N.G : Bu durum seyirciyi ya da sahnede oynanan oyunları bir şekilde etkiliyor mu sizce ? Şehir Tiyaroları bu imajı silmek için neler yapabilir ?
RAGIP YAVUZ : Yapılabilecek çok şey var tabii ki.. Herşeyden önce anlayışın değişmesi gerekmektedir. Biz siyasi anlamda taşları yerine oturmuş bir toplum değiliz. Tiyatromuz yaşanan çalkantılardan nasibini alıyor. İktidar değiştikçe, İstanbul Belediye Başkanı değiştikçe genel sanat yönetmeni de değişiyor. Son beş sene içerisinde 4 sanat yönetmeni değişti. Özgür, bağımsız bir ortam oluşamıyor bu durumda. Devlet Tiyatroları' nda olduğu gibi bizim de bir yasamız olmalı diye düşünüyorum. Sanatsal özerklik olması şart. Ama şu anda biz o durumdan fersah fersah uzağız. Seyirci konusuna gelince...Şehrin en merkezi yerlerinde salonlarımız var. Ama 17 milyonluk bir şehirde toplam seyirci portföyünün olması gerekenden çok az olduğunu düşünüyorum. Sahnelerin dolu olması bizi kandırmasın. Sadece beş salon var İstanbul' da. O kadar ucuz bilet fiyatına siz o salonu doldurmayacaksınız da kim dolduracak?. Seyirci olanı biteni anlıyor mu, bunu onlara sormak lazım.. İçeride oyun sayısına odaklanmış bir anlayış hakim şu anda. O yüzden çok fabrikasyon işler çıkıyor. Kısacası şu anda bu kurumda ürettiğim değerlerin hiç bir anlamı olmadığını düşünüyorum.
N.G : Kurumdan memnun olmadığınızı görüyoruz, peki bireysel anlamda yaşadığınız bir olay oldu mu ?
RAGIP YAVUZ : Çok yeni bir olay oldu mesela. Woody Allen' ın "Tekrar Çal Sam" adlı oyunu benim çok uzun yıllardır gerçekleştirmek istediğim bir projeydi. Geçen yıllarda da yönetime sunmuştum ama kabul edilmemişti. Ve ben bu yıl da, bu projeyle çaldım kapılarını. Derdimi tekrar anlattım, bu oyunu neden oynamak istediğimi, ouncu olarak kimleri ve hangi nedenden ötürü istediğimi açık açık anlattım. Anlaştık..Yani ben anlaştık sandım..Yani önce kabul ettiler sonra da çöpe attılar. Neden mi ? İnanın ben de bilmiyorum. Öyle uygun görülmüş. Oyuncu kastımda büyük sorun çıktı . Oyunun yapısı gereği bana gerekli oyuncunun çeşitli eğitimleri almış olması önemliydi. Oyuncu kastımı olmayacak şekilde değiştirmek istediler. Benim seçtiğim formasyona uygun olmadığı için düşünmediğim iki kişi önerdiler. Dama eğitimin dışında da eğitime ihtiyaç duyulan bir oyuncu gerekiyordu ve aklımdaki iki kişi bu rol için çok uygundu. İki saat boyunca hiç konuşmayacaklar ama hep oyunun içinde olacak iki kişiydi. Modern dans ve ritmik jimnastik eğitimleri vardı. Ancak onlarla olabilirdi ama sanat yönetmeni o arkadaşalardan başka yerlerde yararlanacağını belirtti. İki drama eğitimli arkadaşla çalışmamı istedi.. Neticede reddettiklerinde, "Dosyamı hiç okumadınız mı ?" diye sordum. Ve bu toplantıdan 48 saat sonra yeni sezonda olmadığımı ve oyunlarımın da kaldırıldığını öğrendim.Dedim ya Şehir Tiyatrosu için ürettiğim değerlerin hiçbir anlamı olmadığını görüyorum, şu anda yaşıyorum bunu.
N.G : Proje sunduğunuzdan bahsettiğiniz.. Nasıl bir çalışmadır bu ?
RAGIP YAVUZ : Ben oyun teklif etmem, ben hep proje teklif ederim. Sadece Hamlet' i oynamak istiyorum demem. Kurum yönetmenine neden bu oyunu seçtim, nasıl bir konseptte, nasıl bir oyuncu ve tasarımcıyla çalışmak istediğimle ilgili detaylı bir dosya sunarım. "Tekrar Çal Sam" de bu şekilde projelendirdiğim bir dosyaydı.
N.G : : Yaşadığınız bu sıkıntılar karşısında tepkiniz nasıl oluyor?
RAGIP YAVUZ : Biz şu anda da elimiz kolumuz bağlı oturumuyoruz. Projelerimizle varız. Bazı görevlendirmeleri kabul etmeyerek eleştirilerimizi paylaşarak kendimizi ifade ediyoruz. Rahatsız olduğumuz konuları kurum yöneticileriyle paylaşıyoruz. Sütliman bir yaşam biçimi değil. Yönetmelik gereği hakkınız olabilir ama hakkınız olan şey ne kadar haddiniz..Yöneticilik koltuğu garip bir şey , o koltuğa oturan kişiler bir evrim geçiriyor bunu görüyoruz. Kendi içimizden gelenler de değişiyor. Nurullah Tuncer mesela dekor tasarımcısydı. Yani içimizden biriydi...Aslında yapılacak olanları her platformda konuşuyoruz ama işler daha da kötüye gidiyor benim de canım sıkılıyor açıkçası.
METROPOL AŞKLARI ARTIK TENSEL...
N.G :Bu tatsız konuları şimdilik unutalım ve bir an önce düzelmesini ümid edelim...Yaptığınız güzel şeylerden bahsedelim.. Ferhad ile Şirin birçoğumuzun bildiği masalsı bir aşk hikayesidir. Siz bunu farklı bir rejiyle sahneye koydunuz. Bu masalı büyüklere anlatırken nasıl bir yol çizdiniz ? Bu noktada aldığınız tepkiler nasıldı ?
RAGIP YAVUZ : 2006 İstanbul' unda bence insanların yaşadığı çok büyük bir değer erozyonu var. Herşey çok hızlı yaşanıyor, çok hızlı tüketiliyor. Bu bir aşk masalı neticede..Aşk da giderek sadece kimyasal bir şey haline geldi.. Birçok metropolde ve dünyanın her yerinde tensel bir olay haline geldi. İnsanların unutmaya başladıkları aşk versiyonu göstermek istedim. Şimdi herşey dolar, herşey euro.Herşey çok fazla seks halinde.Bir çift cinsel ilişki kurduklarında buna sevişme diyoruz, ama birbirlerini sevecek vakit bulamadan birleştiklerinde bunun adı çiftleşme.. İşte ben bunun dışında da birşeyler yaşanabilineceğini hatırlattım..Ve tepkilerden anladığım kadarıyla samimi bir iş yapmışız.
N.G : Ferhad ile Şirin' in sizin için yeri ayrı olduğu için tercih ettiğinizi biliyoruz. Ferhad' ı oynadığınızı ve birçok Ferhad ile Şirin izlediğinizi de biliyoruz. O dönemki Ferhad ile Şirin' lerin bu yılki rejinize etkisi oldu mu? Diğerleriyle sizin oyununuzun ne gibi farkları var?
RAGIP YAVUZ : Benim hayatımda çok fazla Ferhad ile Şirin oldu. İlk olarak 1975 de Ümit Denizer' in yorumladığı Ferhad ile Şirin' de oynadım. Sonra 76-77' de Başar Sabuncu' nun Ferhad ile Şirin' ini Üsküdar' da izledim. 80 ' de Ankara Sanat' da Rutkay Aziz' in Ferhad ile Şirin ' ini izledim. 83' de Batı Berlin' de Tuncel Kurtiz' in yönettiği Ferhat ile Şirin' inde Ferhad' ı oynadım.23 yıl sonrada yönettim. Bu arada 96' da Devlet Tiyatrosunda Yücel Erten' in yönettiğini izledim. Hayatımda çok Ferhad ile Şirin var. İlk izlediğim andan itibaren çok sevmiştim Ferhad ile Şirin' i..Hep hayalimde vardı bu oyunu yönetmek.. Tabii tüm bu Ferhad ile Şirin' ler farklıydı.. Tuncel Kurtiz' in masalsı anlatımından etkilendim tabii ki ama benim ki daha farklı oldu. Benim seçtiğim yaşam bu zaten.Onu bir şekilde sahneye taşıdım..
N.G : Dekorla ilgili özel bir tercihiniz var mı ?
RAGIP YAVUZ : Dekor konusunda çok özel bir tercihim yok.. Suç ve Ceza' da çok ağır bi dekor vardı. Devinen bir dekordu ama oyuncular kullanıyordu. Gılgameş' te fon perdesi yoktu, tavandan sarkan ipler vardı, bir de hareketli bobinler vardı. Ferhad ile Şirin' de ikisi büyük 7 tane de oyuncular tarafından kullanılan yelpaze vardı. Oyunları mı izleyenler şunu biliyor , sabit dekoru seviyorum..Sahneden aksesuar kaçıran teknisyenleri görmek istemiyorum.
N.G : Ragıp Yavuz bir oyunu seçerken nelere dikkat eder? Ülkemizde yaşanan sıkıntılar, krizler ekonomik ya da sosyal sorunlar sizi etkiler mi? Mesaj kaygısı taşır mısınız? Teksti ele aldığınızda hangi öğeleri görürseniz oynamaya ya da yönetmeye karar verirsiniz ?
RAGIP YAVUZ : Çok fazla oyun okuyorum..Mitos Boyut Yayınları'nın çıkardığı tüm kitapları okuyorum diyebilirm. Ayrıca bu yıl yerli yazarları teşvik etmek için oyun yarışması açtık,ödüllü bir yarışma. Ben bu yarışmanın jurisindeyim. Mecburen dünya kadar teskt okuyorum ..Yarışmadaki metinlere yönetmek ister miyim gözüyle bakmıyorum konu ve kurgu var mı türkçe doğru kullanılmış mı diye bakıyorum.
Hiç tanımadığım bir tekstle karşılaştığımda bu beni çok heyecanlandırabilir ama benim kafamda genellikle seyirciyle dertleşmek istediğim paket konular var. Tek oyunla kalmıyor, çünkü tek oyunla bunu anlatabileceğimi düşünmüyorum...Mesela kadın erkek ilşkilerini anlatmak istedim. Bu düşünceyle 1994 'te başaldım, Ayrılık Müziği' ni yönettim ilk olarak, sonra Dört Mevsim' i yönettim sonra Ferhad ile Şirin' i yönettim, bir de şimdi Tekrar Çal Sam' i çalışabilrisem tamamlanmış olacak , böylece konuya çok farklı pencelereden ve farklı tiyatral tekniklerle bakabilmiş olacağım... Varoluşçuluk kavramı çok fazla tartıştıldı bugüne kadar. O dönemde Suç ve Ceza çıktı karşıma onu tartıştım..Gılgameş' te antik doğu var.. Genelde Antik tiyatro dendiği zaman Atina uygarlığı gelir akla. Diğer yanda inanılmaz zengin bir antik doğu var. İnsanlık tarihinin yazılı bilinen en eski metnidir Gılgameş. Antik Batı' ya tepki olarak Gılgameş'i yaptım. Yazar' dan yani Zeynep Avcı' dan oyunu ikinci kez yazmasını istedim ve sağolsun yazdı ..İstediğim noktalara değinebildik böylece. Çok güzel metinler var ama 2006 İstanbul' unda "Ben bunu niye yapacağım, ne söyleyeceğim, gündem de bu var mı" diye mutlaka sormalı yönetmen.
N.G : Oyuncularınıza rolleri dağıtırken neleri göz önünde bulundurursunuz ? Ve onların rollerine inanmaları için, daha doğrusu role girebilmeleri için nasıl çalışmalar yaparsınız ?
RAGIP YAVUZ : Yönetmenlik sadece piyesi yönetmek, mizansenleri yönetmek değil , insan yönetiyorsunuz .Bu çok önemli siz o insanın birikimini yönetiyorsunuz. . Çok oyun izliyorum , repertuartadaki bütün oyunları izliyorum. Böylece tüm oyuncu portföyünü tanıyorum. Formasyon olarak bazı profesyonel yeterlilikte olmayabilirler ama seçimlerini yaptıkları için karar olarak profesyoneller. Sonra fiziksel özellikleri tabi ki çok mühim. Eğitimleri çok mühim. Alternatiflerini hep düşünüyoruz. Bir rolü bir oyuncuya verdiğim zaman o andan itibaren onun bana sorumluluğu var.Özenli olmaya çalışıyroum kast yaparken . Ve kimsenin de müdahale etmesini istemiyorum.. Role girmek zaten zaman içinde kendiliğinden gelişiyor.
N.G : Günümüz yönetmenlerinin oyunu okuma tarzlarını nasıl buluyorsunuz? Beğendiğiniz yönetmenler kimlerdir? Kimlerin oyununu izlemekten keyif alırsınız?
RAGIP YAVUZ : Herkesin bir yoğurt yiyişi vardır. Onlarınkini bilemem ama ben ilk olarak yönetmeyi düşü ndüğüm oyunu orjinal haliyle satır satır yazıyorum bilgisayarıma. Böylece epeyce oyunun içine giriyorum. Bunu bir yere kaydederim. Sonra ikinci versiyonda yazarın parantez duygularını çıkarıyorum. üçünüc versiyonda ise kendi parantezlerim vardır onları ekliyorum. Fakat bu parantezli metni oyuncularımla paylaşmam, çıktısını alırım elimin altındadır, ama oyuncularıma en yalın haliyle olanı veririm. İlk okuma provasında ise onlardan neler beklediğimi, bu oyunu niye yönetmek istediğimi ve beni bu çalışmaya götüren kaynakçayı da bir dosya halinde sunarım. Dramatürjisi kafamda bittikten sonra oyuna başlarım. Beğendiğim yönetmenlere gelince Başar Sabuncu, Macit Koper, Orhan Alkaya, Ayşenil Şanlıoğlu' nu ilk etapta sayabilirim.
N.G : Bir yönetmen için teksti seçmek kadar hangi oyuncunun hangi role uygun olduğunu belirlemek de zordur... Siz bu konuda nasıl bir yol izliyorsunuz ? Sonraki aşamalar nasıl gelişiyor?
RAGIP YAVUZ : Her şey kafamda net olduktan sonra boş rol bırakmam..En küçük rolden, en büyük role kadar o rolü vereceğim oyuncumla konuşuyorumm ne dersin diye? O rolü sevmiyor olabilir , benimle çalışmak istemeyebilir vs..Yani kimin hangi rolü oynayacağı kafamda önceden bellidir , kim hangi rolü oynamak ister diye sormam bu amatörlüktür!!!... Profesyonel bir yönetmensem oyunu nasıl yorumlayacağım kafamda netse birde oyuncu profilini tan ıyorsam olay bitmiştir. Acaba hangisine rolü versem diye masa başında çok kalmam. Kafamda alternatifini düşünürüm ama kimse bilmez onu, sadece kafamdadır. Dramatürjisi bitmiş bir halde oyuncumun karşısına çıkıyorum. Antre trafiğine gore oyunu çiziyorum. Üç dört sahne bittiğinde kabaca akış yapıyorum.. Sonra bunları birbirine ekliyorum bu böyle devam ediyor. Önce kabasını çalışıyorum, tüm piyesi bitiriyorum.. Sonra sahne sahne detay çalışmalarına başlıyorum.
N.G : Yeni dönem projeleriniz nelerdir ?
RAGIP YAVUZ : Elimde olmayan nedenlerden ötürü 2006- 2007 sezonunda yokum...2008 için umutluyum. Ama 32 yıl hiç ara vermedim hep tiyatro yaptım ,yine boş durmayacağım, şunu çok iyi biliyorum bu sezon da farklı olmayacak ve bir şeyler yapacağım , ne bilmiyorum ama yapacağım .
Son söz : Düşlediğiniz oyun için kapıları " Tekrar Tekrar Çalın R. Yavuz..." Ben sabırla bekliyor olacağım..