FARKINDA OLMAYAN TİYATROCU OLAMAZ
Ümit Denizer
İnsanın, kendisindeki sanatı sevmesi.
Sanatla uğraştığını sanan pek çok insanın, "ben neymişim be abi?" diye kendini dev aynasında sandığı günümüzde; şu muhteşem yönlendirmeyi, unutup kaybetmeyeceğimiz bir yerlere yazalım lütfen. Dünyaca ünlü büyük Sovyet tiyatro adamı Konstantin Stanislavsky (Bizim Muhsin Ertuğrul Hocamızın çağdaşı) şunları söylüyor: "Sanatta kendinizi değil, kendinizde sanatı sevin."
***
Bence "insanın kendisine sanatçı diyebilmesi için, ne yaptığının farkında olması gerektiği amacıyla" söylenmiş bir değerlendirmedir bu. Öyleyse, biz de geçen ay başladığımız "Kozmos farkındalığı"mıza devam edelim diyorum.
Biliyorsunuz, dünya, güneşin çevresini 365 günde dolaşıyor. Dünya güneşi dolaşırken, ay da dünyanın etrafında dönüyor. Ayın, dünya çevresini dolaşması 21 günde tamamlanıyor. Bu 21 günlük süreç,
eski kavimlerin takvimlerini belirlemiştir. Günümüzde hala ay takvimi kullanan kavimler var. Mesela, bizim atalarımız, Orta Asya'da, Altay dağlarındaki Türk boyları, bugün bile ay takvimine göre yaşıyorlar.
Onlar Şaman'dırlar, yani güneşe taparlar. Bu dinin adı "Şamanizm"dir. Takvimini güneşe göre düzenlemeyi çok sonra düşünmüş insanoğlu.
Dönelim Big Bang kavramına. Yazımızın bundan sonrasını fısıltıyla konuştuğumu farz ediniz. Çünkü gökyüzünde gürültü yoktur. Gürültü patırtı, hava kirliliği, savaş, hepsi yeryüzünde. Gökyüzünde yer çekimi bile yok! Çıt çıkmıyor ve bütün hareketler yavaş çekimde seyrediyor. Sadece sonsuz bir sessizlik ve ıssızlık duygusu var.
Big Bang ile saçılan gezegenler, uzayda ileri doğru gitmeye devam ediyorlar. Bu bir sistemdir. Bizim yeryüzümüzün de içinde olduğu bu sistemin adına "Güneş Sistemi" demişler. Biliyorsunuz bilim adamları, evrende başka sistemlerin de bulunduğunu söylüyorlar.
Kaç sistem olduğu henüz bilinemiyor, ama gökyüzündeki o muazzam hareketlerde, müthiş bir ahenk var. Gezegenler, birbirlerinin etrafında düzenli bir dengeyle hareket ediyorlar. Dünya, güneşe bir milim yaklaşsa sıcaktan kavruluruz. Ay, dünyaya bir santimetre yaklaşsa, yer çekimine kapılıp yere çakılır. Ama olmuyor! Müthiş bir düzen ve denge kurulmuş!
Biz bu düzenli dengenin bilimsel adına "yörünge" demişiz. Çok güzel bir Türkçe sözcük. Yani dünyanın, güneşin çevresinde 365 gün süren elips biçimindeki dönüşü bir yörüngedir. Aydede'nin de, dünya çevresinde 21 günlük bir yörüngesi vardır.
Yörünge kelimesinin Arapça'sı "Felek"tir ve bu kelime dilimizde birçok deyimde yer alır. Mesela, biliyorsunuz; görmüş geçirmiş, çeşitli badireler atlatmış insanlar için "Feleğin çemberinden geçmiş" derler. Yaşadıkları hayattan hoşnut olmayanlar da: "Ahh felek aah, kimine kavun yedirirsin kimine kelek" diye sitem ederler.
Gökyüzünde bir yörünge olayı olduğunu ve böyle kendine göre yörüngesi olan 12 gezegen bulunduğunu; dünyada ilk kez Sümerler keşfetmişler.
Yani şu Mars, Venüs, Jüpiter, Plüton, vs. Bu Sümerler, çok önemli bir keşif daha yapmışlar. Demişler ki: "Güneş çevresinde 3660 yıllık yörünge çizdiği için pek bilinmeyen 13'üncü bir gezegen daha vardır. Biz onun adına 'Nibiru' diyoruz."
Bu "Yörünge/Felek" kavramı içerisindeki "Nibiru" konusu, geçtiğimiz yıl Türkiye'de aylarca tartışılmıştı. Hatırlarsanız: Yörüngesini 3660 yılda tamamlayan "Marduk" adlı bir gezegen varmış. Mayaların Marduk adıyla andığı o gezegen, Sümer kil tabletlerindeki Nibiru'dan başkası değilmiş. Maya takvimine göre, Marduk, 2012 yılında yörüngesi kesiştiği dünyaya teğet geçecek ve doğal felaketlere sebep olacakmış.
Hayır, bunları korkalım diye söylemiyorum. O uçsuz bucaksız evrendeki muazzam denge ve düzene dikkat çekmek istiyorum, o kadar. Belki de evrende yalnız değilizdir diye düşünüyorum. Ve şu Sümerleri araştırıp okumanızı diliyorum. Çünkü çok müthişler! Üç büyük semavi dinin kutsal kitaplarında yazılı pek çok efsane, destan, tarihi olay; Sümerlerin dört bin yıllık çivi yazılı kil tabletlerden geliyor. Mesela "Nuh Tufanı". Mesela "Hazreti İbrahim'in oğlunu kurban ederken, gökten koç indirilişi".

Ümit Denizer
01.03.2008
