SÖYLEŞİLER

TİYATRO BAHANE - BÜLENT ÇATAR

 

KAHVE BAHANE TİYATRO ŞAHANE..

 

Tiyatro Bahane'nin kurucusu ve oyuncusu Bülent Çatar ile  Kadıköy 'de sahibi olduğu Kahve Bahane'de buluştuk.

 

Kahveyi oldum olası severim..Tadı gizemlidir benim için, selülit yaparmış, fazlası zararmış, vücutta su tutarmış falan filan, boşverrrrrr.Bu arada nescafenin kahve olmadığını biliyor muydunuz ? Yok yok mekan ya da cafe tanıtımı yapmayacağım size. Bülent Çatar' ı ve Tiyatro Bahane' yi tanıştıracağım sizlerle.

 

Kahve bahane , tiyatro bahane peki asıl olan ne? Gelin bunu Bülent Bey'den dinleyelim.

 

 

N.G : İlk olarak tiyatro ile tanışmanız ne zamandı ? Bülent Çatar'ın hayatında ne oldu da tiyatro vazgeçilmez oldu ?

 

B.Ç : 13 yaşında falandım. İlk olarak Esenler HalkEvi'nde başladım. Her türlü etkinliğin olduğu bir yerdi, ama ben tiyatroyu seçtim. Çok ilginçti; kurstaki herkese haftaya hazırlamaları için bir konu vermişlerdi, ama   yaşım oldukça küçük olduğu için bana vermemişlerdi. Sonra ısrar ettim ve konum "Antik Yunan'da Komedi" oldu. Ertesi hafta kimse ödevini hazırlamamışken ben hazırlamıştım.Okulu tamamen göz ardı edip tiyatroya gönül vermem böyle başladı.Tabii ki öğrenimimi tamamladım ve iyi bir liseden mezun oldum ama o yaşlarımda mesleğimin oyuncu olacağını biliyordum.

 

N.G : İlk oyununuzu hatırlıyor musunuz ? Sahneye ilk çıktığınızda neler hissettiğinizi.

 

B.Ç : Hatırlamaz mıyım hiç çok çok güzeldi.Yönetmenimizin hazırladığı bir oyundu aslında bir uyarlama diyebiliriz.Belki de Sıra Sizde..Sahneye ilk çıktığımda ailemin beni destekliyor olduğunu bilmek ve onların beni onaylamalarına şahit olmak özeldi benim için. Bununda etkisiyle kendimi çok güçlü hissettiğimi net bir şekilde ifade edebilirim.  

 

N.G : Tiyatro Bahane'den önce Çağdaş Oyunculardan bahsederek günümüze gelelim isterseniz..

 

B.Ç : Evet 88-89 yılında Çağdaş Tiyatro kuruldu.Profesyonel tiyatroya burada başladım diyebilirim. İlk olarak "3. Reich Korku ve Sefaleti" ve 89 dan 92 ye kadar aynı oyunu oynadık. Kendi yazdığımız bir oyundu, biraz sokak tiyatrosu gibiydi yani bedensel ifadeler ağırlıktaydı. Bu oyunla turnelere de çıktık.Yurtdışı turneleri yaptık ve   birçok ile gittik.Sonra 1993'te çağdaş oyuncular dağıldı.Grup revize oldu, sinema ve müzik eksenli ayrılmalar oldu.

 

N.G : Çağdaş oyuncular dağıldıktan sonra neler yaptınız ? O zamanlarda aklınızda var mıydı bir tiyatro kurmak ?

 

B.Ç : Aslında hep vardı ama zamana yayıldı. 93 ten sonra bir buçuk yıl kadar bir boşluk oldu.Ve ben bu sürede eğitmenliğe başladım. Özel okullarda derneklerde, büyük şirketlerde kurslar vermeye başladım. Aydın Doğan İletişim'de tiyatro-iletişim ve drama üzerine dersler verdim. Ardından 95 yılında Zeytinburnu Belediye Tiyatrosu'nda genel sanat yönetmenliği ve eğitmenlik görevlerini üstlendim. Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda ise bir yıl reji asistanlığı yaptım. Ve o yıllarda Tiyatro Pera'dan -Seyit Özcan'ın isteğiyle Tiyatro Mim kuruldu.Sonra devam edilemedi ve Tiyatro Yol kuruldu. Tiyatro Mim ve Tiyatro Yol arasında yol arkadaşlığı hedefli bir arayış durumu oldu.Yani yola kimle devam edilecekti?

 

 

BAKKAL DEFTERİ Mİ TİYATRO METNİ..

 

N.G : Bahaneye doğru adım adım geliyoruz. Mim ve sonrasında Yol. Neler yaptınız bu çatılar altında ?

 

B.Ç : Mim ile daha çok çocuk oyunları yaptık ve bu çerçevede tanındık. Tiyatro Yol ile kabare  oynayarak başladık."Size Oyun Oynanıyor", "Ne var Ne Yok"..   Bir çok çocuk oyunu oynadık. "Mutsuz Korkuluk" ve "Oyun İçinde Oyun" ise en bilenen çocuk oyunlarımızdandı.. 99 yılında depreme kadar "Size Oyun Oynanıyor" adlı oyunu oynadık. Bakırköy Belediyesi ' nde çok iyi işler yaptık bu oyunla. Hatta bu yıl aynı oyunu oynama gibi bir projemiz de var. Önce Tiyatro Bahane'ye geldi bu teklif ama kabul etmedim, bunu yine özel bir gösteri olarak hazırlayıp Bakırköy' de oynayabiliriz. Cihat Tamer yönetiminde hazırlayacagız.

 

97 den itibaren eğitmenlik ve organizasyon işlerine ağırlık verdim .O yıllarda düzenli bir gelirim olmasını istediğim için aklımda bir cafe açmak fikri de vardı.Yani sabah uyanıpta düzenli olarak gitmem gereken bir işim olsun istemiyordum.

 

N.G : Tiyatrodan hayatınızı kazanamayacağınızı düşündüğünüzden mi Kahve Bahane' yi açtınız?

 

B.Ç : Aslında şunu da belirtmek lazım, neticede tiyatrodan kazandığım parayla burayı açabildim.Kahve Bahane ve Tiyatro Bahane aynı yıllarda kuruldu. Aslında bu hayatta neyi arzuladığınız çok önemli. İnsanların hadlerini bilmeleri gerekir. Kendi adıma varlığımı anlamlandıran şeydir benim için tiyatro. Bakkal kurar gibi tiyatro kuruyorlar.

97 den sonra arayışlar başladı benim içim.Ve 2000 de TİYATRO BAHANE  kuruldu.

 

N.G : Şu anda hem cafenizi hem de tiyatronuzu işletiyorsunuz diyebilir miyiz? Nasıl bir yapısı var Tiyatro Bahane'nin..

 

B.Ç : Şöyle ki ben asıl tiyatroda işletmeciyim.İlk tiyatromu annemin bileziklerini bozdurup kurdum.Vergi levhasını asmak, oyuncularla sözleşme yapmak bir şirket olmanın gerekleri ve ben bunları yerine getiriyorum. Oyuncularıma paralarını veriyorum. Profesyonellik bir yerde bunu gerektiriyor. Bu adımlar sayesinde bugün biz bir tiyatro işletmesiyiz. Aşağı yukarı 20 kişilik bir ekibiz..

 

N.G : Aslında insanların yaptıkları her şeyde bir bahaneleri vardır değil mi ? Tiyatro yapmak bir bahane ise gerçek olan nedir ?.

 

B.Ç : Aslında her şey yalan,amaç kendini ifade esprisinden çıktı Tiyatro Bahane.İçimizdekiyle dış dünya arasındaki en yakını yakaladığımız an mutlu olduğumuz andır şüphesiz..Her şey kendimizi ifade edebilmekle başlar.Giyimimiz kuşamımız hal ve hareketlerimiz aksesuarlarımız konuşma biçimimiz ..İnsanlarla iletşime geçerkenki seçimimiz..Bu anlamda tiyatroda bahane.Hepimiz kendimizi ifade ediyoruz aslında..

 

GELECEĞİN METİN AKPINAR' I BURADA.

 

N.G : Meraklılarına bir sıralayalım oynadığınız oyunların adlarını.

 

B.Ç : 2001 de bir performans oyunu çıktı. Sokak tiyatrosu özelliği vardı. Çeşitli festivallerde oynadık.Yine kabare tarzı "Ne Var Ne Yok" u oynadık."Ha Var Ha Yok" geldi arkasından.Sonra Dario Fo "Ödenmicek,Ödemiyoruz" u oynadık ve son olarak şu anda  Cenk Tunalı Ve Orçun Kaptan'ın yazdığı "Sakin Olamıyoruz'u" oynuyoruz.

 

N.G : 20 kişilik bu ekip nasıl  bir araya geldi? Mim ve Yol zamanında da bu arkadaşlar var mıydı?

 

B.Ç: Mim ve Yol dan farklı bir kadromuz var şu an. Bu grubu Cenk Tunalı'yla birlikte kurduk.. Kadrodaki 3 kişi onun uzun yıllar birlikte oynadığı kişilerdi.Oyuncularımızın 7 Numara dizisinde oynamış rol arkadaşlarıdır..Onur Atilla benim öğrencimdi.Cenk Tunalı yönetmenimizdir. grubumuzun. Hep şöyle düşünürüm ben her şeyi bilmek zorunda değilim ama bilenleri bir araya getirebilirim. Bu düşünceyle yola çıktım. Şu anda oyuncularımızla ilişkilerimiz oldukça profesyonel. Cenk Tunalı ile birlikte çalıştık ve şu anda kendi alt kadromuzu oluşturmuş durumdayız. Mesela Onur Atilla bence geleceğin Metin Akpınar'ı, çok iyi bir oyuncu. Ayrıca benim Aydın Doğan'dan öğrencimdi, şimdi ise rol arkadaşım..Ve Aydın Doğan'da benim bıraktığım eğitmenlik görevimi o devam ettiriyor.Kadromuzun hepsi oyuncu ahlakına sahip kişilerdir.Öyle de olmak zorunda...

 

AMERİKA'YI BİZ KEŞFETMEDİK.

 

N.G : Kendi yazdığınız oyunlar oynuyorsunuz ? Belli bir tarzınız var mı oyunlarınızda neyi anlatmaya çalışıyorsunuz ?

 

B.Ç : "Sakin Olamıyoruz" ve yeni sezon için şu an yazılan oyunlar Cenk Tunalı Ve Orçun Kaptan'a ait. Tarzı için sadece komedi demek çok doğru değil bence, çünkü komedinin de kendi içinde farklı türleri vardır. Absürd, klasik vs.Biz bu çağın mizahını yakalamaya çalışıyoruz. Günümüzde gülmek politik bir tavır gibi algılanıyor. Biz argo ya da belden aşağı konuşup güldürmekten bahsetmiyoruz. Akla geldiğinde güldürebilecek absürd olaylardan bahsediyoruz.Doğaçlama ya da interaktif  bir oyun türü değil bizim ki.Modern tiyatrodan besleniyoruz..Derdimiz Amerika'yı yeniden keşfetmek değil..İnsanlar günümüzde neye gülüyorlar biz onun peşindeyiz.Kısacası çağın mizahını yakalamaya çalışıyoruz.Biz bu çağı yakalamaya çalışıyoruz.Tiyatro ahlakıyla yazıyoruz. Bugün tuluat tarzı bir eser insanları eskiye götürür ve gülümsetir, tebessüm ettirebilir ama biz bugün insanlar neye gülüyorlar, neyi yaşıyorlar, hangi komik durumlara düşüyorlar onu arıyoruz.

 

N.G : Çağımız mizahını yakalamaya çalışan bir grup olarak günümüzde sahneye konan komedi oyunları hakkında neler düşünüyorsunuz ?

 

B.Ç : İyi işlerde yapılıyor ama genel olarak bir zorlama durumu var.Gülmeye zorlama.Zorlama komedi.Çok iddialı bir şey söyleyebilirim, asla düşmeyeceğiz.Bizim tek derdimiz bugünün insanını anlama ve bugün içimizi gıdıklayan şeylerin peşine düşme.

 

N.G : Sakin olamıyoruz bu sezon oynadığınız ve hala da oynamaya devam ettiğiniz bir oyun..Gelen tepkiler nasıl?

 

B.Ç : Sakin olamıyoruz gerçekten çok farklı bir oyun.Biz oynarken çok eğleniyoruz ve istiyoruz ki seyircilerimizde en az bizim kadar eğlensin..Önümüzdeki hafta İstanbul'da son oyunumuzu oynuyoruz sonra turneler başlıyor. Mümkün olduğunca farklı yerlerde oynayıp insanları mutlu etmek istiyoruz. Farklı farklı konuların anlatıldığı temponun çok yüksek olduğu çok eğlenceli, bol kahkahalı bir oyun bizimkisi..Doğaçlama ya da interaktif bir oyun değil..İnsanın başına asla gelmeyecek ama düşünüldüğünde aslında olunabilirliği çok yüksek durumları ele alıyoruz.. Mesela motorunuzla denizde giderken Ostragos adlı bir balığa çarpsanız ve lanetlenseniz başınıza neler gelebilir ? gibi.Tepkiler çok çok iyi..Bunu şurdan anlayabiliyoruz oyunun müdavimleri oldu ve sağolsunlar bizi hiç yalnız bırakmıyorlar..

 

N.G : Gelelim seyirciyle buluşma noktasında yaptıklarınıza.Bu konuda Fısıltı Gazetesini kullandığınızı biliyoruz..

 

B.Ç :  Her şeyden önce bir tiyatronun, kesinlikle seyircinin aklında kalacağı yerleşik bir yerinin olması şart. Gezse bile yani turnelere çıksa bile geri döneceği bir yer olmalı.Bizim Anadolu yakasında ki yerimiz bu anlamda Barış Manço' dur.Yerleşik seyirciniz oluşabilmesi için bu şarttır. En başından beri hedefimiz kendi seyircimizi oluşturabilmek.Bu yıl görüyorum ki bunu başarmışız. Salonumuzun doluluğu, kulaktan kulağa yayılan cümlelerin bizim adımıza olumlu olduğunu gösteriyor. Gelen bir seyircimiz memnun ayrılsın ve arkadaşlarını da getirsin istiyoruz.Bizim gibi topluluklar için toplu satış haricinde sadece gişe satışı yaparak salonu doldurmak ciddi bir başarıdır.

 

N.G : Nasıl bir yol izlediniz ? İnsanlara oyununuzu duyurmak için görsel malzeme kullanmış olmalısınız..

 

B.Ç : Bizi haber yapmak istiyorsanız gelip yerimizde izlemelisiniz dedik. Tabii ki bizimde basına ihtiyacımız var. Ama zorla yakalarına yapışıp haberimizi yaptırmaya ihtiyacımız yok. Dediğim gibi yaptığımız işe inandık, gelen seyircin çok memnun ayrılacağına ve arkadaşlarını da getireceğine inandık. Hal böyle olunca hedefimizi de gerçekleştirmiş olduk ve kemik seyircimizi yarattık.

 

N.G : Seyirci demişken, günümüz seyircini genel olarak nasıl buluyorsunuz ? Eskiden insanların tiyatroya vaktinde  ve en şık kıyafetlerini giyip de gittiklerini duyarız..Şimdi nasıl sizce ya da seyirci bu konuda eğitilebilir mi ?

 

B.Ç : Bu bir şeyi kabul ettirmekle alakalı bir şey diye düşünüyorum.Artık bazı şeyler değişti.Tiyatro ahlakını değiştirmeden orta yolu bulmalıyız diye düşünüyorum açıkçası. Mesela insanlar bırakın 5 dakika erken gelmeyi ,oyuna vaktinde gelmiyorlar neredeyse.Mecburen oyunu 10 dakika geç başlatıyorsunuz. Gişeleri ve kapıları zorlayacak kadar seyirci olmadığı içinde ortak bir yol bulmak gerekiyor .Ama oyuncular için durum böyle değildir. Prova saatlerine bile yarım saat önceden gelirler..

 

OYUNCU ÖYLE BİR OYNAR Kİ ÇOBAN DA ENTELEKTÜEL DE ETKİLENİR.

 

N.G : Oyuncu ahlakından bahsetmişken sizce bir oyuncuda en çok ne olmalı ?

 

B.Ç : Rol parlaması diye bir şey vardır.Çok yeteneklisinizdir ama sahnede bir varlık gösteremezsiniz.. Oyuncunun enerjisi ve sahneye yaydığı ışık rolünü çok farklılaştırır ve özeleştirir..Yetenekli olabilir ama rolünü parlatamazsa o iş olmaz.Çok istekli olmak çok yetenekli olmak o ışık ve enerjiyle birleşirse bir anlam ifade eder.Bunu da o kişi sahneye çıkmadan anlayamayız.

 

N.G : Günümüz oyuncularından böyle ışık saçan kimler var size göre ?

 

B.Ç : Bayan oyunculardan Demet Evgar çok yetenekli bir arkadaşımız.Dramda ayrı, komedi de ayrı bir enerjisi var.Onu yetenekli kılan şey çok yönlü olması.Karakterler arası geçişi oynamakla kalmıyor adeta yaşatıyor da."Beyza'nın Kadınları" nda mesela 4 farklı kadın profilini çok başarılı bir şekilde çiziyor.Erkeklerden ise "Aslı İle Kerem" adlı dizide Şebnem Dönmez' in babası rolündeki politikacı adamı yani Yıldırım Öcek'i  çok beğenirim. Oturarak  öyle güzel bir oyunculuk sergiler ki bunu entelektüel de anlar çoban da anlar..Bu durum Şener Şen de var Haluk Bilginer'de ..Bir de Beyazıt Öztürk'ü beğeniyorum, tabi sinemada.

 

N.G : Bu sezon için farklı projeleriniz var mı ?

 

B.Ç : Yeni bir teklif aldık özel bir şirketten. Onlar için bir gösteri hazırlamamızı istiyor ama bunu Bahane adıyla yapmayı düşünmüyoruz. Özel bir şirket için özel bir gösteri olacak 5-10 gösteri yapılacak.Belki oradaki proje için adımız farklı olabilir.Evet tiyatro her şeyi oynar ama bu özel bir gösteri olacağı için Tiyatro Bahane adımızı kullanmayacağız." Sakin Olamıyoruz "ile turneye gidiyoruz. Onun dışında Cenk Ve Orçun Kaptan yeni bir hikaye yazmaya başladırlar.Tek bir konu etrafında dönen bir hikaye olacak.Tabii ki yine mizahtan beslenilecek.Önümüzdeki sezon için onu oynamayı düşünüyoruz.

 

Bu keyifli söyleşi için ve bol köpüklü türk kahvesi için teşekkür ederiz .

Neşe GÜVEN
01.04.2006

Yorumlarınız

 
Ceyhun Cebioğlu 02.06.2008
kahve bahane severi olarak tiyatro bahaneye tam destek! İÜdeki oyununuza gelmeye çalışacağım, hepinize kolay gelsinnn
 
Nilüfer Kanrekin 13.08.2007
Ya varyaa acaba Tiyatro Mim'le ilgili bişi var mı googlede
diye bakim dedim geçmişten biriler bulurum belki diye...Bülent'i
  görünce çok sevindim..Sitenizde bu söyleşi ne zaman yapıldı bilmiyorum ama iyiki de yapılmış,çok sevindim valla eskilere döndüm...Ben de çocuk
oyunlarında Ceviz Kabuğunda oynadım bir süre cevizdim ben:)Başarıları daim olsun arkadaşımın yüreği çok güzel o insanın.
Alper KORKMAZ 01.02.2007
Evet hiç sıkılmadan baştan sonuna kadar okudum :) Yorum güzel zaten kahve bahane sohbet şahane :))
Gökçe ZÜMRÜT 29.01.2007
Ey benim sevgili yönetmenim... Zamanında bu oyunun bir parçası olarak herkese başarılarının devamını diliyorum...
Ahmed Uzun 06.07.2006
Ben bir basina bir de sonuna baktim. Bir kahve muhabbeti uzamis gtmis. Ne diyeyim afiyet olsun.
 

Siz de Yorum Yazın

 

Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: sls13

 
   
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.
anasayfa - hakkımızda - kadromuz - eğitimlerimiz - oyunlarımız - haberler - tiyatro grupları - seyirci köşesi- güncel bakış - tiyatro okulu - söyleşiler - kaynak - çocuklar için - foto galeri - medyada açıkça - oyun eleştirileri - iletişim