tekerlemeci Kiz" rolüyle 1992 Ulvi Uraz yılın en başarılı oyuncusu ödülüne layık görüldü.
1992-1993 oyun sezonunda, Paris-Theatre Liberte'de (özgürlük tiyatrosu),"Sevda Bulut" oyununun fransızca gösterimlerinde yer aldı.Berlin ve Paris başta olmak üzere,birçok avrupa kentinde oynadiği oyunlarla ,oyunculuk deneyimini bir çok izleyici ile paylaşti.
1995-1996 tiyatro sezonunda,Dostlar Tiyatrosu'nda metnini Genco Erkal'la oluşturdukları ve Mehmet Ulusoy'la ve Özgür Yalam'in birlikte yönettikleri "içimdeki çiğlik" adlı oyunla seyircileriyle buluştu. Bu oyundaki performansıyla 1995-1996 sezonun 19.Avni Dilligil tiyatro ödülleri en iyi kadin oyuncu ödülüne değer bulundu.Ayrıca bir çok basın kuruluşlarından çeşitli ödüller aldı.
1997-2000 yılları arasında Berlin'de çeşitli tiyatro ve dans workshoplarına katıldı ,kendi oluşturduğu "Ses" adlı tek kişilik oyununu sergiledi ve Avrupa'nın çeşitli kentlerine turne yaptı.2001 yılında Hüseyin Karabey'in yönettiği "Sessiz Ölüm" adlı belgeselde rol aldı.2002 Mayıs ayında , İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nca düzenlenen İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde Genco Erkal'ın yönettiği "Nazım'a armağan" projesinde yer aldı.
En son 2002-2003 Mart ayında "Frida Yaşasın Hayat " projesini ,kendi kurduğu Ateş Tiyatrosu adlı yeni bir kadroyla sahnelere tekrar merhaba dedi.Ve bu dönemde tv de "Bütün Çocuklarım "adlı dizide de oynamıştır.
Bu güzel ve samimi söyleşi için çok teşekkürler.
Neşe GÜVEN
02.02.2006

Yorumlarınız
|
| Güzelcik |
26.12.2007 |
Size çok teşekür ederim bu roportaj sayesinde Julide Kura'yi
biraz daha tanımış olduk. Onun hakkinda pek fazla şey bilmiyoruz. Pek ekran önunde olmadığı için ama böylesi daha iyi... Abuk subuk konularla gündeme gelmektense sadece işi ile gündeme gelsin daha iyi ki zaten oyle yapiyor....Çok basarili...
|
| Gürkan |
02.02.2006 |
Çok başarılı bir röportaj olmuş emeği geçenlere çok teşekkür ederim.
|
| Cemal Tüy |
02.02.2006 |
MUHTEŞEM ÖTESİ BİR OYUNCULUĞU VAR. NEŞE HANIMI TEBRİK EDERİM...
|
| Özge |
03.02.2006 |
böylesi bi sohbeti okumak çok keyif vericiyken yanında bu sohbeti gerçekleştirmek bambaşka bir tat olmalı.. neşe hanım çok sanslısınız kıskandım sizi.. ellerinize dilinize yüreğinize sağlık..
|
| Scog |
07.02.2006 |
Mükemmel oyunculuğu ile bizi büyüleyen Julide Hanımın bu röpörtajını okumak keyif verdi.Çok teşekkür ederim
|
| Şule |
07.02.2006 |
Keyifli ve içten bir röpörtajı okumak çok güzeldi.Hep takdir ettiğim ve beğeniyle izlediğim Julide Hanımının yeni tiyatro ve dizi çalışmaları olacağını duyduğum için de çok mutlu oldum.Teşekkürler
|
| Zuhal Lale |
20.02.2006 |
julide kuralla o kadar sammimi bir röpotaj yapılmış ki sanki yan masanızda bende vardım ve size gizlice kulak misafiri oldum teşekkür ederim benim için bir oyunculuk idolü olan sanatçıyla buluşturduğunuz için...
|
| Teoman Avunduk |
26.02.2006 |
Ben JÜLİDE KURAL lı illk SÜPER BABA dizisinde tanıdım tabii hayranlığım o zamandan başladı bence parmakla gösterilecek bir insan
|
| Hicran Kuran |
26.02.2006 |
sayenizde JÜLİDE KURAL ın yüreğine dokunma fırsatı bulduk hepimiz.TEBRİKLER SAYIN GÜVEN
|
| Hande Tunçalp |
27.02.2006 |
böyle gerçek oyunculara önem veren ve bir üreti üstüne soru sorabilen gazetecilerin hala var olduğunu bilmek yüreklere su serpior. değerli olana değer verdiğiniz için tebrikler
|
| Engin Kahraman |
04.03.2006 |
selam jülide hanım biz sizi süper bab dizisiyle tanıdık ve öyle sevdik ki içimize işledi sizin hayranınızınım ve sizin diger sanatçılardan farklı oldugunuzu biliyurum ve son olarak şunu söyleyecegim sizin göüzünüzde öyle bir ışık var ki insanı alıp götürüyur SENİ SEVİYURUM JÜLİDE KURAL
|
| Engin Kahraman |
04.03.2006 |
bence çok güzel birsöyleyişi ama bunun güzel olması kesinlikle JÜLİDE KURAL SENİ SEVİYORUM JÜLİDE KURAL
|
| Akyakışıklı |
08.03.2006 |
güzel bi röportaj ama ben röportajla ilgili konuşmayacağım jülide kural'ı süper baba dizisi ile tanıdım ve bu aralar yani yeni tanıdım kanal 1 de oynayan dizi ile. çok beğendim hele o üzüntü içindeki rolünden çok etkilendim ve ona aşık oldum biliyorum biraz saçma ama bazen hayatımızda böyle basit etkilnmeler oluyor onun resimlerine baka baka doyamıyorum galiba ondan hoşlandım sonra araştırdım ki aramızda 19 yaş farkı var internetten resimlerine baktım biraz deği şme var ama o gözleri hala eskisi gibi güzel galiba ben onu seviyorum ama mecburen önce saygı duymayı tercih etmeliyim birsün onunla çengelköyde konuşmak detleşmek istiyotum kib allaha emanet olun arkadaslar
|
| İlter |
24.06.2006 |
o bir mükemmellik abidesi...
hem güzel hem yetenekli...
|
| Sevilay |
10.08.2006 |
çok harika bi röportaj olmuş herkese teşekkürler
|
| Handan |
05.10.2006 |
BU RÖPORTAJI YAPARAK BİZİ JÜLİDE ABLAYA BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIRDIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER.ÇOK SICAK BİR RÖPORTAJ OLMUŞ.JÜLİDE KURAL ÇOK HARİKA BİR İNSAN.ONU ÇOK SEVİYORUZ VE HER ZAMAN ONUN YANINDAYIZ...
|
Siz de yorum yazın... |
Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: sls09