ARAYIŞI BİTMEYEN BİR USTA ;
GILMAN PEREMECİ KAHYAOĞLU
Temel Oyunculuk Eğitimlerimiz geçtiğimiz günlerde tecrübeli bir oyuncuya ev sahipliği yaptı. Devlet Tiyatrosu'nun başarılı kadın oyuncularından Gılman Peremeci Kahyaoğlu, oyuncu adaylarıyla birikimlerini bir atölye çalışmasıyla paylaştı.

Sanatçı, öğrencilerle; farkındalık, ritm, rolde sebep sonuç ilişkileri ile kısa sahne işleriyle oyunculuk üzerine çalışmalar gerçekleştirdi.
Bundan böyle dönem dönem çalışmalarımıza misafir olacak Gılman Kahyaoğlu, Açıkça dostlarına katılmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi. Kendisini şimdilerde, beğeni ile izlenen İnıshman'ın Sakatı isimli oyunda Eileen rolüyle izleyebilirsiniz .
Aşağıda Dilek Türk'ün sanatçımızla gerçekleştirdiği söyleşiyi bulacaksınız.
"GILMAN PEREMECİ KAHYAOĞLU kimdir?
Tiyatro eğitimini Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde yaptı.
İki yıl süreli çalışmasının ardından ayrıldığı Devlet Tiyatroları'na uzunca bir aradan sonra yeniden katılarak Trabzon Devlet Tiyatrosu kadrosunda yer aldı.
1994 yılından bu yana ise İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda görev almaktadır. Abdülcanbaz, Kıyamet Suları, Orkestra, Giydirici, Atçalı Kel Mehmet, Kozalar, Ölüler Konuşmak İster, Fırçacılarla Düdükçülerin Savaşı, Genç Osman, Ayışığında Şamata, Bir Şehnaz Oyun, Karaların Memetleri, Silahşörün Gölgesi, İstanbul Efendisi, Ihlamur Ağacı, Yaban, Annem Denizi İlk Kez Ellisinde Gördü, Çayhane oynadığı oyunlar arasında. Sanatçı 1996 yılında Kıyamet Sularında isimli oyundaki rolüyle İsmet Küntay anısına verilen en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görülmüştür."
Dilek Türk- Gılman Hanım uzun bir sahne yolcuğu yaşadınız. Bu yolculuk başarıyla sürüyor. Sahnelerimizde sevilen oyunlarda görev aldınız. Nasıl ve hangi amaçla başladınız oyunculuğa?
Gılman Peremeci Kahyaoğlu- Ailemin üçüncü ve en geç konuşan çocuğu olmam sanırım bende böyle bir yetiye dönüşmüş ya da varlığımı göstermek için savunma mekanizmam bu şekilde gelişmiş, bilemiyorum. Küçüklülüğümden anımsadığım; özellikle mutsuz bir yüz gördüğümde o yüzü güldürebilmek için yaptığım taklitler. Daha sonraları şiirler masal öykü ve fıkralarla zenginleştirilmiş bir anlatı şekli. İnsanları güleç ve mutlu görmek isteği sanırım bilinçaltında bir amaçmış ama konservatuara girerken bu amaç iyi bir tiyatro sanatçısı olama bilincini taşıyordu. Ailemin özellikle abla ve ağabeyimin ve çevrenin ısrarıyla bir anlamda yönlendirilerek çıktım bu yola.

-Ödüllerin motivasyonuna inanır mısınız? Şu günlerde hiçbir ödüle aday olmak istemediğini söyleyen ekipler,oyuncular var. Siz de ödüllü bir oyuncu olarak bu konudaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız bizimle?
"Marifet iltifata tabidir" Demiş büyüklerimiz. Seyircilerimizin alkışları iltifatlarıdır, ancak; iltifatı belgeleme istemi ödülleri var etmiştir. Cezalar ve ödüller gelişmiş hayvan hücreli varlıklarda en etkili sistemdir. Bu nedenle ödüller olmalıdır. Son yıllarda hep aynı kişilere giden ödüller, oyun türleri arasında yaşanan kargaşa, ödüller açıklanmadan aylar öncesinden ödül alacak kişinin durumu biliyor olması, ödüllerin ciddiyet ve coşkusunu bence zedelediğinden; ödüle aday olmak istemiyorlar sanırım
-Devlet Tiyatrosu'nda tiyatro oyuncusu olmak nasıl bir duygu?Kendinizi tiyatro üretme anlamında burada mutlu hissediyor musunuz?
Devlet Tiyatroları repertuar tiyatrolarıdır ve tiyatro geçmişimizde Türkiye'de tek konservatuar zamanı itibariyle yetiştirilmiş sanatçı adaylarını alarak kadrosunu ve dolayısıyla bölgelerdeki tiyatro sahnelerini çoğaltarak toplumun her kesimine tiyatro sanatını götüren bir kurumdur. Öncelikle bende ciddi ve disiplinli olmam gereken bir duygu uyandırıyor. Sonra, hepimizin vergileriyle ayakta duran bu kurumda elimden gelenin en iyisini yapma sorumluluğunu veriyor. Özel Tiyatroda hiç oynamadığım için tam bir kıyaslama yapamam ama üretiyor yaratıyor olmak bence başlı başına mutlu olunacak bir durum ve her yıl rolüm olduğu için çok mutluyum
-Engin tecrübenize karşın sürekli kendinizi geliştirme çabasında olduğunuzu duyduk, bizimle yaptığınız atölye çalışmasında da öğrenme arzunuzu gördük. Öğrenme isteğiniz nasıl bir kaynaktan besleniyor?
İltifatlarınız için teşekkürlerimi sunuyorum. Sözleriniz bana onur verdi. Sorunuzun yanıtı bu kez çok kısa olacak. Düşünce merakı, merak da öğrenme isteğini getiriyor
-Ülkenin geçmiş tiyatro günlerine de tanıklık yapmış biri olarak, ülkemizde tiyatro alanındaki çalışmaları nasıl buluyorsunuz? Bir geriye gidiş mi söz konusu yoksa ilerleme mi?
Bu soru içinde başka bir soruyu da barındırıyor gibi geldi bana. Şayet anladığım gibi Türkiye genelinde Tiyatro çalışmalarının artıp eksildiğini soruyorsanız elimde konuyla ilgili istatistikî bir veri olmadığından bilemem. Nitelik nicelikse sorunuz, bence nitelik biraz kayboldu. Şu sıralar dizi zihniyeti ile hazırlanmış oyunlar gündemde. Tabii bu ileri ya da geri gidiş olarak anlaşılmamalı yanlış olur. Ben bir tiyatro oyununda "TİYATRO TADI" arayanlardanım. Ama bu sanatla uğraşanların da bir arayış içinde olduklarının farkındayım
-Tiyatronun pek fazla mekanda kendine yaşamı alanı yaratmaya çabaladığını görmekteyiz. Tüm zorluklara rağmen yeni tiyatrolar açılmakta. Mücadele ruhu geri gelmiş gibi.Özellikle genç arkadaşlar çeşitli çalışmalarla öne çıkıyorlar.Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Her tür sanatla uğraşan kişilerin bana göre tek ortak yanı vardır, o da söyleyecek sözlerinin bulunması. Bana göre sanat: "ben bu dünyada varım ve varlığımı sizlere göstermek için üst duygulardan yararlandım, beni dinleyiniz."dir. Bu yüzden toplumların sancılı ya da değişim dönemlerinde sanat, her türü içinde barındırdığı için özellikle Tiyatro öne çıkar. Bu konuyla ilgili bir aktarım yapmak istiyorum Kırgız belgesel sinema haftası nedeniyle bir kırgiz rejisörle konuştuğum zaman ona şu soruyu sordum " Biliyorum Kırgız belgesel filmleri dünya üzerinde söz sahibi olan bir sektör. Acaba bağımsızlığınızı kazandıktan sonra neler değişti?" Kırgız rejisör yüzüme bir an bakıp "Komünist dönem içindeyken üzerimizde birçok baskı vardı, bu baskılardan biri de din baskısıydı. Bağımsızlık sonrası din özgürlüğü verildi ve birçok camii açıldı. Bağımsızlık gerçekten anlatılamayacak kadar güzel duygular ve güven verir insana. Ancak sanat konusunda biraz geriledik. Çünkü ibadetimiz yasakken biz sanat yaparak, yaratarak ruhumuzu yüceleştirir ve arınırdık." Son zamanlardaki çalışma artışları en azından tiyatro denilen olguyu tanıma çabaları benim de ayırdında olduğum ve çok mutluluk duyduğum eylemlerden.
-Oyunculuğunuzun beslendiği kaynaklar nelerdir? Bir role nasıl çalışırsınız? Yönteminiz nedir? Bu sırları bizimle paylaşır mısınız?
Bu sorunuzun öncelikli yanıtı metnin bana ne verdiği ve benim metni nasıl aktarmam gerektiği ile başlar Çünkü Tiyatro, söz ağırlıklı bir sanat dalıdır. Metnin sayfalarca içeriğini belli bir zaman diliminde seyircilere aktarılma sorumluluğunu üstlenmeniz ve en iyi aktarım şeklini bulmanız gerekir. Ben bu düşünceyle rolüme çalışmaya başlarım. Beslenmem ise her oyunda farklılıklar gösterir. Kimi zaman resim galerileri kimi zaman zindanlar kimi zaman yalnızca film seyretmek kimi zaman sessiz ve tarihi dokuları barındıran sokak araları kimi zaman okuduğum kitaplar arasında yeniden gezinmek bir müziğin peşine takılıp günlerce dinlemek benim beslenme kaynaklarım olur Tabii ki sezgilerim gözlemlerim hep yol göstericimdir
-Oyuncunun sahne üzerindeki mesaisinin dışında hayatını nasıl yaşadığı oyunculuğunu besler dersek iddialı bir söz mü etmiş oluruz?
Siz hayatta nelerden keyif alırsınız?
Sanırım bu kişiden kişiye değişen bir yaklaşım bir şablon çizmek pek doğru gelmiyor bana. Ben; kendimle ve çevremle barışık kendime ve çevreme saygılı biriyim diye tanımlayabilirim kendimi böyle olunca keyif alınacak, yaşam sevincinizi güçlendirecek pek çok şey kendiliğinden önünüze geliyor size de bunlardan yararlanmak ve dağarcığınızı doldurmak kalıyor küçük bir örnek bir şarkıya ıslıkla eşlik bile keyiflendirir beni.
-Bir internet sözlüğü sizin hakkınızda "disiplinli, gür sesli ve ışıl ışıl bakışlı bir amazon kadınıdır, sohbetine doyum olmaz" demiş. Sizinle örtüşen bir tanımlama olduğunu düşünüyorum. Paylaşmayı seven bir oyuncusunuz. Türk tiyatrosunun gelişmesi adına üzerinizde bir sorumluluk hissettiğinizi düşünüyorum. Ne dersiniz?
Bu kadar hoş esprili tanım yapan kimseye bir teşekkür edememenin ezikliği içindeydim. Vesileyle sizin aracılığınızla bu tanım sahibine teşekkürlerimi sunuyorum. Evet, her tür sanat kendi içinde bir disiplin gerektirir. Ben şimdiye dek bu bilinç ve saygıyla işimi sürdürdüm. Bilgi görgü deneyim adına ne varsa, haber niteliğinde her olay benim düşünceme göre paylaşılmalıdır bu benim zaaflarımdan biri. Çünkü her yeni bir şey öğrendiğimde ne kadar bir şey bilmediğimi görüyorum ve yeni araştırmalar içinde var olmanın keyfini yaşıyorum. Bilgilerimi paylaşırken de var olan kişinin varlığına katkım olduğu için sevinç duyuyorum. Aslında hepimize bir sorumluluk düşüyor. Ama ben; şimdi gençlere bir şeyler bırakabilmenin çabası içindeyim. 1968 de konservatuara girdiğimden beri topladığım yaklaşık 2000 kitap ve teksti tek tek yeniden okuyup özetlerini çıkartmaya başladım. İleride bir site kuracağım. Böylece konservatuvara hazırlanacak ya da oyun arayan yeni kurulmuş toplulukların iyi bir kaynağı olmuş olacak.
-Tiyatro yapmaya karar vermiş arkadaşlara önerileriniz neler olabilir?
Her şeyden önce yürekleriyle ve akıllarıyla kendilerine şu soruyu sormalarını öneririm. "BU GELİP GEÇİCİ BİR HEVES Mİ YOKSA GERÇEKTEN BU BÜYÜLÜ VE ÇOK ZOR DÜNYANIN İÇİNDE OLMAK İSTİYOR MUYUM?" Bu tartım sonrasında "EVET" diyorlarsa bir yerden başlayacaklardır. Düşünceleri merakları onları araştırmaya itecektir. Araştırdıkça yeni düşüncelerin sahipleri olacak yeniden araştıracaklardır. Böylece başta kendi enstrumanları olmak üzere bu uçsuz bucaksız yaratı dünyasında keşiflerle ilerleyeceklerdir
-Inishmaan`ın Sakatı' ndan bahsetmenizi istesek.Oyun pek beğenildi.Şu sıralar da Ankara'da sahnelenmekte. Seyircinin beğenisini nasıl buldunuz. Bu projenin size hissettirdikleri nelerdir?
Doğal koşulların yokluğun yoksunluğun sıkıştırdığı ada insanlarının her şeye karşın yaşama sarılışları. Umutlar, zaaflar, çıkarlar, kırgınlıklar, umarsızlıklar. Kimi yalanlarla dedikodularla beslenen değişimsiz bir yaşam. Oyun Ankara seyircisi tarafından da beğeni ile izleniliyor.
-Yeni bir proje var mı şu sıralar? Bizimle paylaşır mısınız?
Bir dans ya da ritim kursuna gitmek arzusundayım. Bana güzel sorular hazırlayıp böyle bir söyleşi olanağı verdiğiniz için size teşekkürlerimi sunuyorum
-Biz teşekkür ederiz Gılman Hanım. Sizi tanıdığımız için mutlu olduk. Çalışmalarınızda başarılar.Alkışınız bol olsun.

Dilek TÜRK
26 Şubat 2008

|