SÖYLEŞİLER


"BİR NESLİN HAYALGÜCÜNÜ KIŞKIRTIYORUZ !"
MAHŞER-İ CÜMBÜŞ

Türkiye'yi "Modern Doğaçlama Tiyatro" yla tanıştırdılar. Kuruluşunun 5. yılında kendi sahneleri, Doğaçlama tiyatronun mabedi Hayalhane'yi açtılar.400'ün üstünde  tiyatro sporu, 50'nin üstünde beyin fırtınası gösterisi yaptılar. Türkiye'nin ilk ve tek doğaçlama televizyon şovu Anında Görüntü'yü izleyiciyle buluşturdular. Onlar bir geleneğin temsilcileri, onlar geri dönmeyecek bir düş, onlar MAHŞER-İ CÜMBÜŞ.

 

Mahşer-i Cümbüş, 2001 yılı Mayıs ayında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya  Fakültesi Tiyatro Bölümü öğrencileri tarafından kuruldu. Aynı yıl Eylül ayında Ankara Tenedos Kafe'de " Tiyatro Sporu " gösterilerine başladı. Mahşer-i Cümbüş 2003 yılının Ağustos ayında İstanbul'a taşınarak faaliyetlerini İstanbul'da sürdürüyor. Türkiye'de Doğaçlama Tiyatro'nun öncülerinden olan Mahşer-i Cümbüş, Doğaçlama Tiyatro'nun gösteri biçimlerinden biri olan " Tiyatro Sporu " nu Türkiye'de ilk defa seyirci ile buluşturdu. Ekip bugüne kadar 250''nin üzerinde "Tiyatro Sporu" gösterisi yaptı. 12 Uluslararası Tiyatro Festivali'nde Türkiye'yi temsil etti. Kuruluşunun 5. Yılında kendi sahnesi  "Mahşer-i Cümbüş Hayalhanesi "ni açtı.Halen gösterilerini Hayalhane'de gerçekleştiriyorlar.
Mahşer-i Cümbüş oyuncuları:
Özlem Türay, Ayhan Taş,Yiğit Arı,Burak Satıbol,Dilek Çelebi ,Ayça ışıldar
Teknik ekip: Fatih Pestil, Fatih Günay

Tiyatro sezonunun açılmasıyla doğaçlama tiyatroyu ve Mahşer-i  Cümbüş'ü Ayhan TAŞ'la konuştuk.

Mahşer-i Cümbüş kimdir?

Mahşer-i Cümbüş, kimliğini sahnede "Doğaçlama Tiyatro" yaparak bulan bir ekiptir. Biz Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi mezunlarıyız. "Doğaçlama Tiyatro" drama çalışmaları sırasında fark ettiğimiz bir alan. Bunu engin bir deniz olarak nitelendiriyoruz.Bu denizde yüzmenin zor ama keyifli olduğunu fark ettik ve kendimizi bu doğaçlama denizine attık. Mahşer-i Cümbüş adında bir ada yarattık. Şimdi bu adada yürümeyi öğreniyoruz. Daha doğrusu yürümeyi, sonra ateş yakmayı, barınmayı, orada yaşamayı, yaşamın kurallarını yeniden oluşturmayı, herşeyi birlikte yeniden öğreniyoruz. Yeniden yaratıyoruz. Doğaçlama Tiyatro'nun bize sunduğu olanakları yaşam felsefesi olarak belirliyoruz.

 

Mahşer-i Cümbüş 'ün kelime anlamı nedir?

"Açık tribün seyircisi" anlamına geliyor. İsim babamız: Murat CANKARA. Ankara'dayken aynı ekipteydik. İstanbul'a gelince akedemik kariyer yapmaya karar vererek Ankara'da kaldı. Mahşer-i Cümbüş'ün melodisi, tınısı hoşumuza gitti. Hem de  anlam olarak yaratmak istediğimiz dünyayı yansıtıyordu: "cümbüşlü kalabalık".

Hayalhane sizin sadece oyununuzu sergilediğiniz bir yer değil. Burası sizin yuvanız, peki burayı oluşturma süreciniz nasıl gerçekleşti?

Oyunlarımızı haftalık, aylık olarak  pek çok farklı sahnede oynadık. Her yerde başımızdan olaylar geçti. Kötü mal sahibi insanı ev sahibi yaparmış derler ya, insiyatifi tamamen bize ait bir yer yarattık. Bu yeri bulmamızın ilginç bir de hikayesi var. Burak'ın babası kalp ameliyatı olmak için Bursa'dan buraya geldi. Annesi de sabahları hobi olarak gazetelerin seri ilanlarına  bakan biridir. Sabahın 07:30'unda ilanlara bakıyor, "KOLTUKLU, IŞIKLI TİYATRO" diye bir ilan görüyor. Burak beni aradı, ben çocukları topladım , geldik, baktık. Burası virane, yıkık, dökük bir yerdi. Biz burayı bize ait bir yer yaparız diye düşündük. Gözümüzü kapattık, yanımızda hiçbir maddi destek yokken girdik , zaman zaman kiralarımızı annelerimiz babalarımız gönderirdi. Hayal kurmak bizim mesleğimizin büyük bir parçasıdır. Gerçeğe düşle ulaşılır. Bizim düşümüz hayalhanemizi kurmaktı. Bu kirin, pasın, yokluğun içinde buraya HAYALHANEYİ kurduk.

HAYALHANE aynı zamanda tiyatro için Osmanlı'da kullanılan ilk kelimedir. "Hayal perdesi" anlamını taşıyor. Padişah İstanbul'dan Avrupa'daki değişiklikleri öğrenmesi için birini görevlendiriyor. Adam dönünce tüm gördüklerini anlatıyor: "Bir de HAYALHANELER var; orada insanlar çıkıp, oyun oynuyorlar." diyor. Diğerleri de izliyor, gülüyor, eğleniyor, ağlıyorlar diyor. HAYALHANE'nin ilk kullanılışı budur. Biz de bu ismi biraz da bu sebepten uygun bulduk.

Tiyatro sporu nasıl bir oyun çeşididir ve amacı nedir?

İnsana varlığını hissettirmek amacıyla oynanan bir oyundur. Seyirci oyun sırasında katılımcı olarak varlığını hissetmelidir. Doğaçlama tiyatronun içerisine interaktif  bir yapı vardır. Aristotalesçi dramın yarattığı ilüzyon yoktur. Seyir yeri karanlık, oyun yeri aydınlık olan yapıyı ortadan kaldırır. Bizim sahnemizde seyir yeri aydınlıktır. Oyun yeri de aydınlıktır. Ben oynarken sen en arka koltukta olsan da göz göze gelebiliriz. En arka koltuktan sen bana bir şey söyleyebilirsin. Kurgulanmış ezberli herhangi bir şey yoktur.

Tiyatro sporunu TV'de de yapıyorsunuz. Peki bu duygu seyirciye TV'de geçebiliyor mu?

Bizim birilerine birşeyi geçirebilmemiz için bizim birşeyi hissetmemiz gerekiyor. Buradaki kendimizi hissetme biçimimizle, TV'de kendimizi oyuncu olarak hissetme biçimimiz aynıdır. Burası geçen sezon bitmeden 6 ay kapalı gişe oynadı.TV'den sonra da bu bozulmadı.TV'nin etkisi şu sebeple önemli. Hayalhanede İstanbul'dan bize ulaşabilen insanlarla  beraberiz. Ama TV'de Türkiye'nin her yerinden insanlarla beraberiz. Tiyatromuza İstanbul'a yakın yerlerden gelenler oluyor, Kocaeli'den, İzmir'den, Ankara'dan hatta Belçika'dan. Bunları duymak bizim yaptığımzı şeyin yaşayan birşey olduğunu görüyor olmamızı sağlıyor.

Hedef kitleniz?

Yaşayan herkes.

Yaptığınız iş modern doğaçlama tiyatro. Peki bunu herkes yapabiliyor mu?

Herkes yapabilir. Herkesi şöyle tanımlayabiliriz: doğaçlama tiyatoyu meslek olarak belirleyenler, bir de bunu meslek olarak belirlemeyip, kendi hayatlarında kendi aralarında eğlence için kullanabilmek için yapanlar. Kısaca biz doğaçlama tiyatroyla bir neslin hayal gücününü kışkırtıyoruz.

Seyirciyle interaktif bir oyun oynuyorsunuz. Bu sebeple başınızdan geçmiş kötü bir anı var  mı?

Doğaçlamanın kendisinde bu risk her zaman var.

Güldürdüğünüz kadar ağlatma düşünceniz de var mı?

Bizim temel yönelimimiz komedidir. Biz  ister istemez ağlatmaktan sakınıyoruz. Belki şu an kendimizi ona hazır görmüyoruz. Zaten oyunun biçimi sizi ister istemez komediye yönlendiriyor. Ama yaptığımız işin felsefesi olarak da akla yöneliyoruz. Çünkü insanların kafasında kırılması gerektiğini düşündüğümüz bir yapı var. Bu sadece Mahşer-i Cümbüş'e ait değil, doğaçlama yapacak ve yaygınlaşacak bütün ekiplere ait bir düşüncedir.

Doğaçlama tiyatro yapan başka grupları da izleme şansınız oldu mu?

Tabi ki oldu. İzmit'te bir tiyatro sporu ekibi var. 100. gösterisini yaptı. Biz workshop düzenledik, yardımcı olduk. 300 kişilik bir salonları var. Doğaçlama tiyatro yayılması anlamında belgesel olacak bir noktaya geldi.  Bu yaşayan ,ve asla kaybolmayacak birşey. Tuncay Özinal bize dedi ki: "Sizin yaptığınız şeyi en son İsmail Dümbüllü yapmıştı . Siz yeniden unutulmuş bir şeyi açtınız ve bunun ustası oluyorsunuz. Arkanızdan bir çok insan ve grup geliyor ve Türk tiyatrosunda yeni bir soluk açıldı." Biz de bu düşünceye inanıyoruz. Doğaçlamada o kadar büyük bir deniz ki siz kendiniz bile yaratabilirsiniz. Bu zamana kadar dünyanın hiçbir yerinde olmayan bize ait tiyatro turları var. Bizim daha önce kostüm ve aksesuarlarımız vardı. Daha sonra onları bir kenara bıraktık. Sadece siyah kıyafetlerle çıkıyorduk. Daha sonra dedik ki bu kadar samimi bir paylaşım var, gündelik kıyafetlerle neden çıkmıyoruz. Nesneleri bıraktık. Çıplak ışık ve müzik disiplinini tiyatromuza yerleştirdik. Fatih bu konuda öncülük yapıyor ve bizi de eğitiyor .
 


Sizi sevenler olduğu kadar eleştiren bir takım kişiler de var. Mesela gelen eleştirilerarasında "sabun kıvamında gösteriler, içi boş, sadece anlık rahatlamalar sağlayan show, bir tiyatro oyunu değil" gibi birtakım cümleler var. Bunlara nasıl bir cevap veriyorsunuz?

Biz cevap vermeyiz, biz sadece oynarız. Biz, devlet tiyatrosu oyuncularından, kimi rejisörlerden, şehir tiyatroları yönetmenlerinden, tiyatroya yıllarca emek vermiş ve klasik tiyatro biçimiyle bu zamana kadar meslek hayatlarını devam ettirmiş pekçok insandan, abilerimizden büyüklerimizden inanılmaz kötü eleştiriler aldık.
Bursa 'da Uluslararası Gençlik ve Çocuk Tiyatroları Festivali'nde oynadık. Her oyundan sonra oyun eleştirisi yapılıyor ve bu yaklaşık yarım saat sürüyordu. Sıra bizim oyuna geldi. Herkes salondaydı. Bize yöneltilen eleştiriler yaklaşık 3,5 saat sürdü. Bize neler neler söylediler. Önce "Tiyatro gibi ulvi bir şeyle spor gibi aşağılık bir şeyi yanyana getirmeye utanmıyor musunuz?" diyenler oldu. İnsanlar görmek isttediği gibi görüyordu. Biz bunları sözle anlatamayız, biz sahne insanıyız, doğaçlamayı sahnede üretiyoruz, spotaneyiciyiz, sahnede herkesle birlikte üretiyoruz, sadece oturarak karşılıklı söyleşi yaparak üretmiyoruz. Bunlara dair söyleyecek birşeyimiz yok. O gün gelen olumlu eleştiriler de vardı. Bizim yapmak istediğimizi anlamış olanlar. Ve dediler ki: "Geleceği kurmak için yola çıkanlar omuzlarında geçmişten kalan tozları silkeleyip atmak zorundadır. Doğaçlama dünyanın en zor işidir. Arkadaşlarıma başarılar diliyorum." Bu bize yetti. Biz şunun kaygısı içide değiliz: öyle doğaçlamalar yapalım ki, hem biçimsel hem de içerik olarak muhteşem şeyler söyleyelim. Meyve veren ağaç taşlanır.Yenilikçi genç kuşakla gelenekçi eski kuşak hep çatışma içerisindedir. Gelenekçi eski kuşak, yenilikçi genç kuşağa eğer varlık zeminini kaptırırsa olmaz. Onu muhafaza etmek zorundadır ki ,iyi bile olsa kötü demek zorundadır. Kendi varlık sebebi ortadan kalkmasın ister, kendini ister istemez korumak zorundadır. Bu eleştirilerin yanında şunu söylemek istiyorum. Hiçbir devlet tiyatrosuna ya da bu eleştirileri yapanlara şöyle bir mesaj gelmemiştir: "Sizi izlerken çok gülüyoruz, eğleniyoruz. Eşim hamile ve çocuğumuz da hissediyor ve o da gülüyor, çünkü biz sizi çok sevdik. Ailemize hoşgeldiniz." İşte yaşayan şey budur. Bunun başka bir karşılığı yok.

 

Ne hayal etmiştiniz ne kadarı gerçekleşti? Ve şimdi ne hayal ediyorsunuz?

Stanislavski der ki ilerlemeyen sanatçı geriler. Çok net bir cümle. Biz bir yola çıktık, gidiyoruz. Şu anda olduğumuz yerdeyiz ve bunu idrak ediyoruz. Tabiki üreten ,mesleği sahne sanatı olan insanlar olarak TV'ye de birşeyler yapıyoruz. Sinemamızı da yapıcaz. Bu Mahşer-i Cümbüş'ün sineması olacak. Kendi dilimizi yaratacağız,  ada dediğim yer var ya, o ada da kendi sinema salonumuzu ve oturma düzenimizi kendi sinema dilimizi yaratacağız. En büyük hayalimizden bir tanesi 10 yıl sonra Türkiye 'de bir "Mahşer-i Cümbüş ligi" kurmak. Türkiye'nin pekçok yerinde doğaçlama tiyatro yapan ekiplerin var olmasını sağlamak ve önleri açmak. Her ilin kendi tiyatro sporu ekibini yaratmak. Bir tiyato sporu ligi yaratmak. Fikstrünün çekildiği, federasyonun olduğu, Mahşer-i Cümbüş ligini yaratmak istiyoruz.

Müdavimler oluşmuş durumda. Sürekli gelen bir kitle var.

Çok çok çok. Kombine satacak durumdayız. Aileden biri gibi görüyorlar. Bir süre sonra bu mekan da bize yetmeyecek. Burayı ve bizimle olma anını paylaşmak isteyen insanlar çoğaldıkça onlara o olanağı sağlamak zorundayız. Biz burdan "bilet kalmadı" diyerek katılımcıları gönderince çok mutsuz oluyoruz. Para kazanamadık diye değil. Paylaşmak isteyen insanlarla paylaşamadık diye. Önümüzdeki sene burası devam edecek sonra bakacağız ,çok zor olsa da yeni bir yer yaratmak için bakıyoruz .

Doğaçlama tiyatro yapmak istiyorum diyenlere nasıl yardımcı oluyorsunuz?

Şu anda doğaçlama tiyatro kurslarımız var. 4 tane sınıfımız var. Başlangıç için 3 aylık bir eğitim veriyoruz. 1.sınıf, daha çok bu alanı paylaşmak, yaşamak, doğaçlama yapmak isteyen ya da "bu yaşa geldim bundan sonra tiyatro yapamam" diyen kişilere yönelik bir sınıftır. 3 ay süren kurs sonrasında mezuniyet oyunu olarak katılımcıların karşısında tiyatro sporu oynuyorlar. 1. sınıf bitip 2'ye devam edebiliyorlar. Genelde devam etmek isteyenler çoğunlukta oluyor çünkü kendilerindeki yaratma gücünü fark etmeye başlıyorlar. 2. sınıfta daha ileri bir teknik olarak uzun doğaçlama yapmayı, beyin fırtınası yapmayı öğreniyorlar. 2. sınıf oyununu da bunun üzerine kuruyorlar.

Mezun olduklarında profesyonel bir oyun yapmak isteyenlerin ellerinden tutmaya devam ediyoruz. Hayalhane sonsuza kadar onlara açık.
 
Bu kurslar hafta içi akşam ve hafta sonu olarak uygulanıyor. 3,5 saat sürüyor. Haftalık tek blok ders. En fazla sınıfta 10 kişi oluyor. Kursa katılmak isteyen pekçok insan var ancak daha fazla sayıda alamıyoruz . Çünkü işi gerçekten yapabiliyor olmak önemli. İlk önce oyun oynama isteği olmalı. Bir dili ve kültürü birlikte kuruyoruz. Biz tiyatrocu yetiştirmiyoruz. Katılımcıları kendilerine yakın hale getiriyoruz. Doğaçlama yapmak isteyen herkese ve şu anda yapan herkese birşey söylemek isteyebiliriz. Çünkü çok güzel bir kültür yayılmaya başlıyor. Değişik üniversitelerden 3.ve 4. sınıfa gelmiş öğrenciler aldıkları klasik eğitimi reddedip doğaçlama tiyatro ekibi kurmaya çalışıyorlar ve bizden izin alıyorlar. "Biz bunu yapmak istiyoruz ,yapabilir miyiz ,sizden habersiz olarak okulumuzda tiyatro sporu yapmaya başladık ve utanıyoruz Sizden gizli kapaklı yapıyoruz gibi geliyor, yapabilir miyiz."diye soruyorlar. Doğaçlama herşeyden önce samimiyet, dürüstlük gerektirir. Dürüst ve samimi değilseniz güzel şey yaratamazsınız, çirkin şey yaratırsınız. Doğaçlama güzel birşeydir ve onu daha güzel yapabilmek için sizin de samimi ve dürüst olmanız gerekir. Şunu yapmamalı, gizliden gelip, oyunumuzu izleyip, kendi sahnelerinde bunu bulduk dememeleri gerekir insanların. Eğer biz bir doğaçlama dünyası yaratacaksak Türkiye'de bütün yaratacakların hepsinin bir samimiyeti paylaşması gerekir.

 

 

Ayrıntılı bilgi: www.tiyatrosporu.com

0 212 249 19 90
Sadri Alışık sokak no:24 kat 4
İstiklal cad. Beyoğlu-İSTANBUL

 

 

 

 

 

Serpil Altın Urkan

 

 

 
Sudenur 07.05.2008
Ayy valla acayip iyiler hepsi ama en tatlisi bence dilek abla ayy cok hosuma gidiyor yaa
 
Sudenur 05.05.2008
Özlem ve ayhan ve dilek sizi ve diyerlerini çok seviyorum her gün izliyorum aynısını oynyorum hep özlemin ayhanın ve ayçanın olduğu gurubunu oynuyorumhergün olsa çok sevinirim ve her gün izlerim ve aynısını yaparım inşallah bana cevap verirsiniz dilek ayça özlem en çok özlem olmak isterim ve dileyinde yazmasını istiyorum nolur yazın
 
Aslıhan Timur 05.05.2008
Allahım çok tatlılar hepsini çok seviorum ama ayhanın hastasıyım çok şekerr osman tanda çok yakışıklı:D
 
Tümay Ciftçi 01.05.2008
Ten bayılıyorum size adanada sizi izledim fakat tanışamadığım için çok üzülüyorum ayhan ve dilek hastasıyım
 
Mürvet Ağın
01.05.2008

Ya bayılıyorum ben size ya keşke sizinle tanışa bilseydim.bu benim en büyük hayalim sizinle tanışmak 5 dk olsa bile sizinle beraber olmak.ama olsun varlığınız bile yeter.süpersiniiiiiiiiiiiiiiz ya sizi çok seviyorum

Selin BAYRAK
29.04.2008

Özlem harika bir kız çok güzel dilek çok tatlı hepsi komik bu oyunda yani maşşericümbüş

KARTAL
28.04.2008

Çok komiik ve eğlenceli ayhan ve dileğe bayılıorum

Eda Akyılmaz
20.04.2008

Hepinizi çok seviyorum hepiniz çok tatlısınız sizin tiyatronuza gittim ama keşke tanışabilsem sizi öpüyorum mahşeri cümbüşüm benimmmmm

 
İzel Şahin
20.04.2008

Ben sizleri çok seviyorum lütfen bigayada gelin

 
Emine Arslan
16.04.2008

Ya ben nedense hepinizi ayrı ayrı seviyorum ama en çok Burak onu çok seviyorum kim bu roportajı yaptıysa ona çok çok teskurler ama ben Bir kerecik Burak'ı gormeden sonra ne anlamı var

 
İlknur
14.04.2008

Ben tiyatro diye buna derim olayları anında yaratıyorlar ve o duyguya kendilerini anında verebiliyorlar o yüzden bence süperler 10 numara hepsi ama ben dilek özlem ve yiğit i daha çok seviyorum

 
ELİF AKBULUT
14.04.2008

Hayatımda izledigim en komik program.hiçç bitmesin buu show.özlemi cok seviyorum

 
Selvi Kahriman
13.04.2008

Ben mhser-i cumbusun tiryakisiyim ya...

 
Zarife Yalçın
09.04.2008

hepinizi çok seviyorum.özellikle de YİĞİT'e bayılıyorum.hepiniz birbirinizden yeteneklisiniz.anında görüntü show'u hiç kaçırmadan izliyorum ve sizi çoooook beğeniyorum.hepinizi kocaman öptüm.başarılarınızın devamını dilerim...

 
Eda
09.04.2008

konyaya geldininz ama ben dershanem yüzünden gelemedim size bayılıyorum basarılarınızın devamını dilerim

 
Burcu Kaynar
08.04.2008

Yhaa gerçekten bu programa harika cumartesi akşamlarımın vazgeçilmezi haline gelen bi program sanırım ilk defa bu kadar çok bağlanıyorum bir programa!ayrıca resimler ve röportajlar gayet güzel olmuş emeğinize sağlık...

 
Buse
08.04.2008

Mahşer-i cümbüş e bayılıyorum izlediğim günden beri bende birtutku oldu ve her hafta cumartesi günleri kaçırmadan izlemeye çalışıyorum ...onları çok seviyorum :)

 
Selvi Kahriman
08.04.2008

Ya ben mahşer-i cümbüşe hastayım her cumartesi izliyorum , herkese selamlar...


Cansın Dümbül
06.04.2008
mahşer-i cümbüş çok güzel çok harika bi oyun bende sizin gibi olamasam da tiyatro etkinliklerine katılıyorum

 
Hatice 05.04.2008
mahşeri cümbüşe bayılıyorıummmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm

 
İsimsiz 04.04.2008
Ben mahşer-i cümbüşü uzun zamandır izleyen,takip eden ve hayalhanede de onlar 2 kez izleme şansı bulan biriyim. 14 yaşındayım ve ileride tiyatrocu olmak istiyordum ama sizleri izleyince bu isteğim anlatamayacak kadar arttı . umarım ben 18 yaşına gelince de sizin kurslarınız devam eder ve bende sizin öğrenciniz olurum....

 
Nazlı Altun 01.04.2008
Bu programa bayılıyorum. Henüz 14 yaşımdayım bu zamana
kadar komedi ile ilgili olan tiyatrolara ayıp olmasın diye zorla
gülerdim. Sizin programınızı izlerken gülmekten ölüyorum. Özellikle
Dilek ablama ve Burak abime gülüyorum.

 
Nazlı Altun 21.03.2008
Bayılıyorum size. Ben de sizin gibi olmak istiyorum
doğaçlamam süper benim de:)

Ares51 05.01.2008
Gerçekten çok güzel bir röportaj olmus. Bu sahane
insanları biraz daha yakından tanımamyza katkyda bulunan herkese sonsuz
teşekkürler...
Büşra Perk 21.12.2007
Çok güzel olmuş. Tsk
kaan_19

21.12.2007

Çok güzel röportaj olmuş :) emegine saglik


Özlem Dirgin

13.12.2007

Çok teşekkürler, çok güzel bir röportaj olmus :) Onları daha yakından tanımak ve düşüncelerini öğrenmek çok güzel.. Keşke ben de tanışabilsem...

 

Form Numarası Alanının Doldurulması Zorunludur
Form NO: sls27