SÖYLEŞİLER


BOYALI KUŞ
JALE KARABEKİR - ZEYNEP KAÇAR

Türkiye' nin ilk feminist tiyatrosu "Tiyatro Boyalı Kuş".2000 yılından beri sahnelerde olan grup kendi oyun metinlerini yaratarak kadınların bakış açısıyla tiyatro yapıyorlar. 

Onlarla kadın olmayı konuştuk sonra erkek egemen toplumda biz nerdeyiz onu konuştuk... Kadın olarak iyi işlere imza atmanın getirdiklerini konuştuk. Ve sorduk onlara kadınlar  boyalı kuşlar gibi mi algılanıyor gerçekten ?

N.G :  Kadınlar oldukları her mekanı değiştiriyorlar. Kadınların bakış açısıyla tiyatro yapmak fikri ve ihtiyacı nasıl belirdi? 

J.K : Tiyatro Bölümü'nden mezun olduğumuzda, tiyatro yapmak istiyorduk. Ancak kendimizi ifade edecek bir topluluk bulamıyorduk. Tam olarak ne yapmak istediğimiz de bilmiyorduk aslında. Daha sonra çeşitli toplantılar, konuşmalar sonucunda aslında tiyatrocu kadınlar olarak feminist tiyatro yapmaya karar verdik. Çünkü ancak kendimizi ifade edebildiğimiz ve samimi olduğumuz sürece seyirciyle buluşabilirdik.

N.G : Romanından da biliriz ki;boyalı kuş tüm sürü içinde fark edilmesi için çocuklar tarafından boyanır. Kadınlar sizce sürü mantığı içinde sıkıştırılmış bir kesimi mi ifade ediyor? Ve bu süreçte erkekler aslında kadın hayatını ne yönde etkiliyorlar? 

Z.K: Aslında hikayenin boyutunu biraz farklı ele alıyoruz biz. Evet, çocuklar sürünün içinden bir kuş seçip onu farklı bir renge boyarlar ve sonra sürünün içine bırakırlar. Sürüdeki diğer kuşlar, bu boyalı kuşu "farklı"olduğu için, onlara benzemediği için öldürürler. İşte o yüzden biz de tiyatro topluluğumuzun adını "Boyalı Kuş" koyduk. Çünkü bu dünyada ve toplumda kadınlar da birer boyalı kuş haline getiriliyor. Bu yüzden dışlanıyor, ötekileştiriliyor.

N.G : Kadınların çağlar boyu gördüğü muamelenin dışında tiyatroda hem kadın olmak hem de oyuncu olmanın sonuçlarını paylaşıyorsunuz seyircilerinizle. Feminist bir tiyatro olmanız seyircileriniz açıcından nasıl bir tepki görüyor? 

J.K: Ben ilk olarak, kadınların sahneye çıkabilmeleri, ya da daha doğru ifade edeceksek kadın karakterleri kadın oyuncuların oynayabilmeleriyle bunun başladığını düşünüyorum. Feminist tiyatroya gelene kadar kadınların toplumun her kesiminde olduğu gibi, tiyatro ve sanat alanında da mücadele etmesi gerekiyordu. Feminizm ile birlikte, feminist performans ve tiyatro da ortaya çıkıyor dünyada. Bunun da bir mücadele biçim olduğunu düşünüyoruz.

Z.K: Biz feminist dramaturjiye inanıyoruz. Ayrıca hem çalışma biçimimiz, hem kendi metinlerimizi oluşturmamız, hem sahneleme biçimlerimizde feminist tiyatronun yöntemlerini kullanıyoruz. Zaten bir çok feminist kuram olduğu gibi, farklı feminist tiyatro biçimleri var. Biz de bunlardan besleniyoruz. 

J.K.: Seyircinin tepkisi tabii ki değişiyor. Ama çoğunlukla olumlu yaklaşıyorlar, özellikle de tiyatro gibi erkek egemen bir ortamda bunu başarabildiğimiz için, mücadele ettiğimiz için de takdir ediliyoruz.  

N.G : Bu arada oyuncularınızın hepsi okullu...Bu bilinçli bir seçim mi? Grup nasıl bir araya geldi ve şu anda çalışmalarınızı nasıl devam ettiriyorsunuz? 

J.K: Evet bu bilinçli bir seçim. Çünkü biz genç bir grubuz, 2000 yılında kurulduk. Ancak ilk olarak kendine tiyatroyu meslek olarak seçmiş, tiyatro okumuş kadınlara açığız. Profesyonel olarak, profesyonel mesleğini icra etmek isteyen kadınlara bir kendini rahatça ifade edeceği bir alan sunmak ve onlarla çalışmak istiyoruz. Bu bir noktada, benzer ya da aynı hedefleriniz var anlamına geliyor. Bu hep böyle sürecek değil tabii, ama şimdilik bu tür bir politikamız var.

N.G : Oyunlarınızı oynadığınız sabit bir yer var mı ? Seyirciye ulaşırken hangi yolları deniyorsunuz ?  

Z.K: Yaptığımız oyuna göre farklı sahnelerde oynuyoruz. Bu oyunun gerektirdiği sahne düzeni, sahne boyutu vb. ile ilinti oluyor. Seyirciye internet sitemizle, e-posta atarak, gazeteye ilan vererek ulaşmaya çalışıyoruz. İstanbul dışından arayanlar oluyor, e-posta yoluyla çeşitli sorular soranlar oluyor, ya da çağırıyorlar bizi şehir dışından, organizasyon yapılıyor, gidip oynuyoruz. 

N.G: Mesela Ferhad ve Şirin'i oynadınız ve oyunda erkek yani bir Ferhad yoktu ? Erkekler olmadan olabiliyor yani ...

J.K : Evet olabiliyor. Ama biz kadın tiyatrosu yapmıyoruz, feminist tiyatro yapıyoruz. Kendi metinlerimizi kendimiz oluşturduğumuzdan aslında çok da bilinçli bir seçim değil erkek oyuncu olmaması. Ancak biraz da grubun içindeki oyunculara göre yazıldı oyunlar. Erkeklerden destek alabiliyoruz tabii ki. Onları dışlayan bir yanımız yok. Örneğin bu yılki oyunumuzda, 5. Tiyatro Olimpiyatları'na hazırladığımız oyunumuzda bir erkek oyuncu yer alıyor.

N.G : Yeri gelmişken festival için hazırladığınız oyundan bahsedelim istiyorum. Çalışmalarınız ne durumda, oyunla anlatmak istediğiniz nedir?

Z. K: Bavullar adlı oyunumuz. Şu anda prova aşamasındayız. Daha çok oyun ile performans arasında bir gösteri. Aslında Tiyatro Boyalı Kuş'un şu ana kadar yaptığı oyunlardan özellikle farklı bir yapısı var. Biz daha önceleri daha metinsel çalışıyorduk. Metin ağırlıklı oyunlar yapıyorduk. Bu kez ise fiziksel tiyatro ve hareket üzerinde çalışıyoruz.

J.K: İlk defa değil ama şu an daha çok hareket ve koreografinin öne çıktığı bir oyun hazırlıyoruz. Koreografımız da Peter Gallagher. İngiltere'de Roche Tiyatrosu'nun koreografı. Bizim için oldukça ilginç bir deneyim kendisiyle çalışmak. Batı, modern, geleneksel tartışmaları içinde prova yapıyoruz aslında.

Z.K: Bavullar üç kadın ve bir erkekten oluşuyor. Aslında kadınların çanta, bavul vb. taşıma eylemlerini konu alıyor. Eğlenceli ve hareketli bir oyun. Kadınların bu taşıma eylemleri, çantaları birbirlerine vermeleri, aslında bir yandan da hayatın tüm yükünü taşıdıklarını anlatmaya çalışıyoruz metaforik olarak.

N.G : Ezilenlerin tiyatrosuyla ilgili atölye çalışmaları düzenlediğinizi biliyoruz ? Neden Ezilenlerin Tiyatrosu ? Sizce de Türkiye de bu tarz atölye çalışmalarına olan ilginin az olmasının nedeni nedir? 

J.K : Tiyatro Boyalı Kuş'un feminist tiyatro olarak oyunlar yapmasının yanı sıra, özellikle Ezilenlerin Tiyatrosu çalışmaları da mevcut. Çünkü Ezilenlerin Tiyatrosu'nun özellikle belli topluluklarla çalışılan, özgürleştirici, strateji üretici, baskıyı görünür ve tartışılır kılıcı yapısı var. Tiyatronun gücünü inanıyoruz bizler. Yalnızca seyirci olarak düşünmüyoruz bizler, bu yaşadığımız topluma başka türlü çalışmalar da sunabileceğimizi, birlikte bu süreçleri deneyimleyebileceğimize inancımız var. Türkiye'de Ezilenlerin Tiyatrosu oldukça yeni bilinmeye başlandı. Türkiye için yeni bir tiyatro tekniği aslında. Atölye çalışmalarına ilgi ancak ve ancak daha fazla çalışma ve atölye çalışması düzenleyerek yaratılabilir. Biz de bunun için çalışmalar yürütüyoruz.

N.G : Ezilenlerin Tiyatrosuyla ilgilenmenizin bir diğer nedeni de kadınlarımızın günümüzde ve ağırlıklı olarak geçmişte ezilmişliklerinin tarafınızdan kabul edilmiş olması mıdır? 

J.K : Aslında bizler tiyatrocuyuz. Bir çok tiyatro tekniğini zaten bilmek zorundayız, öğrenmek zorundayız. Bu tür teknikleri yaratımlarımızın içinde de var ediyoruz. Ancak tabii ki Ezilenlerin Tiyatrosu'nun bu anlamda başka bir yeri var. Ezilenlerin Tiyatrosu sonuçta bir çok yöntemiyle bizim yaratım süreçlerimizde yardımcı, ancak önemli olarak bizlere ayrıca çeşitli topluluklarla çalışma imkanı da tanıyor. Ben Ezilenlerin Tiyatrosu tekniklerini özellikle kadınlarla yaptığım çalışmalarda çok etkili buluyorum. Daha önceleri farklı tiyatro teknikleriyle çalışıyordum. Ancak Ezilenlerin Tiyatrosu hem atölye çalışma tekniğiyle, hem gösteri biçimiyle yani seyirciye açılmasıyla oyunun bence çok daha fazla şey katıyor hem seyirciye hem de atölyeye katılanlara. Sonuçta belli bir topluluğun sorununu, o topluluğun üyeleriyle bir atölye çalışması yaparak ortaya çıkarıp, sonra seyirciye bu durumu gösterip, onlara oyunu açıyorsunuz. Artık bu seyircinin tiyatrosu haline geliyor. Ve çözüm yollarından, strateji üretmeye kadar seyirci bu oyunda (yani bu sosyal sorunda) kendini aktif bir durumda buluyor. Hep beraber bu süreci yaşıyorsunuz.

N.G : Boyalı kuş olarak ne tarz oyunları oynamayı tercih ediyorsunuz? 

Z.K : Erkek egemen sistemi gösteren, işaret eden oyunlar yazıyoruz. Bizim seyirciye bir önermemiz olmuyor genelde. Ancak eleştirdiğimiz bir sistem var. Bu sistemi görünür kılmaya çalışıyoruz oyunlarımızla. Seyirciyi bunu fark etmeye teşvik ediyoruz.  

N.G : Şu an çok yoğun bir şekilde festivale hazırlandığınızı biliyoruz. Peki bunun dışında önümüzdeki dönem projeleriniz nelerdir?

J.K: Festival şu an bizim önümüzdeki en büyük hedef. Prömiyerden sonra aslında bu oyunla hem yurtiçi hem de yurtdışı turne yapmak istiyoruz. Ayrıca ezilenlerin tiyatrosu çalışmalarına da bir hız vermek istiyoruz. 

Neşe GÜVEN
05.06.2006

Yorumlarınız

   
 

Siz de Yorum Yazın


Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: sls15

 
   
Bu sitede yer alan Söyleşiler,Eleştiriler,Yorum Yazıları,Oyun İncelemeleri tamamen herkesetiyatro.com'a aittir. Alıntı yapılması ve tamamının yayınlanması sitenin iznine tabidir.
anasayfa - hakkımızda - kadromuz - eğitimlerimiz - oyunlarımız - haberler - tiyatro grupları - seyirci köşesi- güncel bakış - tiyatro okulu - söyleşiler - kaynak - çocuklar için - foto galeri - medyada açıkça - oyun eleştirileri - iletişim