Pervasız Tiyatro' dan Aykut Bey' le söyleşi için görüştüğümde Müjdat Gezen Tiyatro Salonun da buluşalım dedik ve saati kararlaştırdık...Ben de soluğu okulun olduğu binada aldım..Meğer Altıyol'da açılmış o salon..Biraz gecikmeli de olsa varıyorum mekana...Bir sürpriz daha.. Pervasız Tiyatro'nun diğeri İlker Bey de kantinde oturmuş, oyun saatini bekliyor... Otururken masalarına birer açık çay söylüyoruz ve başlıyoruz söyleşiye...İlker Bey arada dayanamayarak katılıyor söyleşimize ....

Neşe Güven : Çok şaşıracağınız bir soru ile başlayalım..Aykut Taşkın kimdir , ve tiyatrocu olmaya nasıl karar vermiştir?.Cevap vermeden önce biraz düşünebilirsiniz.
Aykut Taşkın : Aykut Taşkın ilkokuldan beri oyuncu olacağına inanmış bir adamdır..Herkes gibi küçükken atıldım sahnelere..İlkokulda komedi dans üçlüsü vardı.Hatta geçenlerde youtube dan izledim. Oradaki kadını oynadım...İlk oyunum oydu..Gençliğimde de sürekli Levent Kırca izliyordum..Olacak O Kadar...Diğer yandan üniversitede altın bilezik misali elektrik okudum tabii ama hiç de anlamam o işlerden..Vakit kaybı bence, sonra da Müjdat Gezen'e geldim ve 2004 yılında mezun oldum....Geçenlerde bir tv programında diyordu ki eğer çocuğunuzun matemetiği kötü ve türkçesi iyi ise ona matematik dersi aldırmayın..Ona türkçe dersi aldırın ki, iyi olduğu bir alanda daha iyi olsun...Bu çok önemli...Herkes iyi olduğu işi yapmalı..
N.G : İlker Ayrık ile birlikte Ekim 2005'te İstanbul'da Pervasız Tiyatro' yu kurdunuz. İki kişilik i bi oluşum olduğunuzu söyleyebilriz. Nasıl karar verdiniz , hedefleriniz nelerdir ?
A.T : İlker benim bir üst sınıfımdı..Okul döneminde Müjdat Hoca'nın yazdığı bir oyunda oynadık, karşıklı epeyce sahnelerimiz vardı.Ben son sınıftayken İlker bir oyun yönetiyordu ben orada oynadım.Goldoni'nin Yalancı'sını uyarlamıştık. Böylece bir araya geldik. Bir tiyatro kuralım diye bir araya gelmedik ama süreç böyle işledi.
İlker Ayrık: İki kişi oynuyor ama şu anda bizimle birlikte olan birçok pervasız var..Bizi destekleyen,dekorda ışıkta yanımızda olan birçok arkadaşımız var tabii ki.. Hedef olarak ise biz sadece tiyatro yapmak istiyoruz ..Bizim tek derdimiz bu ve bu işi de adabıyla yapmak istiyoruz..

.
N.G : Pervasız tiyatro pervasızdır, ve bildiğimiz Istanbul da kurulmamıştır. Ne demek istiyorsunuz bu sözlerinizle ?
.
İ.A : Aslında basit bir cümle bu...Şehir tiyatrosunun yıllık bütçesi için 22 trilyon ödenek ayrılıyor. Biletten dönen 1 trilyon..Nüfüsün çok azı sahneleri dolduruyor diye bu burada doğru işler yapıldığı anlamına gelmiyor... Burada ciddi anlamda ayakta kalabilmek zor. Bunları biliyoruz..O yüzden de bildiğiniz İstanbul'da kurulmamıştır.
A.T : 12 milyonluk şehrimizde sadece şehir tiyatrolarının bir sezonluk seyirci sayısı 480 000 .Dolayısıyla bizim yaptığımız işin bugunun İstanbul'uyla hiçbir ilgisi yok. Öte yandan 2 milyonluk Budapeşte şehrinin her yıl yarısı mutlaka tiyatro izliyor...Burada ciddi bir eksiklik var...Biz sadece bildiğimiz işi yapıyoruz biz sadece tiyatro yapıyoruz.
.
N.G : Günümüz Türkiyesinde gündem sürekli değişiyor söylenecek çok söz var,. Ve tiyatro yaşayan bir varlıktır, kaynağı insandır. Bu açıdan baktığınızda oynadığınız oyunlarda anlatmak istediğiniz sabit bir konu var mı ? Yani once konuyu belirleyip sonra mı oyunu seçiyorsunuz ?
A.T : Öyle bir mesaj kaygımız hiç olmadı ve olmayacak da.. Biz iyi olan her oyunu oynayabiliriz. Şu anda iki kişilik bir oyun oynuyoruz diye bu hep böyle olacağı anlamına gelmez tabii ki..
İ.A : Biz çok oyun okuduk. iki kişi olduğumuz için ona gore oyunlar okuduk ve Sığıntılar' ı seçtik ilk iş olarak.Önceden belirlediğimiz bir konu yok yani. Her oyunu biraz da günümüze uyarlıyoruz tabii ki..
N.G : Özellikle son dönemde tiyatro yapmak isteyen gençlerin sayısı gittikçe artıyor.Herkeste bir oynamak telaşıdır almış başını gidiyor. Siz ne düşünüyorusnuz bu konuda ? Yakında seyirci kalmıcak galiba.
A.T: Zaten seyircimiz yok..Konservatuara gidip ilk günden hangi ajansa kaydolurum diye düşünen insanlar var. İnsanlar bir an önce bir diziye kapak atayım parayı bulayım diye bakıyor. Herkes oynamak istiyor çok sayıda amatör tiyatro grupları da var. Bir ülkede amatör tiyatro olmalıdır da zaten, biz de neticede oralardan geliyoruz..Sadece yapılan işlerde dikkat etmek gerekiyor.Neticede henüz uzmanlaşmamış bir doktor bir ameliyat sırasında iyi niyetiyle yaklaşır ama ufak bir hatasında hastasını kaybedebilir. O yüzden bir işi herkes yapabilir ama yaptıkları işi doğru düzgün yapmak kaydıyla..Seyirciyi küstürmeden..

.
N.G : Oyunları sergileyecek salon bulma sorunu hakkında ne düşünüyorsunuz ? Kadıköy Belediyesinin ücretsiz salon verdiği Barış Manço ve Halis Kurtça var. Buralarda oynamak için başvurdunuz mu ?
A.T : Evet bu birçok grubun en büyük sorunu. Müjdat Hoca Kadıköy' de böyle bir sahne açtı da şu anda para ödemiyoruz bu sahne için Sadece burada oynuyoruz..Barış Manço kötü bir salon..Zamanında çok kötü oyunlar oynandı burada. Devlet yardımı alıp da aynı dekorla on oyun çıkaran kodomanlar --bunu aynen bu şekilde söylüyorum-seyirciyi bu merkezden soğuttular..İki seyirci geldi iptal et, oyun ertele vs..seyirciyi kaçırdılar. Barış Manço Kültür Merkezini çürüttüler.Seyircisini küstürdüler.
İ.A : Daha once böyle bir sahne yoktu bizde oynadığımız salonun kirasını veriyorduk. Aslında olması gereken , salonun seyircisinin olmasıdır. Orada oynayan bir grubun seyircisinin olması tek başına anlamlı değil.
N.G : Devlet ödeneği demişken başvuruda bulundunuz mu ? Siz geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz ?
A.T : Devlet ödeneği için başvuruda bulunmadık..Öyle bir ortamın içinde adımızın geçmesini istemedik. Geçimimizi herkes gibi kazanıyoruz.. Şu anda böyle bir sahnemiz var ve para ödemiyoruz bu büyük bir şans.
İ.A : Adil bulmadığımız bir düzenin içinde yer almayız.
..
N.G : Bir oyuncuyu izlerken sizi en çok ne etkiler de " Evet bu gerçekten iyi bir oyuncuymuş " dersiniz?
A.T : Aslında sorunun cevabı çok uzun ben bir örnekle anlatayım. Bir gün Şehir Tiyatrolarına Engin Alkan'I izlemeye gittim..Oyun "Aslana Benzer"..Bir kadının evine ilk defa gidiyor, kadın mutfağa geçiyor ve Engin Alkan 1,5-2 dakika kadar salonda onu bekliyor, sıkılıyor..Sıkıntılı bir adamı oynayacak..Konuşma yok. Hani aklınıza ilk once öflemek pöflemek gelir ya, hiç öyle yapmıyor. Üzerinde kumaş pantolon var ama ütü çizgileri yanlış.2 dakika boyunca çizgileri düzeltti sonra bozdu ve bıraktı ..O sıradada kadın geldi..Adam sıkılmayı çok iyi oynadı.İşte Budur.
N.G : İlk oyununuz Sığıntılar..Derinliği olan bir oyun ..Neden bu oyunu seçerek başladınız ?.Kaç kere izleyiciyle buluştu Sığıntılar?
A.T : Evet ilk oyunumuz Sığıntılar.Teksti çok iyi olduğu için bu oyunu seçtik.Şu anda başka bir oyun yok.36. oyunumuz Ve yeni başladık.Oyun aslında üç yıl once çıktı...Salon kirası giderler vs..yani hep bildiğimiz nedenlerden dolayı arada bir sure oynayamadık.Bu oyun ödenekli bir tiyatronun oynayabileceği bir oyun.Özel bir tiyatronun oynayabileceği bir oyun değil.
İ.A : İsmi lazım değil Türkiye nin en büyük organizatörlerinden biri oyunu izledi. Oyunu çok beğendi.Biz de o heyecanla gittik hemen ofisine birşeyler yapalım diye...Cevabı şu oldu "satamam"..Ne satılacağını o bilir neticede ama bizim oyunumuz evet derinlikli, tiyatro gibi bir tiyatro, artistik değil.
N.G : Oyununuzun yönetmeni Sebahattin Mutluer ile nasıl bir araya geldiniz ?
İ .A . Önce Savaş Dinçel'e gittik henüz emekli olmamıştı. Şehir Tiyatroları' nda oynuyordu. Dizi çekimleri vardı, yoğundu dolayısıyla çalışamaycağını belirtti. Sonra çok beğendiğimiz bir rejisör olan Metin Bala' ya gittik..Üstelik kendisi Sığıntılar' ın yazarı Slowamir Mrozek' i çok iyi bilen biridir. Ama onun da programı çok yoğundu..Sonra burnumuzun dibinde Türkiye' nin en buyuk rejisörü duruyordu , Sebahattin Mutluer.. O' na gittik ve böylece buluşmuş olduk.
N.G : MSM mezunlarını bir araya toplayan projeler yapmayı planlıyor musunuz. ? Herksein sizden mezun olduğu görkemli bir oyun çok şık olur sanki..
A.T : Hiç böyle bir amacımız olmadı..
İ.A. : Hiç öyle bir projemiz yok.
N.G : Müjdat Gezen Tiyatrosu salonu açıldı... Gruplar bu salondan bir bedel karşılığı mı yararlanacaklar, özellikleri nelerdir?
A.T : Tabii diğer gruplar belli bir bedel ödeyerek brada oyunlarını oynayabiliyorlar. Bizim salonumuz 220 kişilik..Bir de aşağıda 50 kişilik Savaş Dinçel sahnesi var.
N.G : Mezuniyet sonrası oyuncularınıza oynayacak proje bulmak sizin için bir görev mi?Yoksa orada profesyonel davranıp her koyun kendi bacağından mı asılıyor?
A.T : Öyle bir zorunluluk yok ama kendiğilinden bir süreç gelişiyor ve okulda her yıl bir oyun çıkıyor.
N.G : Eğitmenlik göreviniz var mı?
A.T : Şu anda ikimiz de Müjdat Hoca'nın asistanlığına devam ediyoruz..
.
N.G : Tiyatroyu ne zaman bırakırsınız Aykut Bey ?
A.T : Çok klasik olucak ama bırakmam gibi geliyor, bana gittiği yere kadar devam ederim.
.
N.G : Son olarak Pervasız Tiyatronun ve sizin yeni dönem projelerinizi öğrenebilir miyiz ?
A.T : Sığıntılar var ve Uçurtmanın Kuyruğu devam ediyor.Yeni projelerimiz ise henüz belli değil..
Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederiz.Pervasız alkışlar diliyoruz sizin için.