FARKINDA OLMAYAN TİYATROCU OLAMAZ
Ümit Denizer

 

Jerzy Grotowski’den Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’na ...

 

İki ay önceki sohbetimizde Jerzy Grotowski için yapılan etkinlikten söz etmiştim. Konunun devamında da güzel ayrıntılar vardı, ama güncel konular girdi araya… Bu ay yine Grotowski etkinliğine dönelim ve eksik kalan ayrıntıları paylaşalım istiyorum.

 

Etkinliğin ikinci günü, Yeditepe Üniversitesi / Güzel Sanatlar Fakültesi konferans salonundaydık. Film gösterilerini izledik. Özellikle, son sekiz yılında Grotowski’ye asistan olarak yardım eden Thomas Richards’ın “Action” adlı muhteşem çalışmasına hayran kaldık. Üstelik bu çalışma, İstanbul’da Aya İrini kilisesi içinde kaydedilmişti.

 

“Tiyatro Laboratuarı” üzerine gerçekleştirilen panelden de çok yararlı bilgilerle ayrıldık. Oluşan farkındalığa, bizim de küçük bir katkımızın olduğuna inanıyoruz. Şöyle ki:

Grotowski’nin tiyatro algılamasına çok benzer bir tezi, Grotowski henüz ilkokuldayken öne süren bir Türk eğitimcisi vardır. Tiyatrocu değil de eğitimci olduğu için, Avrupalı değil de Anadolulu olduğu için, bilinmez!


Evet, Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’ndan söz ediyorum…

 

(Baltacıoğlu’nun farkında olan… Onu yıllar önce Eugenio Barba’nın bir “Tiyatro Antropolojisi Sempozyumu” kapsamında Avrupalı tiyatroculara tanıtan… Ve Baltacıoğlu için bir enstitü kurma girişimini başlatan… Kim oldu biliyor musunuz? Beklan Algan…)

 

Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu, Grotowski’nin doğduğu yıllarda yayınladığı “Tiyatro” adlı kitabında ve yazdığı pek çok makalede Grotowski tiyatro anlayışına paralel tezler öne sürüyor. Mitos-Boyut Yayınevi tarafından “Tiyatro Nedir” adıyla yeniden basılan kitaptaki makalelerinden birkaç satır aktarmak istiyorum şimdi size:

 

“… Tiyatro aktörlerin de içine katıldığı ve kaynaştığı bir oluştur. Bu oluş nedir? İnceleyelim.

 

1: Gösterim, hayattan kesilmiş bir dilimdir.
2: Bu dilim hayatın tıpkısı değil, ama apayrısı da değildir.
3: Gösterim, teknik zorunluluklara göre sıkıştırılmış ve düzenlenmiş bir hayattır.
4: Gösterimle hayat arasındaki ayrım, bir nitelik ayrımı değil, bir nicelik ayrımıdır.
5: Hayat bir oluş, bir süredir. Piyes de bir oluş, bir süredir.
6: Hem piyesin, hem de gösterimin ülküsü, nitelik kayıpları her ne olursa olsun, bu süreyi var etmektir.
7: Süre gösterim için değil, gösterim süre içindir.

 

Bu süre olmayan yerde gösterim de olmaz. Süre kesilince hayat da kesilir. Öyle ise süre gösterimin canı, kendisi, özüdür. Bu özün en yakın çevresi aktördür, ondan sonra yazarın hayat dehası gelir. Ondan sonra da takıntılar gelir.

 

Burada ‘süre’den maksat zaman süresi değil, can süresi, ruh süresidir. Buradaki süre can ve ruh süresi soyundan olmakla birlikte, onların tıpkısı da olmadığından; buna ‘gösterim süresi’ demek doğru olur. Gösterim süresi nedir? Bu özgün süre gerçeğini anlamak için onu bazı rasyonel öğelere ayıralım: …”

(Tiyatro Nedir / Mitos-Boyut Yayınları, 2006 / Sayfa 145)

 

Bu kitap, tiyatronun ve bizim büyük tiyatro insanlarımızın farkında olmak isteyenlerin kitaplığında mutlaka yer almalıdır…

 

 

Ümit DENİZER
04.03.2010